Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Mezar Taşlarındaki Resim Tezyinatı
Kadı-zâdeliler veya Fakılar
İlk Eserler
Gazi Evrenuz Bey ve Ailesi
Osmanlı’yı Keşfederken…
Osmanlı Devleti'nde Ticarî Yerler ve Kurumlar
I. Abdülhamid
Silâhtar Seyyid Mehmet Paşa
Lûtfi Paşa
XV. Yüzyıl Ortalarıyla XVI. Yüzyıl Ortalarında Osmanlılardaki Edebî Akım

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Bursa Murat Hüdavendigar Camii

Bursa'da Çekirge'deki Murad Hüdevendigâr Camii, alt katı cami üst katı medrese olarak tertiplenmiş bir binadır. İnşasında H. 767 (1366) tarihinde başlanılmış ve vakfiye kayıtlarına göre muhtemelen H. 787 (1385) yılında tamamlanmıştır.

Hüdevendigâr Camii'nin alt katı beş bölmeli bir son cemaat yeri; üst kata çıkan sağlı sollu merdivenler ile cümle kapısının açıldığı bir dış sofa, merkezdeki kubbeli avluya dört yandan bağlanan dört eyvandan teşekkül eden bir iç mekân; ve üçü Doğu, üçü de Batı'da bulunan altı odadan ibarettir. Üst katta ise, son cemaat yerinin üstünde yine beş bölmeli bir galeri; çifte merdivenlerin arasında galeriye bakan bir büyük salon; alttaki yan eyvanlar ile odaların üstünde, kubbeli iç avluyu çevreleyen geniş bir koridor ile koridora açılan sağlı sollu sekizerden on altı hücre; ve kıble eyvanının mihrab çıkıntısı üzerinde, iki taraftan da bir koridar ile erişilen bir küçük oda bulunur.

Üst katta mihrab üstündeki küçük oda kubbelidir. Bunun dışında koridorlar, hücreler ve salon beşik tonozlarla örtülmüştür. Dış galerinin üç orta bölmesi kubbeli, yan bölmeleri aynalı çapraz-tonozludur. Galerinin hem yan hem de ön açıklıkları ortası kolonlu ikiz sivri kemerli olarak yapılmıştır. Alt katta son cemaat yerinin yalnız yanları ikiz kemerli olup beş bölmesi de gizli kubbelidir. Hepsi de beşik tonozlu tavanlara sahip olan altı yan odanın ilk ikisi merdiven sahanlıklarına, yan eyvanların güneyinde ve kuzeyinde bulunan odalar ise kubbeli iç avluya açılır. Ortadaki odaların ayrıca, birer dar geçit ile girişteki küçük eyvana da bağlantısı vardır.

Esas cami mekânına gelince: merkezî hacmin ortasında XIX. yüzyılda yeniden inşa edilmiş bir şadırvan bulunur. Takriben 11 metre çapındaki kubbe yüksektir; pandantifler ile beslenen on altı kenarlı basit bir kasnak üzerine oturur. Kasnak üstünde gözüken on altı tane konsol taşının 1855 depreminde yıkılan orijinal kubbeye ait olması gerekir. XIX. yüzyıl yapısı olan mevcut hafif sivri kubbenin tepesi açık olmakla beraber camla örtülmüştür. Kubbeli orta hacmin güneyindeki beş basamakla çıkılan beşik tonozlu eyvan esas namaz yeridir. Kubbeli orta hacim kadar olmamakla beraber burası da yüksektir, üst kat tavan irtifaına kadar çıkar. Kıble tarafından mihrab, binanın dışında beş köşeli bir çıkıntı yapan bir niş içerisindedir. Esas eyvanın karşı yönünde, bugün içinde bir ahşap mahfil bulunan, beşik tonozlu küçük bir giriş eyvanı vardır. Yanlarda, yine beşik tonozlu ve iki basamak yükseltilmiş eyvanlar da kubbeli orta mekâna açılır.

Murad Hüdavendigâr Cami-Medresesi'nin dış duvarları tuğla hatıllı kesme taştır . Taş sıraları ortalama 50 sm., üçlü tuğla sıraları da 20 sm. kalınlığında ve intizamlı bir şekilde örülmüştür. Duvarlar bir dizi yarım -daire kemerciklerden bir saçak ile biter. Kemerler yanlarda daha büyük tutulmuştur. Merkezî kubbenin dışarıda oturduğu kare tabanın kemerli saçağı birbiri üstüne taşan iki sıra halinde yapılmıştır. Bu camide de kolonlar ve kolon başlıkları ile akant yapraklı mermer kornişler veya kapı söveleri eski Bizans binalarından alınmadır. Minare tek olup üst galerinin Doğu köşesindedir.

Görülüyor ki Orhan Gazi ve Murad Hüdavendigâr Camileri gerek fonksiyon gerekse umumi mimari hatlar ve bilhassa üst yapı teşekkülü itibariyle birbirlerine fazlaca benzeyen binalar değildir. Diğer yandan, merkezî kubbeli bir orta hacmin dört yanında arzanî ve tulanî mihverler üzerinde tertiplenen dört mimari unsurun tespit ettiği «çapraz-mihverli» sistem, bu iki camiyi ayni tip içerisine sokmaktadır. Her iki camide de merkezî hacim, Cacabey, Karatay veya İnce Minareli Medreselerin kubbeli iç avluları karakterindedir. Tepesi açık kubbesi ve şadırvanı ile Murad Hüdavendigâr bu hususta şüphe bırakmıyor. Orhan Camii'nin orijinal kubbesinin de tepesi açık olduğu ve altında bir şadırvan bulunduğu düşünülmelidir. Hüdavendigâr Camii'nde şadırvanlı iç avluya açılan dört eyvan dikdörtgen biçiminde ve tonozludur. Orhan Camii'nde ise eyvanlar dikdörtgen hacimler olmakla birlikte üstleri kubbelidir. Kronoloji bakımından Hüdavendigâr Camii 'nden daha önce inşa edilmiş olan Orhan Camii 'nin «çapraz - mihverli» tipin nihaî formuna daha yaklaşmış bir mimariye sahip olması sanat tarihçilerini haklı olarak meşgul etmiş bir meseledir. Wilde, binanın temellerine kadar tahrip edildikten sonra tamamıyla yeniden yapıldığını, ilk camiden birkaç kolondan başka birşey kalmadığını söyler. Gabriel, bir şüphe payı bırakmakla beraber ayni fikirdedir. «Belki bünyesinde, bazı unsurları muhafaza eden aşağı şehrin camii de sonradan yeniden bina olunmuştur.» der. Diez, çok tamir görmüş olmakla beraber caminin daha ilk yapılışında «ters T» tipinde bir bina olmasını imkân dahilinde görür. Diğer yandan, Çetintaş, bugün elde bulunan caminin orijinal yapı olduğunu ve XV. yüzyıl değil, XIV. yüzyılın ilk yarısına ait bir bina olarak mütalaa edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Ayverdi, Çetintaş'ın hipotezine katılmaktadır. Bizce, Orhan Camii'nin beden duvarlarının kârgir işçiliği, iç hacimlerin dikdörtgen şekilleri ve binanın umumi karakteri XV. yüzyılda kamilen yeniden inşa edildiği intibaını uyandırmıyor. Karaman oğulları tarafından tahrip edilen caminin üst yapısının çökmüş olması ve 1417 tamirinde üst yapı yenilenirken orijinal şekline uygun olarak değil fakat o tarihte tamamlanmış bulunan Yıldırım Camii'nin üst yapı teşekkülü esas alınarak yapılmış olması kanaatimizce daha mantıkî bir düşüncedir.

Orijinal caminin iç avlusu herhalde kubbeliydi. Fakat acaba dikdörtgen şeklinde bulunan eyvanlar da kubbe ile mi Örtülüydü? 9.53 m.x 8.66 m. ölçülerinde olan esas eyvan üzerinde «yumurta biçiminde» bir kubbenin oturtulmasındaki teknik güçlükleri Çetintaş teferruatıyla anlatıyor. Görülen teknik yetersizlik XIV. yüzyıl Osmanlı mimarının acemiliğinin neticesi midir? Yoksa mevcut gayri muntazam bir kaide üzerine kubbe inşasının kaçınılmaz neticesi mi? Biz ikinci şıkkı tercih ediyor ve son cemaat yeriyle iç avlu çatısı dışında ilk binanın tonozlu bir üst yapıya sahip olduğunu düşünüyoruz. Bu şekilde, Orhan Camii'nin erken XIV. yüzyıl karakterinde bulunan altı yapısı ile daha mütekâmil çok kubbeli üst yapısı arasındaki aykırılık izah edilmekte ve «çapraz-mihverli» caminin gelişme seyri bakımından Orhan Camii ile Hüdavendigâr Camii arasındaki uyuşmazlık ortadan kalkmaktadır. Bir noktaya daha işaret edelim: İki katlı bir bina olarak inşa edilen Hüdavendigâr Camii'nde üstlerine medrese hücreleri konulan yan eyvanların dışarıdan da görülecek şekilde kubbeli yapılmaları şüphesiz imkânsızdı. Fakat mihrablı kıble eyvanı çatıya kadar yükseldiği ve binanın Güney'inde münferid bir kitle halinde dışarıya taştığı cihetle kubbeli bir kare biçiminde olabilirdi. Orhan Camii'nde bu adım atılmış ve ilk kıble eyvanı bugünkü haliyle inşa edilmiş olsaydı, Hüdavendigâr Camii'nde de tatbik edilmemesi için sebep yoktu. Ancak, XIV. yüzyılın ilk yarasında kubbeli-kare «tek-üniteli» cami formu geliştirilmiş olmasına rağmen, Selçuklu mimari geleneği ne bağlı olarak Hüdavendigâr Camii'nde eyvanlar tonozlu olarak inşa edilmiştir. «Çapraz-Mihverli» plânlama sistemiyle temel Osmanlı formu olan kubbeli-kare ünitenin meczedilmesi XIV. yüzyılın sonlarında Yıldırım Camii'nde yapılacak, XV. yüzyıl başlarında Yeşil Cami'de en zengin, II. Murad Camii'nde de en sade ifadesini bulacaktır.
----------------------

Kaynak: İlk Devir Osmanlı Mimarisinde Cami / Abdullah Kuran / Ankara / 1964

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz