Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
MÜRUR TESKERESİ
Askerî Teşilâtın Başlangıcı
tih çölü
XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Azaplar
genç osman
"BÜLBÜL" Nasıl Yazıldı?
osmanlı kültürü
Ermeni Sorunu
OSMANLI'DA MİNYATÜR
Mirza Mustafa Efendi

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Hece Vezni

HECE ÖLÇÜSÜ

Her ölçü (vezin) bağlı bulunduğu dilin yapısından doğar. Bu nedenle Türk dilinin doğal ölçüsü hece ölçüsü (hece vezni)dür. Eskiden vezn-i benân, hesâb-ı benân (heceler parmakla sayıldığı için parmak ölçüsü, parmak hesabı denmiştir) adıyla anılırdı.
Türk edebiyatı İran ve Arap edebiyatlarının etkisine girmediği çağlarda, Türkler yalnız hece ölçüsünü kullanıyorlardı, İslamiyet’in kabulünden sonra bu yeni uygarlığın türlü öğeleriyle birlikte aruz ölçüsü de edebiyatımıza girmiş oldu. Böylece divan şairleri aruzu kullanır, halk şairleri de hece ölçüsünü sürdürür oldular. Bununla birlikte divan şairi Nedim hece ölçüsünü kullanmış ve şu koşmayı yazmıştır:

Sevdiğim cemâlin çünki göremem
Çıkmasın hayâlin dil-i şeydâdan
Hâk-i paya çünki yüzler süremem
Alayım peyâmın bâd-ı sabâdan

Kebûd çeşmi bî-rahm etti nigâhın
Âşıkların göğe çıkardı ahin
Sordum gerdeninden zülf-i siyahın
Bir cevâb vermedi aktan karadan

Sevdiğim bendene düşerse hizmet
Kapında kul olmak canıma minnet
Göre idim sende bûy-i muhabbet
İstediğim budur sen bî-vefâdan


Nedîmâ hüsnüne olmuştur âşık
Öyle bir âşık kim kavlinde sâdık
Kereme ne kadar değilse lâyık
Ar etmez efendim şehler gedâdan (Nedim)

Hece ölçüsü, halk şairlerince yüzyıllarca kullanılmış ve bugün de kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra, Cumhuriyet döneminde Türk¬çülük akımının etkisiyle Türk edebiyatının her sınıf şairince de kullanılmıştır.
Hece ölçüsü, dizelerdeki hece sayısının belli bir düzene bağlı olarak eşitliği temeline dayanır. Bu kurala göre hece ölçüsünde iki önemli özellik vardır:
1. Dizelerdeki hece sayısı: Bu, şiirin bütün dizelerindeki hece sayısının eşit olması demektir. Hece sayısının eşitliği o dizenin ölçüsünü, kalıbını gösterir. 7 heceli bir dizenin kalıbı "yedili", 11 heceli bir dizenin kalıbı "onbirli" diye anılır.
Dize içinde bulunan yabancı sözcüklerdeki heceler uzunluk, kı¬salık bakımından dikkate alınmaz. Türkçe sözcüklerdeki heceler gibi hece sayımına girer.
2. Durgulanma ve durak : Hece ölçüsünde dizenin belli bölüm¬lere ayrılmasına durgulanma, bu bölüm yerlerine de durak denir. Hece ölçüsünde durak, aruzdaki takti'in karşılığı olarak kabul edi¬lebilir. Takti'de sözcükler ortalarından bölünebildiği halde, hece ölçüsünde sözcükler bölünerek durak yapılamaz. Durak, ancak, ku¬lakta uyumlu bir izlenim bırakan anlamlı söz öbekleri arasında olur.
Sözün akışına göre durak gerekli ve doğal olmalıdır. Bunun içinde dize içinde anlamlı söz öbeklerinin kendiliğinden tamamlanması ve yeni bir anlamlı söz öbeğinin başlaması gerekir. Bundan başka, vurgulu hecelerden biri durağın sonuna getirilerek de durgulanma yapılabilir.
Az heceli kısa dizelerin kalıpları genellikle tek duraklıdır. Bu durak da dizenin sonunda bulunur.
Durakları her dizede değişen şiirlerin dizelerindeki hece sayısı eşittir, fakat duraksız sayılırlar. Bununla birlikte, aynı kalıp için¬de, değişik duraklı dizeleri, belli bir düzenle şiire yerleştirmek, ölçünün tekdüzeliğini yok ettiği gibi, kulağa hoş gelen güzel bir uyum da yaratabilir. Aşağıya aldığımız koşmanın, birinci dörtlüğü¬nün ikinci ve dördüncü dizesi, ikinci ve üçüncü dörtlüklerin dör¬düncü dizeleri, 11 heceli kalıp içinde (4+4+3); öteki dizeler de (6+5) olarak durgulanmıştır. Her ne kadar bu duraklar uyak zorunluluğuyla yapılmışsa da, koşmaya güzel bir uyum kazandırmıştır.

Nâ-dâna esrârı etmeyiz izhâr
Nâ-ehline ârifandan sır çıkmaz
Bezme 'kadem bassa hezârân ağyar
Dilce söyler tercümandan sır çıkmaz

Bir dişi incidir çeşmim yaş eden
Münafıktır yârin bağrın taş eden
Ced-be-ced fasittir sırrı faş eden
Dîni bütün müslümandan sır çıkmaz

Güzeller hançerle vursalar Nuri
Sineni sineye sarsalar Nûrî
Neler var bağrını yarsalar Nûrî
Can çıkar da âşıkandan sır çıkmaz (Tokatlı Nûrî)
Hece ölçüsünün kalıplarındaki durak sayısı en az 2 en çok 5 olabilir. Duraklardaki hece sayısı da l'den 10'a kadar değişir. Bu duraklar ve duraklardaki hece sayıları şöyledir :
1. İki duraklılar
Üçlüler (1+2, 2+1), dörtlüler (1+3, 2+2, 3 + 1), beşliler (2+3, 3+2), altılılar (3 + 3, 4+2,2+4), yedililer (3+4, 4+3, 5+2, 2+5), sekizliler (4+4, 3 + 5, 5+3, 6+2, 2 + 6), dokuzlular (6+3, 3+6, 5+4, 4+5), onlular (5+5, 6+4, 4+6, 7+3, 3+7), tehirliler (6+5, 4+7, 5+6), onikililer (6+6, 7+5, 5+7), onüçlüler (8+5), ondörtlüler (7+7), onbeşliler (8+7, 7 + 8), onaltılılar (8 + 8), onsekizliler (8+10).
2. Üç duraklılar
Onbirliler (4+4+3), onikililer (4+4+4), onüçlüler (4+4+5), onsekizliler (4+4+10).
3. Dört duraklılar
Onbeşliler (4+4+4+3), onaltılılar (4+4+4+4).
4. Beş duraklılar
Ondokuzlular (4+4+4+4+3), yirmililer (4+4+4+4+4).


HECE KALIPLARI

Hece ölçüsünde 2 heceliden 20 heceliye kadar birçok kalıp (ve¬zin) vardır. İki heceli, üç heceli, dört heceli ve beş heceli kalıplara genellikle atasözleri, deyimler, tekerlemeler, bilmeceler ve türkü kavuştuklarında rastlanır. Hece kalıplan içinde en çok kullanılmış olanlar, yedililer, sekizliler, onbirliler ve ondörtlülerdir. Bu kalıplar şunlardır :
1. İKİLİLER
Bu kalıp duraksızdır.
2. ÜÇLÜLER
(1+2), (2+i) ve duraksız olur.
3. DÖRTLÜLER
(1+3), (2+2) ve (3 + 1) duraklı olur.
4. BEŞLİLER
(2+3) ve (3+2) duraklı olur.
İlâhî
Yar yüreğim yar
Gör ki neler var
Bu halk içinde
Bize güler var

Ko gülen gülsün
Hak bizim olsun
Gafil ne bilsin
Hakk'ı sever var

Bu yol uzaktır
Menzili çoktur
Geçidi yoktur
Derin sular var

Girdik bu yola
Aşk ile bile
Gurbetlik ile
Bizi salar var

Her kim merdâne
Gelsin meydâna
Kalmasın cana
Kimde hüner var

Yûnus sen bunda
Meydân isteme
Meydân içinde
Merdâneler var (Yunus Emre)
5. ALTILILAR
(3+3), (4+2) ve (2+4) durakh olur.
Nefes
Sol benim şeyhimi
Görmeğe kim gelir
Zevk ile safâlar
Sürmeğe kim gelir

Şeyhimin özünü
Severim sözünü
Mübarek yüzünü
Görmeğe kim gelir

Şeyhimin illeri
Uzaktır yolları
Açılmış gülleri
Dermeğe kini gelir

Hak için malını
Hep veren varını
Aşk için arını
Dökmeğe kim gelir

Ahd ile vefalar
Zevk ile safâlar ,
Bu yolda cefâlar
Çekmeğe kim gelir

Ah ile göz yaşı
Yûnus'un haldaşı
Zehr ile bu aşı
Yimeğe kim gelir (Yunus Emre)

6. YEDİLİLER
Türk edebiyatının ilk çağlarından beri çok kullanılan bir ka¬lıptır. Özellikle mâniler ve kalıpla yazılır. Türlü duraklı biçimleri bol bol kullanılmıştır. (3+4), (4+3), (5+2) ve (2+5) duraklı olur.
a. (3+4) duraklılara örnek mâniler :

A benim bahtı yârim
Gönülde tahtı yârim
Yüzünde göz izi var
Sana kim bahtı yârim
*
Çağırdım sesin aldım
Başından fesin aldım
Gam yemem güzellerin
Beğendim hasım aldım
*
Dereyi düzde gördüm
Sürmeyi gözde gördüm
On iki gelin sevdim
Cilveyi kızda gördüm

Bu kalıpla yazılmış mânilerin üçüncü dizeleri kimi zaman (4+3) duraklı olur. Mânilerde söylenmek istenen söz genellikle son dizede verildiği için, üçüncü dizede durakların değişmesi dizenin anlamını güçlendirdiği gibi, mâniye de hoş bir uyum getirir. Ör¬nekler :
Dağlarda gezer oldum
Okuyup yazar oldum
Ben bir güzel uğruna
Kuruyup gazel oldum
*
Dereler akmaz oldu
Yüzüme bakmaz oldu
Yolladığın çiçekler
Burnuma kokmaz oldu
*
Gel benim alışığım
Bal ile karışığım
El yanında küsülü
Gizlide barışığım

Yukarıdaki örneklerde olduğu gibi, yalnız üçüncü dizede durak¬ların değişmesinden başka, mâninin herhangi bir dizesinde de du¬raklar değişebilir. Bunda, mâninin önceden düşünülmeksizin söy¬lenmesinin etkisi kuşkusuz vardır. Örnekler :
İğnem düştü yerlere (4+3)
Karıştı gazellere (3+4)
Tabiyetim kurusun (4+3)
Sarkarım güzellere (3+4)

Kar yağıyor inceden (4+3)
Gül açılır goncadan (4+3)
Ben yâri kıskanırım (3+4)
Yerdeki karıncadan (3+4)

b, (4+3) duraklılara örnek mâniler :
Elma verdim almazsın
Hiç hâlimi sormazsın
Hangi bağın gülüsün
Vaktin gelir solmazsın
*
Kız saçların örmezler
Seni bana vermezler
Sen bu gece bana kaç
Ay karanlık görmezler
*
Rakı içtim fincandan
Kenarları mercandan
Çek hançeri vur beni
Ben de bıktım bu candan
(4+3) duraklı mânilerde üçüncü dize kimi zaman (3+4) du¬raklı olur. Örnekler:

Dere boyu saz olur
Gül açılır yaz olur
Ben yârime gül demem
Gülün ömrü az olur
*
Dam üstünde duran kız
Bayram geldi dolan kız
Kurbansız bayram olmaz
Olam sana kurban kız

Saçlarını sökünce
Omuzuna dökünce
Sandım gül tomurcuğu
Dudağını bükünce
c. (5+2) duraklılara örnek mâniler:
Sarı kavunu dildim
Çamura düştü sildim
Yârim gurbete gitti
Şimdi kıymetin bildim
ç. (2+5) duraklılara örnek mâniler:
Kahve Yemen'den gelir
Bülbül çemenden gelir
Beyaz gerdan sırma saç
Her gün yabandan gelir
Her ne kadar dize duraklarının aynı olması bir kural değilse de, yedili kalıpla yazılmış şiirlerde dize duraklan değişik olabilir. Fakat, bu durak değişmeleri rastgele dizelerde yapılırsa şiirin uyu¬mu bozulur. Ancak, şiirin uyak düzenine göre belirli dizelerde durak değişirse uyum sağlanabilir. Aşağıya alman şiirlerin dizelerinde çe¬şitli duraklar kullanılmıştır.
Mâniler
Gözlerin mavi mine,
Vuruldum perçemine,
Aşkın beni çevirdi
Aslı'nın Keremine!

Sağ derken sola düştüm
Açık bir kola düştüm
Ben Âdem'le Havva'nın
Düştüğü yola düşdüm!

Yoktur ellerde gözüm
Sorma ki: Nerde gözüm?
Sinendedir vatanım,
Doğduğun yerde gözüm!
(Yusuf Ziya Ortaç)
Koşma
Kirpiğine sürme çek,
Kına yak parmağına;
Bu yıl yaşın girecek
Kız, gelinlik çağına...

Anlatıyor duruşum,
Ben sana vurulmuşum
Ko, düşsün gönül kuşum
Saçlarının ağına.

Yaş olsam gözden akmam,
Göz olsam gayre bakmam,
Vatanımsın, bırakmam
Ellerin kucağına.
(Faruk Nafiz Çamlıbel)
7. SEKİZLİLER
Çok kullanılan bir kalıptır. Semailer, varsağılar ve kimi türkü¬ler bu kalıpla yazılır. (4+4), (3+5), (5+3), (6+2), (2+6) ve (3 + 3+2) duraklı olur.
a. (4+4) duraklılara örnek :
Semai
Bize nisbet mi sultânım
Adûlarla salınırsın
Yûsuf misli misin canım
Sevildikçe alınırsın

Benim dostum melek misli
Bu cefânın nedir aslı
Âfitâb-ı şitâ misli
Gah doğar gah dolunursun

Hançer-i zerrin belinde
Kelâm cevherin dilinde
Destemâl nâzik elinde
Nazla nazla salınırsın

Gevherî geçti serinden
Cefâ gördü dil-berinden
Bu güzellik defterinden
Sen de bir gün silinirsin (Gevherî)
b. (3+5) duraklılara örnek:
Semai
Sabahın seher vaktinde
Bîr garib bülbül dolaşır
Yanağında gül açılmış
Ol güle sünbül dolaşır

Efendim sensiz olamam
Olursam da hiç gülemem
Arayıp semtin bulamam
Özge yerde yol dolaşır

Mailim tatlı diline
Bülbülüm gonca gülüne
Efendim ince beline
Korkanın yad kol dolaşır

Cefâ-kâr olduğun bildim
Gamzenle sinemi deldim
Sana bir niyaza geldim
Söylemeğe dil dolaşır (G ev her î)
Bunlar içinde en yaygın olarak kullanılanlar (4+4) ve (5+3) duraklı kalıplardır. Yedililerde olduğu gibi, bunda da şiirin dize¬leri sekizli kalmbın türlü duraklarıyla yazılmış olabilir. Aşağıdaki semainin dizelerinde sekizlinin türlü duraklan kullanılmıştır.
Semai
Bizim sahraların başı
Pare pare duman şimdi
Kavuşması bir hoş olur
Ayrılması yaman şimdi

Gülün çevresi kar m'ola
Çektiğim âh u zar m'ola
Aceb bizi sorar m'ola
O kaşları keman şimdi

Arasam yâri bulurdum
Yoluna kurban olurdum
Bir gün görmesem ölürdüm
Gör neyledi zaman şimdi

Ördek çalkanır göllerde
İsmim söylenir dillerde
Kalmışım gurbet illerde
Dağlar başı duman şimdi

Benim aşnam şimdi çıkar
Çıkar da yollara bakar
Emrah'ı odlara yakar
Boyu serv-i revan şimdi
(Erzurumlu Emrah)

8. DOKUZLULAR
Çok az kullanılmış bir kalıptır, Atasözleri ve deyimlerde (6 + 3), (3 + 6), (5+4), (4+5) duraklılarına rastlanır.
9. ONLULAR
(5 + 5), (6+4), (4+6), (7+3) ve (3 + 7) duraklı olur. Genel¬likle atasözleri ve deyimlerde rastlanır. Bu kalıp şiirde az kulla¬nılmıştır.
Türkü
Karşıyaka'da izmir'in gülü
Seyran ediyor elinde mülü
Beri yakada gönül bülbülü
Ne garip garip uçar havada
Ne hazin hazin öter yuvada

Bakın şu kızm ela gözüne
Sabah güneşi vurmuş yüzüne
Sitem hançeri takmış göğsüne
Ne garip garip uçar havada
Ne hazin hazin öter yuvada
10. ONBİRLİLER
(6+5), (4+4+3), (4+7), (7+4) ve (5+6) duraklı olur.
Türk edebiyatının her döneminde çok kullanılmış bir kalıptır. Koşmalar, destanlar, tekke şiiri nazım türleri ve bunların dışında kalan çeşitli folklor ürünleri hep bu kalıpla yazılmıştır. Bu kalıp, Türkçülük akımıyla yeni Türk şiirine girmiş ve hecenin beş şairin-ce (Halit Fahri Ozansoy, Faruk Nafiz Çamhbel, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Enis Behiç Koçyürek) başarıyla kullanılmıştır.
a. (6+5) duraklılara örnekler:
Bu kalıbın en çok kullanılan durak biçimidir.
Koşma
Hazan ile geçti gülsen ü bostan Eyler dertli bülbül zar garip garip Haraba yüz tuttu bezm-i gül-istân Ağla simden gerü var garip garip

Hançeri feleğin ucu ciğerde Gittikçe artıyor yara bu serde Diyâr-ı gurbette tutuldum derde Gel tabib yaramı sar garip garip

Emrah bizim elin gonca gülleri Açılmıştır öter dost bülbülleri Ben sefil ser-gerdan gurbet illeri Gezeyim bir zaman yâr garip garip
(Erzurumlu Emrah)
(6+5) duraklı kalıpla yazılmış koşmalarda, dörtlüklerin son dizeleri kimi zaman (4+4+3) durağında olur. Son dizede durak¬ların değişmesi, kulağa hoş gelen bir uyum verdiği gibi, son dize içinde arka arkaya gelen düşünce, kavram ve benzetmelere söyleme kolaylığı sağladığından şiire ayrıca bir çeşni de kazandırır. Gevhe¬ri divanından seçtiğimiz aşağıdaki koşmalarda olduğu gibi, dörtlük¬lerin dördüncü dizelerinde, bir önceki dize ile ilgili kavram ve ben¬zetmeler (4+4+3) durağı içinde arka arkaya dizilmiştir. Ör¬nekler :
Cemâlin bağında seyrân eyledim Bülbül sesi gönce sesi nâr sesi Gûşuma dokundu ihsana geldim Ayva sesi turunç sesi nâr sesi

Sende ne halet var ey peri sanem Gönül verir sana her gören âdem Kâkülünden gelir gûşuma her dem Zencir sesi Mansur sesi dar sesi

Dost ele alınca tîr ü kemanı
Gör nice eyledi dîvâne beni Gördüm âşıkların tutmuş cihanı Efgan sesi girye sesi zar sesi

Gevheri" göz yaşım döndü ırmağa
Yine minnet düştü eldeıı ayağa
Beni Mecnun edip düşürdü dağa
Ahu sesi maral sesi yâr sesi (Gevheri)

Güzellerin bahçesinde açılan
Lâle midir sünbül müdür gül müdür
Beyaz gerdanına inip saçılan
Zülüf müdür kâkül müdür tel midir

Koşma
Gel a nazlım bizim bağdan derelim Lâlesinden sünbülünden gülünden Senin ile anda meclis kuralım Sakisinden makisinden mülünden

Bu derdime çâre bilmem neyleyim Kanda gider isem medhin eyleyim Başım ahp bilmem nere gideyim Rakiplerin siteminden dilinden

Aceb ol yâr el sözüne uyar mı Helak edip bendesine kıyar mı Meğer insan bakmak ile doyar mı Cemâlinden cenabından elinden

Gedâyî ol ma'şûk yüksek uçmasın
Rakiplerin dolusundan içmesin
Lutf eylesin kerem-kânı geçmesin
Bendesinden gedâsından kulundan (Gedâyî)
Kimi şiirlerin dizeleri, onbirli kalıbın türlü duraklarına uyabi¬lir. Aşağıdaki koşmada olduğu gibi:
Vardım ki yurdundan ayak götürmüş Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı Camlar şikest olmuş meyler dökülmüş Sakiler meclisten çekmiş ayağı

Hangi dağda bulsam ben o maralı Hangi yerde görsem çeşm-i gazali Avcılardan kaçmış ceylân misâli Göçmüş dağdan dağa yoktur durağı

Lâleyi sünbülü gülü har almış Süleyman tahtını sanki mâr almış Zevk u şevk ehlini gam efkâr almış Gama tebdil olmuş ülfetin çağı

Zihnî dehr elinden her zaman ağlar
Vardım ki bağ ağlar bâğ-bân ağlar
Sünbüller perişan güller kan ağlar
Şeyda bülbül terk edeH bu bağı (Bayburtlu Zihnî)

11. ONİKİLİLER
(6+6), (7+5), (5+7) ve (4+4+4) duraklı olur.
Bu kalıpla türküler ve çeşitli şiirler yazılmıştır. Yeni Türk şiirinde de kullanılmış bir kalıptır. Atasözleri ve deyimlerde de bu kalıba rastlanır.
a. (6+6) duraklılara Örnek:
Gece Başlarken
Ebrulu semâya hilkat elmas serper, Durgunca bir deniz sahilleri öper, Söner ufuklarda sevdâlı bir kamer;
Yıldız gibi uçar ateş böcekleri.
Gecenin gözyaşı öper çiçekleri.

Bir mahmurluk sarar etrafı, herkesi,
Kesilir hayâtın uğuldayan sesi,
Üfler ışıklan zulmetin nefesi;
Kapanır semânın bî-huş mâi gözü Leylin kucağında uyurken yeryüzü.
(ihsan Rai f)

b. (7+5) duraklılara örnek:
Münzevi
Bir sonbahar akşamı... Sahillerdeyim, Gamlı bir heykel gibi, kayalarda ben, Dağınık saçlarımdan pervasız esen Rüzgârların elinde kırık bir neyim

Engin bana yâd eder kimsesizliğimi,
Göz yaşlarıyla düşer dalgalar kuma!
Issız bir yoldayım ki hasta ruhuma Herkes yabana... Kimden sorayım kimi?

Gökler esmer ve derin... Sular dalgalı.. Sahilden uzaklaştı son yolcular da... Enginleri dinliyor yalnız kenarda Sararmış bahçesiyle tenhâ bir yalı

Dumanlarla örtünen bîr deniz gibi Canlanıyor en hazin dalgalar bende. Bekliyoruz yuvanı şimdi bahçende Ben kimsesiz, ağaçlar kimsesiz gibi.
(Faruk Nafiz Çamlıbel)

12. ONÜÇLÜLER
(8+5) ve (4+4+5) duraklı olur.
Bu kalıba, atasözleri, türküler ve çeşitli şiirlerde rastlanır. Yeni Türk şiirinde de kullanılmış bir kalıptır.
a. (8+5) duraklılara örnekler :
İstanbul türküsü
Üsküdar'a gider iken bir mendil buldum
Mendilimin içine lokum doldurdum
Ben kâtibi arar iken koynumda buldum
Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır Kâtibime setreli pantol ne güzel yakışır

Üsküdar'a gider iken aldı bir yağmur
Kâtip uykudan uyanmış gözleri mahmur
Kâtibin setresi yırtık eteği çamur
Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır Kâtibime setreli pantol ne güzel yakışır
Kimsesizlik
Yıllardır ki bir kılıcım, kapalı kında, Kimsesizlik dört yanımda bir duvar gibi, Muztaribim, bu duvarın dış tarafında Şefkatine inandığım biri var gibi.

Sanıyorum saçlarımı okşuyor bir el Kıpırdamak istemiyor göz kapaklarım; Yan odadan bir ince ses diyor gibi "gel" Ve hakikat bırakıyor hülyamı yanm.

Gözlerimde parıltısı bakır bir tasın, Kulaklarım komşuların ayak sesinde, Varsın gena bir yudum su veren olmasın, Baş ucumda biri bana "su yok" desin de.
(Kemalettin Kami Kamu)

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz