Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Koca Yusuf Paşa
Osmanlı padişahların eşleri
4.Murat içki yasağı ve Yenikapı
XV. Yüzyıl Âlim Ve Şairleri
XVIII. Yüzyılda Nakkaşlık
Teslim Abdal
Osmanlıların İlk Devirlerinde Yazılmış Olan Bazı Eserler
Fermanın Hazırlanışı
Tevfik Fikret
Alâaddin Arabî

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Hacı Halil Paşa

Büyük biraderi Sinan Ağa bostancıbaşı iken bu da bostancı ocağına kaydedilmiştir. Biraderinin vefatından sonra 1105 H. - 1694 M.'te Satırlar kethüdalığı ile Bağdad valisi Kalaylıkoz Ahmet Paşa'ya intisap etmiş ise de, sonra tekrar ocağına dönerek yoluyla bostancıbaşı olmuştur.

Halil Ağa bu hizmette dört buçuk sene kalmış ve bu sırada, yani Damat Ali Paşa sadaretinde, Avusturya ile muharebe ihtimali arttığından 16 Muharrem 1128-11 Ocak 1716 da mütesellim göndermek şartiyle beylerbeyilik ile Erzurum valiliğine tâyin edilerek Niş kalesinin tamiri için acele o tarafa gönderilmiş ve daha sonra Belgrad muhafızlığına tâyin olunmuştur.

Varadin muharebesindeki mağlûbiyet ve Damat Ali Paşa'nın şehadeti üzerine Halil Paşa ordu erkânının ittifakıyla serdar-ı ekrem seçilerek bu intihap pâdişâh tarafından tasdik olunup mühr-i hümâyun gönderilmiş ve bu suretle sadrâzam ve serdar-ı ekrem olmuştur. (1128 Ramazan - 1716 Ağustos).

Yeni serdar-ı ekrem ertesi sene, yani 1129 Receb-1717 Haziranda cepheye hareket edip Belgrat önünde mağlûb olduğundan (1717 Ağustos), İViş'e çekilmiştir. Bu mağlûbiyet dolayısiyle ordu erkânı mesuliyeti Halil Paşa'ya yükleyerek kendisine yakışıksız sözlerle hakaret etmeleri üzerine makamında kalmasına imkân olmadığından orduda bulunan vezirlerden Nişancı Mehmet Paşa sadrâzam ve serdar-ı ekrem olmuştur (1129 Ramazan- 1717 Ağustos).

Halil Paşa'ya azlini müteakip Selanik sancağı verilerek o tarafa gönderilmiş ve arkasından tuğ ve sancağı alınarak bütün mallarının ve yanındaki alât ve mühimmatının müsaderesiyle Sultaniye kalesinde oturması emrolunduktan başka, katli için de sabık çavuşbaşı İsmail Ağa memur edilmiştir.

İsmail Ağa elindeki fermanla doğruca Selanik mahkemesine varıp ileri gelenleri oraya celb ederek fermanı okutmuş ise de, Halil Paşa vaziyetten haberdar olarak kıyafetini değiştirerek akşam karanlığından istifade ile kaleden çıkıp İstanbul'a, gelmiş, bostancı hasekilerinden Kirli Kasımoğlu Abdi Haseki'nin evinde saklanmıştır.

Bir müddet sonra ev sahibinin hizmetkârı Bekir adındaki bostancı Halil Paşa'nın yerini vezir-i âzam kethüdasına ve o da vezir-i azama haber vermesi üzerine Halil Paşa yakalanmış ise de, bazı devlet adamlarının şefaatleriyle öldürülmeyerek Midilli adasına sürgün edilmiştir (30 Receb 1132 - 7 Haziran 1720).

Halil Paşa aynı senede, yani 12 Şevval - 17 Ağustosta Ömer Paşa'nın yerine Boğazhisarı (Seddülbahr) muhafızlığına tâyin olundu.

Halil Paşa, kendisini evinde saklamış olan Abdi Haseki'nin iyiliği nedeniyle onu kendisine kethüda yapmış ise de, bunun halka karşı mezalimi şikâyet edildiğinden katledildiği gibi, Halil Paşa'nın vezirliği alınarak Limni veya Midilli'de ikamete memur edilmiştir (21 Muharrem 1133 - 22 Kasım 1720).

Halil Paşa menfasında yedi sene kaldı ve 7 Rebiulâhır 1140-22 Aralık 1727 de Karlıeli sancağı ile beraber Ağrıboz muhafızlığına ve daha sonra yani 1728 Ocakta Kandiye (Girid) valiliğine ve 1141 Muharrem -1728 Ağustos'ta Hanya muhafızlığına ve 1146 Muharrem-1733 Haziranda tekrar Girit valiliğine tâyin edilmiş ve aynı senede orada vefat etmiştir.

Sadareti bir seneden biraz ziyade olup ölümünde yaşı seksene yakındı. Ağır başlı, güler yüzlü, derviş meşreb bir vezir olup sadareti idareye kudreti yoktu; bilhassa muharebe zamanında ordunun sevk ve idaresinden âcizdi. Kendisinin ordu erkânı tarafından serdar vekâletine intihabı dolayısıyla pâdişâh, beylerbeyi rütbesinde iken sadrâzam tâyin eylemek suretiyle ordunun intihabını kabul eylemişti.

Kendisinin sadaret ve serdar-ı ekremliği zamanında azil ve nasb işleri reis-ül küttab Süleyman Efendi'nin elinde olduğundan Halil Paşa'nın azli üzerine Süleyman Efendi' de sürgün edilerek harb imdadiyesi olarak kendisinden epey para sızılmak suretiyle ölümden kurtulmuştur.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz