Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Devlet-i Ali'nin 707. Kuruluş Yılı Münasebetiyle Kaleme Alınmıştır
Abdülhamid sorgusu
Mut Lâl Ağa Camii
III. Selim'in Tahta Çıkışı, Karakteri ve Düşünceleri
Askerî Teşilâtın Başlangıcı
Ciltçilik
XVI. Yüzyılın İkinci Yarısındaki Başlıca Eserler
Hamid oğulları
Kütahya I. Hezar Dinar Mescidi
V. Murat

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Hacivat Karagöz Oyunu Bölümleri

Karagöz oyunu, başlıca 4 bölüme ayrılır: Giriş, Muhavere, Fasıl, Bitiş.

Oyun başlamadan önce perdeye bir göstermelik (ya da gösterme) yerleştirilir. (Göstermelik, çiçek dolu saksı, ağaç, fıskiyeli havuz, kalyon, zümrüdanka v.b. gibi süslerdir). Göstermelik, «nâreke» denen kamış bir düdükten çıkarılan zırıltılı bir sesle perdeden kaldırıldıktan sonra, oyunun «Giriş» bölümü başlar.

Giriş (= Prolog): Hacivat bir semaî söyliyerek perdeye gelir; semaîyi bitirince, Hay Hak! diye seslendikten sonra bir «perde gazeli» okur. (Perde gazeli, dünyanın geçiciliği, bu dış görüntülere aldanmayıp onun arkasındaki gerçeği görmek gerektiği yolundaki tasavvuf görüşünü anlatan bir şiirdir). Perde gazeli'nden sonra Tanrıya ve zamanın padişahına dua eder, yere kapanıp secde eder; kalkınca da: Her hali lâtif, etvârı zarif bir yâr-i vefakâr olsa, oldukça Arabi ve Farisî bilse, biraz da fenn-i musiki ve şiirden anlasa, o söylese bendeniz dinlesem, bendeniz söylesem o dinlese, huzzâr-ı kiram safâ-yâb olsa!... Diyelim, bu gece de işimizi Mevlâm rasgetire!... Yâr, bana bir eğlence! Yâr, bana bir eğlence!... diye seslenir, Karagöz, perdenin seyirciye göre sağ üst köşesinden atlar, Hacivat'la kavga eder, Hacivat kaçar, perdede yalnız kalan Karagöz onun gürültü patırtı etmesinden yakınır. Karagöz'ün öfkesi geçince, Hacivat yine gelir, ikisi arasında «muhavere» başlar.

Muhavere (= Diyalog): Karagöz'le Hacivat arasında geçen «Muhavere» bölümü, asıl oyunun konusuyla ilgili değildir. Bu bölüm, okumuş bir kişi olan Hacivat'ın sözlerini okumamış bir halk adamı olan Karagöz'ün yanlış anlaması, ya da yanlış anlar görünmesi (böylece türlü cinaslar, nükteler yapması) ile sürüp gider:

— Hayvan-ı nâtık. — Hamamcı Sadık.

— Suretin insan ama sîretin hayvan. — Suratın insan ama sırtın hayvan.

— Öyleyse heceleyelim. — Nerede geceleyelim?

— Bir de Fârisîden sorayım: «Men» (= ben) demek ne demek, «Tu» (= sen) demek ne demek? — Tun senin suratına!

— Bu münasebetsiz hallerinden yüreğimin yağı eriyor. — Sen de yüreğini sıcak yere koyma.

Bugüne değin yapılan araştırmalara göre, «Muhavere» konularının sayısı 60 kadardır. Karagözcü bunlardan birini seçer, oyun sırasında kendinden de bir şeyler katarak, bölümü istediği kadar uzatır. Günlük olaylara, törelere, inançlara v.b. değinilen «Muhavere» bölümünün her oyunda çeşitlendirilmesi, karagözcünün yaratıcılık ve ustalığına bağlıdır. Evliya Çelebi'nin çok övdüğü hayal-i zılcı Kör Hasan-zâde Mehmet Çelebi'nin, yalnız Karagöz'le Hacivat'ı oynatıp «ahşamdan sabaha dek on beş saatde gûnâgûn mukaffa taklidler edüb herkesi müstağrak-i hayret etdiği XVIII. yüzyıl sonlarında yetişen Kasımpaşalı Hafız'ın da, gece sabaha kadar yalnız Karagöz'le Hacivat'ı konuşturduğu, dinleyenlerin «fazla gülmekten çatlamak derecesine geldiği ve vaktin nasıl geçtiğini farketmediği» biliniyor. XIX. yüzyıl sonlarında (II. Abdülhamit devrinde) yetişen karagözcülerden «hayalciler kâhyası Tahir Efendi ile, ismi üstünde, Hayal küpü Emin Ağa'nın hayalciler arasında bile 'bir oynadığını bir daha oynamaz', 'bir söylediği muhavereyi bir daha söylemez' diye ayrıca şöhretleri vardı». «Muhavere» bölümü, kafası kızan Karagöz'den dayak yiyen Hacivat'ın kaçması, perdede yalnız kalan Karagöz'ün de:

Sen gidersen beni buraya pamuk ipliği ile bağlamıyorlar ya! Varayım îdgâha, dolaba, dilber seyrine, bakalım âyîne-i devrân ne gösterir.

diyerek çıkması ile sona erer.

Yukarda işaret ettiğimiz üzere, «Muhavere» bölümü, genel olarak Karagöz'le Hacivat arasında bir konuşmadır; pek seyrek olmakla birlikte, kimi Muhaverelerde konuşanların sayısının üçe, hattâ dörde beşe kadar yükseldiği de olmuştur (Yazıcı, v.b.). Bu çeşit Muhâvere'ler, «Muhavere» ile «Fasıl» arasında bir çeşit geçiş tipi sayılabilir.

Kimi oyunlarda Muhâvere'nin başına «Gel-geç Muhaveresi» denen özel bir Muhavere biçimi eklenir. «Gel-geç Muhaveresi» bir çeşit «müşâare» (= şiir yarışması) niteliği gösterir: Hacivat gelir, bir dize (= mısra) söyleyip gider; Karagöz gelir, o dizeyle ayaklı (= kafiyeli), güldürücü bir dize uydurup gider; bu gelip gitmeler, böylece, on beş yirmi kere tekrarlanır (Kanlı Nigâr, Sünnet v.b.).

Uzatılmak istenen kimi oyunlarda da, Muhâvere'nin başına ya da sonuna, bir ya da iki «Ara Muhaveresi» eklenir. «Ara Muhaveresi», Karagöz'ün Hacivat'tan başka kişi ya da kişilerle konuşmasıdır (Bahçe, Bursalı Leylâ, Canbazlar, Kanlı Nigâr v.b). Bunr lardan kimisi bir çeşit fasıl niteliği gösterir, hattâ bir tanesi (Canbazlar, I. Ara Muhaveresi) bağımsız bir oyun haline getirilmiştir (Cincilik).

Fasıl: Bu bölümde belli bir olay gösterilir. Karagöz oyunları bu «Fasıl» bölümünde gösterilen olaylara göre ad alırlar: Abdal Bekçi, Hamam, Ters Evlenme, Kanlı Kavak, Kanlı Nigâr, Yalova Safâsı, Yazıcı v.b... Bu bölümde oyuna kendi kılık, şive ve karakterleriyle başka kişiler de katılır: Çelebi, Zenne, Tiryaki, Beberuhi, Tuzsuz Deli Bekir, Kastamonulu, Kayserili, Rumelili, Acem, Arap, Arnavut, Lâz, Kürt, Ermeni, Yahudi, Frenk v.b... Karagözcüler, oyunun ana temasına sadık kalmakla birlikte, ayrıntılar üzerinde ufak tefek değişiklikler yapabilirler; sözgelimi, perdeye çıkardıkları «taklit» lerin sayısını azaltıp çoğaltabildikleri gibi, bunların sırasını da değiştirebilirler.

Bitiş (= Epilog): Bu bölüm, oyunun sonunda Karagöz'le Hacivat arasında geçen birkaç cümlelik kısa bir konuşmadan ibarettir. «Fasıl» bölümünde olay sona erdikten sonra, Karagöz'le Hacivat —olay dolayısıyle eğer kılık değiştirmişlerse, yeniden kendi klasik giysilerini giymiş olarak (Ağalık, Aşçılık, Kayık, Ters Evlenme, Tımarhane v.b.)— perdeye gelirler; Karagöz, Hacivat'ı gene döver, bunun üzerine Hacivat :

Yıktın perdeyi eyledin vîrân!

Varayım sahibine haber vereyim hemân! diyerek çıkar, Karagöz de:

Her ne kadar sürç-i lisan ettikse af ola!

Yarın akşam «......» oyununda yakan elime geçerse, Hacivat, bak ben de sana ne oyunlar oynarım! dedikten sonra çekilip gider; perde arkasındaki «şem'a» nın (= mumun) sönmesiyle de oyun sona erer.

---------------------

Bu yazı Karagöz / Cevdet Kudret / Bilgi Yayınevi / 1968 kitabından alınmıştır.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz