Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Menemen olayında 10 büyük şüphe!
Devlet Mehmet Âkif'e neden sahip çıkmadı?
II. Abdülhamid'e Muhalif Karikatürler
Süleyman Şah
KANUN-İ ESASİ
Osman Hamdi Bey
PAPA'lar ve AYASOFYA
OSMANLINININ SİMGESİ FETİH MARŞI
II. Abdülhamit Dönemi Fotoğraf Albümü
Bayramzâde Zekeriya Efendi

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Âşık Celalî

Sayfadaki Başlıklar


Hayatı
Şiirleri

Hayatı

Âşık Celâlî, Bayburt'un Tahsinli köyünde doğmuştur. Asıl adi Ahmet'tir. Bektaşî’dir. Bütün yaşamını yoksulluk içinde çobanlık yaparak geçirmiştir. Âşık Celâlî’nin Bayburt'un, Erzincan'ın, Erzurum'un, Tercan'ın dolaşmadığı köyü, otlatmadığı sürüsü, sürmediği tarlası kalmadığı söyleniyor Bir yetim kızla evlenen Aşık Celalî, adı oğlunun ölümünü görmenin acısını da çekmiş, şiirini de söylemiştir. 1915 yılında ölmüştür.

Eserlerinde yer yer yer yergi, taşlama, alaylama bulunur. Bektaşîliğin bütün özelliklerini şiirlerinde, üstelik ustaca denebilecek bir biçimde verebilmiş. Yaşamdaki kırıklığını, acılarını, yoksulluğunu, sevgisini içtenlikle eserlerinle yansıtmıştır.

Şiirleri

Bir peri aşkından divane oldum

Bir peri aşkından divane oldum
Çağladı gönlümüz akıyor hocam
Erenler şahından bir name aldım
Dilim ezber etmiş okuyor hocam

Pîr destinden nûş eyledim bu âbı
Anda açılmıştı aşkın kitabı
Yegân yegân sor ki verem cevabı
Bugün gam kervanım kalkıyor hocam

İndim seyreyledim İrem düzleri
Kuduretten sürmelenmiş gözleri
Oturmuş bir bölük huri kızları
İbrişimden halı dokuyor hocam

Bir yere cem olmuş Kırklar erenler
Her bakışta arşı kürsü görenler
Devasız dertlere derman verenler
Her biri bir derse bakıyor hocam

Yaktı Celâlî’yi bu aşkın nârı
Sağ başta durmuştu Kırklar’ın biri
İçlerinde gördüm Horasan pîri
Hû çekende canlar yakıyor hocam


Karşı yatan ulu dağlar

Karşı yatan ulu dağlar
Kar kusar bellerin senin
Yazın kışın belli olmaz
Sert eser yellerin senin

Suyun bir kumsaldan kaynar
İner düz ovayı boylar
Şarıl şarıl akar çağlar
Serindir sellerin senin

Çiğdemin menekşen kokar
Güzeller göğsüne takar
İçinde sunalar oynar
Derindir göllerin senin

Dağın çiçekle dolmasın
Umarım yaylan olmasın
Yâd ilden avcı gelmesin
Bağlansın yolların senin

Celâlî der tuzak kurdun
Pusularda sindin durdun
Yahşi yerden yaman vurdun
Kırılsın etlerin senin


Yurt yuva kıldığın tenli mereği

Yurt yuva kıldığın tenli mereği
Düzüp kotardığın tepir eleği
Şu kavdan yaptığın tecir tereği
Divan-ı Bâri'ye yadigâr götür

Elinle ördüğün çöpür ağını
Kâhan eylediğin kelem bağını
Şu kabal biçtiğin sap orağını
Al Ulu Tanrı'ya bergüzâr götür

Yetim gömleğini diken iğneyi
Her gün yal verdiğin topal ineği
Ayran topladığın şu ak küleği
Mahşer yığnağına sakla sar götür

Üç kot arpa beş kot çavdar ekerdik
Kesmik ekmeğine hasret çekerdik
Namertlere ağu merde şekerdik
Sözünü tekrar et iftihar götür

İle kısmet balsa bize pay taştı
Yokluktan derdimiz deriden aştı
Açlıkla uğraşmak hayli savaştı
Çektiğin mihnetten ah u zâr götür

Yetim kalmış idin emzik tavında
Gamla kavrulmuştun gençlik çağında
Bir gül yeşertmedin vuslat bağında
Gönül yaraların beraber götür

De ki kadir Mevlâ’m bize ilişme
Dünyada sızıyan çıbanı deşme
Celâlî Baba'dan sorma söyleşme
Bu dertli çobandan bir selâm götür

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz