Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Osmanlı'yı da yıkan komünist kale
Ohrili Hüseyin Paşa
Kadızâde Ahmed Şemseddin Efendi
Osmanlı - Macar İlişkileri
Sultan II. Murad
Yıldırım Bayezid Dönemine Kadar Osmanlı - Bulgar İlişkileri
şiirler
Osmanlı Fetih Politikası ve Alınan Yerler
İmparatorlukta Tanzimat Hareketine Düşmanlık
Mesih Paşa

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Emin Bülend Serdaroğlu

Sayfadaki Başlıklar


Şiirleri

Emin Bülend Serdaroğlu (1886-1942) çok çekingen bir yaradılışta olduğu için, Ahmed Hâşim kadar değilse de oldukça içine çekilmiş bir ha yat geçirdi. Ferdî konudaki şiirleri ile olduğu kadar, Trablusgarb ve Balkan harbleri sırasında yazdığı ve millî duygulan terennüm eden şiirleri (Kîn, Hisarlara Karşı, Hatif Diyor ki) ile de şöhret yaptı. Onun ferdî konudaki şiirlerinde hem duygu ve hayal, hem de dil ve üslûb bakımından Haşim'in tesiri görülür. Şiirlerinin pek azmi yayımlamış olan şairin dergilerde çıkan manzumeleri, ölümünden sonra hakkında yazılan yazılarla birlikte, toplu olarak da basıldı (Salih Zeki Aktay: Emin Bülend'in Şiirleri, 1943).


Kaynak: Akyüz, Kenan, Modern Türk Şiirinin Ana Çizgileri, İnkılâp Kitabevi, İstanbul, 1995.

Şiirleri

Gurbet Geceleri

Uzak denizlere tenhâca gözlerim dalıyor,
Derin çöl akşamı üstümde sessiz alçalıyor;
Uzakta Ak Deniz'ın vecd-i lâl ü tenhâsı,
Ufukta çöllerin esrâr-ı hüzn ü ru'yâsı.
Bu çöllerin ılık akşamlarında güller erir;
Mesâ... bu ufk-ı sükûtun sükûn-ı iffetidir...
Yavaş yavaş yine evlerde lâmbalar yanıyor...
Gönül, ipekli karanlıkta bir hayâl anıyor...
Odam, felâket-i zulmetle pür-memât ü gırbâr;
Ne bir kadın eli, heyhat ne bir tebessüm var.
Odamda lâmbamı hep böyle kimseler yakmaz...
Teselli et bent ey zulmet... ey leyâl-i niyaz.,
İçimde şimdi benim eski şerhalar kanıyor,
Yavaş yavaş uzak evlerde lâmbalar yanıyor...

Uzakta, tâ Nil'in üstünde zirveler nâgâh
Beyazı aşıp şeb-i hücrâya doğru kasvet-i mân.
Ziyada hurmalar olmuştu bir hayâl-i serâb...
Ayın ziyasını içmişti mahremiyyet-i âb.
Uzakta kaafileler, kâr-bânlar, develer
Günüde bir çayı ta'kîb edip cenuba gider.
Dikenli bir yolun üstünde tozlu bir merkeb,
Semâda yolcuya yol gösteren hayâl-i zeheb..


Kîn

(Girid Müslümanlarına)

Göster semâ-yı mağribe yüksel de alnını,
Dök kalb-i sâf-ı millete fezy-î beyanını...
Al bayrağınla çık yürü, sağken zafer-nümâ,
Bir gün şehîd olunca da olsun kefen sana...

Ey makber-î muazzam-ı ecdadı titreten
Düşman sedası, sus, yine yükselme gölgeden.
Düşman! Hilâl-i râyet-i Islama hürmet et!
Toplar boğar hitabını dağlarda âkıbet.

Dağlar lisâna gelse de anlatsa hepsini;
Binlerce can dirilse de anlatsa geçmişi;
Garbin cebîn-i zâlimi afv etmedim seni...
Türk'üm ve düşmanım sana, kalsam da bir kişi!

Ben şûre-zârı kalbimi kinimle süslerim,
Kalbimde bir silâh ile ferdayı beklerim.
Kabrinde müsterîh uyu ey nâm-dâr atam,
Evlâdının bugünkü adı sâde intikam!

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz