Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Tunus'un İdaresi
Kanuni Devrinde İstanbul'un Ticari Durumu
Acemi Oğlanlar Ocağı ve Devşirme Usulü
Hanefi Efendi
Topkapı Sarayı - İstanbul Sarayı
Moralı Enişte Hasan Paşa
Çelebi Mehmet’in Şahsiyeti
İstiklal Marşı (Eski Yazı ile)
(Bıyıklı) Derviş Mehmet Paşa
Sultan Murad'ın Şahsiyeti

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Ecdâdımız ne idi?

bir zamanlar… (ben hala boyleleri oldugunu biliyorum)

Faziletliydik: Kimsenin malina, mulkune goz dikmezdik. Kimsenin
namusuna yan bakmazdik. Hirsizlik nedir bilmez, dilenciligi meslek
edinmez, kimseyi de kucumsemezdik.

Durusttuk: Bir zamanlar Londra Ticaret Odasi’nin en gorunur yerinde
su mealde bir tavsiye levhasi asiliydi: 'Turklerle alisveris et,
yanilmazsin.'

Itibarliydik: Bir zamanlar Hollanda Ticaret Odasi’nin
toplantilarinda oylar esit cikinca Osmanlilarla alisverisi olan
tuccarin oyu iki sayilir, onun dedigi olurdu.

Temizdik: Yere bile tukurmezdik. Hatta, Osmanli askeri teskilatini
Avrupa’ya tanitmasiyla meshur Comte de Marsigil, yere tukurmedikleri
icin atalarimizi soyle elestiriyor:
'Turkler hicbir zaman yere tukurmezler. Daima yutkunurlar. Bunun
icin de saclarinda sakallarinda bir hararet olur ve
zamanla saclari, kaslari, sakallari dokulur.'

Cevreciydik: Kurak gunlerde ucretle adamlar tutup sokaktaki ulu
agaclari sulatir, gocmen kuslarin yorgunluk atmasi icin sacak
altlarina kus saraylari yapardik.
Bunlara oyle cok ornek var ki, saymakla bitmez.

Harama el surmezdik: Fransiz muellif Motray, 1700’lerdeki halimizi
soyle anlatiyor:
'Turk dukkânlarinda hicbir zaman tek meteligim kaybolmamistir. Ne
zaman bir sey unutsam, hic tanimadigim dukkâncilar arkamdan adam
kosturmuslar, hatta birkac kere Beyoglu’ndaki ikametgâhima kadar
gelmislerdir.'

Medeni idik: Ingiliz sefiri Sor James Porter ise, 1740’larin
Turkiye’si icin sunlari soyluyor:
'Gerek Istanbul’da, gerekse imparatorlugun diger sehirlerinde hukum
suren emniyet ve asayis, hicbir tereddude imkân birakmayacak sekilde
isbat etmektedir ki, Turkler cok medeni insanlardir.'

Dosdogruyduk: Fransiz generallerden Comte de Bonneval ise, su hukmu veriyor:
'Haksizlik, murabahacilik, inhisarcilik ve hirsizlik gibi suclar,
Turkler arasinda mechuldur... Oyle bir durustluk gosterirler ki,
insan cok defa Turklerin dogruluklarina hayran kalir.'

Hirsizlik nedir bilmezdik: Fransiz muellif Dr. Brayer, 1830’larin
Istanbul’unu getiriyor onumuze:
'Evlerin kapisinin soyle boyle kapatildigi ve dukkânlarin cogunlukla
umumî ahlâka itimaden acik birakildigi Istanbul’da her sene azami
bes-alti hirsizlik vak’asi gorulur.'
Ubicini Dr. Brayer’i soyle dogruluyor:
'Bu muazzam payitahtta dukkâncilar, namaz saatlerinde dukkânlarini
acik birakip camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapisi basit bir
mandalla kapatildigi halde, senede dort hirsizlik vakasi bile olmaz.
Ahalisi sirf Hiristiyan olan Galata ile Beyoglu’nda ise hirsizlik ve
cinayet vak’alari olmadan gun gecmez.'

Naziktik: Edmondo de Amicis isimli Italyan gezgini, yine 1880’lerin 'biz'ini
anlatiyor bize:
'Istanbul Turk halki Avrupa’nin en nazik ve en kibar insanlaridir.
Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi nadirattan isitilir. O kadar
musamahakârdirlar ki; ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir,
bizim kiliselerde gordugunuz kolayligin cok fazlasini gorursunuz.'

Cihana ornektik: Turkiye Seyahatnâmesi’yle meshur Du Loir’un
1650’lerdeki hukmu soyle:
'Hic suphesiz ki, ahlâk bakimindan Turk siyasetiyle medeni hayati
butun cihana ornek olabilecek vaziyettedir.'
Sefkatimiz yalnizca insana yonelik degildi, hayvanlari, hatta
bitkileri bile kapsiyordu.

Hayata karsi saygiliydik: Bu konuda dilerseniz Elisee Recus’u
dinleyelim, bize 1880’lerdeki halimizi anlatsin:
'Turklerdeki iyilik duygusu hayvanlari dahi kucaklamistir. Bircok
koyde esekler haftada iki gun izinli sayilir... Turklerle
Rumlarin karisIk olarak yasadigi koylerde ise bir evin hangi tarafa
ait oldugunu kolaylikla anlayabilirsiniz. Eger evin bacasinda
leylekler yuva yapmissa, bilin ki o ev bir Turk evidir.' (Kucuk
Asya, c. 9)

Hayirseverdik: Comte de Marsigli’yi tekrar dinleyelim:
'Yazin Istanbul’dan Sofya’ya giderken daglardan anayol uzerine inmis
koylulerin yolculara bedava ayran dagittiklarina sahit oldum.'
Ayni muellif, ceddimizin hayirseverlikte fazla ileri gittikleri
kanaatindedir. Soyle diyor:
'Fakat sunu da itiraf etmeliyim ki, bu dindarane hareketlerinde
biraz fazla ileri gitmektedirler. Iyiliklerini yalniz insan cinsine
hasretmekle kalmayip, hayvanlara ve hatta bitkilere bile tesmil
ederler.'
Bu tespiti, Islâm ve Turk dusmani avukat Guer misallendiriyor:
'Turk sefkati hayvanlara bile samildir' dedikten sonra su ornegi
zikrediyor:

'Hayvanlari beslemek icin vakiflar ve
ucretli adamlari vardir. Bu adamlar sokak baslarinda sahipsiz
kopeklere ve kedilere et dagitirlar... Sokaktaki agaclarin
kurakliktan kurumasini onlemek icin bir fakire para verip sulatacak
kadar kacik Muslumanlara bile rastlamak mumkundur...'
'Kacik'ligin kaynagini da veriyor adam:
'Bircoklari da sirf azad etmek icin kusbazlardan kus satin alirlar.
Bunu yapan bir Turk’e bir gun yaptigi isin neye yaradigini sordum.
Kucumseyerek bakti ve su cevabi verdi: Allah’in rizasini tahsile
yarar.'

Galiba gecmisimizden uzaklasmak bize cok pahaliya patladi.
Yahya Kemal Beyatli’nin bir tespitiyle yazimizi noktalayalim:

'Eski Turklerin bir dini hayatlari vardi, dini hayatlari oldugu icin
de cok seyleri vardi; yeni Turklerin de dini hayatlari oldugunda cok
seyleri olacak.'

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz