Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
ÜSTÜN TÜRK HİMAYESİ
Lala Mehmet Paşa
Osmanlı Musikîsi
XVIII. Yüzyılda Hindistan'daki İslâm Devletleri ile İlişkiler
II. Mahmut ve Islahatları
Osmanlı Tarihi Ders Notları
II. Mustafa
I. Sultan Murad
Abdülhamid sorgusu
ECDADIMIZIN BÜYÜKLÜĞÜ

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Şeyh Hamdullah ve Mektebi

Şeyh Hamdullah, Mustafa isminde birinin oğlu olup 840 H. 1436 M.'da doğmuş ve Maraşlı Hayreddin adlı kişiden sülüs ve nesih yazısını öğrenmiş ve yazısının güzelliği sebebiyle Amasya valisi Şehzade Bayezid'e (II. Bayezid) intisap ederek onun oğullarına yazı meşketmiş ve daha sonra da musahibi olmuştur; Bayezid, pâdişâh olunca İstanbul'da yaptırttığı meşhur camiinin mihrabı üzerinde ve kubbesi etrafındaki yazıları Şeyh Hamdullâh'a yazdırtmıştır.

Hamdullah, sülüs ve nesih yazısında son zamana kadar devam eden bilinen kuralı koymuş olan Yakut Müstasamî (vefatı 699 H. 1299 M.) üslubu ile yazmış ve fakat kendisi de zevkine göre tadilât yaparak namına mensup olan bir yazı tarzı koymuştur.

Hamdullâh'ın Aklâm-ı şilte veya Şeş kalem ismi verilen sülüs, muhakkak, nesih, rik'a, tevkiî ve reyhanî adında altı türlü yazı numunesini gösteren bir meşk mecmuası Topkapı Sarayı Emanet Hazinesi kütüphanesinde 2084 numarada bulunduğu gibi yine bu zatın aynı yerde ve 71 numarada pek mükemmel olarak yazdığı Kur'an-ı Kerim de görülmektedir.

Şeyh'in (Hamdullah'ın) oğlu Mustafa Dede (vefatı 945 H. 1538 M.) ve damadı Şükrullah ( vefatı takriben 950 H. 1543 M.) talebeleri ve halazadeleri Celâl oğlu Muhyiddin ve kardeşi Cemaleddin ile Nefeszade tezkiresine göre şeş kalemde Osmanlıların Yakut'u sayılan Ahmed-i Karahisarî (vefatı 963 H. 1555 M.) ve Amasyalı Abdullah Çelebi vasıtasıyla yayılan Hamdullah mektebi tarzı daha sonraları dal budak salıvermiştir ki Şeyh ile talebeleri olup yukarıda adları geçen yedi hattata bundan dolayı Üstadân-ı Seb'a denilmiştir.

Osmanlı memleketlerindeki bu yedi üstaddan Mustafa Dede'nin Topkapı sarayı hazine kütüpanesinde 2295 numarada bir kıt'ası ve Amasyalı Abdullah'ın da yine orada 2300 numarada bir kıtası ile Ahmed-i Karahisarî'nin emanet hazinesinde 2089 numarada muhakkak ve reyhanî usulündeki yazıları Türk hattının şaheserlerindendir; Süleymaniye Camii'nin kubbesi etrafındaki yazılar da Karahisarî'nindir. Karahisarî, üstadı Yahya-yı Sofî'den başka Kirmanlı Esedullah'tan yazının inceliklerini öğrenmiş olup kalem-i müsenna denilen celî yazıda büyük üstad olmuştur.

Bu üstadlardan sonra Ergun Kâmil mektebinin son talebesi Mevlâna Köse Muhyiddin ve Hamdullah kolundan Tatar Kâtip denilen Kırımî Abdullah (vefatı 999 H. 1590 M.) ve Hamdullah'ın torunu ve Mustafa Dede'nin oğlu Derviş Mehmed Çelebi (vefatı 1001 H. 1592 M.) ve Gelibolulu Kâtip Hüsam ve Karahisarî'nin oğulluğu Hasan Çelebi bin Karahisarî her kalemde ve bilhassa sülüs ve celî yazıda mahareti olan üstadlardan idiler; talik üstadları bunlardan başkadır.

Bu maruf hattatlardan Kırımî Abdullah'ın Topkapı Sarayı Emanet Hazinesinde ve 2115 numarada 969 hicret tarihli bir kıtası ile zerrin kalem Hüsameddin diye bilinen kâtip Hüsam'ın yine hazine kütüpanesinde 2295 numaradaki yazısı ve Hasan Çelebi'nin 974 hicret tarihli nefis eseri görülmektedir. Edirne'deki Selimiye Camii'nin bütün yazıları Karahisarî'nin oğulluğu olan Hasan Çelebi'nindir.

Hamdullah'ın vefatından sonra gelen hattatlar onun yolundan ayrılmamakla beraber meşk ve icazet vermekte Dede Çelebi kolu, Karahisarî kolu gibi ayrı ayrı kollar teşkil etmişlerdir.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz