Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Format Konusunda Örnek Yazı
Ahmet Cevdet Paşa
Şeyhî Sinan
Çalık Hacı Ali Paşa
Son Dönem Osmanlı Edebiyatı - Yeni Türk Edebiyatı
İlim, Sanat ve Fikir Hareketleri
Karaman Yunus (Kirişçi Baba) Camisi
XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Azaplar
Osman Gazi
Cem Sultan'a övgüm!

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

1768-1774 Yılları Arasında Eyaletlerin Durumu

1768 seferinden evvelki senelerde bazı eyalet ve sancaklar müstesna olmak üzere Anadolu ve Rumelideki vilâyet ve sancakların azil ve tayinleri her sene tevcihatında tebdil veya ibka suretiyle idare edilip tayin olunan valiler has usulünün ilgasından sonra maaşlarını harpsiz zamanlarda imdadiye-i hazariye ve muharebe zamanlarında imdadiye-i seferiye ismiyle halktan alırlardı. Bu maaş tahsisi her mahallin ileri gelenlerinden müteşekkil birer heyet tarafından mahkeme-i şer'iyyeler vasıtasiyle tesbit olunurdu; valilerin bu tahsis olunan maaşları iki taksitte verilirdi. İmdadiye-i seferiye muharebe zamanına ait olduğu için daha fazla idi.

On sekizinci asrın ikinci yarısından ve bilhassa 1768 seferinden sonra vilâyet idarelerinin zaten bozuk olan nizamları büsbütün bozulmuştu. Valiler, her sene tevcihata tabidi. Ertesi sene makamında kalacağı şüpheli olup kalmak suretiyle üç beş sene makamında kalabilen pek azdı. Bundan dolayı bir vilâyete vali olan zat, sadrâzam ile kethüdasına ve defter mucibince diğer icabedenlere caize vermeleri âdet olup eli boş olarak işe başladığından verdiklerini ve ihtiyaçları olan parayı ve bundan başka mazul kaldığı müddetçe idaresine kâfi meblağı tedarik etmeyi düşünürdü. Bundan dolayı vilâyet halkı ezeilerek orada îmar namına bir çivi bile çakılamazdı.

Bundan başka valilerin bir kısmı ayan ve mütegallibenin nüfuzları altında bulundukları için hakikatte vali ayanlardı. Âyanlık on sekizinci asrın yarısından sonra genişleyip muharebeler sebebiyle vilâyetlere bakılamadığından bunlar mıntakalarındaki her işe burunlarını sokarak mütehakkim bir tavır takınmışlardı.

Bazı vilâyetler Berveçh-i Malikâne ismiyle tevcih edilip valisi her sene yapılan tevcihata tâbi olmayarak o eyalet varidatını tahsil ile hazineye ait kısmını gönderirdi. Aydın ve Mora gibi iki eyâlet de berveçh-i muhassallık olarak maliyece defterde mukayyet varidatı üzerinden vali olanlara iltizama verilir ve o da hazinenin hissesini gönderdikten sonra kendisine kalan parayı alırdı. Muhassallar ve malikâneli valiler iltizam ettikleri bilumum varidat kaynaklarını bizzat idare etmeyip onlar da o kaynakları kısım kısım iltizama verirlerdi; hazine alacağını aldıktan sonra valiler ve ikinci mültezimler de mühim kâr elde ederlerdi; fakat bunun neticesi olarak halk ve bilhassa köylü ezilirdi.

Eyaletlerden Mısır, Yemen, Habeş, Bağdad, Basra, Trablusgarp, Tunus, Cezayir yıllıklı eyaletlerden olup bunların her sene muayyen miktar varidatı hazineye gelir fazlası mahallî hükümet masrafları, askerî maaş vesair ihtiyaçlara sarf edilirdi. Bunlardan Mısır varidatı ceb-i hümâyuna yani Pâdişâhın cep harçlığına ait idi. Yemen vilâyeti daha sonra Zeydî imamların ellerine geçtiği için hükümet buradan bir şey alamadığı gibi Habeş eyaletinin geliri de yoktu. Garp Ocakları denilen Cezayir, Tunus, Trablusgarb ocaklarının Osmanlı hükümeti ile rabıtaları ismen mevcut olduğu için on yedinci asır sonlarından itibaren buradan da hazineye bir gelir yoktu.

Osmanlı-Rus savaşı esnasında Mısır'da Bulutkapan Ali Bey'in isyanı sebebiyle üç dört sene Pâdişâha cep harçlığı gelmemişti. Yıllıklı eyaletlerden Bağdat eyaleti meşhur Hasan-paşazâde Ahmed Paşa'nın ölümünden sonra onun kölelerinin vali tayiniyle idare olunur bir şekil almıştı; çünkü bunlar Bağdat'a hariçten vali tayinine muvafakat etmeyip gaile çıkardıklarından hükümet Ahmed Paşa kölelerini ve onların da kölelerini buraya vali tayini suretiyle Bağdat'a bir nevi kölemen ocağı teessüs etmiş ve bu hal 1831 senesine kadar devam etmiştir.

Devletin zaafından dolayı Rumeli'nin Arnavutluk kısmındaki sancaklarda on sekizinci asır başlarından itibaren valilikler evlâdiyet halini almış olup bunlar da Arnavut Iskenderiyesi denilen İşkodra ile Pizren, İlbasan, Yanya, Ohri, Avlonya sancakları idi. Bunların bir kısmının valileri aslen Türk olup yıllarca Arnavutluk'ta kalarak evlad ve ahfadı orada yetişmişti.

I. Abdülhamid, böyle tevaif-i müluk gibi babadan evlada veya ocaklık suretiyle irsî gibi eyalet ve sancak verilmesinin devlet bütünlüğünü parçalayacağını anladığından bundan sonra bu hususa dikkat edilmesini vezir-i azama tavsiye etmiştir; hatta beyaz üzerine yani resen sadr-ı azama gönderdiği bir hatt-ı hümâyunda onun Rakka (Urfa) eyaletine tavsiye ettiği Firuz Bey'e o vilâyetin ocaklık olarak verilmesini kabul etmeyerek:
— Firuz'a tuğ ve âlem ve Rakka verildikte hemen Şam Azımzadelere, Trabzon ve Canik Hacı Ali Paşa'ya cedbeced intikal gibi bir şey olur; halen mahzuru mülâhaza olunarak iktizâsınca amel oluna" demiştir.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz