Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Edebî Akımlar
Koca Ragıp Paşa
İstanbul'u aldıktan soma Fatih ilk iş olarak Ayasofya'ya
Deniz Siyaseti-3
Şeyh Hamdullah ve Mektebi
Deniz Siyaseti-2
tezkire
İnsani değerler zirvede
Hacı Şehla Ahmet Paşa
XV Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Geri Hizmet Birlikleri

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Deniz Siyaseti-5

Deniz Siyaseti-5

Avusturya açık ve savunmasız kaldığı halde bu ülkeye girmek bile düşünülmez. Nitekim Yanıkkale düşer (29 Mart 1598). Ancak Vezir-i Azam ve Serdar-ı Ekrem Damad İbrahim Paşa, Kanije'yi alarak (22 Ekim 1600), Güney-Batı Macaristan'dan Almanları atar. Bu kaleyi almak için gelen çok büyük bir Alman ordusunu Tiryaki Hasan Paşa, mucizevî bir şekilde korkunç bir bozguna uğratır (18 Kasım 1601). İstolni-Belgrad'ı da geri alan (6 Ağustos 1602) Türkler, Budin (Budapeşte) açıklarında Alman ordusunu bozduktan sonra (18 Kasım 16027), Vezir-i Azam ve Serdar-ı Ekrem Sokulluzade Lala Mehmed Paşa, parlak şekilde Estergon'u Almanlardan geri alır (3 Ekim 1605). Tiryaki Hasan Paşa da Uyvar kalesini teslim alır. Ancak devlet, 132 yıl süren bu savaştan bıkmıştır. Bu başarılar gölgelenmeden sulh görüşmelerine girmeyi kabul eder.
Zitvatorok sulhu imzalanır (11 Kasım 1606). Şu bakımdan manalı bir anlaşmadır: Almanya imparatorunun Türkiye'ye verdiği vergi kesilir, O zamana kadar Türkiye, Avrupa'da padişahtan başka imparator olmadığı iddiasındadır ve bu iddiasını Almanya imparatoruna da kabul ettirmiştir; o tarihe kadar Türkler de Almanya hükümdarının imparator olduğunu kabul eder. Türkiye'nin toprak kaybı yoktur ama bir iki kale dışında kazancı da yoktur. Halbuki şimdiye kadar Divan-ı Hümayun, devlete radikal kazanç kazandırmayan hiç bir anlaşmayı kabul etmemiştir. Demek ki Türk cihan devleti hala cihan devletidir, fakat büyüme gücünü, sıçrama enerjisini kaybetmiş, durgunluk devresine girmiştir.

Bu anlaşma III. Mehmed'in oğlu ve halefi I. Ahmed devrinde (1603-1617) imzalandı. Bu devirde Celâlî ihtilalleri devam eder. Vezir-i azam ve Serdar-ı Ekrem Kuyucu Murad Paşa, 5 yıla yakın çalışarak ölümüne kadar (5 Ağustos 1611) bu ihtilallerle uğraşır. Fakat anarşinin kökü derinde ve sebepleri çeşitlidir. Şiddetle davranmasına rağmen ancak geçici başarılar kazanır. Zira isyan edenler düşmanlar değil, çevrelerine Anadolu Türkü toplayan eski beylerbeyiler, sancakbeyleri, sipahi subaylarıdır. Akdeniz'de hakimiyet değilse bile, üstünlük devam ettirilir. Kaptan-ı Derya Damat Halil Paşa'nın Akdeniz seferi ve Malta'ya asker çıkarması (13 Mayıs-28 Kasım 1614), çok başarılı olur.

I. Ahmed'in genç yaşında zamansız ölümü üzerine büyük oğlu Sultan Osman, bu saray entrikası ile bertaraf edilerek yerine Sultan Ahmed'in kardeşi I. Mustafa (1617-1618) tahta çıkarıldı. Fakat deli olduğu anlaşıldığı için 3 ay sonra tahttan indirildi. II. Osman (1618-1622) padişah oldu. Onun devrinde Polonya ile münasebetler bozuldu. Yaş ve Turla meydan muharebelerinde (20 Eylül ve 7 Ekim 1620) Leh orduları bozuldu. II. Osman, bizzat sefere çıktı. Hotin önlerine kadar geldi (3 Eylül 1621). Hotin Anlaşması (6 Ekim 1621), Polonya krallığını yeniden Türkiye himayesine sokacak maddeler ihtiva etmesine rağmen Türk devletinin iç meseleri yüzünden istifade edilemedi.

Bu sayfayı düzenle

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz