Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Askerî Teşilâtın Başlangıcı
Çivizâde Mehmed Efendi
Fuat Paşa'nın meşhur sözü neydi?
Abaza Mehmet Paşa'nın İsyanı
Osmanlı devletinde misyoner okulları
Bayburtlu Zihni
Osmanlı Devleti'nde Toprak Yönetimi
İlk Osmanlı Padişahları Dönemi Camileri
XIV. Asrın Son Yarısıyla XV. Asır Ortalarına Kadar Osmanlılardaki İmaretler
Mal Alanında Tanzimat

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Dadaloğlu

Sayfadaki Başlıklar


Hayatı
Şiirleri

Hayatı

XIX. yüzyıl halk şiirimizin en İlginç, en güçlü ozanlarındandır. 1785 (?)-1868 (?) yıllan arasında yaşadığı kuvvetle muhtemeldir. Asıl adı Veli’dir. Babası Âşık Musa adında bir ozan. "Dadaloğlu" adının bir mahlâs değil, aile adı olduğu saptanmış. Türkmenler'in Avşar boyundandır. Göçer bir boydan geldiği için Torosların Erzin, Payas, Adana, Kozan yöreleri, Gâvurdağları, Binboğalar, Aladağ, Koç Dağı, Bakırdağı, Ahır Dağı Dadaloğlu'na bir yandan esin kaynağı, bir yandan yurt olmuş. Dadaloğlu'nun bütün Toroslan, Orta Anadolu'yu dolaştığı anlaşılıyor.

Dadaloğlu çok sağlam, yiğit, sert, savaşçı bir görünüm içindedir ama yüreğinde sımsıcak sevgiler taşır, coşkulu, tutkun bir yanı vardır.

Dadaloğlu'nun gür bir sesle, coşkuyla söylediği şiirlerinin içeriğinde, yaşadığı çağın tarihsel, toplumsal olaylarını anlatışı ve özellikle de Osmanlı’ya karşı koyma çabaları yatar.

Dadaloğlu'nun en belirgin özelliklerinden biri de dilidir. XIX. yüzyıl halk ozanlarının önemli bir kesiminin kentle dolaylı dolaysız ilişkilerinin sonucu olarak dillerinde gözle görülür bir karışıklık vardır. Dadaloğlu'nun bütün yaşamı boyunca böyle bir ilişki içinde olmaması, onun şiirlerinde kullandığı dili de korumuş, arı duru Türkçenin en güzel örneklerini vermiştir.

Dadaloğlu, yiğitlenmelerinde Köroğlu'nu, doğa, sevi şiirlerinde Karacaoğlan'ı çağrıştırır.

Şiirleri

Bir yiğit de anasından doğunca

Bir yiğit de anasından doğunca
Kur'ağaçta bir dal bitmiş gib'olur
Yaşı varıp on beşine değince
Yükünü kumaştan tutmuş gib'olur

Âşıklar sazını eline alsa
Güzeller perdesin yüzüne vursa
Bir yiğit sevdiğin sesini duysa
Gölde gövel ördek ötmüş gib'olur

Eğlene bire de gönlüm eğlene
Ay gele de orta yeri dolana
Yiğidin sevdiği yanınd'olana
Günde düğün bayram etmiş gib'olur

Dadaloğlu'm der ki sözüm kayıran
Çekip yırtıp bir yakadan ayıran
Diyom muhanetten karın doyuran
Eliyle ağu yutmuş gib'olur


Dinleyin ağalar bir söz edeyim

Dinleyin ağalar bir söz edeyim
Bir güzel beni dilinen kandırdı
Söz verdi de geri döndü sözünden
Kötüleri üstümüze saldırdı

Devşir hey sevdiğim simlerin kuşan
Deli olur senin sevdana düşen
Dostum nerde deyi sorup sormayan
Muhabbeti ara yerden kaldırdı

Senin için giyeceğim alları
Irak idi yakın ettim yolları
Heves-güves yetirdiğim gülleri
Korkuyorum bir soysuza yoldurdu

Dadaloğlu'm der ki bakın halime
Değirmen dönüyor çeşmim seline
İnanman güzelin tatlı diline
Çokça beni serseriye yeldirdi


Gel ha güzel gel ha methin söyleyim

Gel ha güzel gel ha methin söyleyim
Ağzın şeker dudakların bal gibi
Yaşta küçük amma boyda münasip
Sallanıyor bir fidanca dal gibi

Kalem aldım kaşlarını çatmaya
Hicabettim adın sual etmeye
Baban seni az bahaya satmaya
Bakıp durur bin liralık mal gibi

Gezdireyim yeşil ilen alınan
Besleyeyim şeker ilen balınan
Baban seni bana verse malınan
Koklarıdım yeni açmış gül gibi

Hezele de Dadaloğlu'm hezele
Melhem eyle gel yaramı tazele
Ak saray gerektir böyle güzele
Çalışırdım on halayık kul gibi


Gönülden gönüle yol gider derler

Gönülden gönüle yol gider derler
Onu sürmeğe bir hoşça can gerek
Doğru söyle yiğit işin doğrusun
Hilebaz olamaz yiğit bön gerek

Buna kılıç derler aralar açar
Püskürür meydana al kanlar saçar
Bazı kötüler de öğünür geçer
Yiğit batman döğer gözde hor gerek

Yüksek kayalarda şahinler olmaz
Kısırdır katırlar kulun kunnamaz
Bazı hocalar da çalgı dinlemez
"Nedir kuru ağaç bize din gerek"

Dadaloğlu der ki belim bükülür
Gözümün gevheri yere dökülür
Yalnız taştan duvar olmaz yıkılır
Koç yiğide emmi dayı il gerek


Ilgıt ılgıt seher yeli esiyor

Ilgıt ılgıt seher yeli esiyor
Gâvur Dağları’nın başı dumanlı
Gönül binmiş aşk atına aşıyor
Bire beyler cünunluğum zaman mı

Aşağıdan iskân evi gelince
Sararıp da gül benzimiz solunca
Malım mülküm seyfi gözlüm kalınca
Kaypak Osmanlılar size aman mı

Aşağıdan iskân evi geliyor
Bezirganlar koç yiğide gülüyor
Kitabın dediği günler oluyor
Yoksa devir döndü âhir zaman mı

Aşağıda akça çığın ötünce
Katar başı mayaların sökünce
Şah'tan ferman Türkmen ili göçünce
Daha da hey Osmanlıya aman mı

Dadaloğlu'm sevdası var başımda
Gündüz hayâlimde gece düşümde
Alışkan tüfekte dağlar başında
Azrail'den başkasını koman mı


Kalktı göç eyledi Avşar elleri

Kalktı göç eyledi Avşar elleri
Ağır ağır giden eller bizimdir
Arap atlar yakın eyler ırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir

Belimizde kılıcımız kirmâni
Taşı deler mızrağımın temreni
Hakkımızda devlet etmiş fermanı
Ferman padişahın dağlar bizimdir

Dadaloğlu'm yarın kavga kurulur
Öter tüfek davlumbazlar vurulur
Nice koç yiğitler yere serilir
Ölen ölür kalan sağlar bizimdir


Şu yalan dünyaya geldim geleli

Şu yalan dünyaya geldim geleli
Severim kır atı bir de güzeli
Değip on beşime kendim bileli
Severim kır atı bir de güzeli

Atın beli kısa boynu uzunu
Kuru suratlısı elma gözünü
Kızın iplik iplik süt beyazını
Severim kır atı bir de güzeli

Atın höyük sağrı kalan döşlüsü
Kalem kulaklısı çekiç başlısı
Güzelin dal boylu samur saçlısı
Severim kır atı bir de güzeli

At koşu tutmasın çıktığı zaman
Yalı kaval gibi yıktığı zaman
At dört kız on beşe yettiği zaman
Severim kır atı bir de güzeli

Dadaloğlu'm hile yoktur işimde
Yiğit olan yiğit görür düşünde
At dördünde güzel on beş yaşında
Severim kır atı bir de güzeli


Yedi iklim dört köşeyi dolandım

Yedi iklim dört köşeyi dolandım
Meğer dünya her tarafta bir imiş
Ben dünyayı Al'Osman'ın sanırdım
Meğer dünya dört sultanlık yer imiş

İrili ufaklı insan piç oldu
Onlar doğdu geçinmesi güç oldu
Altı Arap atlı şahbaz nic'oldu
Mâmur sandım yalan dünya çürümüş

Okuttuğun tutmaz oldu âlimler
Kalktı da kitaptan arttı zulümler
Terlemeden mal kazanan zâlimler
Can verirken soluması zor imiş

Kulak verdim dört köşeyi dinledim
Meğer gıybetimi eden çoğ imiş
Çok yaşayıp mihnet ile ölmeden
Az yaşayıp dem sürmesi yeğ imiş

Dadaloğlu'm der ki sözüm vasiyet
Benim sözüm dinleyene nasihat
Besmelesiz kazanılmış piç evlât
O da dünyasına ziyan kâr imiş

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz