Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
I. Mustafa'nın Şahsiyeti
31 Mart bir Yahudi ihtilâli gibi!
Yeniçeri ocağının İstanbul'a nakli
İbn-i Kemal
OSMANLINININ SİMGESİ FETİH MARŞI
Mücellitlik ve Müzehhiplik
Fener Rum Erkek Lisesi, Fener-Balat-Cibali ve Sigara Fabrikasından Üniversiteye
Ali Paşa (Çandarlızâde)
Tımarlı Süvarinin Geri Hizmetlerde İstihdamları
Osmanlı'da Güzel Sanatlar(genel)

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Çandarlı Vezir Ailesi

Osmanlı hanedanıyla beraber tarih sahnesinde görülen bu aile bir buçuk asır en yüksek ilmiye makamı olan kazaskerlikle hükümet reisliğini yani vezir-i âzamlığı ellerinde tutmuşlardı. Osmanlı devletinin gerek askeri ve gerek idari ve siyasî sahalarında teşkilâtlandırılmasında birinci derecede âmil ve müessir olmuş olan bu öz Türk ailesi Ankara vilâyetine bağlı Nallıhan ilçesinin Cendere köyündedir. Bu ailede ilk tanıdığımız şahsiyet ilmiye sınıfından yetişmiş olan kadılığı ve kazaskerliği zamanında Kara Halil Efendi diye şöhret bulan Halil Hayreddin Paşa'dır. Babasının adının Ali olduğunu tesislerinin kitabelerinde görmekteyiz.

Kara Halil Efendi XIV. yüzyılda Anadolu'da yer yer geniş teşkilâta sahip olan Ahilerden olup aynı zamanda Osman Gazi'nin kayınpederi olan Ahî reislerinden Şeyh Edebalı'nın akrabasındandı; medrese tahsili görmüş olan Kara Halil, kuvvetli ihtimalle Orhan Gazi zamanında Bilecik kadısı olmuş ve daha sonra İznik'te kadılık etmiş ve oradan da Osmanlı beyliğine merkez olan Bursa kadılığına tâyin olunmuştur. Kara Halil Efendi bu hizmette bulunduğu sırada beyliğin ilk askerî teşkilâtı olan yaya ve müsellem teşkilâtını yapmış ve bu suretle aşiret kuvvetlerinden muntazam askerî teşkilâta doğru bir adım atılmıştır; bu yeni asker ilk Osmanlı fütuhatında mühim âmil olmuştur.

Murad Hüdavendigâr'ın 763 H./1362 M.de hükümdar olması üzerine Kara Halil Efendi, Osmanlılarda ilk defa kurulan Kazaskerliğe getirilmiş ve bu ilmiye mesleği en yüksek kadılık sayılmıştır. Kara Halil bundan sonra vazifesi îcabı seferlerde pâdişâhla beraber bulundu; onun bu vazifede iken daha başardı işler yaptığını görüyoruz. Fütuhatın ilerlemesine ve elde fazla kuvvet bulunması zaruretine mebni Kara Halil E fen di'nin tavsiyesiyle muharebede esir düşen genç Hıristiyanlann Türk köylüsünün yanına verilmek suretiyle İslâm terbiyesi üzere yetiştirilip Türkçeyi de öğrendikten sonra acemi ocağına verilmesi ve oradan da yeniçeri olmaları usulü kabul edildi ve bu suretle ilk düzenli Osmanlı yaya ocağı kuruldu ve bu ocağa yeniçeri ocağı denildi. Yine ulemadan Karamanlı Kara Rüstem'in îkazı ve Kara Halil'in pâdişâha arz etmesi üzerine maliye teşkilâtı yapıldı ve yeni kurulan yeniçeri ocağına harpte esir edilerek olanlardan beşte birinin devlet hesabına alınması ve esire ihtiyaç olmadığı zamanlarda ise beşte bir esir akçesi alınması kanun oldu.

Kara Halil Efendi 774 H./1372 M. de Sinanüddin Yusuf Paşa'dan sonra vezir oldu. Bu tarihte imparator Yuannis'in ikinci oğlu Selanik valisi Manuel'in, Serez Rumlarını isyan ettirmek istemesinin haber alınması üzerine vezir Halil Paşa -ki vezirlikten itibaren kendisine Hayreddin Paşa denilmiştir— hemen Selânik'i zapta ve Manuel'i yakalamağa memur edildi, Manuel kaçtığı için elde edilemedi. Hayreddin Paşa'nın vezirliğine kadar Osmanlı vezirleri askerî işlerle meşgul olmazlardı; fakat o vezir olduğu tarihten itibaren aynı zamanda kumandan olarak da muvaffakiyetli işler başardı; bundan sonra Osmanlı vezir-i âzamları hem idarî ve hem askerî işleri ellerine aldılar.

Hayreddin Paşa 1385'de kumandan olarak Batı Trakya, Makedonya ve Arnavutluk taraflarında faaliyette bulundu; Draç beyi Topia'ya yardım ederek onun hasmı olan Arnavutluk'ta Zenta prensi II. Balşa'yı mağlûp etti.

I. Murad, Karaman oğlu Alâaddin Bey'in tecavüzi hareketinnden dolayı 788 H./ 1386 M. onun üzerine sefer hazırlığı yapmak üzere Bursa tarafına geçtiği sırada Hayreddin Paşa'yı Rumeli muhafazası için hudud üzerinde bırakmış ve onun oğlu kazasker Ali Bey'i yanına almıştı; fakat Hayreddin Paşa az sonra 789 H./ 1387 M. de Yenice-i Vardar ordugâhında hastalanarak Serez'e getirilip orada vefat etti; yerine oğlu Ali Paşa vezir oldu ve babasının cenazesini getirmek üzere Serez'e gidip heman dönerek Karaman seferine iştirak etti. Osmanlıların aşiret teşkilâtını devam ettirmesini isteyen ve hazine ve askerî teşkilâtına aleyhdar olan tarihler istisna edilecek olursa diğer ecnebi ve türk tarihler bu zatın yüksek kudret kabiliyetini söylüyorlar. Hakikaten idarî, malî, askerî sahalarda ve Osmanlı devletinin kuruluşunda birinci derecede hizmeti görülmüştür; İznik'te Yeşilcami adı verilen camii ile imareti, Gelibolu'da ve Serez'de camileri vardır.

Halil Hayreddin Paşa'nın Ali, İlyas, ve İbrahim isimlerindeki üç oğlundan büyük oğlu Ali Paşa, babasının vefatı üzerine vezir olmuştur. Ali Paşa 1387'den 1406 senesine kadar I. Murad, Yıldırım Bayezid ve Emîr Süleyman zamanlarında on dokuz sene vezir-i âzamlıkta bulunmuştur. O da babası gibi teşkilâtçı ve kuvvetli bir idareci olduktan başka Bulgaristan'ın istilâsında da mahir bir kumandan olduğunu sevkulceyiş ve tabiye harekâtıyla göstermiştir. Yıldırım Bayezid'in Timur ile muharebe etmeden evvel bilfiil harbe girişmeyerek çete ve müdafaa harbi yapmak suretiyle hareket üssünden çok uzakta olan Timur kuvvetinin yıpratılmasını tavsiye etmiş ise de Yıldırım Bayezid bu mütalaayı kabul etmemişti; Ankara Muharebesi'nin (805 H. /1402 M.) kaybedilmiş olduğunu gören Ali Paşa, büyük şehzade Süleyman Çelebi'yi alarak kaçmış evvelâ Bursa'ya ve oradan Gemlik yoluyla Edirne'ye gelmişlerdir.

Ali Paşa, Osmanlı şehzadelerinin saltanat mücadelelerinde Emîr Süleyman Çelebi'nin vezir-i âzamı olarak bütün idareyi kendisine bırakmış olan Emîr Süleyman zamanında bir hükümdar gibi faaliyette bulunmuş ve Sivas, Amasya, Tokat tarafları hariç olarak Emîr Süleyman'ın hâkimiyetini Anadolu ve Rumeli'de muhafaza etmeğe muvaffak olmuştur. Ali Paşa 809 H./ 1406 M. de vefatıyla beraber Emîr Süleyman'ın üstün vaziyeti bozulmuştur.

Yıldırım Bayezid zamanında Ali Paşa'nın tavsiyesiyle kadılara baktıkları davalardan muayyen bir ücret tahsis edilerek bunların rüşvet almaları önlenmiştir; tarihler değerini ve hizmetini takdir etmekle beraber Sultan Bayezid'i içkiye alıştırmasından dolayı kendisini kusurlu görürler. Ali Paşa'nın evlâdı olmadığından Bursa'da yaptırmış olduğu camii ile zaviyesinin mütevelliliği ve nazırlığını Bursa kadılarına bırakmıştır. Osmanlı saraylarında ve vezir dairelerinde içoğlanı adıyla hademe bulunmasını Ali Paşa bulmuştur. Kabri İznik'te babasının türbesindedir; çok cömert olduğunu tarihler yazarlar.

Ali Paşa'nın kardeşlerinden İlyas Paşa, Yıldırım Bayezid zamanında beylerbeyi iken vefat etmiş ve diğer kardeşi İbrahim Paşa ise ilmiye sınıfından yetişerek biraderi Ali Paşa zamanında Bursa kadılığında bulunmuş ve Ali Paşa'nın 808 Receb/1405 Aralık tarihli vakfiyesini İbrahim Çelebi tertip etmiştir. Bazı tarihlere göre Musa Çelebi'nin Rumeli'deki hükümdarlığı zamanında Edirne'de bulunmuş ve sonra Çelebi Mehmed'in yanına gelmiş, ona kazasker ve 823 H. / 1420 M.'den evvel ikinci vezir olmuştur.

824 H. /1421 M. de II. Murad'ın cülusunu müteakip şehzade Mustafa Çelebi (Yıldırım Bayezid'in oğlu) vakasında Birinci vezir Bayezid Paşa'nın ölümü üzerine İbrahim Paşa vezir-i âzam olarak bu vazifesi tam bir îtimad ve istiklâl ile 24 Zilkade 832 / 25 Ağustos 1429'da vefatına kadar devam etmiştir. İznik'te kendi türbesinde medfundur; İznik'te bir imareti vardır. Kendisi, babası ve biraderi gibi ordu kumandanlıklarında bulunmamış fakat güzel idaresiyle kudret ve nüfuzunu muhafaza etmiştir. İznik'te bir sarayı olup, II. Murad'ın kardeşi Küçük Mustafa Çelebi, saltanat dâvasıyla ortaya çıkıp İznik'i alınca İbrahim Paşa sarayında oturmuştur,

İbrahim Paşa'nın iki oğlu vardı; kazasker bulunan büyük oğlu Halil Paşa, babasından sonra vezir-i âzam olmuş ve ümeradan bulunan küçük oğlu Mahmud Çelebi de Çelebi Mehmed'in kızı Hafsa Sultan ile evlenmiş ve ondan çocukları olmuştur.

Halil Paşa da babası gibi II. Murad zamanında bütün kuvveti elinde bulundurmuştur. 848 H. / 1444'deki Edirne-Segedin anlaşmasından sonra II. Murad'ın saltanattan çekilmesi üzerine yerine hükümdar olan oğlu Manisa valisi II. Mehmed'e de vezir-i âzam oldu; fakat on üç yaşında bulunan çocuk hükümdarın lalası Zağanos Paşa'nın teşvikiyle lüzumsuz emirler vermesinden dolayı sıkıldı; çünkü kendisi Sultan Murad zamanında serbestçe hareket ettiğinden işine müdahaleyi istemiyordu; bu sırada muahedenin bozulması üzerine yeni bir haçlı seferi yapıldığından, pâdişâhı, ordunun başına babasını davete zorladı, Sultan Murad başkumandan sıfatıyla gelerek Varna muharebesini kazandı ve Edirne'ye dönüşte Halil Paşa'nın tesiriyle oğlunu Manisa'ya göndererek ikinci defa hükümdar oldu.

II. Murad az sonra tekrar saltanattan çekilerek Manisa'ya gidip şehzadesini ikinci defa hükümdar yaptı. Bundan bir kaç ay sonra Edirne yangını ve onu müteakip yeniçerilerin ayaklanması hâdisesi vukua geldi. Devletin kuvvetli ellerde bulunması zaruretine dayanarak Halil Paşa, saltanata gelmek arzusunu gösteren Sultan Murad'ı gizlice Edirne'ye getirterek üçüncü defa hükümdar yaptırdı. Bu haller genç hükümdar Sultan Mehmed'in Halil Paşa'ya karşı haklı olarak gücenmesine sebep oldu ise de tabiî elinde yapacak kudret yoktu.

Sultan Murad 855 H./1451 M.'de vefat edince Sultan Mehmed üçüncü defa hükümdar oldu. İstanbul fethine hazırlandı; Halil Paşa, bu teşebbüse karşı Avrupa'da yeni bir Haçlı seferinin vukua gelmesinden korktuğu için bu işe pek taraftar değildi; çünkü üç haçlı seferini görmüş ve büyük tehlikeler atlatılmış olduğu için yine büyük bir haçlı hareketi vukua gelmesinden korkmuştu. İstanbul kuşatması esnasında mMcarların muhasaranın kaldırılması hususunda tehdidi vukua geldi; papanın otuz donanma göndermekte olduğu haber alınmıştı; işte bu sırada son bir gayretle İstanbul alındı; Fatih Sultan Mehmed bu zafer şenlikleri esnasında kendisini iki defa saltanattan indirmiş olan Halil Paşa'yı Bizans'tan rüşvet aldı propagandasıyla katlettirmek suretiyle intikam aldı ve mallarını elinden aldı (1453). Halil Paşa'nın vezir-i âzamlığı yirmi dört sene kadardır. Cesedi oğlu İbrahim Paşa tarafından İznik'e naklolunarak defnedilmiştir; Ege sahilinde Çandarlı körfezi ağzındaki kale Halil Paşa tarafından yaptırılmış olup hâlen onun adını taşımaktadır. Namına bazı eserler telif ve tercüme olunmuştur.

Halil Paşa'nın katlinde oğlu Süleyman Çelebi kazasker ve diğer oğlu İbrahim Çelebi, Edirne kadısı bulunuyorlardı. Süleyman Çelebi kazaskerlikten azledilerek 859H./1455M.'den sonra vefat etmiştir. İbrahim Çelebi ise uzun zaman Edirne kadılığında bulunmuş ve bir ara Amasya'da bulunan şehzade Bayezid'e lala tâyin edilmiş sonra kazasker olmuş, 891 Safer/1486 Şubatta Rumeli kazaskeri iken vezir ve 904 H./1498 M.de vezir-i âzam olmuştur; bir sene sonra İnebahtı Seferi'nde vefat ettiğinden cesedi İznik'e naklolunup defnedilmiştir. Çandarlı ailesinin Halil, İlyas Paşalarla Mahmud Çelebi kollarından yürüyen torunları zamanımıza kadar gelmişlerdir.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz