Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Öksüz Dede / Öksüz Âşık
Bursa Ulu Cami
Yakub Kadri Karaosmanoğlu
Osmanlı Devlet'inde Belediyecilik Ve Çorum Belediyesi
Karagöz Hacivat Gölge Oyunu Tarihi
Kastamonu - Kemah Köyü Halil Bey Camii
Ruhsatî
Osmanlı'yı Anlamak
Faik Âli Ozansoy
Boğdan Voyvodalığı

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Âşık Paşa

Sayfadaki Başlıklar


hayatı
şiirleri

hayatı

1272-1333 yılları arasında yaşamış, Kırşehir'de doğmuş ve Kırşehir'de ölmüştür. Cengiz'in ordularından kaçarak Horasan'dan Anadolu'ya gelerek, Kırşehir'e yerleşen ünlü mutasavvıf Baba İlyas' in torunudur.

Âşık Paşa'nın babası da din ulularından sayılan Muhlis Paşa'dır. Âşık Paşa'nın asıl adı Ali'dir. Âşık Paşa Türk ulusçuluğunun bilincinde, Türkçenin önemli, zengin bir dil olduğuna inanmış ve bu uğurda çalışmıştır.

Âşık Paşa, din uluları yetiştiren bir aileden gelmiş olduğu için, aldığı ailesel eğitimin, görgünün, geleneğin doğal sonucu olarak mutasavvıf bir ozan olmuştur. Tasavvufun Anadolu'da yayılması için çalışmıştır.

Âşık Paşa hece ölçüsünün yanı sıra aruz ölçüsünü de kullanmıştır. Ama tasavvufu savunan şiirlerinin büyük çoğunluğunu hece ölçüsüyle, Türkçeye özen göstererek yazmış.

Âşık Paşa'nın en ünlü yapıtı "Garip-nâme"dir. 1329 yılında yazılmıştır. Âşık Paşa bu yapıtında, Anadolu Türklerine tasavvufu öğretmek amacını gütmüştür. Aruz ölçüsüyle yazılmıştır. On iki bin beyitlik bir eserdir. Yapıtın öğreticilik yanı ağır bastığı için, bir sanat yapıtı olmaktan çok bir öğretici 'yapıt olarak değerlendirilmelidir. Ayrıca "Garip-nâme"nin, Süleyman Çelebi'nin "Mevlid”ini etkilediğini de belirtmek gerekir.

Aşık Paşa'nın şiirlerinde Yunus Emre'nin etkileri açık olarak görülür.

Âşık Paşa'nın, Fakr-nâme, Vasf-ı Hal, Hikâye ve Kimya Risalesi adlı eserleri de bulunmaktadır.

şiirleri

Dilim bülbül oldu öter

Dilim bülbül oldu öter
Âhım cana kılur eser
Türlü türlü yemiş biter
Mamur oldu bostanımız

Geçenler n’etti n’eyledi
Her birisi bir ad koydu
Leylâ ile Mecnûn gibi
Söyleniser destanımız

Aşk ile başım hoş durur
Kanda varsam yoldaş durur
Yıl on iki ay sarhoş durur
Aşktan içmiştir canımız

Mutî olduk aşk haline
Bakmadık dünya malına
Girdiler erenler yoluna
Tamam oldu îmanımız

Ne kaşadır ne gözedir
Meylimiz güzel yüzedir
Daima solmaz tazedir
Bu bizim gülistanımız

Kim buldu derman ecele
Görsek geri kim ki gele
Dahi gideriz ol yola
Menzildedir kervanımız

Âşık Paşa’m nice nice
Devlet anın ol göz aça
Bizden dahi gelip geçe
Bu yalancı devranımız


Her kim bana ağyar ise

Her kim bana ağyar ise
Hak Tanrı yâr olsun ona
Her kancanı varır ise
Bâğ u bahâr olsun ona

Bana ağu sunan kişi
Şehd ü seker olsun işi
Kolay gele müşkül işi
Eli erer olsun ona

Acı dirliğim isteyen
Tatlı dirilsin dünyada
Kim ölümüm ister ise
Bin yıl ömür olsun ona

Her kim diler ben har olam
Düşman etinde zar olam
Dosttan şad u düşmanı
Dost maşuk yar olsun ona

Ardımca taşlar atanı
Hak tahta ağdırsın onu
Önüme kuyu kazanı
Güller nisar olsun ona

Her kim diler ise benim
Ol dostumdan ayrıldığım
Gözlerinden hicap gitsin
Dîzar ayan olsun ona

Bu Muhlis oğlu Paşa'nın
Güldüğün istemiyenin
Ağladığım istiyenln
Gözüm pınar olsun ona

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz