Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Kizil Sultan'i kim, niçin uydurdu ?
Gevherî
Osmanlılarda İlk Madeni Paralar
Galata ve Pera
Kul Hüseyin
Yayalar ve Yörükler
Midhat Cemal Kuntay
II. Selim (Sarı Selim)
Ermenek Akça Mescit
Anadolu Beylikleri Karesioğulları Beyliği

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Anadolu İsyanları - Celâlîler

Sayfadaki Başlıklar


İsyandan Önceki Seneler
İsyanlar
Karayazıcı
Deli Hasan
Tavil Ahmet
Canboladoğlu Ali Paşa
Vezir-i Âzam Murat Paşa'nın Faaliyeti
Kalenderoğlu
Murat Paşa'nın Kalenderoğlu'nu Yenmesi
Murad Paşa'nın Diğer İcraatı
Üsküdar Seferi

İsyandan Önceki Seneler

Celâlî isyanlarını anlatmadan evvel o isyandan önceki yarım asırlık bir müddet zarfındaki Anadolu vaziyetine kısaca bakmak îcap etmektedir; çünkü XVI. asrın ortalarından yani Kanunî Sultan Süleyman'ın son senelerinden itibaren, bazı münferid vakalardan sarf-ı nazar, batı Anadolu'da yoğun bir halde köylere kadar hükmeden softa hareketleri görülmektedir.

Devlet idaresinin bilhassa eyâletlerde iyi ellerden çıkması, paranın ayarının bozulması, ekonomik durumun günden güne fenalaşması, vergi baskısı sebebiyle çiftini bozan köylünün dağılması ile bir kısmının eşkiyalığa kalkışması ve böylece toprağın işletilmemesi sebebiyle husule gelen buhran ve bunlardan başka eyaletlerde bulunan kapıkulu ocağı halkının yani yeniçerilerin, süvarilerin şehir ve kasabalardaki şımarıkça hareketleri ve buna mukabil devletin esas süvari kuvveti olan tımarlı sipahinin ihmal edilmesi ve bir de kazaların kadı veya naiblerinin muhtelif vesilelerle köy halkını sızdırmak için gayri meşru yollar tutması devlet bünyesini için için kemirmekte idi; bu haller bazı kere ayaklanmalara sebep olmakta ise de geçici tedbirlerle bastırılıyor ve parlamak için müsait bir zemin arıyordu. Nitekim ayaklanmalar uzun süren İran ve Avusturya seferleriyle kıvamını bulmuş ve patlak vermiştir.

Avusturya ile olan muharebenin uzaması, yukarıda anlattığımız hadiselere yenilerini ilâve etmişti; halktan alınan belli vergilerden başka harp zorunluluğu îcabı yeni yeni gelirler getirilmişti. Bunların bir kısmı hazineye gelmeyip kadı, çavuş ve mübaşirlerin ellerinde kalıyordu, tüccar mallarına kanundan ziyade vergiler konmuştu; bir dirhem gümüşten 8 akçe kesilirken 12 akçe kesiliyordu.

Yine Avusturya seferinin uzun sürmesi, Anadolu'daki beylerbeyi, sancakbeyi ve tımarlı sipahilerin savaşta bulunmaları yukarıda belirttiğimiz sebepler dolayısıyla yer yer ayaklanmalara fırsat verdi. Bu isyanın genişlemesine sebep de Haçova meydan muharebesinden kaçan tımarlı sipahilerin yoklama neticesinde dirliklerinin ellerinden alınması idi. Vezir-i âzam Çağalazade Sinan Paşa meydan muharebesinden kaçan kapıkulu halkıyla tımarlı sipahilerin dirliklerini kestikten başka ele geçenleri öldürüp mallarını müsadere etmeye başlamıştır.


İsyanlar

Bu hal üzerine dirlikleri kesilenler ve bir bahane ile düşmanlığa hedef olanlar can korkusuyla Anadolu'ya kaçarak orada zaten kıvamına gelmiş olan müsait muhitlerde cemiyetler teşkil etmişler ve Karayazıcı Abdülhalim vesaire gibi geniş teşkilâtıyla ayaklananların kuvvetlerine katılmışlardır. Dirlikleri kesilip Anadolu'da âsilere katılan bu firarilerin mevcudu 30,000 gibi mühim bir yekûn tutmakta idi.

Bu karışık vaziyetten istifade etmek isteyerek Selçuk ailesinden olduğu iddiasiyle Turgut bir şahıs da meydana çıkarak Osmanoğullarının zulmünden bahis ile faaliyete geçmişti (1004 h 1595 m).


Karayazıcı

Osmanlı tarihlerinde Celâlî adıyla zikredilen çok sayıda asi zümreler arasında meşhurlarından birisi Karayazıcı şöhretiyle anılan Abdülhalim idi. Bu şahıs ihtidalarda beylerbeyi maiyyetinde kâh sekbanlık ve kâh subaşılık ederdi. Sivas eyaletine bağlı sancaklardan birinin mütesellimi idi. Harp esnasında bunun mütesellimlik ettiği sancak, başka bir sancak beyine verilmiş ve o da oraya kendi mütesellimini göndermiş, fakat Karayazıcı bu mütesellimi kabul etmemiş ve bizzat üzerine gelen sancak beyini başına topladığı reaya (Çiftbozan köylü) ve leventlerle sancak beyini öldürmüş ve muharebe dolayısıyla hasıl olan durumdan istifade ederek üzerine gönderilen beylerbeylerini bozmuş idi.

Karayazıcı üzerine giden kumandanlardan birisi de Sinan Paşa oğlu Mehmet Paşa idi. Mehmet Paşa bunun isyanını bastırmak için kendisine Çorum sancak beyliğini vererek eşkıyalığını durdurmak istedi; fakat bu müsait fırsatı kaçırmak istemeyen Karayazıcı kendisine karşı koyamayacağını anladığı Mehmet Paşa'yı azlettirmeye muvaffak olduktan sonra Urfa'yı zabt ile hükümdarlığını ilân edip (Halim Şah Muzaffer Bâda) ibaresini hâvi etrafa tuğralı fermanlar göndermeğe başladı; evvelce Karaman eyaleti muhafızı iken sonradan isyan eden Hasan Paşa isminde birisini de kendisine vezir yaptı.

Karayazıcı bundan başka tıpkı Osmanlı pâdişâhlarının kapıkulu teşkilâtı gibi bir maiyyet kuvveti vücuda getirerek hükümete küskün olan bir çok azledilmiş devlet adamlarını etrafına toplayarak kendilerine hizmetler vermişti.

Karayazıcı'nın maiyyetinde 20,000 kişilik kuvveti olup üzerine tayin edilen Hacı İbrahim Paşa'yı Kayseri civarında bozmuş ve sonra Bağdat valisi Vezir Sokulluzade Hasan Paşa serdar tayin olunmuştur. Sokulluzade ile Elbistan taraflarında sabahtan ikindi zamanına kadar yaptığı muharebede mağlup olan Karayazıcı Samsun taraflarına çekilmiştir (1009 H. 1601 M.) Bu son muharebesinde Karayazıcı'nın kuvveti 30,000 kadardı.


Deli Hasan

Sokulluzade, Karayazıcı'yı takibederek Tokat'a kadar gelmiş ve bu sırada Karayazıcı'nın ölümü sebebiyle isyan bitti diyerek işi gevşetmişti. Karayazıcı'nın yerine geçen kardeşi Deli Hasan, biraderinin maiyyetindeki sergerdelerden kethüda Şahverdi, Yularkaptı, Tavil gibi belli başlı şahıslarla Sokulluzade Hasan Paşa'yı Tokat'ta, muhasara etmişti.

Hasan Paşa, kalede hergün belli bir yerde oturmak âdeti olduğundan kaleden kaçan birisinin o mevkii haber vermesi üzerine kurşunla vurularak maktul düşmüştür. Bunun üzerine Deli Hasan üzerine Diyarbakır beylerbeyi Hadım Hüsrev Paşa kumandasıyla gönderilen kuvvetlerin dağılması üzerine bu hal Ankara'da bulunan Deli Hasa n'ın cesaretini arttırmış ve Anadolu Beylerbeğilerinin merkezi olan Kütahya'ya gelip şehri yaktıktan sonra Afyon Karahisar taraflarına gitmiştir.

Muharebelerin devamı ve hükümetin Anadolu'ya bakamaması âsilerin yüze çıkıp şımarmalarına sebep olmuş ve bu yüzden bir kısım halk işlerini ve çift ve çubuğunu bırakarak şehirlerdeki mühim kalelere iltica etmişler ve uzun zaman oralarda kalmaya mecbur olmuşlar ve kaçabilen diğer bir kısım Anadolu şehir ve köylüsü de bölük bölük İstanbul'a dökülüp perişan vaziyetlerini anlatmışlardı. Avusturya Muharebesi ile meşgul olan hükümet Anadolu vaziyetine bakamayacağını düşünerek Deli Hasan işini tatlıya bağlamak istemiş ve Yemişçi Hasan Paşa'nın sadareti zamanında Deli Hasan'a Bosna beylerbeyliği ve maiyyetindeki elebaşılara sancak beyliği ve kapıkulu süvariliği verilerek soygunculuğuna göz yumularak müşkülatla Avsturya seferine gönderilmiştir.


Tavil Ahmet

Celâlî Deli Hasan'ın beylerbeyi olarak Rumeli tarafına geçirilmesi isyanın sona ermesi demek değildi; zira Karaman ve Anadolu eyaletlerinde Tavil Ahmet ve Saçlı isimlerindeki celâlîler faaliyette idiler. Bunlardan Tavil Ahmet sekbanlıktan yetişmedir. Durumdan istifade ile ortalığı karıştırmaya başlayınca Anadolu'nun muhafazasına memur edilen Nasuh Paşa ile kendisine Anadolu Beylerbeyliği verilen Gezdehan (çarpık ağızlı) Ali Paşa memur edilmişlerdi; Fakat Tavil Ahmet, Bolvadin köprüsünde bu iki Paşayı mağlup etmiş ve Nasuh Paşa güç hal ile Seydişehir'e ve oradan da Kütahya'ya gitmiştir (1014 Receb ve 1605 Kasım)1 Tavil'in kuvveti sekiz bindi.

Bu hallerden müteessir olan I. Sultan Ahmet bir faaliyet göstermek isteyerek Bursa tarafına gitti ise de bir iş göremeden döndü ve Tavil Ahmet'e de 1014 H. 1605 M. de Şehrizar beylerbeyliği verilmek suretiyle isyanı önlemek istendi; fakat bir müddet sonra yine isyan ederek Harput kalesini muhasara etmiş fakat almaya muvaffak olamamıştı.

Tavil Ahmet'in Meymun ismindeki kardeşi ile Mustafa ve Mehmed veya Mahmud isimlerinde iki oğlu vardı; bunlardan Mehmet sahte bir fermanla Bağdat valiliğini ele geçirmişti; 1015 H. 1606 M. de bunun üzerine, kendisine Bağdat valiliği verilen Nasuh Paşa sevk edildiyse de mağlup olmuştu. Bundan bir müddet sonra Tavil oğlu Mehmet ölmüş ve yerine kardeşi Mustafa idareyi eline almıştı. Daha sonra Canboladoğlu isyanını bastırmış olan Kuyucu Murat Paşa, Halep'te kışladığı sırada Çağalazade Mahmud Paşa'yı bir miktar kuvvetle Bağdat üzerine sevk ederek orayı Taviloğlu Mustafa'nın elinden aldı. Murat Paşa Kalenderoğlu'nu bozduktan sonra Kırşehir havalisinde faaliyette bulunan ve biraderi Ahmet'in ölümünden sonra onun maiyetindeki altı, 7000 sekbana baş olan Meymun, Kalenderoğlu'na katılmak etmek üzere Tokat ve Şebinkarahisar'dan geçerek Kara Hasan gediği'ne konduklarından sonra ansızın Murat Paşa tarafından baskın yapılarak mağlup ve kısmen imha edilmiş ve kaçabilenler de Kalenderoğlu'na katılmak üzere İran'a kaçmışlardır.


Canboladoğlu Ali Paşa

Celâlîler arasında kurduğu siyasî vaziyet sebebiyle en mühimi Canboladoğlu Ali Paşa idi. Bunun büyük ceddi olan Canbolad Bey aslen Kürt olup Yavuz Sultan Selim zamanında Kilis taraflarına iskân edilerek orası kendisine yurtluk, olarak verilmişti.

Canboladoğlu Hüseyin Paşa, Halep beğlerbeyliği ile, Çağalazade Sinan Paşa maiyyetinde İran seferine memur olmuştu; Çağalazade 1014 H 1605 M de Selmas taraflarında İranlılara mağlup olup Van'a çekilmiş ve orduya geç gelip mağlubiyete sebep olmasından dolayı Hüseyin Paşa'yı orada idam ettirmişti.

Bu hadise üzerine Hüseyin Paşa'nın kardeşi veya biraderinin oğlu Ali Paşa ile Hızır Bey, Hüseyin Paşa'nın maiyeti olan 30,000 kişiyi ele alarak İran ve Avusturya seferlerindeki durumlardan da istifade ederek isyan etmişlerdir.

Canboladoğlu Ali Paşa, hükümetin güç vaziyetini fırsat bilerek Seyfoğlu Yusuf'u mağlup ederek Şam Trablus'unu zapt ve daha sonra Humus ve etrafına yayıldı. Bağımsızlığını ilân etti, askerini Osmanlı ordusu gibi tertip ettirdi; atlı ve yaya iki sınıf sekban askeri vücuda getirip yaya sekbanları yeniçeri gibi 62 bölüğe taksim ederek her birine bir çorbacı yani bölük kumandanı tayin etti; bunlara maaş olarak başlangıçta üçer akçe verip ilerleyip yevmiyeleri sekize kadar çıkardı; üç ayda bir postal, koyun akçası ve cephane tevzi ederdi; yaya kuvveti 16.000 kadar olup süvarisi dahi Osmanlıların kapıkulu süvarisi tarzında altı bölüktü. Bunların mevcudu da 18,000'di.

Canboladoğlu bundan başka adına hutbe okutup para bastırdı; hatta 10 cemaziyelâhir 1016 ve 2 Ekim 1607 senesinde Toskana hükümdarı olup Kanije'de Tiryaki Hasan Paşa'dan mühim bir sille yemiş olan Arşidük Ferdinand ile bir anlaşma yapmış ve diğer devletlerle münasebata girişmeye teşebbüs etmişti.


Vezir-i Âzam Murat Paşa'nın Faaliyeti

Celâlî isyanlarında Kuyucu lakabını almış olan vezir-i âzam Murat Paşa, Zitvatoruk Antlaşmasını imzalamaya muvaffak olduktan sonra sahası çok genişlemiş olan Celâlî isyanları ile uğraşmayı ele aldı, Anadolu'daki durumu iyice gözden geçirdikten sonra bunlardan önce, hükümdarlığını ilân etmiş olan Canboladoğlu üzerine yürüdü; yine bu sırada Manisa, Bursa ve havalisinde en korkunç Celâlî olan Kalenderoğlu vardı; Murat Paşa Halep'e indiği zaman İstanbul'la rabıtasını temin için yolu üzerindeki Kalenderoğlu'na güler yüz gösterip kendisine memleketi olan Ankara sancak beyliğini verdi ve yolu üzerindeki diğer asileri de affetmişti.

Murat Paşa Konya'ya geldiği zaman başına 30,000 kişi toplayabileceğini söyleyen serkeşlerden Saraçoğlu Ahmet Bey'i îdam, Silifke ve Adana'yi işgal eden Cemşid ve Muslı Çavuş kuvvetlerinden evvelkisinin işini bitirdikten sonra Bağras boğazında 40,000 yaya ve atlı kuvvetleriyle kendisini beklemekte olan Canboladoğlu'nun üzerine gitmeyerek, İskenderun'a yakın olan Belan boğazından güneye yani ovaya indi ve burada Maraş beylerbeyi 40,000 kişiyle kendisine katıldı.

Murat Paşa 1016 H. 1607 M.'de bu ovada yaptığı muharebede Canboladoğlu'nu mağlup etti; onun müttefiklerinden Lübnan emîri Maanoğlu Fahreddin ile bütün dürzü kabileleri kaçtılar. Canboladoğlu, Halep'e kaçtı ve orada da duramayıp çekildi ve güç hal ile istanbul'a gelip pâdişâha sığındı.

Murat Paşa, o kışı Halep'te geçirdi ve bu esnada bu Çağalazade Mahmud Paşa kumandasıyla sevkettiği kuvvetle Bağdat'ı Taviloğlu Mustafa'nın elinden aldı. Canbolad seferinde Murat Paşa'nın maiyyetinde Kanije müdafii olan Rumeli beylerbeyi vezir Tiryaki Hasan Paşa da bulunmuş ve sonra kubbe vezirliğiyle İstanbul'a çağrılmıştır.


Kalenderoğlu

Murat Paşa bundan sonra en tehlikeli olan Kalenderoğlu üzerine yürüdü. Kalenderoğlu Piri veya Mehmet Ankara'nın Murtazaâbat kazasına bağlı Yassıviran köyünden olup 1001 H. 1592'de 80 kişi ile kötülükler yapıyordu; daha sonra affa uğrayan Kalenderoğlu, beyberbeylerinin maiyet çavuşu ve bazı beylerbeyilere kethüda ve mütesellim olmuş ve Çağalazâde'nin İran serdarlığında kendisine sancak beyliği verilmiş ise de bilfiil elde edemeyerek küsmüş ve bundan dolayı 1013 H. 1604 M.'de isyan etmişti.

Kalenderoğlu Anadolu beylerbeyini mağlup etmek suretiyle Manisa ve havalisini nüfuzu altına almıştı. Murat Paşa, Canboladoğlu üzerine giderken ordunun gerisini emniyet altında bulundurmak için Kalenderoğlu'nu af ile kendisine Ankara sancak beyliğini vermişti. Bunun üzerine Kalenderoğlu Ankara'ya gittiyse de ahali zulmünden korkarak Kadı Vildanzade Ahmed Efendi'nin teşvikiyle kendisini kabul etmemişler, o da burasını muhasara etmiş ve daha sonra üzerine Kastamonu sancak beyi Tekeli Mehmet Paşa kumandasıyla Murat Paşa ordusundan kuvvet geldiğini duyunca çekilmişti.
Kalenderoğlu, Murat Paşa'nın Canbolad işini hallettikten sonra onun Halep'te kışladığını haber alınca Canbolad kuvvetleri arasından kaçanları kendisine celb ile kuvvetini çoğaltmış ve diğer celâlîlerden Kara Said, Meymun Ağaçtan Pirî ismindeki reislerle beraber 30,000 kişilik bir kuvvetle Bursa üzerine gelip bazı yerlerini yakmış ve sonra Pazartepe ve Suçatı boğazından geçerek Mihaliç, Ulubad ve Kirmastı Mustafa Kemal Paşa) taraflarını işgal ve tahribetmişti ( 1016 H. 1607 M.).

Bu hal İstanbul'dan duyulunca büyük heyecan uyandırmış, derhal Nakkaş Hasan Paşa kumandasıyla üzerine kuvvet sevkedilmiş ise de kış olduğundan bir iş görülememişti. Tehlikenin önemi nedeniyle Edime ve civarındaki kuvvetlerin Bursa'ya geçmeleri emrolunmuş ve Kalender'in İstanbul taraflarına gelmesi ihtimaline binaen bir miktar kuvvetle vezir Yusuf Paşa Üsküdar'da oturtulmuştu; bu sırada sabık Temeşvar beylerbeyi olup arpalık hükmüyle Silistre sancağına mutasarrıf olan Mimar Dalgıç Ahmet Paşa, Nakkaş Paşa'yı takviye için Silistre askeri ve Dobruca gönüllüleriyle Gelibolu'dan Anadolu tarafına geçirilmiştir.

Kalenederoğlu, Bursa'ya gelmekte olan Dalgıç Ahmet Paşa'yı Balıkesir'in Gönen kazası ovasında karşılayarak vukua gelen muharebede Dalgıç Ahmet Paşa maktul olup kuvvetleri bozulmuş ve galip gelen Kalenderoğlu da Mihaliç taraflarına çekilip sonra da Manisa ve Aydın taraflarını vurmuştur.

Kalenderoğlu'nun Ankara ile Ege ve Marmara taraflarına kadar sokulması sebebiyle İsnanbul'a gönderdiği casusları vasıtasıyla, aleyhinde verilen kararlardan haberdar olmakta ve ona göre de tertibat almakta idi.

Murat Paşa kışı Haleb'te geçirdikten sonra Kalenderoğlu işini halletmek üzere hazırlandı; Kalenderoğlu, Murat Paşa'nın İstanbul'a gönderdiği hazineyi vurmak istedi; vezir-i âzam bunu haber alınca bütün kuvvetlerin toplanmasını beklemeyerek elindeki kuvvetlerle evvelâ Maraş ve sonra Göksün taraflarına geldi; bu sırada kendisine bazı kuvvetler katıldı.

Murat Paşa'nın Kalenderoğlu'nu Yenmesi

Murat Paşa, Kalenderoğlu'nun Adana taraflarına zorbalık eden Musli Çavuş'u ittifakına almak istediğini duyunca bunların birleşmelerini men etmek için Musli'ye İçel sancak beyliği beratını yolladı.

Kalenderoğlu ile arkadaşları Kara Said, Ağaçtan Pirî ve daha 30'dan ziyade eşkiya reisi Murat Paşa'nın geldiğini duyunca muharebe etmek veya çekilip gitmek hakkında görüştüler ve nihayet vezir-i âzamin yanında az kuvvet bulunup bütün hazine de onunla beraber olduğu için tamahları artarak muharebeye karar verdiler. Kalenderoğlu' nun maiyyetinde yaya ve atlı olarak 30,000 kişi vardı.

Kalenderoğlu, Murat Paşa'nın yolunu kesmek için Göksun boğazını kapamak istedi; fakat bunu casusları vasıtasıyla zamanında haber alan vezir-i âzam, daha evvel davranarak boğazı tuttu. 1017 H. 1608 M.'e iki taraf arasında şiddetli bir muharebe vukua geldi, Murat Paşa'nın plânı Kalenderoğlu'nu aldatmıştı; serdarın, harbin en mühim bir anında hendeklerde sakladığı yeniçerileri birden bire meydana çıkarıp hücuma geçirmesi üzerine Kalenderoğlu bozuldu; takip edilerek çok telef verdi ve Doğu Anadolu'ya, doğru kaçtı. Bayburt taraflarında biraz daha mukavemet gösterdikten sonra tamamen bozulup İran taraflarına çekildi.

Murat Paşa, Kalenderoğlu'nun takibine kuvvet gönderdikten sonra kendisi ağır ağır geriden yürüyüp Sivas'a geldi, bu sırada Tavil kardeşi Meymun'un Kalenderoğlu'na katılmak üzere 6000 eşkiya ile Tokat ve Şebin Karahisar yoluyla Erzurum a gittiğini duyunca ağırlıksız olarak yalnız bir haftalık yem almak üzere ordudan ayırdığı 15,000 askerin başına geçerek, 6 gün 6 gece takip etti; ihtiyar ve rivayete göre doksanlık olan Murat Paşa, 12 konakta alınacak yolu 7 konakta alarak Meymun kuvvetlerine yetişti ve bir baskınla onları kısmen imha etti ve kurtulanlar Kalenderoğlu'yla beraber İran'a kaçıp şaha tâbi oldular.


Murad Paşa'nın Diğer İcraatı

Kuyucu Murat Paşa, Bayburt'a geldiği Celalî olmayan fakat 15,000 kişilik maiyyetleriyle reayaya fenalıkları olan Murat Hanlılar diye maruf üç kardeşi ve Beyşehirli Emir Şahî denilen zorbayı ortadan kaldırdı; maksadı Anadolu'yu iyice temizleyerek bir daha böyle yer yer ayaklanmaları önlemekti.

Vezir-i âzamin bu başarılarını gören pâdişâhın yanındaki akıl hocaları, kendisinin Erzurum'da kışlayarak ilkbaharda İran üzerine gitmesi hakkında Murat Paşa'ya bir hatt-ı hümâyun göndertirlerse de o, bu hatt-ı hümâyuna makul ve muvafık cevaplar vererek Anadolu'nun henüz eşkiyadan temizlenmediğini arzedip:
— "Bizi kendi halimize bırakınız; iş sahibi işini bilir; herkesin sözüne kapılmayınız; evvelâ kendi memleketimizdeki düşmanı bertaraf edelim, sonra İran seferine çıkalım,, diyerek acele istanbul'a döndü ve 9 Ramazan 1017 18 Aralık 1608'de Üsküdar'a geldi; Murat Paşa beraberinde Celâlîlere ait 400 bayrak getirdi ki bu, eşkiyanın çok sayıda kuvvetlerini gösterir.


Üsküdar Seferi

Murat Paşa, Canboladoğlu ve Kalenderoğlu gibi büyük Celâlîlerle uğraşmak isterken mıntıka mıntıka faaliyette bulunan diğer bir kısım Celâlîlere güler yüz gösterip onları birer vazife ile oyalamıştı; bunlardan Aydın ve Saruhan taraflarında Üveys Paşazade kethüdası Yusuf Paşa ile İçel'de sancak verdiği Musli Çavuş mühimleri idi. Murat Paşa İran üzerine sefer vardır diye Üsküdar'a geçerek gönderdiği mektuplarla Yusuf Paşa'yı okşayarak ele alıp İran seferine gidilecek diye Üsküdar'a getirttikten sonra hakkından gelmiş ve Muslî Çavuş'u da Konya valisi Zülfikar Paşa vasıtasıyla Konya'ya davet ettirip aynı zamanda orada onu da katlettirmiştir; Murat Paşa, Üsküdar'da bulunduğu sırada yukarıda adları geçen celalîleri temizlemek üzere çalışırken aleyhtarları da bir an evvel kendisini İran tarafına yollayarak icraatından korktukları vezir-i âzamı İstanbul'dan uzaklaştırmak istemişlerse de vezir-i âzam gizli plânını pâdişâha tekrar arzetmesi üzerine asıl maksadın İran seferi olmadığı ve bu sefer bahanesiyle eşkiyayı temizlemek olduğu anlaşılmıştır.

Murat Paşa'nın temizlediği Celâlîlerden başka bazen yalnız başlarına hareket eden ve bazan mevcut büyük celâlî kitlelerine katılan veya mevzii faaliyet gösteren ve mevcutları 10,000 ile 1000 arasında bulunan çok sayıda celâlî zümreleri de vardı.

Bunlardan 13,000 mevcutlu Zülfikar Paşa ve aynı derecede kuvveti olan Tekeli Mehmet Paşa, Türkçebilmez Hüseyin Paşa, Murad Paşa'nın affına uğramışlardır. Celâlîlerden Kalenderoğlu'na katılan 4000 mevcutlu Said Arap veya Kara Said 3000 mevcutlu Deli Hüsrev ve 1000'den ziyade kuvvetle Şarkî Karahisar ve Giresun taraflarında faaliyette bulunan Hacı Şamlı ve Kara Koncolos ve maiyetleri 100 ile 1000 arasında olan daha bir hayli eşkiya vardı.

Murat Paşa, yalnız Celâlîleri değil onlarla uzaktan ve yakından temasları olan, onlara yataklık edenleri hatta aralarında bulunan çocukları bile sonradan eşkiyalığa meyleder diye öldürtmüştür. Seferden avdetten sonra geriye kalan Celâlî eşkiyası ile mahallî haydutluk yapanların haklarından gelinmesi için sancak beyleri ile kadılara hükümler gönderilmiştir; bundan başka eyaletlerdeki kapıkulu süvarilerinden olan eşkiyanın da terbiye edilmesi için süvari ocağından ulûfeci ve gureba bölükleri ağaları tayin olunmuşlardır. Yine böylece eşkiyalığın tamamen önünü almak için eşkıyalıkları mahkeme sicillerinde kayıtlı olanların takibi ve bunların cürümleri hakkında çıkarılan dosyaların eşkiya teftişine memur Mehmet Paşa'ya teslimi eyaletlere bildirilmiştir.

13, 14 sene süren bu eşkiyalık dolayısıyla Suriye, Irak ve Anadolu adeta elden çıkmış denecek vaziyete gelmiş, asayiş kalmamış, ticaret durmuş ve iktisadî durum çok kötüleşmişti. Bundan başka eşkiyalıktan dolayı köylü halk şehir ve kasabalara sığındıkları için ziraat yapılamaması yüzünden memlekette mühim ve tehlikeli darlık vukua gelmiş ve aynı zamanda tımarlı sipahinin maişet durumu çok azalmıştı. Bunun için hükümet bir taraftan köylünün tekrar yerlerine dönmelerini ve ticaret sahiplerine kolaylık gösterilmesini tavsiye yollu eyaletlere fermanlar gönderirken dört bir taraftan da 1019 Receb başında (1609 Ekim) Adalet-nâme ismi altında Anadoludaki bütün fenalıkları, Celâlîliği doğuran amilleri, halkın ıztirabını belirten dikkate şayan bir ferman neşretmiştir.

Tarihlerin kayıtlarına göre Kuyucu Murat Paşa'nın 3 sene süren temizleme faaliyeti neticesinde Canboladoğlu, Kalenderoğlu, Tavil kardeşi Meymun kuvvetlerinden 30,000 ve bunlardan başka, 100, 1000, 3000'er kişilik kuvvetlerle eşkiyalık yapan 48 çeteci kuvvetlerinden 25,000 kişinin öldürüldüğü ve bunlardan hariç diri olarak elde edilip katledilenlerin de 10,000 kadar olduğu tahakkuk etmiştir ki toplamı 65,000 kişidir.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz