Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Özdemiroğlu Osman Paşa
Anadolu Beylikleri Aydınoğulları Beyliği
Müeyyedzade Abdurrahman Efendi
Küçük Kaynarca Antlaşması
Geç Osmanlı Dönemi
Erdel Voyvodalığı
Talik, Divanî ve Siyakat Yazıları
DUA YI DEVLET İ ŞAH
Kaygusuz Abdal
Asıl Kaşıkçı Elması Hindistan'da mı?

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Ebu Saidzâde Feyzullah Efendi

Hoca Sadeddin Efendi ahfadından olup üç defa şeyhülislam olan Ebu Said Efendi'nin oğludur. 12 Cemaziyelâhır 1040 ve 12 Ocak 1630'da doğmuştur. Babası şeyhülislâm olmakla on beş yaşında Mihr-i mah sultan medresesi müderrisliği verilmiş ve 1060 H.-1650 M.'de yirmi yaşında İstanbul kadısı olmuştur. Ebu Saidzâde on üç sene mâzul kaldıktan sonra 1077 H.- 1666 M.'da kazasker ve 1101 H.- 1690 M.da Debbağzâde Mehmed Efendi üzerine şeyhülislâm olmuştur. 1103 H.- 1692 M. de ikinci Sultan Ahmet birgün sadrâzam kadı (Arabacı) Ali Paşa ile u Saidzâde'yi davet ederek şeyhülislâma:
"—Dinin hakkı için doğru söyle vükelâm ne haldedir? serhad tarafından ne haber vardır?" diye sorması üzerine Feyzullah Efendi:
"—Seksen yaşında bir pirim" diye söze başlayarak vezir-i âzamın lâkaydisini yüzüne karşı söylemiş ve en sonra "hakkı saklamayıp söyledim; yarın kıyamette mesul olmam; işte sen, işte vezirin ben aradan çıktım" deyince pâdişâh kızmış; vezir-i azama ağır söylemişti; fakat Müftü avdet ettikten sonra sadrâzam bir çok yalanlar ve yeminlerle saf dil pâdişâhı kandırıp huzurundan çıktıktan sonra kızlar ağasının elini ayağını öperek epey rüşvetle Ebu Saidzâde'yi azlettirmeğe muvaffak olmuştur.

Ebu Saidzâde'nin yerine ikinci defa Çatalcalı Ali Efendi tayin edilmiş ise de onun aynı sene içinde yani 1692'de vefatı üzerine II. Ahmet, doğru söylediği halde haksız yere azletmesinden dolayı müteessir olduğu Ebu Saidzâde'yi Edirne'ye davet ederek şeyhülislâm tayin etmiştir. Hattâ pâdişâh, bu zatı huzuruna kabul ettiği zaman üç adım karşı yürüyerek:
"—Hoş geldiniz; mukadder böyle imiş; bize rencide olmayasız" demiş Ebu Saidzâde de muvafık cevab verip bunun üzerine Sultan Ahmed:
"—Sadakatin bildim, bizzat kariha-i hümâyunumdan meşihat-i İslâmiye'yi size ihsan eyledim" demiştir.

Ebu Saidzâde'nin bu ikinci şeyhülislâmlığı 1105 Şevval 29 ve Haziran 1694 tarihine kadar iki seneden fazla sürmüş ve sadrâzam Sürmeli Ali Paşa'nın kendisinden emin olmaması nedeniyle bir yolunu bulup Feyzullah Efendi'yi Sakız adasına sürgün ettirmiştir. Bu sırada Sakız'ın Venedikliler tarafından
işgali üzerine Feyzullah Efendi Çeşme tarafına geçirilmiş ve oradan Manisa'ya getirilmiştir. Ebu Saidzâde, İstanbul'a gelmesine müsaade edildikten sonra 1110 H. - 1698 M.'de vefat etmiştir, iki defada dört sene müftülüğü vardır; son zamanlarında Fındıklı'daki yalısında oturarak araştırmalarla meşgul olmuştur. İlm-i nücum (astroloji) de mahareti varmış; kabri Üsküdar'dadır. Ebu Saidzâde'nin şiirle de ülfeti vardır, aşağıdaki kıta onundur:
Gelse saki dil-i gam dideyi şâdân itse
Elde gül gibi yine cam dırâhşan olsa

Nevbahar olsa yine sagar-ı mey devretse
Feyziya köhne cihan bir yeni devran olsa

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz