Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Bozoklu Mustafa Paşa
Gazi Evrenuz Bey ve Ailesi
XVIII. Yüzyılda Harezm (Hive) Hanlığı ile İlişkiler
Yıldırım Bayezid Dönemine Kadar Osmanlılar - Arnavutluk İlişkileri
Daltaban Mustafa Paşa
Osmanlıların Kanal Projeleri
Aruz Vezni
Eşrefoğlu Rumî
Daltaban Mustafa Paşa
Basiretçi Ali

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

''Menemen belgeleri'' neden önemli?

Menemen belgeleri neden önemli?
26/12/2006


Ekrem Dumanlı'nın köşe yazısı

Pazar günkü Zaman'ın yayınladığı belgeler önemli. Çünkü yıllardan beri tartışılıyor Kubilay olayı. "Menemen'de yaşanan o menfur saldırının arkasında kim var?" sorusu hâlâ soruluyor.

Kimine göre şeriatçı bir kalkışmaydı bu; kimine göre de ustaca planlanmış bir komplo. Aradan 76 yıl geçti, hiçbir mütedeyyin, Asteğmen Kubilay'ın öldürülmesine olumlu bakmadı, bakamazdı da; çünkü İslam dışı bir vahşetti, insanlık dışı bir saldırıydı yapılan. Ne var ki yapılan genellemeler sonucunda dindar insanlar bir hayli hırpalandı. Güya Derviş Mehmet adındaki bir tarikatçı ve etrafındaki müritler laik düzeni yıkmak için "kalkışma"da bulunmuşlardı. Sağda pek çok yazar ve araştırmacı, Derviş Mehmet ve avenesinin esrarkeş bir topluluk olduğunu ve serkeş hallerinin herkesçe bilindiğini dile getirdi. Ne var ki bu kuşkular hep şahitlerin ifadesine ve Menemen halkının intibaına dayanıyordu. Yani, elde bir belge yoktu ki meczupların gerçek kimliği tam anlaşılabilsin.

Pazar günkü gazeteniz, tarihî bir sırrın belgesini gözler önüne serdi. Genelkurmay Başkanlığı, o dönemdeki adıyla Büyük Erkan-ı Harbiye Riyaseti, 26 Aralık 1930'da bir rapor tutmuştu. Emniyet'in tespitleri de rapor haline getirildiğinde ortaya şu manzara çıkıyordu: Devletin güvenlik kurumları, Derviş Mehmet'in şüpheli hallerine muttali oluyor, yetkili mercilerin dikkati çekiliyor. Kendini Mehdi ilan eden Derviş'in, esrar içenlerin kahvesine gittiği, orada şüphe uyandıracak hareketler yaptığı, 15 gün ortadan kaybolduğu, Menemen'e gelene kadar pek çok ilçede meczubane konuşmalar yaptığı tespit ediliyor. Ne var ki tedbir alınmıyor; hatta serseri mayın gibi dolaşan meczupların önü açılıyor adeta...

Bugün Menemen'i yeniden tartışmanın ne anlamı var? 76 yıl geride kalan bu menfur olay, tarih sayfalarında küllenip kalsaydı; bugün ortaya çıkacak belge(ler)in hiçbir önemi olmayabilirdi. En azından konu tarihçiler arasında kalırdı. Oysa durum öyle değil. Menemen hâlâ istismar ediliyor.

Ayrıca yakın tarihimizde Menemen benzeri pek çok olay yaşandı. Bu tür olaylarda rol alanların bir kısmı saftı, bir kısmı haindi, bir kısmı da görevli. Kimin kim olduğu bir türlü anlaşılamadı; ancak her hadise dindar çoğunluğu hırpalamak için bahane edildi. 31 Mart Vak'ası üzerinden yaklaşık yüz sene geçti, hâlâ fotoğrafın tamamını görmek mümkün değil. Ne herkesin uzlaştığı bir Derviş Vahdetî portresi var karşımızda ne de irticanın cezalandırıldığı darağaçlarının adalet terazisi. Onlarca olay var karanlıklar içinde ve bunlardan her biri irtica deyip başlıyor, gericilik deyip bitiyor; ancak iddiaların ne kadarı gerçek ne kadarı hayal mahsulü; hâlâ bilinmiyor...

Çok gerilere gitmeye gerek yok; son çeyrek asra sığan yüzlerce olay var ki; her biri irtica diye yaftalanan hayaletin yap-boz parçalarını oluşturuyor; ama hiçbiri fotoğrafın tamamını vermiyor. 12 Eylül darbesine yaklaşılırken Erbakan'ın Konya mitinginde İstiklal Marşı'nı protesto eden hain güruh kime hizmet etti acaba? Darbe gümbür gümbür gelirken TRT'nin canlı mevlit programında Atatürk'ü yuhalayan, üstelik Fatih Camii gibi mukaddes bir mekânda, hangi gücün emrindeydi acaba? 60'ta, 71'de, 80'de bir sürü "irticaî kalkışma" var; kimler sebep oldu, kimler rol aldı bu kampanyalarda; hâlâ meçhul.

O kadar geriye gitmeye gerek yok. Şu 28 Şubat denen psikolojik harbin hangi karesinde kimlerin ne görev üstlendiği hâlâ bilinmiyor. Nuriye Akman'ın o müthiş röportajı olmasaydı ve orada Sisi'nin itirafları yazılmasaydı, sırtına cübbe giyip başına sarık saran bazı zevatın bir senaryo icabı böyle davrandıklarını bilemezdik. Ellerindeki asaları, sırtlarındaki cübbeleriyle Ankara'nın göbeğine göbeğine yürüyen bir zümreyi, dindar/muhafazakar insanlar da ilk defa ekranda görüyordu...

Son birkaç ayın gazetelerine bakın. Bir sürü mehdilik, peygamberlik iddiaları bulacaksınız. Dünyanın her yerinde meczup var; ama hiçbir yerde Türkiye'deki kadar kadrolu mürteci yok. Dünyanın her yerinde aşırı yorumlara takılmış cahiller var; ama hiçbirinde bunlar, bizim ülkemizdeki kadar, bu durum masum insanları sindirmek için kullanılmıyor. O yüzden Menemen belgeleri önemli!

ZAMAN

Bu sayfayı düzenle

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz