Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Sırrı Paşa
Nişancı Mehmet Paşa
Hoca İbrahim Paşa
osmanlı medeniyet ağacı
Sultân I. Murâd
Osman Bey'in Aşiret Reisliği ve Uc Beyliği
XIV. Asrın Son Yarısıyla XV. Asır Ortalarına Kadar Osmanlılardaki Zaviyeler
Küçük Çelebizâde İsmail Âsım Efendi
Anlaşmalar - Antlaşmalar
Osmanlı Devleti'nde Nikel Para

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

İnsani değerler zirvede

İnsani değerler zirvede
Bugün de çoğunu yitirdiğimiz, ecdadımız Osmanlının insani değerlere verdikleri önemden, kibarlıklarından bahsetmek istiyorum. Kibarlıkta ve nezakette üzerine yoktu ecdadımızın. Terbiyenin merkezi, kaynağı da Osmanlı sarayı idi. Dünyanın hiçbir yerinde bu derece nezaket ve kibarlık yoktu. Buradan da, saraylara yakın olan Beşiktaş halkına yayıldı. Beşiktaş’tan sonra İstanbul halkına, İstanbul’dan da bütün Anadolu’ya yayıldı nezaket ve kibarlık...

Eskiden kibarlık yarışı yapılırdı, şimdi ise kabalık yarışı... Bu değerlerimizi hep Batı’ya açılmakla kaybettik. Biz Batı’nın ne kadar kötülükleri, pislikleri varsa, onları aldık. Onlar ise bizim güzelliklerimizi sahiplendiler.

Osmanlıların edep, nezaket ve terbiye hususunda ulaştıkları seviyeyi, hiçbir milletin seviyesiyle mukayese etmek mümkün değildir. Bu, misli görülmemiş bir mükemmellik ve incelik arz ediyordu. Bunlar, ırk, din ayrımı yapılmaksızın bütün insanlara karşı aynen uygulanan değerlerdi. Dolayısıyla Osmanlı insanı demek, imrenilecek edep ve nezaket timsali kimse demektir.

Osmanlılar, gönülden bağlı bulundukları İslamiyet’in kin ve garazı yasaklaması sebebiyle her Cuma ve Bayram günlerini, birtakım küskünlük ve kırgınlıkları kaldırmaya ve aralarındaki kusurları af edip barışmaya vesile etmişlerdi.

Osmanlıdaki edep, nezaket ve terbiye kuralları sayılamayacak kadar çoktur. Bazılarını zikredecek olursak; Avrupa halklarında mevcut olan küstahlık, taşkınlık ve sokak kavgaları yoktu. Sokaklar, gayet sakin ve emniyet içindeydi. Hiç kimse yerlere tükürmezdi. Konuşanın sözü kesilmezdi. Konuşan da, son derece vakar ve sükunet içinde olurdu. İfadeleri gayet zarif ve düzgündü. Oturuş, kalkış ve yürüyüş, hep müstesna bir nezaket ve vakar arz ederdi. Yaşlılara hürmet, kusursuz ve pek yüksekti. Hanımlara karşı hürmet ise, umumi bir ananeydi. Anne, teyze, hala ve bacı olarak telakki edilirlerdi.

Bu ve benzeri hususlarla alakalı araştırma yapan Avrupalı yazarın birçok sayısız tespit ve itirafları olmuştur.

A. Brayer şöyle der:
“Halkın üstleri başları ne kadar temizdir. Hâl ve tavırlarında ne büyük bir asalet ve yüzlerinin çizgilerinde ne tatlı bir sükunet ve nezaket vardır! Konuştukları dil de, ne tatlı ve ne kadar ahenklidir!”

Viguier de şöyle der:
“Sohbet edenlerin ifadeleri veciz ve telaffuzları da pek temizdir! Tebessümlerinde incelik ve el hareketlerinde ayrı bir zarafet ve sadelik vardır. Ecnebileri en çok hayrette bırakan cihet, birkaçının birden konuşmayıp, yalnız birinin söz söylemesidir. Söylenen sözlerde herhangi bir fenalık, koğuculuk, iftira gibi kötülükler ve edebe mugayir laubali sözler yoktur. Yaşlı ve büyüklere karşı hürmetle onların hakkına riayet, hayal edilemeyecek bir nezaket içindedir. Diyebilirim ki Osmanlıların ahlaki hususiyetleri, insanı adeta büyüler. Yürüyüşlerinin serbestlik ve ihtişamı, misafir kabullerindeki güler yüzlülükleri ve nihayet selamlığa girip çıkarken riayet ettikleri teşrifatın zarafeti karşısında hayran olmamak elde değildir.”

Edmondo de Amicis de şöyle der:
“Tetkik ve tespitlerime göre İstanbul’un Türk halkı, Avrupa’nın en nazik ve en kibar topluluğudur. Koca şehrin en ıssız sokaklarında dahi bir yabancı için hiçbir hakaret ve zarara uğrama tehlikesi yoktur. Halk arasında küstahça bir bakış şöyle dursun, fazla kötü bir nazara bile hiçbir zaman tesadüf edilmez. Kahkaha sesleri gayet nadirdir. Kapı, pencere ve dükkanlardan hiçbir kadın sesi aksetmez.”

İşte Osmanlı buydu. Altı asırlık dünyaya huzur veren medeniyetin kaynağı bu değerlerdi. (Mehmet Oruç, Türkiye, 24.11.2001)

Bu sayfayı düzenle

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz