Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Kütahya Rabia Hatun - Alaaddin Camii
Divan-ı Hümâyun
Serbest Mîr-i Mîranlıklar ve Yurtluk Ocaklık Sancaklar
Çini İşleri
Sunullah Efendi
Pir Sultan Abdal
Yeniçeri Ocağı
OSMANLI MERKEZ TEŞKİLATI
Osmanlı Tarihi Ders Notları
Vakıflar

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Fatih Sultan Mehmet'in Şahsiyeti

1451'de 20 yaşında ikinci defa Osmanlı hükümdarı olan II. Sultan Mehmed, İstanbul'u fethedip bin yüz yıllık Şarkî Roma İmparatorluğunu (Bizans İmparatorluğunu) ortadan kaldırarak hakkıyla Fatih unvanını aldığı gibi yüksek kabiliyet ve dehasıyla dost ve düşmana kudretini teslim ettirmiş büyük bir devlet reisi idi.

Fatih Sultan Mehmet 886 H. 1481 M. tarihine kadar 30 sene padişahlık etmiştir. 23 yaşında İstanbul fatihi olan Fatih Sultan Mehmed azim ve irade sahibi, temkinli ve verdiği kararı mutlak surette tatbik eden bir şahsiyetti. Devlet idaresinde sertti, hissiyatını gizlemeyi bilir, yapacağı seferleri tatbik sahasına koyuncaya kadar gizli tutar ve sonra maksadını birden bire meydana kordu; bu yüzden düşmanlarını şaşırtarak bir senede bir kaç fütuhata birden nail olurdu. Harpte cesurdu; icabında ve bir tehlike vukuunda mağlûbiyeti önlemek için ileri atılır, askeri cesaretlendirirdi. Yerinde soğuk kanlılığını ve itidalini muhafaza etmesini bilirdi. Kendisi bilgili, bir kaç lisana vâkıf ve aynı zamanda şâirdi. Serbest fikirli olup taassubu yoktu; âlimleri davet ederek ilmî tartışmalar yaptırırdı. Bazan müşkül mevzular vermek suretiyle alimlere risaleler yazdırır ve bunları tetkik ederdi; Farsçadan ve Rumcadan Arapçaya tercüme edilmiş felsefî eserleri okur ve yanına celbettiği âlimler ile fikir tartışmaları yapardı. Batlamyos haritasını 1466 senesinde Filozof İvrokios'a yeniden tercüme ettirip haritadaki isimleri Arap harfleriyle yazdırmıştır. İlmî meselelerde herhangi din ve mezhebe mensup olursa olsun âlimleri himaye ile onlara eserler yazdırmıştır; hattâ Trabzon imparatoru David'in maiyyetinde bulunan ve sadrâzam @Adnî|Mahmut Paşa]'nın akrabasından olduğu rivayet edilen âlim, fazıl ve filozof Yorgi Amiruki'yi kendisine müsahip yapıp sık sık huzuruna celb ile mütalaalarından istifade eder ve kendisiyle tartışmalarda bulunurdu. Her nerede yüksek bir âlim duyarsa onu İstanbul'a getirmek için her fedakârlığı yapardı. Meşhur heyetşinas Ali Kuşçu, bunun zamanında İstanbul'a geldiği gibi Molla Cami'yi de davet etmişti. Meşhur ressam küçük Bellini de davetle İstanbul'a gelerek Fatih'in resmini yapmış ve büyük bir himaye görmüştü.

Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u şenlendirmek için gerek Anadolu'daki Türklerden ve gerek zabtettiği yerlerdeki Hıristiyanlardan bir hayli aileyi buraya naklettirdiği gibi İstanbul'u kültürel ve sosyal müesseselerle de süslemiş ve camiinin yanına zamanının hukuk ve ilahiyat fakültelerinden olan meşhur Sahn-ı Seman medreseleri ile buna çıkış noktası olan Tetimme medreselerini yaptırmıştır.

Fatih Sultan Mehmet, ecdadı zamanından beri mevcut olan kanunları Kanunnâme-i Âl-i Osman ismi altında düzenlettirdiği gibi kendisinin koyduğu kanunları da buna eklemiştir.

Fatih devrine kadar herhangi bir vakfın memur ve hademeleri vakıf mütevellilerinin keyif ve arzusuna göre tayin ve azl edilirlerken bunun zamanından itibaren bunların tayin ve azillerinin divanın kararı ve pâdişâhın beratının verilmesiyle yapılması usulü kanun olmuştur. Bundan başka 883 H. 1478 M. tarihine kadar tımar ve zeamet sahiplerinin isimleri bir sicille kaydolunarak dirlik verilirken karışıklığa neden olan bu tarz bundan sonra kaldırılarak tımar ve zeamet sahiplerine kendi isimleriyle köy isimlerini ve senelik varidatlarını gösterir suretleri tapuda kayıtlı beratlar verilmek suretiyle pek mühim olan bu işi sağlam bir kaideye bağlatmıştır. Bir de emirî araziden olan yani devlet hazinesine ait bulunan bir hayli yer, vakıf ve mülk olarak bir emr-i hayır için veya hizmete mukabil mülk olarak verilmiş olduğundan dolayı bu hal hem tımarlı sipahi adedini ve hem de hazine gelirini azaltmış olduğundan Fatih Sultan Mehmed'in son zamanlarında ve Karamanî Mehmet Paşa'nın vezir-i âzam bulunduğu tarihlerde bu vakıf ve mülk yerlerden mühim bir kısmı hazineye alınmıştır.

Osmanlı devleti bunun zamanında saltanat usûlünü kabul etmiş, divana riyaset etme usûlü sadrâzama verilip Arz odası yapılmış; o tarihe kadar pâdişâhlar vezirleriyle yemek yedikleri halde Fatih bunu da kaldırmıştır.

Zamanının olayları iyice tetkik edildiği zaman Sultan Mehmed'in tab'an azimli, az vefakâr, çabuk usanıcı ve gaddarlığa mail olduğu görülür.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz