Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Cezayirli Gazi Hasan Paşa'nın Faaliyeti
15. ASIR TÜRK-İSLAM EDEBİYATI
Osmanlılarda Eğitim ve Öğretim
Bahr-ı Tevîl
Osmanlı'da Tasavvufi Hayat
Akça Koca ve Ailesi
Hacivat Karagöz Oyunu Dağarcığı
İtalya'daki Diğer Hükûmetler ve II. Murat Dönemine Kadar Osmanlılarla İlişkileri
Memleket Yönetiminde Tanzimat
Osmanlı Beyliğinin İlk Teşkilâtı

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Beyşehir Eşrefoğlu Seyfettin Süleyman Camii

Sayfadaki Başlıklar


Caminin Muhtelif Kısımları

Ömrü az olan Eşref oğulları 'nın, Selçuklarla çok sıkı münasebette bulundukları anlaşılıyor. Bu sebeple bu Beyliğin eserlerinde Selçuk mimarî tarzının hissedilmesi normal sayılmalıdır. Ancak hemen söylemek lâzım gelir ki, bu o tarzın devamıdır, fakat kendisi değildir. Zira on dördüncü asırda, bütün Anadolu Beyliklerinin meydana getirdikleri eserlerde açıkça görülen yeni mimarî anlayışın, Eşrefoğulları eserlerinde de kendisini göstermesi çok tabiidir.

Eşrefoğlu Camisi gerek iç hacmi ve detayları gerekse dış görünüşü bakımından bu tip camilerin şaheseridir. Bilhassa bu derece itinalı ve zengin ahşap işçiliği, hele bu Türk ahşap işçiliğinin bir hazinesi sayılmak lâzım gelir.

Doğu-güney köşesinin kırıklığına ve bu cephenin Kınalı bir şekilde kesme taştan yapıldığına bakılacak olursa, caminin inşasından evvel de bu istikamette şehrin esas yollarından birinin geçtiğine hükmetmek icabeder. Vakfiyesinde cami yanındaki dükkânlardan bahsolunuyor ki, bu da çarşı içinde olduğunu gösterir.

Dış kapıdaki ve ondan sonra gelen kemerli iç geçit üzerindeki kitabelerden, caminin 1297 veya 1299 senelerinde Eşrefoğlu Seyfeddin (Seyfettin) Süleyman tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır.

35.50 X 46.57 dış ölçülerle, Anadolu'da ahşap direkler üzerine oturan düz tavanlı ulu camilerin en büyüğüdür.

Camiye doğu duvarından bir kapı ile bağlı olarak bitişen H. 701 (1301) tarihli türbeyi, Emir Süleyman daha sağlığında yaptırmıştır.

Ön cephede, minarenin yanında bir kapı ve bir penceresi ile kesme taştan yapılmış bir duvar parçası vardır. Bu duvar cami ile beraber vs kuzey duvarına bitişik olarak yapılmış bir kısma aitiir. Ancak ne maksatla kullanıldığına dair açık bir malûmat elde edemedim.

Caminin giriş cephesinden gayri bütün duvarları irili ufaklı yonma ve moloz taşlarla karışık olarak ve pencerelerin alt ve üstlerinden devam eden ahşap hatıllar geçirilerek fevkalâde ahenkli bir şekilde işlenmiş, üstü de düz toprak damla örtülmüş iken son yıllarda yapılan bir tamirle, dış görünüşü bakımından çok şey kaybetmiştir.


Caminin Muhtelif Kısımları

a. Giriş cephesi: Yonma ve moloz taşla işlenmiş doğu cephesinin köşe taşlarından sonra giriş cephesi, tamamen kesme taştan yapılmıştır. Bünyelerindeki büyük kontrasta rağmen bu iki duvar bir zaviye farkı ile cesaretle yanyana getirilmiş ve böylelikle de esas cephe yeknesaklık tehlikesinden kurtarılmış ve tebarüz ettirilmiştir. Giriş cephesi, solda monümantal bir duvar, ortada irtifaca bu duvarı çok az aşan gene monümantal bir giriş ve bunun sağında yükselen minare olarak, birbirinden ayrı mütalea edilen üç kısımla teşkil edilmiştir.

1 — Monümantal duvar yüzü: Cephenin bu kısmı sade profilli bir çerçeve içine alınmıştır. Kale burçlarından mülhem olarak on üç adet kenarları yuvarlak dilimli taşlar, doğrudan doğruya bu silme üzerine otururlar.

Bu duvara açıları üç pencereden alttaki, çok zengin işlemeli geniş bir süve ile çevrilmiştir. Süvenin dış kenarlarında, bir zincir motifi dolanıyor. İki süs sütûncuğu üzerine oturan tahfif kemeri ile pencere arasında kalan alın filiz kıvrımları ve yaprak motiflerile kaplıdır.

2 — Esas giriş: 10.10 metre yüksekliğinde olan bu portal, ana hatları ile bir Selçuk portalı karakterinde isa de, şahsiyet sahibi bir varyant sayılacak kadar da hususiyetleri ihtiva eder.

İki sıra halinde zincirleme olarak tamamen palmet motiflerle kaplı olan iki yan satıh, bugün yıkık olan yukarı kısımda da vaktile devam ediyordu. Palmet motifleri bu portalin her tarafını sarmış vaziyettedir. O kadar ki kapı kemerinin iki yanı ile kilit taşı üzerine dahi büyücek birer yaprak motifi işlenmiştir.

Portal esas nişi gibi, bunun iki yanındaki nişciklerin de üstü mail köşeli süs hücrecikler ile kaplanmıştır.

2.09 metre eninde iki kanatlı kapısı küçük parçalardan lâmba ve zıvanalı çatma olarak yapılmıştır. Caminin birinci kitabesi iki satır halinde bu portalin yukarı kısmındadır. Bu kitabe H. 696 (1227) tarihini taşıyor.

b. Son cemaat yeri: Kuzey duvarından 5.20 metrelik bir kısım son cemaata tahsis edilmiştir. Bunun soldan iki akslık kısmı kârgir duvarla geri kalan üç akslık kısmı ahşap işlemeli parmaklıkla esas camiden ayrılmıştır. Zemini ahşap olup yarım metre kadar yükseltilmiştir. Yeşil, mavi, siyah çini mozaikler ve renkli tuğlalarla bezenmiş olan kârgir duvara açılan bir sivri kemerden esas carniya geçilir . Bu geçit kemerinin üstünde siyah çini ile yazılmış H. 699 (1299) tarihli bir satırlık bir ikinci kitabe vardır.

Türk mozaik çiniciliğinin âbidelerinden birini teşkil eden bu duvar sathından sonra gelen üç göz ahşap parmaklık da bu zengin duvarın yanında yer alabilecek seviyededir. Cami tarafında yerden 95 santime kadar massif bir kısımdan sonra, birbirine geçmiş sekizgenlerin ortasından yatay ve dikey olarak birer çift band geçirmek suretile çok güzel görünüşlü bir parmaklık teşkil edilmiştir. Alt ve üst başlıkların yanlara taşan kısımlarile motifin bütünü iki kenar direklerden ayrılıyor. Üst başlıktan sonra dairevî kesintilerle yukarı doğru daralan 48 santimlik boşluklar sıralanıyor. Bu parmaklığın gerek başlığı gerekse iç kısımları 4 santim kalınlığındadır.

İkinci göz de aynı motifle işlenmiş, üçüncü göz bu defa altı kenarlı poligonların birbirine geçmesi suretile teşkil edilerek bir massif kapı ile camiye bağlanmıştır. Son cemaat yerinin sol tarafındaki merdiven bu kısmın üzerindeki galeriye çıkar. Bunun parmaklığı 60 santim içinde göz göz değişik motiflerle işlenmiştir.

c — Esas cami hacmi: Tavan, taş kaideler üzerine oturan ortalama 42 santim çapındaki sekizgen kesitli, 39 ahşap direk ve galerinin 5 çift direğine taşıtılmıştır. Bunlar üstlerinden taşıyıcı ana kirişlerle bağlanarak, kıble duvarına dik istikamette yedi nef teşkil ederler. Orta nef kenardakilere göre 1.00 metre daha geniş ve 35 santim daha yüksektir.

Bugün orta nef üç göz boyunca kirişsiz olup bir fenerle örtülüdür. Caminin tam ortasında bir göz yer işgal eden kare çukurluğa bakılacak olursa vaktiyle tavanın da yalnız buna tekabül eden kısmının açık olduğu kuvvelti bir ihtimal olarak söylenebilir. Tavan kaplamasına kadar 8.50 irtifada olan cami içi, mihrabın iki tarafındaki iki çift pencere ile giriş cephesindeki bir pencere istisna edilirse kamilen yukarı sıra pencerelerle aydınlatılmıştır. Stalaktitli zengin başlıklarla 7.50 metre yüksekliğindeki direklere oturan ve kamilen yuvarlak ağaçlarla teşkil edilmiş olan tavanın, yukarıdan dağılan bu ışık altındaki plâstik tesiri çok muhteşemdir.

Böylece Eşrefoğlu Camii, ahşap ile erişilebilecek âbideviliğin şaheser bir örneğini teşkil etmektedir.

Tavan: Uzunluğuna inkişaf ettirilmiş olan caminin tavanı altı kısımda mütalea edilebilir

1. Girişteki galeri kısmından kârgir kubbe hizasına kadar uzanan yan nefler: Bunlar kıble duvarına dik olarak uzanan ana kirişlerle birbirlerinden ayrılırlar. Duvar tarafındakiler ortalama 3.70 metre, sonrakiler 3.40 ilâ 3.50 metre genişliğindedirler. 20 ilâ 25 santim çapında yuvarlakağaçlarla enine olarak kirişlenmişlerdir. Bu kirişler aynı hizada devam ettirilmeyip şaşırtılarak ana kirişlere bindirilmişlerdir. Yuvarlak ağaçlar kabukları soyularak olduğu gibi kullanılmışlardır. Böylece hem çok tabii bir görünüş elde edilmiş hem de dış cidarları zedelenmemekle ağaçların ömürleri uzatılmıştır.

Kiriş başlarına, 2 ilâ 2,5 santim kalınlığında tahtadan kesilerek işlenmiş motifler Latbik edilmiştir (resim 20). Tavan kalasları bugün yenilenmiş vaziyettedir. Ana kirişler 27X40 kesitinde aralıklı çift ağaçla teşkil edilmiştir. Bunların alt kenarları pahlanmış, yan yüzleri de tahta ile kaplanarak çıtalarla da tekerrür eden motifler halinde taksimatlandınlmışlardır. Böylece kirişlerin yan derzleri kapatılmış ve bir devamlılık temin edilmiştir. İki kiriş arasındaki aralık da gene bir tahta ile örtülmüş ve bu tahta başları geniş., ortssı dar olarak şekillenerek alttan bakıldığı zaman çift kirişler tek olarak tesir ettirilmiştir.

Ana kirişler, uçları sivriltilmiş başlık vasıtasıyla direklere otururlar.

Direklerin üstten 160 santimlik kısmı biraz inceltilmiş, bunun da 110 ssntimlik kısmına, parça ağaçlardan yapılmış mail köşeli süt hücrecikleri ile kaplanarak sütun başlıkları teşkil edilmiştir. Bunlar aynı prensip dahilinde kalmak üzere varyantlar gösterirler.

2. Orta nef: Bu kısımdaki kirişler, iki yanı nef kirişlerinin teşkil ettiği konsollara oturtulan yastık ağaçları üzerine bindirilmişlerdir. Böylece bu kısımda tavan 35 santim kadar yükselmiştir.

Vaktiyle açık olan orta gözün yıldız oymalar ve kabartmalarla işlenmiş kenar kirişlerinden birisi, bugün bir aks yana çekilmiş vaziyettedir.

3. Galeri tavanı: Yan neflerle aynı yüksekliktedir. Buranın kirişleri ortadakilere aykırı istikamette olarak bir uçtan kuzey duvarına atılan taban ağacına, diğer taraftan, galeri direklerinin üstüne atılan çift kirişe otururlar. Bunların orta nef'e rastlıyanları taşarak konsolları teşkil ederler.

4. Kubbenin iki yan kısmı: Buranın da yüksekliği yan neflerle birdir. Ayrı istikametteki kirişler, bir taraftan kubbe duvarına atılan taban ağacına, bir taraftan ana kirişe otururlar. Yalnız emirler mahfilinin olduğu tarafta duvardan konsollar çıkarılmış ve kirişler bunlara bindirilmiştir.

5. Emirler mahfili tavanı: Bu yer esas cami hacminden bir buçuk metre daha yükseltilmiş ve cephede de tebarüz ettirilmiştir.

6. Mihrap önündeki kârgir kubbe: Bir taraftan duvara, öbür yanlardan üç sivri kemere oturur. Yuvarlağa geçiş, yelpaze üçgenlerle temin edilmiştir. Kemerlerin iç yüzü ve üçgen satıhlar mavi sırlı tuğlalar ve yeşil çinilerle işlenmiştir. Yeşil zemin üzerine siyah çini ile yazılmış iki ayeti kerime kubbe kaidesini şerit halinde çevirir.

d — Mihrap: 2 metre genişliğindeki nişin sekiz köşeli süs sütuncuklarına kadarki kısmı düz olup bundan sonrası, sekiz sıra halinde mail köşeli süs hücrecikleri ile 4.42 metreye kadar yükselen mihrap mugarnatını teşkil ederler. 4.48 metre eninde ve 6.00 metre yüksekliğindeki bu muhteşem mihrap mavi, beyaz, firuze renklerindeki çinilerle kamilen kaplıdır. Tezyin için kullanılan motifler büyük bir zenginlik ve çeşni gösteriyor. Mihrabı iki yan ve üstten çeviren yazı bandı, beyaz zemin üzerine siyahtır.

e — Mimber: Büyük bir titzlikle ve çok zengin süslemelerle ceviz ağacından oymalı ve çatmalı olarak tutkalsız yapılmıştır. lıs1 Köşeler dövme demirden köşebentlerle takviye edilmiştir. Dokuz basamakla 3.40 metre irtifaa çıkılır.

f — Ön mahal: İki taraftan birer geçit bırakılmak üzere kubbenin bulunduğu bir akslık yer ceviz ağacından bir parmaklıkla ayrılmıştır.

g — Emirler mahfili: Sağ ön köşede iki göz yerden 3.94 metre yükseltilerek, başlıklı iki direk üzerine oturtulmuştur. Buraya karşıdan bir merdivenle 14 basamakla çıkılır. Mahfilin ön yüzü, 1,45 metreye kadar, yanlar 90 santime kadar cevizden işlemeli parmaklıkla çevrilmiştir. Yukarıda da söylediğimiz gibi bu mahallin tavanı binanın dışına doğru yükselir.

h — Müezzinler mahfili: Bu kısım, caminin ilk yapılışına ait değildir. Kitabesine göre, Veziri Sultanının oğlu Mustafa Bey isminde bir zat tarafından H. 982 (1574) senesinde yaptırılmıştır, 58 santim yüksekliğindeki parmaklık örneği, galeriden alınmıştır. Dirayetle yapılmış olan bu mahfil döşemesi, 2.34 metre gibi, alçak bir irtifada tutularak, cami hacminin monumantalliğini hissettirecek bir mikyas verilmiştir.

Minare: Gövdesi ve 50 santim kutrundaki orta direği tuğladan, basamakları taştan ve 60 santim enindedir. Kaidesi 3.30 metredir. Tamirlerde eski hacları biraz kaybedilmiştir.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz