Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Nüfusu ve Yönetim Şekli
Preveze Savaşı ve Akdeniz hâkimiyeti
Estetiğin Mührü:Tuğra
Ali Mümtaz Arolat
Molla Güranî
İlim, Sanat ve Fikir Hareketleri
Hacı İvaz Paşa
Abaza Mehmet Paşa'nın İsyanı
tarihimiz çok kıymetli
Osmanlı'da Tasavvuf ve Tarikatler

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Şeyh Edebali

Sayfadaki Başlıklar


Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye Nasihati

Osmanlı devletinin kuruluşu sırasında yani XIV. yüzyıl'ın ilk yansında Anadolu şehir ve kasabalarında mühim nüfuzları olan Ahiler'in, bu devletin kuruluşunda önemli rolleri vardır. Gazi Osman Bey Söğüt ve havalisinde bulunduğu sırada bu mıntıkanın en nüfuzlu Ahî reisi Şeyh Edebali isminde bir zattı; Şeyh Edebali, Eskişehir ile Söğüt arasında ve Çukurhisar'ın güney doğusundaki İtburnu mevkiinde oturuyordu. Aslen Karaman (Konya ve Sivrihisar) taraflarından olan Edebali, memleketindeki âlimlerden ders görmüş ve sonra yüksek tahsil için Şam'a gitmiş, hadîs ve usul-i hadîs okumuş ve bilhassa İslâm hukuku olan fıkıhta ihtisas yaptıktan sonra memleketine dönmüş, şöhreti artmış ve bu sırada Gazî Osman Bey'le tanışmıştır.

Gazi Osman Bey, onun nüfuzundan istifade ederek yapacağı işlerde onunla görüşerek iş yapmış ve şeyhin kızı Rabia veya Bâlâ Hatun'u alarak ona damat olmuş ve bu izdivaçtan şehzade Alâaddin Bey doğmuştur.

Edebali ile oğlu Şeyh Mahmud ve şeyhin talebesi ve damadı Dursun Fakîh ve Ahî Şemseddin ile onun oğlu Ahî Hasan gibi Ahî ricali ve daha sonra yine Ahilerden Cendereli Kara Halil, Gazi Osman Bey'in temelini attığı Osmanlı beyliğinin kurulmasında mühim hizmetler görmüşlerdir.

Şeyh Edebali son zamanlarında kızı ve torunu Alâaddin Bey ile Bilecik'te oturmuş ve Bilecik'e tâbi Kozağaç köyünün öşür ve hasılatı onların iaşesine tahsis edilmiştir. Rivayete göre Şeyh Edebali, damadı Osman Bey'den az evvel Bilecik'te vefat ederek oraya türbesine defnedilmiştir. Kızı Bala Hatun da orada medfundur. Merhum Ali Emirî Efendi tarafından tertip edilmiş olan silsilenamesinde Şeyh Edebali'nin Mahmud ve Mehmed isimlerinde iki oğlu olduğu görülmektedir.

Rivayete göre, oğlu Ahmed Paşa, Orhan Gazi zamanında vezirlik etmiştir. Beylerbeyi Lala Şahin Paşa'nın 749 H./ 1348 M. tarihli vakfiyesinde şahitler arasında bulunan Ahmed bin Mahmud el-Vezir'in bu Ahî Mahmud'un oğlu ve Edebali'nin torunu olması pek muhtemeldir. Yine merhum Emirî Efendi kaynak göstermeyerek Mevlûd sahibi Süleyman Çelebi'yi bu Ahmed Paşa'nın oğlu olarak gösteriyor. Edebali'nin Mehmed Paşa ismindeki oğlunun, Yakub Çelebi adında bir oğlu, Orhan Gazi tarafından 761 H./ 1359 M. de yapılan bir zaviyeye şeyh olmuştur.


Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye Nasihati

Ey Oğul!

Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana... Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..

Ey Oğul!

Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teala yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize va’dedilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.

Oğul!

Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin.. Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın!.. Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.

İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı ve atanı say! Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir...

Şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki alime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken, itibarını kaybedene acı! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli (korkusuz, pervasız, kahraman, gözüpek) derler.

En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir. Ülke, idare edenin, oğulları ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir. Ülke sadece idare edene aittir. Ölünce, yerine kim geçerse, ülkenin idaresi onun olur. Vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini oğulları ve kardeşleri arasında bölüştüler. Bunun içindir ki, yaşayamadılar.. (Bu nasihat Osmanlı’yı 600 sene yaşatmıştır.) İnsan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkmaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar. Laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. Dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir!..

Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur. Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı... Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli. Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam. Yine de, bilirim ki, kılıç kalkıp inmelidir. Fakat bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey memleketten öte değildir. Bir savaş, yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü, zaman yok, süre az!..

Yalnızlık korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi, başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da! Yeter ki, toprağın tavda olduğunu bilebilsin. Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez!.. Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez.

Osman! Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın.

Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz