Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Tarihte Şubat Ayı Olayları
Tabanıyassı Mehmet Paşa
Servet-i Fünûn Dönemi Edebiyatı (1896-1901)
OSMANLI'NIN MÜHENDİSİ DE BİR BAŞKA
Padişahların Ünvanları ve manaları
Hocazâde Esad Efendi
Yavuz Sultan Selim küpe taktı mı?
Mehmed Ataullah Efendi
XIV. Asrın Son Yarısıyla XV. Asır Ortalarına Kadar Osmanlılardaki Camiler
Osmanlılarda İlk İlmî Müesseseler

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Ebussuûd Efendi

XVI. yüzyıla şeref veren değerli âlimlerin sonuncusudur. Ceddi İskilip'in Direklibel köyünden olduğu için zamanın modasına uygun olarak İmadî denilmiştir. Babası Şeyh Mehmed Yavsî'dir. Ebussuûd Efendi, İstanbul'da Müderris köyünde ve daha doğru rivayete göre Eyyub Nişancısı’nda babasının tekkesinde (şimdiki Sivasî tekkesi) 896 H. 1491 M. de doğmuştur.

Ebussuûd Efendi, uzun müddet meşhur Müeyyedzade Abdurrahman Efendi'den ders gördükten sonra ona damat oldu ve sonra İbn-i Kemal'den tahsilini ikmal ile icazet aldı. 922 H. 1516 M. de ilk olarak Çarıkında verilen bir müderrislikle tedris hayatına başladı; muhtelif yerlerde müderrislik ettikten sonra 934 H. 1527 M. de sahn müderrisi ve daha sonra İstanbul kadısı ve 944 H. 1537 M. de Rumeli kazaskeri olup 952 H. 1545 M. de Şeyhülislâm tayin edildi ve yirmi sekiz sene bu makamda kaldı 982 H. 1574 M. de seksen yaşını geçtiği halde vefat etmiştir. Kabri Eyyub'ta Oyuncakçılar içinde Sokullu Mehmed Paşa türbesinin yanındaki mektebinin bahçesindedir. Vefatı haberi Haremeyn yani Mekke ve Medine'de, duyulunca Arab uleması Salât-ı gaib denilen cenaze namazı kılmışlardır ki bu, ilmî büyüklüğüne karşı en son ihtiram nişanesidir. 965 H. 1558 M. de Mekke'den İstanbul'a gelen meşhur Kutbüddin Mekkî, Ebussuûd Efendi ile görüşmüş olup onun hakkında şöyle demektedir : "... Bana sure-i enam tefsirinin iptidasından bir bahsi anlattı; sonra mesâil-i fıkhiyyeden bahsetti.... Ben onun sözünü can kulağıyla dinliyor, müstefid oluyordum, sözlerini istihsan ediyordum, Kulak kesilerek susmuştum, huzurunda kemal-i edeble bulunuyordum, çünkü şanının büyüklüğünü, derecesinin yüceliğini görmüştüm; benimle fasih, parlak Arapça konuştu.”

Ebussuûd Efendi, zamanını araştırmalar ve eser yazmakla geçirmiş siyasî entrikalardan uzak kalmış, umumî hürmeti kazanmış ve ilmî kudreti sebebiyle kendisine kazaskerlerin üstünde yer verilmiştir.

Ebussuûd Efendi'nin ilmî kudretini takdir eden Kanunî Sultan Süleyman, Bayezid müderrisliği ile beraber o tarihte üç yüz akçe yevmiyesi olan müftülük (şeyhülislâmlık) vazifesi, ilk kısmını pâdişâha takdim ettiği İrşadü’l-akli’s-selim ilâ mezaye’l-kur’ani’l-azîm isimli Arapça tefsiri sebebiyle beş yüz akçeye çıkarılmış, tefsiri tamamlayıp takdim eylediği zaman ise yevmiyesi altı yüz akçe olmuştur. Bu tefsirini yazarken Beyzâvî'nin tefsirlerini ve Zemahşerî'nin Keşşaf'ını gözden geçirmiştir. Ebussuûd'un tefsiri ulema arasında Keşşaf ve Kadî Beyzavî tefsirlerinden sonra üçüncü olarak kabul edilmiş olup bastırılmıştır. Bu tefsirden başka Fetavâ-yı Ebussuûd ile bazı eserlere haşiyeleri vardır.

Kanunî Sultan Süleyman zamanındaki arazi kanunlarında kendisine mesele olarak sorulan maddeleri fetva vererek şer'ileştirdiği görülür; bu usul Ebussûd'tan itibaren hep fetvaya istinat ettirilmiştir.

Ebussuûd Efendi'nin Arapça şiirleri pek yüksektir. Bazı Arap âlimleri tarafından şerhedilen Kaside-i mimiyye'si ile Kanunî'nin vefatına söylediği mersiyesi Arapçada söylenen en güzel şiirlerindendir; Türkçe manzumeleri kuvvetsizdir. Ebussuûd Efendi'nin İskilip'te bir camii ile İstanbul’da bir hamamı ve Eyuyb'da bir ilk mektebi vardır. Başbakanlık arşivi dahilinde ve Ebussuûd caddesi üzerindeki kârgir bina Ebussuûd dershanesi olarak meşhurdur.

Ebussuûd Efendi'nin yetiştirdiği talebeler kendisinden sonra yarım asra yakın oldukça olgun klâsik bir ilim hayatı idame ettirmişlerdir; oğulları Ahmed, Mehmed ve Mustafa Efendiler değerli âlimlerden oldukları gibi Tacü’t-tevarih sahibi meşhur Hoca Sa deddin, Cenabî tarihini yazan Cenabî Mustafa Efendilerle Şeyhülislâmlardan Abdülkadir Şeyhî, Bostanzade Mehmed ve Sunullah Efendilerle Malûlzade Mehmed Efendi talebelerinin başlıcalarındandır. Şâir ve kazasker meşhur Bakî Efendi, Ebussuûd'un oğlu Mehmed Efendi'nin talebelerindendir.

Ebussuûd Efendi kazasker oluncaya kadar dersten mülâzım olmak kaydına yani mezuniyet sırasına bakılmayarak herkes bir yolunu bulup müderris olurken Ebussuûd Efendi, mülâzımlar yani dersten icazet alıp kazaskerlerin dairesine devam edip sıra bekleyenler için bir ruz-nâme tutarak bu işi sıraya koymuştur.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz