Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Türk Kültüründe Beden
Sarı Süleyman Paşa
İkinci abdülhamit Hakkında İlginç Anektodlar
Abdülhak Hamid Tarhan
yakın tarihi iyi bilmek
Osmanlı Devleti'nin Taşra Yönetimi
Kütahya Yakup Çelebi Medresesi (İmaret Mescidi)
Eski Türk Edebiyatı, Divan Şiiri için Kaynakça
Kırım Hanlığı
XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlı-Avusturya İlişkileri

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Estetiğin Mührü:Tuğra

ESTETİĞİN MÜHRÜ: TUĞRA

Rıfkı KAYMAZ

Osmanlı padişahlarının isim ve lakaplarını ihtiva eden alameti, imzası. Hükümdarın mührü ve yazısı.

Tuğra; padişahın nişanı, alameti veya imzası olarak; ferman, berat ve paralarda kullanıldı.

Önceleri; ahidname, menşur, name-i hümayin, mülkname, ferman, vakfiye, berat vb. üzerine ortaya yazılan tuğra; sonraları para, defter ve kâğıtların başına bir hanedan arması halinde bayraklarda, pullarda ve resmi yapılarda da kullanıldı.

Tuğra, vesikalarda; tevk-i hümayun, nişan-ı hümayun, nişan-ı şerif-i alişan, misal-i meymun, alamet-i şerife, tuğra-i garra diye de isimlendirilmiştir.

Tuğra çekene; tuğrai, tevkii, nişancı, tuğrakeş ve tuğranüvis de denilirdi.

Osmanlılar’da tuğra, ilk defa Orhan Bey zamanında kullanılmıştır.

Sultan Murat’tan itibaren tuğralara padişah isimleriyle birlikte padişah babalarının adları da yazılmaya başlandı. Çelebi Mehmet’ten sonra ise han sıfatı da tuğraya eklendi. II. Murat Han’dan itibaren “muzaffer daima”, “el-muzaffer daima” tuğra metnine dahil edildi.

Tuğraların sağ tarafına çiçek konulması veya mahlas yazılması sonradan adet oldu.

Tuğra, hat sanatının bir kolu halinde yüzyıllar boyunca usta hattatlar eliyle yazılarak, işlenerek gelişti, güzelleşti, mükemmelleşti.

Hattat padişahlar, tuğralarını bizzat kendileri sanatlı bir şekilde yazdılar.

Kimi hattatlar; ayet, hadis metinlerini, güzel sözleri tuğra biçiminde yazdılar. Yine özellikle son yıllarda kişi ve kurum adları, talep üzerine hattatlar tarafından tuğra biçiminde yazıldı.

Tuğralar ile “pençe”ler birbirine karıştırılmamalıdır. Pençe, vezir-i azamlarla eyaletlerdeki vezir, beylerbeyi ve sancakbeylerince resmi kâğıtlara imza yerine atılırdı. Üç tuğlu ve “beyzeli” pençeler tuğraya çok benzerler. Tuğra ile pençe arasındaki en önemli fark, pençelerin tek beyli olması ve genellikle bölgenin yan tarafına ve yan olarak çekilmesidir.

TUĞRALARIN OKUNUŞU

Tuğra metni, genellikle aşağıdan yukarıya doğru okunacak şekilde düzenlenir. Genellikle tuğra sahibinin adı altta, babasının adı ise üstte yer alır. Bazı tuğralarda ise isimler iç içe girmiştir.

TUĞRANIN BÖLÜMLERİ

Tuğra yapı bakımından dört bölümdür:

1.Tuğranın metin kısmı; Padişahın ve babasının adları, şah, han, el-muzaffer kelimelerinin yer aldığı bölüm. Bu bölüme; kürsü, sele de denir. Önceleri dikdörtgene yakın şekil olan bu bölüm, yuvarlaklaşarak son şeklini almıştır.

2.Beyze: (Bin) ile (Han) kelimelerinin (n) harflerinin kıvrılması ile meydana gelen ve iç içe yazılan iki kavis. Tuğranın sol tarafındadır. “Daima” kelimesi ise bu bölümün ortasındadır.

3.Tuğ veya Elif: Tuğranın yukarı doğru uzanmış mızrak şeklindeki üç elif. Bunlar her zaman elif olmayabilir. Bazen lam veya zı harfinin üzerine flema gibi çekilen kavislere zülüf veya zülfe denir.

4.Hançere veya Kol: Beyzelerin devamı olan ve el-muzaffer kelimesinin üzerinden geçen, tuğranın sağına doğru dengeli iki çizgi halinde uzanan kısımdır.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz