Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Servet-i Fünûn Dönemi Edebiyatı (1896-1901)
OSMANLI'DA PARA ( AKCE )
Abdülhamit'in Marangozluğu
Müzehhiblik
Mirza Mustafa Efendi
Ruhsatî
XVIII. Yüzyılda Buhara Hanlığı ile İlişkiler
AMERİKAN DONANMASI ÜZERİNDE OSMANLI HAKİMİYETİ!
Anadolu Beylikleri Aydınoğulları Beyliği
Bayezid Paşa

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

İznik Hacı Özbek Camii

İznik'te Hacı Özbek Camii (Çarşı Mescidi) de XIV. yüzyılın ilk yarısına aittir. Zamanımıza kadar gelmiş kitabesinde —ki bu cami, kitabesi bilinen en eski Osmanlı binası dır— H. 734 (1333) tarihinde inşa edilmiş olduğu anlaşılıyor. Orijinal bina, dörtköşe, kubbeli bir ibâdet mekânı ile binanın Batı duvarına yapışık üç bölmeli bir son cemaat yerinden müteşekkildir. Minaresi yoktur. Aslında da bulunmuyordu.

İç hacim 7.92 m. ye 7.92 m. ölçüsünde kare bir plana sahiptir. Kubbe yarım küreden biraz fazla olup üçgen dilimli bir kuşak üzerine oturmaktadır. Kuşak, altında ve üstünde bulunan iki silme ile tebarüz ettirilmiştir. Böylece iç mekân Alâaddin Bey Camii 'ndekinden daha belirli bir şekilde dikey planda üç bölüme ayrılmış bulunuyor. Döşemeden 4.00 m. irtifaa kadar düz satıhlı kare, sonra kubbeye yirmi sekiz köşeli bir taban sağlayan menşurî kuşak ve nihayet dairevî kubbe... Bu üç ayrı geometrik hüviyeti haiz bölümleri dışarıda da görmek mümkündür. Kubbe, on iki köşeli kasnak, ve üst yapının oturduğu beden duvarları açıkça belirtilmiş, kirpi saçaklar ile birbirinden ayırdedilmiştir. Alt yapı ve kasnak tuğla hatıllı moloz taştır. Taşlar arasına bir dikey tuğla yerleştirilmiştir. Kubbe kürevî satıhları örtmek için düşünülmüş özel bir kiremitle kaplıdır.

Son cemaat yerine gelince: orijinal yapı yanları kapalı; Bizans başlıklı iki mermer kolona oturan üç sivri kemerli; iki bölmesi beşik tonoz, kapı üzerine rastlayan üçüncü bölmesi manastır tonozuyla örtülü, XIV. yüzyıl Osmanlı mimari üslubuna uygun bir son cemaat yeriydi. Son zamanlara kadar mevcuttu. 1959 yılında yol genişletilmesi sebebiyle yıktırılmış ve yerine mihrabın karşısına düşen, fakat gayet çirkin ve herhangi bir hususiyeti bulunmayan kapalı bir son cemaat yeri inşa ettirilmiştir. Bu muhdes yapının sokağa bakan duvarına iki pencere açılmış, orijinal kapı, pencere haline sokulmuş ve yanındaki pencere de dahil olmak üzere dört eş pencereli bir cephe ortaya çıkmıştır. Ayrıca hareme bir ahşap balkon konulmuştur. Bunun dışında iç mekân orijinal karakterini muhafaza ediyor. Mihrab basit bir nişten ibarettir. Yanlarında iki niş daha vardır. Tabii ışıklandırma beşi göz seviyesinde üçü kasnakta olmak üzere sekiz pencere ile yapılmaktadır. Kasnak pencereleri biri mihrabın üstünde, biri onun karşısında biri de Doğu'dadır; orijinal son cemaat yerinin bulunduğu Batı yönünde kasnak sağırdır.

Görülüyor ki ilk devir Osmanlı cami mimarisinin ilk eserleri olan Alâaddin Bey ve Hacı Özbek Camileri form ve iç mekân teşekkülü bakımından birbirine çok benzemektedir. Kubbe yapısı ve daireden dört köşe tabana geçiş bakımından da farklı değildirler. Alâaddin Bey Camii'nin üçgen şekilli köşe panolarıyla Hacı Özbek Camii'nin üçgen dilimli kasnağı göze değişik görünürlerse de yapı sistemi itibariyle eştir : her ikisi de kubbenin yükünü duvar sathına yayar. Bu sebeple, Alâaddin Bey Camii'nin üçgen köşe panolarını Karatay Medresesi'nin köşe üçgenlerine benzeten Gabriel ile ayni fikirde değiliz. Karatay Medresesi'nde bir noktada toplanan sivri üçgen şekillerin meydana getirdiği yelpaze konsol kubbenin yükünü dört köşede topladığı cihetle pandantif gibi çalışır. Alâaddin Camii'nde ise üçgenler birinin ucu aşağıda birinin ki yukarıda olmak üzere altlı üstlü tertiplenmiştir ki bu durumda yük sadece köşelere binmez, bütün duvar sathına yayılır. O bakımdan bahis konusu iki tertip birbirinden tamamiyle farklıdır.

Hacı Özbek Camii'nin üçgen dilimli kasnağında da aynı mütenavib tertibi buluyoruz. Şu farkla ki burada diziler sivri uçları birarada toplanan iki üçgende bir dönmektedir ve sayıları daha çoktur.

İlk devir Osmanlı camiinin üçgen panolu veya dilimli kasnak sisteminin menşeini aramak lâzım gelirse Konya Alâaddin Camii 'nde mihrab önündeki kubbenin üçgen panolu kuşağı yahut Sivas'ta Gök Medrese 'nin mescidinde kubbeden duvarlara geçiş tertibi daha uygun örnekler olarak verilebilir. Konya Alâaddin Camii'nin mihrab önündeki kubbesi bir kare mekânı tespit etmeyip büyük bir mekân içerisinde bir bölümü örter.

----------------------

Kaynak: İlk Devir Osmanlı Mimarisinde Cami / Abdullah Kuran / Ankara / 1964

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz