Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Almanya
Genç Osman
Boşnak Hüsrev Paşa
Bayburtlu Kara İbrahim Paşa
XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlı-Avusturya İlişkileri
XVIII. Yüzyılda Osmanlı-Fas İlişkileri
XVIII. Yüzyıl Başından Ortasına Kadar İlmî ve Sosyal Müesseseler
Kuruçeşme'deki Osmanlı Eserleri
İtalya'daki Diğer Hükûmetler
Bayezid Paşa ve Ailesi

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Bayburtlu Zihni

Sayfadaki Başlıklar


Hayatı
Şiirleri

Hayatı

Bayburtlu Zihnî'nin doğum yılı belli değildir. Bayburtlu Zihnî Erzurum, Trabzon medreselerinde eğitim gördükten sonra İstanbul’a gitmiş, 1826 yılında Bayburt'a geri dönmüştür. Hopa, Of, Karaağaç, Erzincan'da çeşitli görevler yapmıştır.
Bayburtlu Zihni'nin ölüm tarihi hakkında kesin bir bilgi yoktur. Kimi araştırmacılara göre Bayburtlu Zihnî 1854 yılında Trabzon'dan Bayburt'a dönerken yolda ölmüştür. Kimilerine göre de, 1855-1859 arasında dört yılını geçirdiği Trabzon'dan Bayburt'a dönerken 1859 yılında yol üzerindeki Holansa köyünde ölmüştür. Ölümüne, yolda hastalanması neden olmuştur.

Bayburtlu Zihnî'nin bir Dîvân’ı, bir de Sergüzeşt-nâme adlı mesnevisi vardır.

Bayburtlu Zihni, aslında bir divan ozanı olmak istemiştir. Bir bakıma aldığı eğitimin, kültürün de doğal sonucu bu olmak gerekir. Ancak âşık türü şiirleriyle ün yapmış, başarısını bu yolda göstermiştir. 1828 yılında Rus saldırısının bir yıkıntıya çevirdiği Bayburt'u gördükten sonra meydana getirdiği, yaşama gücünü bugün de yitirmemiş olan, koşması büyük ün kazanmıştır. Hece ölçülerini kullandığı şiirlerinde, aldığı eğitimin sonucu olarak Osmanlıcanın yer yer ağır bastığı görülmektedir. Bayburtlu Zihnî iyi bir şairdir, içtendir.

Şiirleri

Kâtip sen yaz sabâ sen de kerem kıl

Kâtip sen yaz sabâ sen de kerem kıl
Götür arzuhâlim yâre tez elden
Naziktir efendim nezahetli bil
Gönderelim o dildara tez elden

Kâtip çok uzatma sarfı imlâyı
Hemen yaz derdime iste davayı
Kerem et bekletme bâd-ı sabayı
Azmeylesin o diyara tez elden

Hasretli dîdeme nem mi gönderir
Hicran mı gönderir gam mı gönderir
Kendi mi gelir merhem mi gönderir
Zahm-ı dil-i Zihnî zâra tez elden

Saba gider isen bizim diyara

Saba gider isen bizim diyara
Benim vasfı hâlim o yâre söyle
Lâlenin bağrında bir ise yare
Benimki erişti hezara söyle

Bülbül bir gül için çekerse zarı
Hâlini arz eder yüz yüze bari
Ya ben görmemişim o şûh didarı
Bıraktı bu garip diyara söyle

Pervane perrini yaktıysa nâra
Ya ben yaktım vücudumu yekpare
Zihniyâ Mansur'u çektiyse dâra
Ben esirim zülfü nigâre söyle


Seni bâğ-ı İrem’den mi kaçırmış

Seni bâğ-ı İrem’den mi kaçırmış
Melek misin asumandan mı geliş
Gittikçe şevketin şanın yücelmiş
Bilmem tahtı Süleyman'dan mı geliş

Hüsn ile bugün Yusuf-ı devransın
Ne incisin ne mercansın ne cansın
Korkarım fitneli âhır zamansın
Mehdî misin Isfahandan mı geliş

Güzel sevmek olmuş Zihnî'ye âdet
Ne bağda ser çektin ey servi kamet
Sormak ayıp olmasın a çeşmi âfet
Mülk-i lâl-i Bedahşan’dan mı geliş


Vardım ki yurdundan ayak götürmüş

Vardım ki yurdundan ayak götürmüş
Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı
Câmlar şikest olmuş meyler dökülmüş
Sakiler meclisten çekmiş ayağı

Hangi bağda bulsam ben o maralı
Hangi yerde görsem çeşm-i gazali
Avcılardan kaçmış ceylân misâli
Geçmiş dağdan dağa yoktur durağı

Lâleyi sünbülü gülü nâr olmuş
Zevk u şevk ehlini âh ü zâr almış
Süleyman tahtını sanki mâr almış
Gama tebdil olmuş ülfetin çağı

Zihnî derd elinden her zaman ağlar
Vardım ki bağ ağlar bağban ağlar
Sümbüller perişan güller kan ağlar
Şeyda bülbül terk edeli bu bağı

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz