Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Mütessa '
Kaynakça / Bibliyografya
Ermenek Ulu Cami (Ulucami)
15. ASIR TÜRK-İSLAM EDEBİYATI
Osmanlıyı anlamak...
XVIII. Yüzyılda Hindistan'daki İslâm Devletleri ile İlişkiler
Osmanlı Sanatı
Erdel Voyvodalığı
Dolmabahçe Sarayı
Ziya Gökalp

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Fermanın Hazırlanışı

Islahat fermanı Kırım harbinin son yıllarında hazırlanarak Paris antlaşmasının imzalanmasından altı hafta önce Bâb-ı âlide bütün bakanlar, yüksek memurlar ve şeyhülislâm, patrikler, hahambaşı ve cemaatlerin ileri gelenleri önünde okunarak ilân edildikten sonra Paris antlaşmasını hazırlamakta olan devletlere bildirildi. Islahat fermanı, Gülhane hatt-ı hümâyunu gibi, Osmanlı İmparatorluğunda yapılması kararlaştırılan yeni bir düzenin prensiplerini ve genel hatlarıyla programını içine alır; Tanzimat devrinin bir merhalesi olarak kabul edilirse de hazırlanış şekli, yapısı ve tesirleri itibariyle ondan birçok noktalarda ayrılır. Gülhane hattının başlattığı Tanzimat düzeni, Osmanlı devlet adamlarının teşebbüsü ile ve ön plânda siyasî düşünceler olmaksızın sadece imparatorluğun müesseselerini yenileştirmek maksadıyla tertiplenmişti. Ordunun yeni bir düzene sokulması imparatorluğun, mülkî idaresinde standart bir eyalet taksimatının kabul edilmesi, Devlet Şûrasının ve vilâyet meclislerinin kurulması, ceza kanununun hazırlanması, medresenin yanında Avrupa örneğinde okullar açılması, karma mahkemelerin kurulması, ticaret kanununun kabulü gibi büyük çapta işler Tanzimatın başarıları idi. Bu başarılar imparatorluğu tam mânasıyle modern bir kılığa koymaktan uzaktı. Fakat Tanzimattan önceki durumuna göre Osmanlı kurumları bu kılığa yakınlaşmış bulunuyorlardı. Avrupa devletleri ve en çok Rusya, Tanzimat imparatorluğunun tebaası için yetersiz görüyorlardı. Rus köylüsünün, Osmanlı köylüsünden daha çok hak sahibi ve refahlı olmasına rağmen Rus çarı politika maksadları ile Osmanlı Ortodokslarının hâmisi rolünü kendisine pek yakıştırmakta idi. İngilizlerle Fransızlar da idealizm arkasında saklanan özel düşüncelerle Hıristiyan tebaa için yeni haklar verilmesinde Rusya'nın düşüncesine ortak çıkıyorlardı. Kırım harbi ilk bakıma göre Ruslarla Fransızların Katolikler ve Ortodokslar için ayrı ayrı istikametten aynı amaca yöneltilen çıkarlar sağlamak için yaptıkları çalışmalardan doğmuştu.

Kırım harbinin sonlarına doğru barış ihtimalleri belirince, müttefik devletler, barış konferansında Rusya'nın Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Hıristiyan tebaa çıkarma diye siyasî manevralar çevirerek Avrupa'nın Hıristiyan kamuoyundan parsa toplamasını önlemeyi düşündüler; 1 şubat 1855'te Viyana'da, Avusturya, İngiltere ve Fransa arasında, gelecek barış görüşmelerine temel ödevini görecek prensipler görüşüldü; bunlar arasına Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Hıristiyan tebaanın hak ve imtiyazlarının açıklanmasını isteyen bir madde kondu. Bu maddenin programlaştırılması yolunda müttefik devletler arasında yapılan tartışmalar neticesinde şu tezler ortaya atıldı.

Türk tezi: Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Hıristiyan tebaaya verilen hak ve imtiyazlar Fatih Sultan Mehmet devrinde başlar. Bu hak ve imtiyazlar iki bölümdür. Birinci bölüm din yönünden olanlarını içine alır. Bunlar vicdan hürlüğü ile ilgili olduğundan, Bâb-ı âlî yenilemeye daima hazırdır. İkinci bölüm ise medenî haklarla adalet ve muhtariyet hususundaki imtiyazları ihtiva eder. Osmanlı hükümeti, Gülhane hatt-ı hümâyunu ile İslâm ve Hıristiyan tebaası arasında eşitlik prensibini kabul etmiş olduğu için, artık böyle imtiyazlar tanıyamaz.

Rus tezi: Paris antlaşmasına eklenecek bir madde ile Osmanlı Hıristiyanları'nın hak ve menfaatleri Avrupa devletlerinin toplu garantisi altına alınmalıdır.

İngiliz tezi: Tam ölçüde bir din serbestliği ve hukuk eşitliği sağlanmalıdır.

Fransız tezi: İslâm tebaa ile Hıristiyan tebaa arasında, cemiyet, haklar, vergiler, askerlik, millî eğitim ve devlet memurluklarına geçme bakımından sürüp gelen farklar bir ferman ile kaldırılarak Gülhane hattında işaret edilmiş olan tebaa eşitliği tam mânasiyle geliştirilmelidir.

Bâb-ı âlî ne Rusya'nın, ne de İngiltere'nin tezini kabul edemezdi. Çünkü birincisi, devletin haklarına dokunmakta, ikincisi ise devletin temeli demek olan İslâm dinini küçültmekte idi. Fransız tezine gelince, din ve devlete açıktan açığa dokunur bir tarafı görülmediği için akla yakın olarak kabul edildi. İngiltere ile Avusturya bu ciheti kabul ettiklerinden Fransız tezi bir ferman şekline konularak ilânı Bâb-ı âlî'ye bırakıldı.

Bütün bu açıklamadan da anlaşılıyor, ki "Islahat fermanı" yabancı devletlerin hazırladığı ve Bâb-ı âlî'nin kabul etmek zorunda kaldığı bir ıslahat programıdır. Osmanlı Devleti bu fermanı kendiliğinden ilân ettiğini dünyaya açıklamakla hükümranlık haklarını yalnız şekil yönünden kurtarmış oluyordu. Gerçekte ise Osmanlı İmparatorluğu'nun Hıristiyan tebaasının refahını düşünmek ve bu hususta gereken kararları almak Avrupa büyük devletlerinin eline geçmiş idi.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz