Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Timurtaş Paşa ve Oğulları
Ceneviz Cumhuriyeti
İstanbul'un Fethi ve Avrupa Ticari Faaliyetlerine Etkisi
Atatürk'ü ağlatan olay...
Eski Manisa
Bayramzâde Zekeriya Efendi
Bahr-ı Tevîl
Osmanlı Tiyatrosu
IV. Mehmet'in Cülûsu
Osmanlı Hat Sanatı

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Damat Ali Paşa

Âlim, fazıl, dürüst ve teşkilâtçı fakat şedid ve kan dökücü vezir-i âzamlardandır. Türk olup İznik gölü sahilinde Sölöz köyü halkından bazı Paşalar kethüdalığından emekli Hacı Hüseyin Ağa adında birinin oğlu olup köyünde doğmuştur.

II. Ahmet zamanında İstanbul'a gelerek o tarihte silâhdar bulunan Sirke Osman Paşa vasıtasıyla saraya alınarak enderunda kiler odasına kaydedildi ve orada iyi tahsil gördü ve halife olarak odalısına ders gösterdi; II. Mustafa zamanında silâhdar bulunan Çorlulu Ali Ağa (Paşa)'ya intisap ederek ona hoca oldu.

Silâhdar Ali Ağa kendisini II. Mustafa'ya takdim ederek "ilim ve fazilet sahibi, ileri çekilecek kulunuzdur" diye senasında bulundu ve bu suretle saray teamülüne aykırı olarak hasodaya alındıktan başka pâdişâha sırkâtibi oldu.

Fındıklılı Mehmed Halife'nin Nusretnâme'de beyan ettiğine göre Ali Ağa, pâdişâh huzurunda türlü türlü hikâyeler söyleyip oyunlar, hilekârlıklar yaparak pâdişâhı kendisine bağladı; yüzü gülmez, kimse ile sohbet etmezdi.

Ali Ağa, III. Ahmet'in de teveccühünü kazanarak rikâbdar ve çuhadar, nihayet 1116 H. - 1704 M. de silâhtar olarak dört sene bu hizmette kaldı.

Ali Ağa, silâhdarlıkta bulunurken hasoda nizamında bazı değişiklikler yaptı. Şeyhülislâm Paşmakçızâde Ali Efendi ile baba oğul gibi olup onun telkini ile Melâmi (Hamzavî) oldu. Bu makamda iken bütün nüfuz ve kudretini gösterdi; devlet işlerine el altından müdahale ile nasıl isterse pâdişâha onu telkin ederek yaptırırdı.

1121 Muharrem - 1709 Martta III. Ahmet'in beş yaşındaki kızı Fatma Sultan'la nişanlandı ve ikinci vezirlikle saraydan çıktı. Kendisi sarayda küçük bir oda halifesi iken himaye ile ilerlemesine sebep olan Çorlulu Ali Paşa bu sırada vezir-i âzam bulunmakta idi; fakat ikisinin arasındaki muhabbet husumete tebeddül etti; velinimetinin azliyle kanaat etmeyerek katline kadar gitti.

Pâdişâhın kendisine fevkalâde teveccühü dolayısıyla sadrâzamların nüfuzu yok gibi idi; Çorlulu Ali Paşa'dan sonra sadarete gelmiş olan Köprülüzâde Numan Paşa, Baltacı Mehmet Paşa, Gürcü Yusuf Paşa, Silâhtar Süleyman Paşa ve Hoca İbrahim Paşa 'lardan her birinin azil, sürgün ve katillerinde Damat Ali Paşa'nın parmağı vardı; nihayet İbrahim Paşa'nın katli üzerine dört seneden beri perde arkasından tesir icra ettiği sadaret makamına getirildi (1 Rebiul-âhır 1125-27 Nisan 1713).

İngiltere ve Felemenk devletlerinin aracılıklarıyla 5 Haziran 1719 da Ruslarla anlaşıp Prut muahedesini yeni esaslara göre tespit ettikten sonra, 1 Zilhicce 1126 - 8 Aralık 1714 te Mora seferini açarak beş haftada burasını geri almaya muvaffak oldu. Köprülüzâde Fazıl Ahmet Paşa, Kandiye kalesini aldıktan sonra Venediklilerle yapılan muahedede Girit'te Suda ve Spirna Longa kaleleri onların ellerinde bırakılmıştı. Mora seferi esnasında bu iki yer de mahallî kuvvetler tarafından elde edilmek suretiyle Girit tamamiyle ele geçmiştir.

Damat Ali Paşa, Mora seferinden muzaffer olarak Edirne'ye dönüşünde pâdişâh Emirliköyü'ne kadar Sancak-ı Şerifi ve orduyu karşılamıştı. Ali Paşa, Sancak-ı Şerifi pâdişâha teslim ettikten sonra ayağına kapanarak bir müddet ağlamış ve alkışçılar "aleyhe avnullah" diye alkış yaparlarken pâdişâh vezir-i âzamin arkasını sığayarak:
"— Yeter Ali, sâyin meşkûr olsun, hidmetin makbulümdür, berhudar ol, yüzün ak olsun" sözleriyle kendisini taltif etmiştir.

Damat Ali Paşa, 1125 H. -1716 M. de Avusturya seferini açıp Petro Varadin muharebesinde alnından kurşunla vurularak şehid düştüğünden, o tarihten sonra Şehid Ali Paşa diye anıldı. Cesedi muharebe meydanından alınarak Belgrat'a getirilip kalede Sultan Süleyman Camii mezarlığına defnedilerek üzerine türbe yapıldı.

Fındıklılı Mehmet Halife, Nusret-nâme isimli tarihinde Ali Paşa'nın tamahı sebebiyle nice maldarları sürgün veya katleyleyip mal ve mülklerini elde ettiğini, hasud, mağrur, zalim, cebbar ve kan dökücü, fakat aklî evvel, âlim, fazıl ve reşid olduğunu yazmaktadır. Hâdikatü'l-Vüzera zeyli ise, Nusretnâme'nin hilâfına olarak meayipten beri, erbab-ı namusa yardımcı, şerirlere karşı şedid, âdil, reşid, müdebbir ve reyinde isabetli, âkil, kâmil ve fazlu kemalde eşi az bulunur, natuk bir zat olarak vasfeylemekte ve üç buçuk sene süren sadaretindeki perhizkârlığını ve hakşinaslığını yazdıktan sonra meşrebinin kan dökücülüğe mail olmasından dolayı işlerde yolsuzluk yapmaya kimsenin cesaret edemediğini kaydetmektedir. Hattâ Hâdikatü'l-Vüzera zeyli kötü işinin ve rüşvetçiliğinin görülmediğini kaydederken "sadareti zamanında irtişa değil hediye bile alınıp verilmez olmuş ve ortada alınıp verilen bir selâm kalmıştı" demektedir.

Yukarıki mütalealar ve tarihî hâdiseler tetkik edildiği zaman Şehid Ali Paşa'nın ilim ve fazilet sahibi, teşkilâtçı, azimli bir devlet adamı fakat aynı zamanda garezkâr, şedid ve kan dökücü olduğu görülüyor. Sadareti esnasında devlet erkânı herhangi bir yolsuz hareketten çekinerek titreşmişler ve şahadetini müteakip korku bertaraf olduğundan dolayı sevinmişlerdir.

Damat Ali Paşa'nın baştan sona kadar devlet işlerine vakıf olduğu bizzat kendisinin kaleme almış olduğu talimatından anlaşılmakta; fakat talimatının baş tarafındaki nasihatleri kendisinin de tutmadığı görülmektedir.

Şehid Ali Paşa, sadareti zamanında bazı icraat ve ıslâhata muvaffak olmuştur. Evvelâ para mukabilinde gelişi güzel mülâzımet verilmek suretiyle ilmiye sınıfının bozukluğunu düzeltti ve çocuk yaşında olanlara müderrislik rüusü verilmesini menetti. Mısır'da köle olarak Habeşîlerin gayri insanî olan hadım edilmelerini kaldırdı, ve uzun harbler sebebiyle kurulan mukataaların malikâne olarak verilmesi usulünü kaldırarak eskisi gibi mukataaların iltizam suretiyle verilmesini temin eyledi. Bunlardan başka Anadolu muhasebesi defterlerini tetkik ettirerek, yapılan suistimalleri teftiş ettirip kayıtları yeniden islâh ile yerlerini değiştirtti. Müteferrika, çavuş, rikâb olmak üzere üç sınıftan müteşekkil gedikli zeamet teşkilâtını ıslâh eyledi.

Âlim ve fazıl olan Damat Ali Paşa, değerli ve kabiliyetli şahsiyetleri himaye ile yetiştirmesini severdi. Reisülküttab Hacı Mustafa efendi, Ahmet Arifî Efendi (Paşa) münşeat sahibi Habeşizâde Rahimî Bey ve Mektubî Selim Efendi, defterdar Sarı Mehmed Efendi (Paşa) ile mektubî Dürri Efendi ve daha sonra Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'ya intisab etmiş olan Müverrih Raşid, Sami, Osmanzade Taib, Şair Nedim, hepsi Ali Paşa'nın himayesini görmüş güzide şahsiyetlerden idiler.

Damat Ali Paşa, İzmir'deki arazisi üzerinde hayratına vakıf olmak üzere on yedi bab sabunhane bina ettirmeye teşebbüs etmişti, İznik'te doğduğu köyde bir cami ve İstanbul'da Şehzade Camii yakininde su kemeri ittisalinde konağının taş odasını kütüphane yaptırmıştı. 1122 tarihli olan kütüphanesinin yalnız fihristi dört cilt tutmuştu.

Damad Ali Paşa'nın vakf ettiği kitapların bir kısmı felsefe, hikmet, heyet ve saireye ait oldukları için şeyhülislâm İsmail Efendi fetvasıyla 1129 Muharrem - 1716 Aralık tarihli bir fermanla kütüphanesine konulmayarak saraya alınmıştı. Şehid Ali Paşa'nın vakfetmiş olduğu kitaplar şimdi Süleymaniye kütüphanesinde bulunmaktadır.

Galatasaray, Avcı IV. Sultan Mehmet zamanında medreseye tahvil edilmişken, Şehid Ali Paşa'nın teşebbüsüyle tekrar enderuna mahreç olmuştur. Ayvansaray'da Çınarlıçeşme mescidine yakın Ebu Zer-i Gıfarî mescid ve türbesini Şehid Ali Paşa yaptırmıştır.

Damat Ali Paşa'nın sefahati ve israfı yoktu; varidat ve masarifatı defterini günü gününe tutturup her ay sonunda aylık defterine geçirir ve seneden seneye muhasebesini de görürdü. Bundan dolayı vefatında yirmi otuz yıllık hesabı bir günde görülecek derecede hesap defterleri muntazam olarak meydana çıkmış ve her senenin hesabı ayrı ayrı torbalara konmuş olarak bulunmuş ve malını tahrir eden defterdar Hacı Mehmed Efendi bu intizama hayrette kalmıştır.

Şehid Ali Paşa'nın ilk zevcesinden oğulları ile biri erkek diğeri kadın iki kardeşi vardı. Şiirle iştigal etmemiştir. Moro'nın istirdadından sonra Anapoli kalesinde bir cami yaptırmıştır.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz