Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Anadolu Beylikleri
I. Mehmed Çelebi
Şeyh Bedreddin Mahmud
Ayas Paşa
Şamlı adı hakkında
I. Mahmut'un Cülusu
Ruhsatî
Frenkçin
Tımarlı sipahi teşkilâtının genişlemesi
XIV. Yüzyılın Son Yarısıyla XV. Yüzyılın İlk Yarısında Osmanlılardaki Edebî Akım

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Cezayir'in İdaresi

Sayfadaki Başlıklar


Beylerbeyi ve Ocaklılar
Ağalar Devri
Dayılar Devri

Beylerbeyi ve Ocaklılar

Garb ocaklarının en ferman dinlemezi Cezayir'di; burada yeniçeri ocağı ile bu ocağa asker veren kul oğlu olarak iki sınıf askerle bir de denizci sınıfı vardı; valiler bunlara boyun eğmeye mecbur oluyorlardı; hükûmetin verdiği emirler burada geçmiyordu; yalnız kaptân-ı derya Venedikli Hasan Paşa denizcilerin yardımlarıyla bunları yıldırmış fakat ondan sonra yine eskisi gibi serkeşcesine hareket etmişlerdir.

Valilerin (beylerbeylerinin) işleri merasime riyaset etmek mukavele imzalamak ve bir kısım maiyyetleriyle saraylarında oturmaktı; herhangi bir vali idareyi ele almak isterse yeniçerilerin ihtilâlleri neticesinde çok zaman başını kaybeder ve bazen da memleketten çıkarılırdı. İçlerinde hem azledilip hem de memleketten çıkarılmayarak gözhapsi altında bulunanlar da olurdu; yalnız bu valilerden Hızır Paşa, yeniçerilerin tahakkümlerini kırmak için ele aldığı kuloğulları vasıtasıyla 1005 H. - 1595 M. de yeniçerilere iyi bir darbe vurmaya muvaffak olmuştur.

1044 H. - 1634 M. de Cezayir'deki yeniçeri mevcudu yirmi binden fazla idî. Denizci ve kaptanlar deniz sahilindeki mahallelerde oturup yeniçerilerin işlerine karışmazlardı. Bunlar da ayrı bir ocak halinde olup denizcilikle meşgul olurlardı.

Osmanlı Devleti İran ve Avusturya seferleriyle ve Anadolu'daki Celâlilerle uğraşarak böyle uzak eyâletlere bakamadığından dolayı bu on yedinci asrın ilk yarısında bütün idare ağaların yani yeniçeri ocağının elinde idi.

1055 H. - 1645 M. de vezir-i âzam Salih Paşa'nın biraderi İbrahim Paşa, Cezayir beylerbeyi tayin edildiği sırada Cezayir'den dayı kaptanlardan müteşekkil bir heyet gelmişti; bu heyeti huzuruna kabul edenSultan İbrahim, bunların valilere ehemmiyet vermediklerinden bahis ile:
—"Bak a siz benim memleketimden kaçma çiftbozan raiyyetim iken niçin böyle firavunluk edersiz?; İzmir, Foça, Karaburun nahiyeleri köylerinden çiftinizi bozup (yani ziraati terk edip) emrime inkiyad etmeyip magribe (Cezayir'e) varan beylerbeyilerimi hecr ve zecr etmek (işten men edip hiç bir işe karıştırmamak) ne demektir? şimdi size verdiğim paşaya dahi böyle ederseniz cümlenizi kırarım" diye gelenleri tehdid ettiyse de aldırış edilmeyip eski hal devam edip gönderilene yeni vali İbrahim Paşa' ya hiç bir kıymet vermemişlerdi; hattâ azlolunan valilerin avdetlerine müsaade etmediklerinden üç vali Cezayir'de nezaret altında kalmışlardı. En sonra giden İbrahim Paşa'nın kethüdası Hızır Ağa elli gün Dayı'nın yanına gidip gelerek geri dönmek üzere izin istemişse de verilmemiş ve bu sırada kendilerini deniz seferine davet için gelen ferman ve vezir-i âzamın mekbununu getiren çavuşla beraber dönebilmiştir.


Ağalar Devri

Cezayir'in idare tarzı, beylerbeyi, ağa ve dayı devri olmak üzere üçe ayrılır. Beylerbeyleri devri bilfiil on yedinci asır başlarından az sonraya kadar devam etmiştir; her ne kadar bundan sonra valiler gitmiş ise de idareyi ele alamamışlardır.

1070 H.-1659 M. tarihinden itibaren Raguza cumhuriyetindeki kısa müddet gibi idareyi ele almış olan yeniçeriler arasından iki ay müddetle bir ağa tayini usulü konmuş fakat bu müddetin bitiminde idareyi bırakmak istemeyen ağaların çoğu katledilmek suretiyle bu kanlı intihap 1671 (1082 H.) senesine kadar on sene devam etmiştir. Nihayet bu tarihte denizcilerin galebesiyle yeni bir dayı devri açılıp bu tarz sona kadar sürmüştür.

Bu ağalık devrinin birinci ağası Halil Ağa olup bu sırada yani 1659'da vali olarak Ali Paşa tayin edilmişti; bu zat valilik işini bütün selâhiyeti ile üzerine almak istediğinden dolayı Cezayir ağası, valiyi maiyyeti ile beraber bir kalyona koyup memleketten çıkararak İzmir'e göndermiştir. Bu sırada sadarette bulunan Köprülü Mehmet Paşa bunu haber alınca canı sıkılıp valiyi İstanbul'a getirtip katlettirdikten sonra Cezayir ağasına göndermiş olduğu mektupta:
— Artık devlet tarafından size vali gönderilmez; beyninizde (aranızda) kimi ihtiyar ederseniz bîat edin; Pâdişah hazretlerinin itaatinde bulunmayan bir alay âsi taifesiniz, kulluğunuza ihtiyacı yoktur; Cezayir gibi binlerce memleketi var; olmuş olmamış yanında birdir; bundan sonra Osmanlı sahillerine yanaştığınıza rızası yoktur" diye yazmış ve durumdan sahil şehir ve kasabalarını da haberdar ederek "Cezayir'den gerek levend yazmaya ve gerek zahire almaya her kim gelirse basıp yanaştırmıyasınız" diye kat'i emir vermiştir.

Bunun üzerine Cezayir ağası ve Cezayir erkânı telâş edip bir sene kadar İzmir körfezinde yatıp İstanbul'a şefaatçiler göndererek:
— "Kusurumuz vardır, bir dahi etmiyelim, paşa nâmiyle bir köpek dahi gönderirseniz kabul edelim"; dedilerse de Köprülü yüz vermedi ve bu hal vezir-i âzamın vefatına kadar devam etti. Köprülü Fazıl Ahmet Paşa sadrâzam olduğu zaman Cezayir ağası tekrar müracaat ederek vezir-i âzamın eniştesi olup Kaptân-ı derya bulunan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın bir daha serkeşlik etmeyeceklerine dair kefil olması üzerine kusurları affolunarak kapıcıbaşı Boşnak İsmail Ağa iki tuğ ile Cezayir valisi olmuştur.


Dayılar Devri

Yeni tayin olunan İsmail Paşa'yı, ağalar, pâdişâhın mümessili olarak kabul ederek yine işe karıştırmadılar, hükümet de ileri gitmeyerek nüfuzunun zahiren muhafazası şeklini kabul etti; Cezayir'den evvel Tunus'ta tatbik edilerek iyi bir netice vermiş olan Dayı idaresinin Cezayir'de de tatbiki denizcilerin galebesiyle mümkün olmuş ve 1082 H. - 1681 M.'den itibaren tatbik edilmiştir.

Kabul edilen usul mucibince ve normal zamanlarda dayı, meclis tarafından kayd-ı hayat şartıyla seçilecekti; fakat hep böyle olmamıştır; ilk Cezayir dayısı Hacı Mehmed Ağa adında ihtiyar bir denizci idi; bu on bir sene dayılık etti, işleri damadı Baba Hasan görürdü Baba Hasan 1092 H. - 1681 M.'de kayın pederinin yerine dayı oldu.

Cezayir dayılarının meşhurlarından birisi, daha sonra Osmanlı devlet hizmetine girerek kaptan paşa olan Mezomorto Hüseyin Paşa dır. Fransızların Cezayir'i muhasara edip sulh şartlarını aynen kabul ettirmek istedikleri sırada Hüseyin Dayı, Baba Hasan tarafından rehin olarak Fransız gemisine gönderilmişti. Hüseyin Ağa, Fransız amiraliyle görüşüp sulh yapacağını temin ile şehre avdet edip harp taraftarı olan denizcilerin yardımıyla Dayı Baba Hasan'ı öldürüp dayılığı elde etmiş ve Cezayir'i muhasara eden amiral Duguesne'ye mukavemet ile onu çekilmeye mecbur eylemiştir bu Hüseyin Ağa 1095 H.-1684 M. de beylerbeyi de olmuştur. Mezomorto Hüseyin Paşa beş sene kadar hem dayılık ve hem valilik ettikten sonra 1100 H.-1689 M.'da dayılıktan ayrıldıysa da beylerbeyi olarak kalıp yerine İbrahim Hocadayı olmuştur. Dayıların divanına Divan-ı guzat denilirdi.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz