Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Hocazâde Muslihuddin Mustafa
Osmanlı Paralarının Basıldığı Yerler
Osmanlı Padişah Çadırları
Anadolu Beylikleri Ladik Denizli Beyliği
Küçük Çelebizâde İsmail Âsım Efendi
Yeniçeri ocağının İstanbul'a nakli
Çivizâde Mehmed Efendi
Dimetoka Çelebi Sultan Mehmed Camii
Osmanlı’da Kadın Askerler (1)
Talik, Divanî ve Siyakat Yazıları

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Haklar Alanında Tanzimat

Tanzimat-ı Hayriye bir hatt-ı hümâyun şeklinde ilân edildi. Hatt-ı hümâyunu Mustafa Reşit Paşa (3 kasım 1839) yüksek bir kürsüden okudu. Dinleyiciler arasında padişah, bütün bakanlar, ulema, devletin asker ve sivil büyük memurları, Rum ve Ermeni patrikleri, Yahudi hahamı, esnaf teşkilâtı temsilcileri ve elçiler vardı, içine aldığı başlıca düşünceler bakımından Gülhane hatt-ı hümâyununu beş bölüme ayırmak mümkündür:

Birinci bölümde, Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan itibarın Kur'an'ın hükümlerine ve şeriatın kanunlarına saygı gösterildiğinden devletin kuvvetli ve halkın refahlı bir hale geldiği belirtilmektedir.

ikinci bölümde, yüz elli yıldan beri türlü gaileler ve türlü sebeplerle ne şeriata, ne de faydalı kanunlara saygı gösterildiği, bu yüzden de devletin eski kuvvet ve refahı yerine zayıflığın ve fakirliğin geçmiş olduğu anlatılmaktadır.

Üçüncü bölümde, bu itibarla Allah'ın inayeti ve peygamberin yardımıyla devletin iyi idaresini sağlamak için bazı yeni kanunların konulması gerektiğine işaret edilmektedir.

Dördüncü bölümde de, yeni kanunların dayandırılacağı genel prensipler gösterilmektedir:

a) Müslüman ve hıristiyan bütün tebaanın ırz, namus, can
ve mal güvenliğinin sağlanması.

b) Verginin düzenli usule göre ayarlanması ve toplanması.

c) Askerlik ödevinin düzenli bir usule bağlanması.

Beşinci bölümde, yeni kanunların dayandırılacağı genel prensiplerin gereği belirtilmektedir.

Padişah, hatt-ı hümâyuna ve ona dayanılarak ileride yapılacak kanunlara saygı göstereceğine dair and içti. Bundan sonra hatt-ı hümâyun, kutsal önemi olan Hırka-i Şerif dairesine kondu. Gülhane Hattı'nın ilânında yapılan törenle Tanzimat dönemi başladı. "Tanzimat" terimi Gülhane Hattı'nda geçen genel prensiplere dayanan düzeni anlatır. Tanzimat devrinin ilk merhalesi 1856'da son bulur ve ikinci merhalesi aynı tarihte ilân edilen Islâhat fermanı (hatt-ı şerif) ile başlar.

Gülhane Hattı, ilân edildikten sonra prensiplerinin belirtilmesine ve yürütülmesine geçildi. Reşit Paşa, İstanbul'da okunan hattın Rumeli'de ve Anadolu'da anlaşılmasını sağlamak için halk yanında saygı gören ulema sınıfından iki kişiyi görevlendirdi. Bunlar eyaletleri dolaşarak görevlerini yaptılar. Gülhane Hattı prensiplerinin en güç yürütülecek karakterde olanı İslâm ve Hıristiyan tebaanın kanun önünde eşitlik mânasına geleni idi. Pâdişâh ve sadrâzam, fırsat buldukça nutuklarıyla bu eşitliği belirtmeye çalıştılar. Nitekim Mustafa Reşit Paşa'dan sonra sadrâzam olan Rıza paşa, İzmir, Sakız, Kavala'dan gelen Rum, Ermeni ve Yahudi cemaatleri başkanlarına şu sözlerle Gülhane hattının zihniyetini anlattı:
" Müslüman, Hıristiyan, Musevî hepiniz bir hükümdarın tebaası, bir pederin evlâdısınız. Pâdişâh efendimiz bilcümle tebaasının ırz, namus, can ve malını taht-ı te'mine alan kavaninine memalik-i şahanelerinin her tarafında harfiyyen riayet edilmesi azm-i kat'îsinde bulundukları için içinizden düçar-ı zulm ve gadr olan kimseler varsa hemen meydana çıksunlar; lâzime-i adaletin icrasını talep etsünler. Müslüman ve Hıristiyan, zengin veya fakir memurîn-i askeriye, mülkiye veya ruhaniye, elhasıl bütün tebaa-i Osmaniye mira't-ı adaleti herkes için suret-i mütesaviye de istimal eden pâdişâhın âmal-i hayriyesinden tamamen emin olmalıdırlar."

Gülhane Hattı'nın getirdiği yeni prensiplerin açıklanması için yeter tedbirler alındığı sıralarda bu zihniyete uygun kanunları yapacak kurumların da yaratılmasına çalışıldı. İlkin meclis-i vâlây-ı ahkâm-ı adliye alındı.

II. Mahmut devrinde kurulmuş olan bu meclis, bugünkü danıştay ve yargıtay kurullarının yetkilerini kendisinde toplamakta idi. Bir başkan ile dokuz üye ve iki sekreteri vardı. Kanun projelerini hazırlamak başlıca ödevleri arasında idi. Bu kanun projeleri pâdişâhın hatt-ı hümâyun ve şeyhülislâmın fetvasıyla kanun haline gelirdi. 1839 dan sonra Gülhane hatt-ı hümâyununun içine aldığı genel prensiplere uygun kanun projelerinin de hazırlanması yine bu meclise verildi. Meclis bundan başka Tanzimata dokunan bütün problemleri incelemek ve karar vermek durumunda idi. Bu suretle bir dereceye kadar Tanzimat meclisi haline geldi. Çalışma usulleri meşrutiyet ile idare edilen memleketlerin meclislerinde geçen usullerin aynı oldu. Projelerin görüşmelerine başlanmazdan önce üyelere dağıtılması, kendisinden sual sorulan nazırın meclis önünde gerekli bilgiyi vermesi, reylerin eşitliği durumunda son kararın pâdişâha ait bulunması, kesinleşen kararların tenkidinin yasak olması gibi esaslar kabul edildi.

Meclis-i ahkâm-ı adliyeden seçilen bir komisyon, Hıristiyan tebaanın önceleri patrikhane vasıtasiyle Bâb-ı âlî'ye bildirdikleri şikâyetlerini incelemeye memur edildi. Meclis-i vâlây-ı ahkâm-ı adliyenin çalışmaları Tanzimat programının yürütülmesinde büyük bir rol oynadı. Tanzimat programının başlıca maddeleri şunlardı:

Haklar, mal, askerlik, maarif ve idare alanlarında Gülhane hattındaki genel prensiplere göre bir düzen kurmak.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz