Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Kırkdilim Savaşı
Hafız-İmam Mahmud Efendi
Topal Osman Paşa
Bu ihanet dünyanın neresinde olabilir?
OSMANLI ORDUSU SİNA ÇÖLÜNDE İLERLİYOR!
Hoca Sadeddin Efendi
Zitvatoruk Antlaşması
"BÜLBÜL" Nasıl Yazıldı?
II. Murat Dönemine Kadar Osmanlı - Macar İlişkileri
EBCED HESABI( Tarih Düşürme Sanatı)

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

1444 Tarihine Kadar Osmanlı - Eflâk İlişkileri ve Boğdan ile ilk temas

Osmanlıların Avrupa'ya ayak bastıkları ve Rumeli'de fütuhat yaptıkları sırada Tuna nehrinin mansabına yakın yerlerin kuzeyinde Moldavya (Boğdan) ile Ulahya (Eflâk)'da iki Rumen prensliği bulunuyordu (Boğdan prensliğinin kuruluşu 1359'dadır). Osmanlıların Turca'ya doğru genişledikleri esnada Ulahya kendilerine daha yakın olduğu için ilk münasebet onlarla başlamış ve hasmâne bir tarzda gelişmiştir.

Bu sıralarda Ulahya-Eflâk prensliğinde İvanko Basarab'ın (Beyliği takriben 1310 — 1320) oğlu Nikola Aleksandr (1320 — 1364) bulunuyordu. Basarab, 1330 senesinde Macar kralı Layoş'un babası Robert Karoli'nin kumanda ettiği bir Macar ordusunu mağlûp etmişti. Uzun zaman babasının yanında beylik işlerine iştirak eden ve 1320 — 1364 seneleri arasında da müstakil olarak prens bulunan Nikola Aleksandru'nun Sırpsındığı muharebesinde asker bulundurduğu sonraki kaynaklarda yazılmakla beraber eski ve o dönemdeki kaynaklarla bu rivayeti belgelendirmek şimdilik kabil olmamaktadır. Aleksandru 1364'te öldüğü zaman yerine geçen oğlu Vladislav veya Vlayku Basarab (1364 — takriben 1375) Argeş ırmağının suladığı mıntıkada merkezi Kurtea de Argeş olmak üzere müstakil olarak hüküm sürüyordu. Fakat bir müddet sonra kuvvetli olan Macarların yüksek hâkimiyetini tanımaya mecbur kalmıştı. Vlayku, Makedonya Sırp kralı Vukaşin ile birlikte Çirmen muharebesine iştirak etmişti.

Vlayku'dan sonra Eflâk prensi olan II. Radu (1375 —1386) zamanında ise Bulgarlar ona ait olan Silistre'yi almışlardır. Yerine geçen oğlu ve Vlayku'nun yeğeni olan I. Dan, Bulgar krallarından iki kardeşin (Stratişimir ve Şişman) arasındaki mücadelede akrabalık dolayısıyla Stratişimir'e yardım etmiş ve bundan dolayı diğer kral Şişman ile aralarında muharebe olmuştu. Dan bu muharebede bir kısım beylerinin hıyaneti neticesinde Bulgar kralına esir düşüp öldürülmüş ve yerine Osmanlı tarihlerinde meşhur olan kardeşi Mircea – Mirçâ (1386 —1418) Eflâk beyi olmuştur. Mirçâ, beyliğe geçmek için Bulgar kralı Şişman'ın yardımını te'min etmişti. Çok zeki, kurnaz ve politikacı idi. Mirçâ I. Kosova muharebesi'nde Sırp despotu Lazar'a yardım için kuvvet göndermiş ise de bunlar muharebede tamamıyla imha edilmiştir. 1391'de Firuz Bey kumandasındaki Türk akıncıları ilk defa Tuna'yı geçmişler ve Mirçâ'nın ülkesini yağmalamışlardır. Mirçâ bu akından sonra Bayezid'in Anadolu'da bulunduğu bir kış esnasında Tuna'yı geçerek Silistre'yi almak için Türk muhafız kuvvetlerine hücum etmiş ve Karınabad ovasına kadar inerek yağma ve katil yapmıştır. Bunu haber alan Osmanlı hükümdarı, 1392'de bizzat Mirçâ'ya karşı sefere çıkmıştır. Bu seferde yardımcı olarak Osmanlı ordusunda Sırp despotu Lazaroviç, Makedonya Sırp beyi Marko Kraliyeviç ile Köstendil Sırp beyi Konstantin de bulunuyorlardı. Osmanlı ordusu Vidin'e uğradıktan sonra Tuna'yı geçerek Kalafat mevkiine çıkmış ve Mirçâ kuvvetleriyle Rovine'de yapılan ilk müsademede yenilmiş, fakat bu küçük çarpışmadan sonra geri çekilen Mirçâ takip edilerek kat'î bir hezimete uğratılmıştır. Mirçâ, Karpat dağları eteğindeki Kurtea de Argeş (Arceş Kurteası) şehrine kadar takip edildiyse de ele geçmeyerek Transilvanya (Erdel) mıntıkasına kaçmağa muvaffak olmuştur. Osmanlılar Mirçâ'nın yerine VIad adında bir beyi prensliğe getirip vergiye bağladıktan sonra yanına bir miktar Türk muhafızı bırakmışlardır.

Macaristan'a kaçmış olan Mirçâ, daha 1391'de Macarlara karşı kendisini emniyette tutmak için Lehistan kralı Vladislav ile bir ittifak akdetmiş, fakat 1394'de Osmanlılardan kaçarak düşmanı olan Macarlara ilticaya mecbur kalmıştı. Bunun üzerine 1395 şubatında Braşov (Kronştad)'dan gelen Macar kralı Sigismund ile Mirçâ arasında Türklere karşı bir ittifak yapılmıştı; Sigismund aynı sene temmuzunda Eflâk'a girip daha evvel memleketine dönmüş olan Mirçâ ile birlikte Osmanlıların Eflâk prensi tâyin ettikleri Vlad'ı Tuna'nın sağ sahiline yani Türk arazisine kaçırarak Tuna kenarındaki küçük Niğbolu'yu elde ettiyse de Türklerin yardımını gören VIad, Macar kuvvetlerini basmak suretiyle Sigismund'u tehlikeli vaziyete sokmuştu. VIad, meşhur Niğbolu savaşına kadar Osmanlıların himayesi sayesinde yerinde kalabilmişti.

Sigismund 1396'da Haçlı kuvvetleriyle Türkler üzerine hareket ettiği sırada Erdel voyvodası Stibor'u Vlad'ın üzerine yollamıştı. VIad, mağlûp olarak kaçmış ve onun yerine Macarların yardımıyla Mirçâ ikinci defa Eflâk prensi olmuştur (1396). Niğbolu muharebesinden bir sene sonra Yıldırım Bayezid bizzat ordusunun başında olarak Eflâk'a geçerek Mirçâ'ya haddini bildirmişti; bunun üzerine Eflâk prensi, kabul ettiği on beş maddelik bir muahede-nâme ile bütün iç ve dış işlerinde serbest olmak ve prensliğe intihap edilen şahsın hükümeti, Osmanlı pâdişâhı tarafından tasdik edilmek şartıyla vergiyi (haraç) kabul ile Osmanlı hâkimiyeti altına girmeye mecbur olmuştur.

Mirçâ, Ankara muharebesi'nden sonra Osmanlı şehzadeleri arasındaki mücadelede Rumeli'ye geçmiş olan Musa Çelebi'ye yardım etmiş ve Simavna Kadısı Şeyhoğlu Bedreddin vak'asında da rol oynamıştır.

1416'da Mirçâ'ya karşı II. Dan isminde bir rakip meydana çıktı; Osmanlıların himayesini gören bu prens ile Macarların himaye ettikleri Mirçâ yüzünden Türklerle Macarlar arasındaki düşmanlık devam etti. Mamafih Dan'ın Mirçâ'ya galebesi üzerine Mirçâ Osmanlılara itaat ile geçmiş vergilerini ve oğlunu rehin verdi.

1419'da Mirçâ'nın ölümü üzerine Macarlar, Mirçâ'nın oğlu Mihal'ı Eflâk prensi îlân ederlerken Osmanlılar da II. Dan'ı tutuyorlardı. Dan rakibi olan Mihal'e galebe ederek onu öldürmüş ise de (1420) hem-hudut bulunduğu Macarlardan korkarak onlarla anlaşmayı ihmal etmemişti. Prensliği, yalnız başına olarak 1420'den 1431 senesine kadar on bir sene sürmüş, Düzme Mustafa denilen Şehzade Mustafa Çelebi'nin hükümdarlığı îlân edildiği sırada mühim rol oynamıştır.

Dan'ın ölümünden sonra Eflâk prensliğinde Mirçâ'nın Aleksandru Aldea adındaki oğlu bulunup altı sene kadar burada kalmıştır. Bundan sonra 1435'de Vlad Drakul, yani Şeytan Vlad Eflâk beyi olmuştur; iki yüzlü bir politika takip eden Vlad'a karşı rakip çıkan II. Dan'ın oğlu III. Dan, 1439'da bunu kaçırarak prensliği ele geçirmiş ve Osmanlılara iltica etmiş olan Vlad, 1441'de, her sene on iki bin duka ve devşirme için her sene beş yüz çocuk vermek şartıyla ikinci defa Eflâk beyliğini elde edip rakibi III. Dan'ı kaçırmıştır.

Vlad 1444'de Edirne – Segedin anlaşmasına kadar bir taraftan Osmanlılara vergi veriyor, diğer taraftan da Macarların himayesinde bulunuyordu. Bu garip şeklin hangi tarihe kadar devam ettiği malûm olmayıp bu siyasetleriyle Macarlar Ulahya'yı daimî surette nüfuz mıntıkası olarak saymışlardır.

Varna savaşı öncesinde Vlad, Hunyadi Yanoş (Jean Hunyad)'la beraber Osmanlılara karşı hareket etmişti. Bu, Hunyadi'nin ihtiyatsız hareketlerini azarlama ile itidal tavsiye ettiyse de sözleri itiraza uğradı; on beş bin kişilik bir kuvvetle Türkleri yeneceğini söyleyen Hunyadi'ye karşı Vlad, Osmanlı pâdişâhlarının ava çıktıkları zaman bundan fazla maiyetleri bulunduğunu söylemiştir.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz