Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Kırım Hanlığı
Hukuk Sistemi - Sosyal ve Ekonomik Hayat
Tekirdağlı Bekrî Mustafa Paşa
Tebrikler
Minkarizâde Yahya Efendi
Osmanlı İle İlgili Haberler
Bayezid Paşa
Osmanlı Türk Masalları - Sırmalı Pabuç Eflatun Cem Güney
II. Bayezid
Sadun Paşa'nın sadakati Atatürk'ü çok etkiledi

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Hırka-i Şerif Camii

Sayfadaki Başlıklar


OSMANLI'DA HIRKA-İ ŞERİF TÖRENLERİ

Hırka-i Şerif Camii: Kıymetli dostlar bugün sizlere Hırka-ı Şerif Camii ve Resullah (s.a.v) Efendimizin hırkası hakkında kısa bilgiler vereceğim. Efendim öncelikle şunu söyleyelim. İstanbul’da iki tane hırka vardır. Biri Topkapı Sarayında malum Hırka-ı Saadet dairesinde diğeri ise Veysel Karani Hazretlerine verilen ve miras yoluyla günümüze kadar gelen hırka. Birinci hırka Osmanlı Sultanları tarafından büyük bir tazim ve titizlikle korunan ve 1962'den beri de halkın ziyaretine açık olan Hırka-i Saâdet veyâ Bürde-i Saâdettir. Hz. Peygamber (s.a.s)'in Kâ'b b. Züheyr'e hediye ettiği bu hırka mukaddes emânetlerin en önemlisidir. Babası ve kardeşleri kendisi gibi şâir olan Ka'b'ın erkek kardeşi Büceyr'in Müslüman olması akrabalarının hoşuna gitmedi. Onların etkisinde kalan Ka'b, Hz. Peygamber'i hicvetti. Daha sonra yaptıklarından pişmanlık duyan Ka'b gizlice Medine'ye gelip, kendisini tanıtmadan Hz. Peygamber'in huzuruna çıktı. Af müjdesi alınca kendini tanıtıp nazmettiği hicviyelere kefaret olabilecek güzellikte meşhur Kaside-i Bürde’yi sundu. Kaside'yi çok beğenen Hz. Peygamber sırtından hırkasını çıkararak Ka'b'a hediye etti. Bu hırka için Muaviye b. Ebi Süfyan on bin dirhem teklif ettiyse de Ka'b onu satmaya razı olmadı. Ancak ölümünden sonra Muaviye yirmi bin dirhem karşılığında veresesinden satın alarak hırkaya sahip oldu. Sırayla Emevilere ve Abbâsilere intikal eden hırka bir müddet Mısır'da muhafaza edilmiş ve Abbâsi halîfeleri tarafından bazı merasimlerde giyilmiştir. Hırka-i Saâdet 1,24 m. boyunda geniş kollu ve siyaha çalan yünlü kumaştan yapılmıştır. İç kısmı, krem renkli yünden kaba bir kumaşla kaplıdır. Önünde sağ tarafında 23x30 cm. ebadında bir parçası noksandır. Sağ kolunda da eksiklikler olan hırka 57x45x21 cm. ebadında üsten açılan çifte kapaklı altın bir çekmece içinde, bohçalara sarılmış olarak muhafaza edilmektedir.

Bizim anlatacağımız hırka Veysel Karani Hazretlerine verilen hırkadır. Camiye geçmeden önce caminin çevresinden biraz bahsedelim. Şu an Hırka-i Şerif İlköğretim Okulu olarak kullanılan bina bir bölük askerin kaldığı askeri kışla olarak kullanılmaktaydı. Caminin altında bulunan ve şu anda işyeri olarak kullanılan yerler ise atların barındığı ahır olarak kullanılıyordu. Gelelim camiiye... Caminin daha içine girmeden önce avlusunda küçük bir oda vardır. I. Abdülhamid, bugün Hırka-i Şerif Camii avlusunda kalan söz konusu odayı inşa etmiş ve Hırka-i Şerif 1780 yılından itibaren burada sergilenmeye başlanmış. Zamanla ziyaretlerin yoğunlaşması sebebiyle bu oda da yetersiz kalınca Sultan Abdülmecid, 1847 yılında cami yaptırmaya karar vermiş. Hırka-i Şerif, söz konusu odada 1780’den 1851’e kadar sergilendi. Peygamber Efendimiz (sav)’in mübarek hırkası 1851’den bu yana ise Hırka-i Şerif Camii’nde sergileniyor.

Hemen küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum. Hırka miras yoluyla geçtiği için sahibi müftülük veya devlet değil şahıstır. 12 Eylül döneminde zamanın Fatih Müftüsünün işgüzarlığı sonucu kapısı kırılarak hırka alınmak istenmiş fakat uzun uğraşlardan sonra aile tekrar Hırka-ı Şerife sahip olmuştur. Yaklaşık 3-4 yıl süreyle Hırka-ı Şerif ailenin evinde saklanır olmuştur... Şu anda aile büyüğü gelmeden hırka açılmaz ve kapanmaz. Gelelim şimdi Camiye.
Cami, Fatih İlçesi`nde, adını verdiği semtte, Muhtesip İskender mahallesinde yer almaktadır. 1851 yılında Sultan Abdülmecid tarafından Hz. Muhammed`in Veysel Karani`ye verdiği Hırka-i Şerif`in muhafazası ve ziyareti için yaptırılmıştır. Adını da buradan almıştır. Veysel Karani Hazretlerinin kutlu hırkası elden ele geçer ve Van civarında hüküm süren İrisan Beyleri’ne gelir. Hicri 1028 yılında 2. Osman Han’a hediye edilen nurlu emanet İstanbul’da heyecanla karşılanır. Halk ona “Hırka-ı Şerif” der, ramazanlarda ziyaret ederler. Buğulu gözlerle ilmeklerine dalar, Efendimizi hatırlarlar. Daha sonra Saklanan hırka 17. yüzyıl başlarında, el-Karani sülalesinden olan Şükrullah Üveysi`den Sultan I. Ahmed`in fermanı ile alınmış, muhtelif yerlerde muhafaza edildikten sonra bu amaçla inşa edilen cami içindeki yerine konulmuştur. Cami yapılırken civardaki bir çok yapı kamulaştırılmış, cami yanı sıra Üveysi ailesinin en yaşlı ferdi için bir meşruta, vekil dairesi, muhafızlar için kışla (halen Hırka-i Şerif İlkokulu olarak kullanılan bina), vazifeliler için odalar yapılarak bir külliye oluşturulmuştur. Cami avlusuna abidevi görünümlü üç kapı ile girilir. Kesme küfeki taştan yapılmıştır. Caminin en önemli özelliklerinden biri de 40 ADET KAPISI’nın olmasıdır...Tek şerefeli iki minaresi vardır. Sekiz köşeli olan camiyi sekiz pencereli bir kubbe örter. Bahçenin sağındaki kapı üzerinde Sultan Abdülmecid`in tuğrası altında Hattat Kazasker Mustafa İzzeddin`in hattıyla bir kitabe yeralır. Kubbe altında yine aynı hattatın 8 adet ayet levhası sıralanmıştır. Abdülmecid`in yazarak imzasını attığı 8 levhası minberin üstünde yer almıştır. Vaiz kürsüsü, mihrabı ve minberi kırmızı somakiden yapılmıştır. Bu arada camii ile ilgili son birkaç söz: Camiyi yaptıran Ermeni Mimar Balyan kardeşlerdir. Camiide maalesef İslami motifleri pek göremeyiz; özellikle şerefelerinde ve camii girişinde kullanılan motifler Hıristiyanlıkta bir sembol olan erguvan yapraklarıdır.


OSMANLI'DA HIRKA-İ ŞERİF TÖRENLERİ

Osmanlı sultanlarından bazıları çıktıkları seferlerde Hırka-i Saâdet'i yanlarında götürürlerdi. 1596'da Eğri Seferi sırasında III. Mehmet tarafından ordunun bozguna yüz tutması sonunda giyilmiş ve zafer için dua edilmişti. Ordu daha sonra kendini düzeltmiş ve Haçova'da düşman büyük bir yenilgiye uğratılmıştır. Yeni saraylar yapılıp, Padişahlar buralara taşınınca, Topkapı'da kalan Hırka her Ramazan ayının on beşinci günleri önceden olduğu gibi büyük bir merasimle ziyaret olunurdu. Bunun için bir kaç gün önceden padişahın da bizzat hizmet ettiği bir hazırlık yapılırdı. Bütün devlet erkânı Ayasofya'da şeyhülislam ile namaz kıldıktan sonra saraya gelirler ve arz odasında toplanırlardı. Padişah ve saray erkânının da katılmasıyla Hz. Peygamber (A.S.)’ın mübarek hırkalarının muhafaza edildiği Hırka-i Saadet odasına gidilirdi. Yedi bohçaya sarılı altından yapılmış sandık padişah tarafından açılırdı. Bu sırada hafızlar Kuran-ı Kerim okumaya başlarlardı. İlk önce Padişah, başta Şeyhü'l-İslâm ve sadrazam olmak üzere, diğer davetliler protokol sıralarına göre teker teker gelip yüz sürerlerdi. Ayrıca valide sultanın öncülüğünde harem halkı da ziyaretlerini yapardı. Kur'an kıraati eşliğinde padişah tarafından açılan Hırka-i Saâdet'e Ziyâretten sonra, yüz sürülen kısmı Silahtar Ağa altın tas içinde getirilen su ile yıkar öd ve amber sürerek kuruturdu. Padişah tarafından yenilenen bohçasına konur ve zikredilen çekmeceye yerleştirilirdi. Ziyaretler bitince sanduka bizzat padişah tarafından kilitlenirdi. Bu merâsim büyük bir vecd ve huşu içinde yapılırdı. Allah Rasûlü'nün bohçası dışından bile olsa hırkasına yüz sürmek herkese büyük bir ruhânî haz verirdi. Bu hafta bize verilen yerimizi galiba biraz aştık... Sakal-ı şerifi inşaallah haftaya anlatacağım efendim, sağlıcakla kalın...


Fahri Çelebi


http://www.medyapazari.com

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz