Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Kalaylıkoz Ahmet Paşa
Ridaniye Savaşı
Salih Zeki Aktay
XVII. Yüzyıldaki Tasavvuf Akımları
Hukuka Saygı Ve Yavuz Sultan Selim
Kütahya Hatuniye Camii
Osmanli Tarihi 1500-1600 Yillari Arasi Onemli Olaylar
İttihat Terakki zihniyeti
Fatih Sultan Mehmed’e iftira
Kadızâde Ahmed Şemseddin Efendi

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Edebiyatta Tanzimat

Osmanlı İmparatorluğu 'nu yıkılmaktan kurtarmak veya onu Batı medeniyetine yaklaştırmak için devletçe yapılan çalışmalar arasında "Edebiyatta Tanzimat" diye bir problem yoktur. Fakat 18'inci yüzyılda başlayan ıslahat hareketleri ve Gülhane hattı prensiplerinin bütünü edebiyatta bir Tanzimat hareketi doğurmuştur. Tarih yönünden edebiyatta Tanzimat, yalnız bir sanat ve sanatçı işi değildir, Batının teknik, haklar ve siyaset değerlerine ortak olmayı kabul eden Osmanlı cemiyetinin, onun dünya görüşünü, hayat anlamını, duygu ve düşüncelerini ifadede kullandığı şekilleri benimsemeye başlaması edebiyatta Tanzimat olayını anlatır.

Tanzimattan önce Osmanlı İmparatorluğu'nda bilim ve sanat çalışmaları din telâkkileri ile sınırlandırılmıştı. İslâmlığın yalnız ahreti sağlayan bir sistem olmayıp dünya hayatını da düzenlemesi, medreseyi her türlü bilimlerin ve bu arada edebiyatın da önderi yapmıştı. Medrese, öğretim dili olarak Arapçayı, edebiyat dili olarak Arapça, Farsça kelime ve kurallarıyla yoğrulmuş Osmanlıcayı, edebiyat ideali olarak da, dünya ve sosyete ile bağıntısı bulunmayan mücerret bir âlemin değerlerini kabul etmişti. Medresenin tesir sahası dışında kalan büyük Türk topluluğunun duygu ve düşüncelerini öz dilinde ve çok kere mistik eğitimlerin dışında belirtmesi, Osmanlı cemiyetinde edebiyatın, divan edebiyatı ve halk edebiyatı bölümlerine ayrılmasını neticelendirmişti. Osmanlı devletinin mukadderatında rol sahibi bilgin ve aydınların edebiyatı divan edebiyatı idi. Osmanlı devleti, siyasette olduğu kadar ilimde de kendi yeterliğine inandığı müddetçe Osmanlı bilginleri ve aydınları, Batı dünyası ile düşünce bağıntıları kurmayı küfür saydılar. Fakat Osmanlı ordularının Batı orduları karşısında devamlı yenilgileri Osmanlı devlet adamlarına ilkin Batı'nın bu alandaki üstünlüğünü kabul ettirdi. Daha sonra Batının teknik ve haklar alanındaki üstünlüğünü de tanıttı. Bunun neticesi olarak Osmanlı devletinin kurumlarını yenilemek, Batının bazı kurumlarının alınmasiyle kuvvetlendirmek gereği anlaşıldı ve bu maksadın sağlanması için millî eğitimde Batı programlarıyla Batı usulleri kabul edildi, Batıdan öğretmenler getirtildi. Yüksek okulların öğretiminde yabancı dil öğrenmek mecburiyeti kondu ve Avrupa'ya öğrenciler gönderildi. Bütün bu hareketler Avrupa ile araçsız bir bağıntı sağlamında tesirli oldular. Yabancı dil öğrenenler ve Avrupa okullarında okumaya gidenler için, yalnız uzman olarak yetişmek istedikleri alanın kaynakları değil, fakat Avrupa düşünce ve sanat âleminin bütün kaynakları da açık hale gelmiş oluyordu. Bu kaynaklardan faydalanmak imkânını bulan Türk gençleri, İslâmlığın taşlaşmış ve kalıplaşmış bilim ve sanat değerlerini de taşıyorlardı. Avrupa'nın düşünce dünyası ile temas, onlarda Batı ile Doğu değerleri arasında bir savaşın başlamasına yer verdi. Neticede, Batının değerleri Doğunun değerleri yanında yerleşmeye başladı. Bununla beraber Tanzimat bilginlerinden Avrupa'yı tanıyanlar tam mânasiyle Batılı adam olamadılar. Divan edebiyatının şekillerine, Doğunun mistik felsefesine kısmen bağlı kaldılar. Fakat Batı kaynaklarıyla sağladıkları temas neticesinde Batının edebiyat ve sanat şekillerini, hatta bu edebiyat ve sanatın konularını ve bu konuların işleyen şeklini benimsemeye başladılar. Osmanlı edebiyatı, bu suretle, soyutluğundan kurtuldu. Ahiret istikametindeki yürüyüşünden, tabiat ve sosyete istikametine saptı. Fakat Tanzimat bilgin ve aydınları, İslâmlığın felsefesiyle yoğrulmuş oldukları için Tanzimat edebiyatında türlü yönden din değerlerine yer vermekte devam ettiler. Bu sebeple devletin ve cemiyetin diğer alanlarında yapılan yeniliklerde gördüğümüz ikilik Tanzimat edebiyatında sürdü.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz