Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Kütahya Deveyatağı (Deve Yatağı) Camisi
Osmanlı armasının anlamı nedir?
Esnaf Şehri İstanbul
Kadılık - Kazaskerlik - Müftülük
Anadolu Beylikleri Karamanoğulları Beyliği
Kanuni’nin muhteşem kadrosu
GÖNÜLLÜLERDEN GELENLER
Osmanlı'nın Son Dönemleri ile İlgili Resimler
Orhan Gazi
Filistin'e 1 Milyon Dolar

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Devlet Mehmet Âkif'e neden sahip çıkmadı?

İstiklal Marşını kaleme alan Milli Şair Mehmet Âkif Ersoy'un peşine devlet tarafından polis takıldığı ortaya çıktı.
İstiklal Marşının yazarı Mehmet Âkif Ersoy, milli duyguları pekiştiren büyük bir şair olduğu halde devlet tarafından peşine polis takılmış. Osmanlı'ya ve Türkiye'ye büyük bir hizmette bulunan ünlü şair hiç bir siyasi oluşumun içinde bulunmadığı halde siyasi linçlere maruz kalmış.


Ersoy'un Türk olmadığı, Arap ya da Arnavut olduğu iddiaları sürekli ortaya atılmış ve şair hakkında çeşitli linç kampanyaları başlatılmış.

Devlete ve millete yaptığı hizmetler karşılığında hiç bir vefa göremeyen şaire, bir emekli maaşı bile ölüm döşeğindeyken ancak bağlanmış.

Taha Akyol'un Milliyet'teki köşesinde kaleme aldığı yazıda ünlü şaire yapılanlar hakkında şu ana kadar bilinmeyen bir çok gerçeği ortaya koyuyor.

Akyol'un kaleme aldığı yazısının tam metni:

Mehmet Âkif'i anmak

MİLLİ şairimiz Mehmet Âkif 27 Aralık 1936'da vefat etti. Devlet bu vefatı işitmedi, görmedi; cenazesini millet kaldırdı.

Büyük şair Abdülhak Hamid'e özel kanunla maaş bağlayan devlet, büyük şair Mehmet Âkif'e hak ettiği emekli maaşını bile bağlamamış, Âkif dostlarının bakımına muhtaç kalmıştı. Emekli maaşı bağlandığında artık ölüm döşeğindeydi.

Âkif, siyasete hiç karışmadığı halde bir 'muhalif' gibi peşine polis takılmış, sürekli siyasi hücumlara maruz kalmıştı.

"Arap, Arnavut" denilerek Türklükten tard edilmişti! "Gerici" denilerek aşağılanmıştı!

Bunu yapanlar, onun "İstiklal Marşı"nı yazabilmiş tek şair olduğunu akıllarına bile getirmiyordu.

İki büyük şairimiz, Tevfik Fikret ile Mehmet Âkif arasındaki görüş ve duyuş farkları analiz edilmiyor, anlamaya çalışılmıyor, Âkif'e hakaret için vesile yapılıyordu.

Âkif'e Türkçülük yapmadı diye saldıranlar, Fikret'in tek mısraında bile "Türk" kelimesinin geçmediğini, siyasi kimlik olarak sadece "Osmanlılık" kavramını yücelttiğini düşünmediler.

Tarihselliği anlamak

Bayram tatilinde Orhan Karaveli'nin Doğan Kitap'tan çıkan "Tevfik Fikret ve Haluk Gerçeği" adlı kitabını okudum.

Fikret'i okuduğumda hep hüzünlenirim; zira Fikret, Tanpınar'ın deyimiyle, "bizim medeniyet krizimiz"i yansıtan büyük bir çığlıktır.

Karaveli'nin kitabından büsbütün hüzünlendim. Fikret'e övmek için, Âkif'e yermek için bakmış.

Sayın Karaveli "tarihsel" açıdan bakamadığı için zamanları birbirine karıştırmış... Akif'in "Türk Arapsız yaşamaz..." ya da "Ben ki evet Arnavud'um / İşte perişan yurdum" şeklindeki mısralarını almış ve şu hükmü vermiş:
"Âkif'in Türklüğe biçtiği değer 'Arap' kavramının bir parçası olarak kaldı!"
İnsafsız bir hüküm!

Âkif bu tür şiirlerini 1911-1918 döneminde yazmıştır. O dönemde Mustafa Kemal ne yapıyordu?! Libya'da ve Suriye'de savaşmıyor muydu?!
Askerler silahla, Âkif de kalemle imparatorluğu savunuyordu!
Bu "tarihsellik" faktörünü anlamadan Akif'i anlamak mümkün müdür?
Tarihi dönemleri karıştırmak, çok sıradan bir 'pozitivist metafizik'tir!

Âkif ve milliyetçilik

Âkif bu şiirlerinde Kosova için, Prizren, Yakova ve Selanik için gözyaşları döker. Bugün etnik milliyetçilik dediğimiz kavmiyetçiliğin felaketlerini anlatır.
"Arnavud'um... işte perişan yurdum" derken yaptığı şey, Arnavutçuluk değil, Arnavut milliyetçiliğine eleştiridir.

Âkif aynı dönemde "Yurdu baştan başa viraneye dönmüş Türk'ün" diye ağlayan şairimizdir.

1921'e gelindiğinde, Sakarya savaşı günlerinde bestelenip cephede söylenen "Ordunun Duası" marşının yazarı Âkif'tir: "Türk eriyiz, silsilemiz kahraman / Müslümanız hakka tapan Müslüman."

Âkif'i Çanakkale ile Bedir Savaşı'nı mukayese etti diye eleştirmek de müthiş bir anlayışsızlıktır.

Bir müminin kalbinde "Bedr'in arslanları"nın manevi mertebesinin ne olduğunu bilenler, Âkif'in Çanakkale şehitlerini Peygamber'in yanı başında bir manevi mertebede gördüğünü anlamakta zorluk çekmezler!

Âkif elbette bütün ömrünce etnik milliyetçiliğe karşı oldu. Tarih kurultaylarında söylenen "brokisefal Alpin ırk" zırvalarına itibar etmedi; Milli Mücadele ruhunun şairi oldu; İstiklal Marşı'nı da bu sayede yazdı zaten.
Yeniden etnik sorunlarla karşılaştığımız bu dönemde, Âkif'i anlamaya daha çok ihtiyacımız var.


- Haber Kaynağı: dunyabulteni

Bu sayfayı düzenle

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz