Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Enis Behiç Koryürek
Cem Sultan'a övgüm!
Kalem İşi Özellikleri
XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlı-Ceneviz İlişkileri
Tanzimat Dönemi Edebiyatı (1860-1896)
Osmanlı’nın laikliği
Anadolu Beylikleri Sahibata Oğulları Beyliği
Tebrikler
Kaside
Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu-2

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Balkanlar'da Osmanlı Fütuhatı

Yeni Osmanlı hükümdarı I. Murat Trakya'ya geçer geçmez hemen faaliyete başladı; programda şimdilik gaye Edirne'nin zabtı idi. imparator Kantakuzen'e müteaddid defalar yardıma geldikleri zaman Osmanlı Türkleri buranın askerî ehemmiyetini anlamışlardı; bundan dolayı Edirne ve, gerisini emniyet altında bulundurmak ve İstanbul tarafından gelecek bir Bizans taarruzuna mâni olmak için Tzurulon denilen ve evvelce alınıp elden çıkmış olan Çorlu'nun alınması zarurî idi ve hücum ile alındıktan sonra surları yıkıldı ve bunu müteakip Çorlu'nun kuzey batısındaki Başpiskoposluk merkezi olan ve Arkadiopolis denilen Lüleburgaz elde edilerek derhal surları yıktırıldı ve Anadolu'dan buralara göçmenler nakledilerek yerleştirildi; fethin bu tarzı Büyük Selçukluların Anadolu'daki yerleşme siyasetlerinin aynı olup Osmanlıların hakikî maksatlarını gösteriyordu.

Osmanlı kuvvetlerinin sol koluna kumanda eden Evrenuz ve Hacı llbeği kuvvetlerinden birincisi Malkara ve İpsala'yı ve Hacı llbeği de güneye yani sahile inerek Dedeağacı kasaba ve limanını aldı ve daha sonra da Didimatihon denilen Dimetoka'yı aldı.

Evrenuz ve Hacı îlbeyi yukarıda gösterilen yerleri elde ettikleri sırada bütün kumandanların davetiyle Lüleburgaz mevkiinde toplanan bir harb meclisinde verilen karar üzerine beylerbeyi Lala Şahin Paşa mühim bir kuvvetle Edirne üzerine sevkedildi. Bulgarların Rumlara yardım etmeleri ihtimaline binaen sağ cenahtan Karadeniz sahiline doğru ilerleyen bir kısım kuvvetler Kırklareli’ni alındı ve Serez ile Drama taraflarında bulunan Sırpların da müdahaleleri düşünülerek sol kola memur edilmiş olan Evrenuz kuvvetleri de Dimetoka'nın batısına doğru sevkedilerek müdafaa tertibatı alındı; nihayet Babaeski ile Pınarhisar arasında Sazlıdere mevkiine kadar gelmiş olan Rum ve Bulgar kuvvetleri ile yapılan kat'î bir meydan muharebesinde düşman bozuldu ve bunun neticesinde Edirne zabtedildi (764 H./1363 M.).

Edirne'deki Rum kumandanı Meriç nehrinin kabarmasından istifade ederek maiyyetinin bir kısmiyle bir kayığa atlayıp Enez'e kadar inerek oradan Sırp ülkesine kaçtı.

Sultan Murad, Edirne vaziyetini yoluna koyduktan sonra beylerbeyi Lala Şahin Paşa'yı burada bırakarak kendisi Dimetoka'ya gitti ve bir müddet için orasını kendisine karargâh yaptı; orada bir cami ile kendisine bir saray yaptırdı.

Sultan Murad faaliyetini durdurmadı, Lala Şahin'i kuzeyde Filibe ve Zagra taraflarına sevk ettiği gibi Evrenuz Beyi de Batı Trakya'ya, Gümülcine'nin zabtına memur eyledi. Lala Şahin Paşa pirinç ziraatiyle meşhur olan Filibe (Plovdiv = Philipopolis)'yi muhasara etti. Mukavemetten âciz kalan kale mu¬hafızı teslim olarak ailesivle birlikte Sırbistan'a gitti. Evrenuz Bey de 764 H./1363 M.’de Gümülcine ile o havalide bazı yerleri aldı. Edirne'den sonra Filibe'nin alınması Bizans, Bulgar ve Ma-kedonya'daki Sırpların irtibatlarını kestiği gibi bu memleketleri de tehdid ediyordu; bundan dolayı Filibe ile Edirne'nin geri alınması Balkan devletlerince zarurî idi; buna hazırlanmak için ara¬dan iki senelik bir zaman geçti.

Doğu Trakya'da yayılmakta olan Türklerin istilâlarını önlemek için 1361 Temmuzunda İmparator Beşinci Yuannis ile Venedik Doçu arasında bir ittifak yapıldı ise de Türkler, elde ettikleri yerlere mütemadiyen Anadolu'dan göçmen naklederek sahilleri de sıkı sıkıya ellerinde tuttuklarından ve bundan başka Türk idaresinin âdilâne olması sebebi ile dahilen de bir isyan hareketi görülmemesinden dolayı bu ittifaktan bir netice hâsıl olmamış ve nihayet imparator 1364'de Osmanlı hükümetiyle anlaşmak suretiyle mevcut vaziyeti kabule mecbur olmuştur.

Bu mühim anlaşma mucibince imparator Osmanlıların aldıkları yerleri gerek kendisinin ve gerek Sırpların geri almağa teşebbüs etmeyeceklerini taahhüdeylediği gibi Osmanlıların Anadolu'da yapacakları harekâtta onlara yardım etmeği de kabul eylemekte idi. Osmanlıların Rumeli harekâtındaki muvaffakiyetleri neticesi olarak imparatorla yapılan barış anlaşması, Trakya'nın istikbalini tâyin ediyordu. Trakya ovasının elden çıkmış olması İmparatorluğun gelirine mühim bir tesir yapmış ve Bizans hazinesi Selanik ve İstanbul gümrük resimleriyle Belediye varidatına inhisar etmişti.

Osmanlılar ise kat'î surette Balkanlar’da yerleşme siyaseti takip eylediklerinden Sultan Murad 1363'de Cenevizlilere altmış bin altın navlun vermek suretiyle mühim miktarda Türk göçmenini Anadolu'dan Trakya'ya naklettirmişti. Fütuhatın genişlemesi sebebiyle askerî sınıfların şer'î işlerine bakmak ve hükümdarla seferlerde bulunmak ve aynı zamanda ilmiye sınıfının en yüksek derecesi olmak üzere kazaskerlik memuriyeti meydana getirildi ve ilk defa da kazaskerliğe Bursa kadısı Çandarlı Kara Halil Efendi tâyin olundu.

Bu ilk askerî harekâtı ve sulhu müteakip Osmanlı Devleti ihtiyaca göre idarî ve askerî teşkilâtını tanzim ve tadil etti; fütuhatın süratle gelişmesi askerî ihtiyacı arttırmıştı. Bunun için Orhan Gazi zamanındaki yaya ve müsellem teşkilâtını vücuda getiren Çandarlı Kara Halil'in tavsiyesiyle muharebede esir edilen Hıristiyan gençlerinden istifade edilmek üzere yeni bir asker ocağı kuruldu. Ve bu suretle asırlarca devam etmiş olan Yeniçeri ocağı ile bu ocağa alınacak çocukları terbiye edip yetiştiren Acemi ocağı nın temeli atıldı. Muasır ecnebi devletlerde görülmeyen bu tip yeni ve disiplinli yaya ordusu bundan sonraki başarılarda mühim hizmetler gördü.

Osmanlılar zabtettikleri yerlerde teşkilât yapıp arazi işlerini tanzim ederlerken Edirne ile Filibe1nin geri alınması için Sırp ve Bulgarlar da faaliyette bulunuyorlar ve papa vasıtasiyle Avrupa'yı harekete getirmek istiyorlardı.

1364 senesinde Filibe'yi Türklere teslim ederek ailesiyle beraber Sırbistan'a gitmiş olan Rum kumandanı, Sırp kralı 5. Uroş'a müracaat ve Türk kuvvetlerinin azlığından bahis ile kralı Osmanlılar aleyhine sevketti ve eğer bu işe göz yumulacak olursa vaziyetin çok vahim olacağını bildirdi. Papa V. Urban’ın teşvikiyle Macar kralı Layoş başta olarak Bulgarlar, Sırplar Eflâk prensi ve Bosnalılar birleşip hazırlandılar; zaten bu sırada Papa'nın Sırp kralına göndermiş olduğu mektupta bu ittifakın yapılmasında âmil olmuştu. Layoş (Ludvig) muvaffak olursa öteden beri arzu ettiği üzere Bulgarları nüfuzu altına alacak ve burada Katolik mezhebini yayarak Papa'nın yüksek teveccühünü kazanacaktı.

Yukarı Makedonya'da Sırplarla birleşmiş olan müttefikler süratle Edirne üzerine yürüdüler. Sultan Murad Hüdavendigâr o sırada Bursa'da bulunuyordu; Edirne'de beylerbeyi yani ordu kumandanı bulunan Lala Şahin Paşa, bu tehlikeli hali bir taraftan pâdişâha bildirmekle beraber diğer taraftan kendisi bir keşif kuvvetini düşmana karşı göndererek müttefiklerin vaziyetini öğrenmek istemişti. Müttefikler Meriç nehrini geçtikten sonra Hacı İlbeyi yetişebilmişti.

Hacı İlbeyi Meriç nehrini geçen ve kendilerine mukabele edilmediği için ihtiyatsız hareket eden düşmanın gaflertinden ve sarhoşluklarından istifade ile gece yansı üç koldan yaptığı âni bir baskınla bunları şaşırtarak müthiş bir paniğe uğrattı. Bu suretle perişan bir halde dağılan düşmanın bir kısmı Meriç nehrinde boğuldu ve Macar kralı Layoş güç hal ile kurtuldu ve kurtuluşunu boynunda asılı olan Meryem'in tasvirine hamleyleyerek memleketine avdetinde onun adına bir kilise yaptırmıştır (765 H. / 1364 M.). Bazı Osmanlı tarihlerine göre Hacı İlbeyi'nin bir avuç askerle kazanmış olduğu bu büyük muvaffakiyeti beylerbeyi Lala Şahin Paşa çekemeyerek kendisini zehirletmek suretiyle ölümüne sebep olmuştur.

Edirne'nin batısında Meriç nehri önünde, vukua gelen ve Osmanlı tarihlerinde Sırp sındığı denilen bu muharebede elde edilen muvaffakiyet Rumeli'de Türklerin süratle ilerlemelerine vesile oldu. Bosna'da olduğu gibi Balkan Devletleri üzerinde de yüksek hâkimiyet tesis etmek isteyen Macarların Osmanlı Türkleriyle ilk temasları bu Meriç muharebesi'yle başlar.

Osmanlı hükümdarı müttefiklerin Edirne üzerine geldiklerini haber alınca hemen kuvvetlerini toplayıp icabında Rumeli'den dönerken korsan gemileriyle kendilerini tehdidedecek olan ve Katalanların elinde bulunan Biga'yı bizzat kendisi karadan ve Aydıncık (Edincik) ve Gelibolu'dan getirttiği donanma denizden muhasara etmiş ve bu sırada Meriç muzafferiyetini haber almıştı; fakat Sultan Murad Biga muhasarasını kaldırmayarak burasını aldıktan sonra Bursa'ya dönmüştür (766 H./1365 M.).

Bizim Osmanlı tarihlerine göre Sultan Murad, Sırp sındığı muzafferiyetinin şükranesi olarak Bilecik'te bir cami ve Yenişehir’de bir imaret ve Gazi Erenlerden Postin Puş Baba'ya bir tekke ve Bursa hisarında bir cami ve Çekirge’de bir imaret, medrese ile eski kaplıca ve han yaptırmıştır; bu tesislere 767 H./1366M. senesinde başlanmıştır.

Osmanlılar, bu Sırpsındığı galibiyetiyle gururlanıp gevşemediler; esas programları Balkanlarda (Rumeli'de) yerleşmek olduğundan bu haçlı seferi kendilerini îkaz ettiği için arkadan gelecek tehlikelere karşı daha hazırlıklı bulunmağı icap ettiren tedbirleri almakta gecikmediler. Muharebe icabı olarak Sultan Murad merkezini Bursa'dan Edirne'ye naklettirdi (1365) ve Edirne şehri saray, cami, medrese ve sair ilmî ve içtimaî müesseselerle süslenmeğe başladı.

1366’da Bizans imparatoru Yuannes'in dayısı Savua kontu Amadee kadırgalarla gelerek Osmanlılardan Gelibolu'yu alıp orayı imparatora verdiyse de burası bir sene sonra tekrar Türklere geçti; Gelibolu'nun muvakkat bir zaman için elden çıkması Rumeli'deki durumu değiştirmedi.

1367'de Kara Ali Bey oğlu Timurtaş Paşa, Bulgarlardan güneyde Kızılağacı ve kuzeyde Yanbolu (Diampolis) ve Lala Şahin paşa da İhtiman ile Sofya'nın güneyindeki Samakov'u aldılar ve bir sene sonra yani 1368'de bizzat Sultan Murad Balkan dağlarının güneyinde Burgaz yakınındaki Bulgarlara ait Aydos'tan başlayarak Karinabad, Sözepoli ve daha sonra Bizanslıların idaresindeki Hayrabolu'yu ve 1369'da ise Pınarhisar ve Vize (Vizya)'yi aldı ve evvelce zabtedilip sonradan elden çıkmış olan Kırkkilise (Kırklareli)'yi de tekrar aldıktan sonra Doğu Trakya fütuhatını tamamladı. İmparator Vize'yi geri almak istediyse de muvaffak olamadı.

Tuna nehrinden Rodop Balkanlarına kadar orta ve güney Bulgaristan'a ve Osmanlı işgalinden evvel de kısmen Trakya'ya sahip olan Bulgar kiralı Yuvan Şişman Türklerle başa çıkamıyacağmı anlayarak sulh yaptı ve bu suretle Osmanlı himayesini ve vergiyi kabul etti ve kız kardeşi prenses Marya'yı da Sultan Murad'a verdi; Şişman, kendisine muhalif olup biraderi Stratisimir'e karşı Murad'la Ulahlardan yardım alarak Vidin üzerine gittiyse de muvaffak olamadı. Merkezi olan Tırnova'ya avdetinde Lala Şahin Paşa'nın Bulgaristan'a taarruz edeceğini anlayarak 1371'de Makedonya Sırp kraliyle birleşerek Samakov mevkiinde Lala Şahin'le harbe tutuştu ise de kat'i olarak mağlup oldular. Bunun üzerine Çatalca ve havalisindeki bazı kaleleri zabtetmiş olan Sultan Murad, Makedonya Sırpları üzerine kuvvet şevketti.

Balkanların kuzeyinde faaliyette bulunan Osmanlılar Sofya hariç olarak o havaliyi almaya başlamışlardı. 1372'de ikinci Çirmen veya Meriç muharebesiyle Batı Trakya ve Makedonya'daki Sırp Devleti kuvvetlerini dağıtmış olan Osmanlıların bu muvaffakiyetleri kendilerine, Makedonya ticaret yollarını açmıştır. Çirmen muharebesinde Güney Makedonya'daki Sırp kralı ile kardeşleri ölmüşler ve bu suretle serî bir Türk fethi neticesinde Batı Trakya ile Makedonya'nın bu parçasını kaybetmişlerdi. Bu muharebe neticesinde Gazi Evrenuz kuvvetleri tarafından ikinci defa elde edilen Gümülcine'den başka Borla (Gümülcine'nin batısında) İskeçe ve Marolye (Müneccimbaşıya göre Pravişte kasabası deniliyorsa da Gümülcine'nin sahil köylerinden olan Maroniye olacakdır) ve kazaskerlikten vezir olan Kara Halil —ki vezir olduktan sonra Hayreddin Paşa denilmiştir— tarafından da Kavala, Drama, Zihne ile Makedonya Sırp krallığının mühim şehirlerinden olan Serez ve daha sonra Karaferye alındı (1372) ve mühim olan Serez ile o havaliye Anadolu taraflarından aşiret kuvvetleri getirilerek yerleştirildi. Evrenuz bey, uc îtibar edilen Serez'i kendisine merkez yaptı İmparatorun oğlu Selanik valisi Manuel'in Serez'i ele geçirmek için tertip ettirdiği ayaklanma hareketi haber alınarak vezir Halil Hayreddin Paşa'nın süratle hareketi neticesinde bastırılmıştı (776 H./1374 M).

Bu muvaffakiyetlerden sonra Osmanlı kuvvetleri Vardar nehri vadilerine girerken karşılarında mukavemet edecek kuvvet kalmamıştı; böylece bir buçuk iki sene içinde Vardar’ın doğusundaki yerler Osmanlı hâkimiyeti altına geçmiş ve akıncı kuvvetleri Balkan yarımadasının batısına akın yapmağa başlamışlardı.

Bulgar kralı Şişman'ın Samakov'deı Makedonya Sırp kraliyle birlikte mağlup olmasından sonra Köstendil’in elden çıkması tabiî bir hal almıştı. 1372'de demir madenleriyle meşhur Köstendil şehri ile etrafı alınarak burada Bulgar prenslerinden olarak hükümet eden Çariçe Evdokia'nın oğlu Kostantin Os¬manlı hâkimiyetini kabul ile vergi ve asker vermeyi taahhüd etti.

Osmanlılar'ın Makedonya'yı işgal ederek Köstendil’e gelmeleri Yukan Sırbistan despotu Lazar Grebliyanoviç'i Sultan Murad'la anlaşmaya mecbur etti; Lazar da Osmanlılara vergi ile beraber asker vermeği de kabul etmekte idi. Bu suretle kral ve prens ve despotların Osmanlıların yüksek hâkimiyetini tanıyarak vergi ve aynı zamanda muharebelerde yardımcı kuvvet vermeleri geniş ölçüde fütuhat yapan Türk devleti için büyük faydalar ve başarılar temin etti. Ertesi sene Vize sancak beyi Şirmerd Bey'den gelen haberde İmparatorun kuvvet şevkiyle Vize etrafını yağmalattığı haberi alınması üzerine Sultan Murad hemen Gelibolu'ya, geçip kuvvetlerini Malkara’da topladıktan sonra askerin bir kısmını İpsala civarındaki Firecik kalesinin zabtına gönderip kendisi de Çatalca taraflarına yürüyerek İnceğiz ve Çatalburgaz kalelerini ve daha sonra da yine burada Polonya kalesini aldı ve LalaŞahin de Firecik kalesini almış olduğundan bu 1373 seferi de bu suretle muvaffakiyetle bitti; Bizans İmparatoru barışa mecbur oldu.

Sultan Murad'ın cülusundan sonra ve savaş devam ettiği sırada bazı malî ve askerî ihtiyaçlara dayanarak teşkilât yapılmıştı; devletin bir hazinesi olması ve onun için vergiler ihdası zarurî olduğundan o tarihte kazasker bulunan Çandarlı Kara Halil ile ulemadan Molla Rüstem'in tavsiyeleriyle harpte alınacak her bir esire yüz yirmi beş akçe kıymet takdir olunarak bunun beşte biri olan yirmi beş akçe veyahut beş esirde bir esir alınması kanun oldu ve buna pencik kanunu denildi ve kumandanların yanlarına bunları tahsil için kadılar tâyin edildiği gibi Gelibolu iskelesine de pencikçi ismiyle bir memur oturtuldu. Daha yukarı kısımlarda görüldüğü üzere ihtiyaç halinde aynen alınan bu esirlerden mürekkep acemi ve yeniçeri ocakları kuruldu. Esire ihtiyaç olmadığı zaman esir başına alınan yirmi beş akçe hazineye irad kaydediliyordu. 1373'den sonra olan sükûn devresinde bazı icraat yapıldı. Rumeli harekâtının başlarında Aydın, Saruhan ve Karesi beyliklerinin Rumeli'ye çapul için yaptıkları akınlar gibi Osmanlıların da aynı suretle hareket edecekleri zannedilmişti; Trakya'nın işgali bu zannı boşa çıkararak bunların yerleşmek üzere geldiklerini gösterdiği gibi 2. Çirmen muharebesinden sonraki Makedonya fethi bu yerleşme siyasetinin kalıcı olduğunu göstermişti. Osmanlıların 1. Çirmen muharebesindeki muvaffakiyetleri onların Trakya'ya yerleşmelerini katileştirdiği gibi, 2. Çirmen zaferi de Makedonya'nın kazanılmasını temin etmiştir. Rumeli'de harekâtın durdurulması Sultan Murad'ın Anadolu'da bazı muvaffakiyetlerle Osmanlı hududunun genişlemesini mümkün kıldı. Bunun için Avrupa tarafından Osmanlılar aleyhine bir hareket olmayacağını anlayan Sultan Murad 1376'da Anadolu'ya geçti ve Rumeli harekâtının bir müddet için durdurulmasını müteakip buralarda elde edilen topraklarda tımar ve zeamet teşkilâtı yapıldı ve her tarafa Türk göçmenleri yerleştirildi; şehir ve kasabalarda dinî, ilmî ve içtimaî kurullar vücuda getiriliyordu ve bu suretle şehir ve kasabalar bu müesseselerle süslenerek buralara Türk ve İslâm damgası vuruldu.

Osmanlı ordusu kumanda heyeti muharebenin tatili münasebetiyle sonradan yapacağı harekât için yeni bir program hazırlamak istedi, birbirlerine müthiş rakip ve hattâ düşman olan Cenevizlilerle Venedikliler arasındaki Bozcaada meselesinden dolayı vukua gelen muharebe ve kuzey İslavlarının Macarlara karşı olan nefretleri, Bulgaristan'ın karışık vaziyeti Osmanlılara karşı yeni bir ittifak veya tecavüz tehlikesi olmadığını göstermekte idi. Bundan dolayı 1376 (778 H.)'dan itibaren Rumeli'de savaşa son verilerek bazı askerî teşkilât ve ıslahat yapıldı, bu arada Kara Timurtaş Paşa'nın tavsiyesiyle, tımarlı teşkilâtı tadil ve ihtiyaca göre ıslah edildi; yine Kara Timurtaş Paşa'nın tavsiyesiyle Kapıkulu askerinden olarak maaşlı süvari ocağı vücuda getirildiği gibi seferlerde levazımın muhafazası ve süvarilerin hayvanlarına bakmak üzere Voynuk sınıfı teşkil olundu.

Yine bu barış devresinde Murad'ın büyük oğlu Yıldırım Bayezid ile Germiyan hükümdarı Süleyman Şah'ın kızı Devlet Hatun'un nişanları yapıldı ve az sonra da düğünleri oldu (780 H./1378 M.). Süleyman Şah kızının çeyizi olarak Kütahya, Tavşanlı, Emet (Eğrigöz), Simav şehir ve kasabalarını Osmanlılara terk etti ve kendisi Germiyan Kula'sı denilen Kula'ya çekildi.

Bayezid'in düğününden sonra Kütahya'ya gelen Sultan Murad'ın, kendi üzerine geldiğini zanneden Hüseyin bey, Akşehir, Yalvaç, Beyşehir, Seydişehir, Karaağaç ve rivayete göre Isparta’yı seksen bin altın mukabilinde sattı, bu suretle Osmanlılar Karamanoğulları beyliğinin batısındaki şehirleri almış oluyorlardı; şu halde Karaman beyliği hem Kuzey ve hem batıdan Osmanlılarla sınır komşusu oluyordu.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz