Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Eyâlet Merkezi
Davut Paşa
Osmanlı Devleti'nin Endülüs Müslümanları ile İlk İlişkisi
KANUNİ'NİN BELGRAD KADISINA GÖNDERDİGİ FERMAN
Osmanlı Devleti'nde Toprak Yönetimi
KANUN-İ ESASİ
Yeğen Seyyid Mehmet Paşa
Kuloğlu
İvaz Paşazâde Halil Paşa
I. Abdülhamit

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

BAŞKA BİR BAKIŞLA ÇANAKKALE ZAFERİ


Muzaffer Erzurumlu - Kemal Reisoğlu

18 Mart Çanakkale Savaşı’nın 84. yıldönümü… Bu sayfalarda sizlere, Çanakkale Savaşı’nın pek bilinmeyen, bilinse de bahsedilmeyen yönlerini anlatmak istiyoruz. Böylece, bu savaşın yalnızca bir savaş değil, aslında ülkemiz ve dünya olaylarının şekillenmesinde önemli bir kesişim noktası olduğunu da göstermiş olacağız.

Çanakkale’nin Bilinmeyen Bir Yönü

Birinci Dünya Savaşı’nın iki yıl uzamasına sebep olan ve iki taraftan 500.000 kişinin zayiatına sebep olan Çanakkale muharebelerinde pek bilinmeyen yönler bulunuyor. Bunlardan biri de İsrail Devleti’nin kuruluşuna varan uluslararası siyasal, hukuksal gelişmeler içinde büyük önem taşıyan ve Yahudi milletine Filistin’de bir yurt verilmesi ifadesinin ilk kez yer aldığı 1917 Balfour Bildirgesi’dir.

Osmanlı Devleti’ne karşı gönüllü Siyonistlerden oluşacak birlikler kurarak çarpışma ve böylece müttefikler nezdinde prestij kazanarak İsrail Devleti’nin kuruluşuna kapı açan kişi Wlademir Jobodinsky’dir.

Jabodinsky 1908 Jön Türk İhtilali’nden sonra İstanbul’a gelmiş, Osmanlı Devleti’nin iç ve dış siyasal gelişmeleriyle yakından ilgilenmiştir.

Birinci Dünya Savaşı’nın sonucunun Osmanlıların aleyhine olacağını gören ve Osmanlı Devleti’nin kurtlar sofrasında paylaşılacağını, bu paylaşım da Yahudilerin de bulunması gerektiğini düşünen Jabodinsky, İngiltere ve Fransa’nın yanında Osmanlılar’a karşı yer almak suretiyle Filistin’de Yahudilerin hayallerinde olan İsrail Devleti’nin kurulmasının hesaplarını yapar.

Bu amacına ulaşmak için, sembolik olsa bile, uygun bir zamanda girişilecek bazı çabalarla İngiltere’nin doğal müttefiki olabilmenin fırsatını kollar. Bu konuda kendisi gibi faaliyet gösteren Joseph Trumpiledor ile buluşur. Mısır’da Gabbari Göçmen kampında yaptıkları görüşmede 23 Şubat 1915’te gönüllü Siyon birliğinin temellerini atarlar. Bu konuda İngiliz komutanı General Maxwell’in desteğini alırlar.

Trumpledor ve Jabodinsky’in düşüncesi, oluşturulacak “Siyon Birliği” ile Filistin’de Osmanlılara karşı mücadele başlatmaktı. Ama İngiliz general Maxwell, Siyon birliğinin Osmanlı Devleti’ne karşı, ille de Filistin’de çarpışması gerekmediğini, hangi cephede olursa olsun İngiltere yanında yeralabileceklerini ve Çanakkale’nin uygun olduğunu söylemesi üzerine Jabodinsky Avrupa’ya bu konuda görüşmeler yapmaya gider.

Jabodinsky Avrupa’da, Avrupa liderleriyle siyasi görüşmeler yaparken, Trumpledor, General Maxwell’in destekleriyle hazırladığı “Katırlı Alay” diye anılan birlikleriyle 17 Nisan 1915’te İngilizlerin sağladığı Hymettus ve Anglo-Egyption gemileriyle Çanakkale’ye hareket ederler. Başlarında kumandan olarak Albay Patterson ve kendisine binbaşılık payesi verilmiş olan Trumpeldor bulunmaktadır.

Siyon birliği, 6 Ocak 1916’ya kadar Çanakkale’de Osmanlılara karşı mücadele içinde bulundular. Muharebelere katılan Yahudiler savaşın seyrini değiştiremediler. Fakat Batı ülkelerinde ve kamuoyunda kendileri için övgü dolu yazılar yayınlatarak, büyük bir propaganda gücü elde etmiş oldular. Bu birlik savaştan sonra 1918’de İngiliz kuvvetleriyle beraber Kudüs’ün işgalinde görevlendirildi.

Siyon katırlı gönüllü birliklerinin Çanakkale Muharebelerine İngiltere yanında katılarak rol oynaması temelde, Musevi liderlere hedefledikleri şu iki amacın gerçekleşmesini sağlamıştır:

l 2 Kasım 1917’de yayınlanan Balfour Bildirisi ile İngiltere, ilk kez resmi bir belgede, Musevilere Filistin’de bir yer verme fikrini benimsemiş ve şöyle denmiştir:

“Majestelerinin hükümeti, Musevilere Filistin’de milli bir yurt kurulmasına olumlu bakmaktadır ve bu amaca ulaşmasını kolaylaştırmak için, elindeki bütün imkanları kullanacaktır.”

l Birinci Dünya Savaşı sonrası toplanan Barış Konferansında Filistin ve Siyonizm konusu gündeme getirildiğinde, büyük devletlerin davaya olumlu bakışını ve desteğini sağlar. Nitekim, bu fikrin babası ve uygulayıcısı olan Jabondisky de bu gerçeği yıllar sonra anılarında şöyle ifade edecektir:

“Eğer biz, 2 Kasım 1917’de Balfour Bildirisi ile Filistin’de yurt edinme konusunda söz aldıksa, buna ulaşan yol Gelibolu’dan geçmiştir.”

Evet… İşte Çanakkale’nin tarihlere yansımayan bir yönü…

Churchill’in Gerçek Yüzü

Winston Churchill, 1915’te genç bir İngiliz donanma bakanı olarak Osmanlı’nın yok edilmesi amacıyla Çanakkale’ye çıkarma emri vermişti. Daha sonraların “purolu İngiliz başbakanı” Chruchill, Çanakkale’deki bozgundan sonra istifa etmek zorunda kalmıştı.

Churchill, Çanakkale’de İngiliz ordusunun bir türlü başarılı olamayacağını görünce, İngiliz Avam Kamarası’nda Türk askerlerini bu kez zehirli gaz ile öldürmeyi teklif etmişti. Buna insanlık adına karşı çıkanlara ise şöyle cevap vermişti: “Biz insanları zehirlemeyeceğiz ki. Siz Türkler’i insandan mı sayıyorsunuz? Onlar köpek ve domuz gibi ancak hayvan sayılabilir!”

O sıralarda yazdığı mektuplarda ne kadar mağrur ve hırslı olduğu görülen Churchill, mağlubiyeti müttefik generallere yüklemişti. Çanakkale bozgunundan sonra ise: “tarih benim ne kadar haklı olduğumu gelecekte ispatlayacaktır” diyordu.

Çanakkale Zığındere-Sarıgazi Şehidliği Kitabesinden

“Bu gördüğünüz ıssız vadide, her ağacın ve her taşın altını biraz kazdığınızda binlerce gencecik şehidin kemikleri bulunmaktadır. Mart ve Nisan yağmurlarında bu kemikler ortaya çıkarlar. Sonra çiçekler ve çimenler arasında kaybolurlar. Tekrar gelecek baharı beklerler.

Derelerden ve vadiden toplanan şehid kemikleri Fatihalarla toprağa gömülmüştür.

Şehidliği gezerken bastığın her zerre toprakta, vatan ve bayrağımız için ölen kahraman ecdadımızdan ve senden bir parça bulunmaktadır.”

Çanakkale: Tarihin Kesişim Noktası

* Müttefiklerin amacı İstanbul’u almaktı: Bunu üç yıl sonra 1918’de gerçekleştirdiler. Osmanlı Devleti bu tarihte fiilen yıkıldı. Hatta tüm Anadolu ve Ortadoğu işgal edildi.

* Savaş sırasında başkentin İstanbul’dan Anadolu’ya taşınması düşünülüyordu: 1923’te Ankara başkent oldu.

* Savaştan iki sene sonra, 1918’de Abdülhamid vefat etti. Osmanlı Devleti fiilen yıkıldı.

* İngiltere savaştan hemen sonra1917’de Balfour Deklarasyonu ile İsrail’in kuruluşuna izin verdi.

* İngiliz ve Fransızlar’dan Çanakkale’deki Osmanlı direnişi yüzünden destek alamayan Rus Çarlığı, 1917 yılında yıkıldı. Komünizm Batı’nın temsil ettiği kapitalizmden sonra en önemli dünya gücü haline gelme macerasına başladı.

* Churchill 1915-16’da Çanakkale’de Donanma Bakanı olarak kaybetti: 1945’de Yalta’da İngiliz başbakanı olarak kazandı.

* Çanakkale Savaşı’ndan kısa bir süre sonra savaşta yer alan ve bir sömürge olan Avustralya ayrı devlet haline geldi. Avustralya’da Anzak Günü halen her yıl 25 Nisan’da en büyük milli gün olarak kutlanıyor.

* Çanakkale’de 250.000 müslümanın şehit olmasına neden olan İngiltere ve Fransa, sonraları en yakın Batılı müttefikler olarak algılandı.

Genel Kayıp: 500.000 Kişi

Her iki taraf kuvvetlerinin inatla çarpışması, Çanakkale muharebelerini doğrudan doğruya bir siper savaşı haline sokmuştu. Bu cephede başarı kazanamayacağını anlayan düşman, 1915 Aralık sonu ile Ocak 1916 başlarında Çanakkale’yi tahliye etti. Savaşın başlarında kaybedilen gemilerden başka, İngilizler Goliath, Triumph ve Majestic harp gemilerini de kaybetmişlerdi. İngilizler’in kaybı 115.000’i ölü olmak üzere 205.000, Fransızlar’ınki 47.000 idi. Türk kuvvetlerinin zayiatı da şehit, yaralı ve hasta olmak üzere 252.300’ü bulmuştu. İngiltere bahriye nazırı Winston Churchill, Müttefik kuvvetlerine büyük bir darbe olan Çanakkale başarısızlığı üzerine istifa etti.

Müttefikler’in Çanakkale önüne yığdıkları deniz kuvvetleri 18 zırhlı, 12 kruvazör, 17 muhrip, 12 denizaltı, 1 uçak gemisi, 1 balon gemisi, 36 mayın gemisi, 2 hastane gemisi, 86 nakliye ve 222 çıkarma gemisi ile 42 uçaktan ibaretti. Savaşa İngilizler 400.000, Fransızlar 80.000, Türkler 700.000 askerle katıldılar.

Bizimle kıyaslanmayacak kadar geniş imkânlara sahip olan müttefik kuvvetlerin zayiatı yanında, Türkiye’nin kaybı, gerçekten korkunç bir rakama ulaşmıştı. Üstelik bu savaşta verdiğimiz şehitlerin büyük bir kısmını, memleketin münevver sınıfını meydana getiren ilim ehli yedek subaylar teşkil ediyordu.

Verdiğimiz on binlerce münevver şehit, memleketimiz için ileri tarihlerde bile yerinin doldurulması imkânsız ağır bir kayıp oldu.

semerkand dergisi

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz