Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
tokmak
Davud-ı Kayserî
Van Ermeni Ayaklanmasının İç Yüzü
III. Murat'ın Hükümdarlığı
Muhsinzâde Abdullah Paşa
İslam Tarihi
Fecr-i Âtî Dönemi Edebiyatı (1909-1913)
Ebezâde Abdullah Efendi
Koca Ragıp Paşa
II. Abdülhamit Dönemi Fotoğraf Albümü

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Hekimoğlu Ali Paşa

XVIII. asırda gelmiş olan valiler, sadrâzamlar içinde gerek devlet idaresinde ve siyasette ve gerek valiliklerde ve muharebe meydanlarında muvaffakiyetleriyle tanınmış, şiirde ve ilim sahasında da bir mevki işgal etmiş olan Ali Paşa, Hekimbaşı Nuh Efendi'nin oğludur ve 1100 Şaban - 1689'da İstanbul'da, doğmuş olup validesi Safiye hanım'dır.

Hammer'in kaydettiği üzere babası Nuh Efendi aslen Venedikli olup Padova üniversitesinde tahsil etmiş ve rivayete göre bir Türk hanımına âşık olması sebebiyle İslâmiyet'i kabul eylemiştir. Nuh Efendi, Rumeli kazaskerliği payesiyle Hekimbaşı iken 25 Receb 1119 - 22 Ekim 1707'de vefat etmiş olup sekiz oğlu olmuştur; bunlardan ikincisi Ali Paşa'dır.

Hekimoğlu Ali Paşa, III. Ahmet zamanında, genç yaşında silâhşor ve daha sonra dergâh-ı âli kapıcı başılıklarından birine tâyin olunmuştur. III. Ahmet, Hekimoğlu'nu süratle terfi ettirip kendisine damat yapmak istedi ise de onun hakkındaki teveccühü kıskanan Damat (Şehit) Ali Paşa bir müddet taşralarda hizmet görüp yetişmesi muvafık olur mütaleasıyla Ali Bey'i Zile voyvodalığı ile İstanbul'dan uzaklaştırtmıştır.

Hekimoğlu, bundan sonra Nevşehirli Damat İbrahim Paşa sadaretinde Yeniil Türkmen voyvodalığına tâyin olunarak üç sene burasını gayet güzel idare ettiğinden dolayı 1135 H. - 1722 M. de bu voyvodalığa ilâve olarak Rumeli beylerbeyi pâyesiyle Adana valisi olmuştur.

Ali Paşa 1135 Safer - 1722 Ekim'de Yeniil voyvodalığı üzerinde olmak ve İran seferine seçme askerle gitmek şartiyle Halep valiliğine tâyin olundu ve Tebriz'in zabtı hususunda göstermiş olduğu fevkalâde yararlık üzerine 3 Safer 1138 - 11 Ekim 1725 te vezirlik verilip birkaç gün sonra Anadolu valisi oldu. Tebriz seraskeri olup Rakka (Urfa) eyâleti malikâne olarak kendisine tevcih edilen Köprülüzâde Abdullah Paşa hastalığından dolayı seraskerlikten istifa ederek eyâlet merkezi olan Urfa'da oturmasına müsaade edilmesi üzerine onun maiyyetinde bulunarak Tebriz'in zaptında büyük hizmeti görülen Hekimoğlu Ali Paşa Tebriz cephesi seraskerliğine tâyin olundu (1138 Zilkade - 1726 Temmuz sonları).

1140 H. - 1727 M. de İran'la yapılmış olan geçici barış esnasında Ali Paşa'nın kethüdası ile divan kâtibinin iltizamlarında olan mukattaa halka yapmış oldukları mezalim dolayısıyla kendisine ağır bir ferman ve hatt-ı hümâyun (hatt-ı hümâyunla müveşşih ferman) gönderildikten sonra da seraskerlikten azlolundu ve yerine vezirlikle Erdebil muhafızı Yusuf Paşa getirilerek Hekimoğlu da Şehrizur valiliğine naklolundu. 1141 Safer - 1728 Eylül'de Ali Paşa Sivas valisi Abdurrahman Paşa ile değiştirildi ve bu sırada Çarutale Lezkilerinin tedibleri hususundaki hizmetinden dolayı gönderilen bir fermanla taltif olundu.

İran'la muharebenin tekrar başlaması üzerine Ali Paşa 1142 Şevval - 1731 Nisan'da Sivas eyâletinden Diyarbakır'a nakl ve Bağdat valisi Ahmet Paşa maiyetinde bulunmak üzere Hemedan muhafazasına memur olarak kendisine samur kürk gönderilmiştir. Bu sırada Tebriz tekrar İranlıların eline geçtiğinden, hükümet telâşa düşmüş, İstanbul'da vukua gelen isyan neticesinde I. Mahmut hükümdar olmuş, İran vaziyetinin ciddiyeti sebebiyle Hekimoğlu Ali Paşa, evvelâ Diyarbakır ve arkasından Erzurum valiliği ile Rüstem Paşa 'nın yerine Revan seraskerliğine tâyin olunmuştur (1143 Cemaziyelevvel sonları - 1730 Aralık).

Hekimoğlu Ali Paşa evvelâ altmış beş gün muhasaradan sonra Rumiye'yi aldıktan sonra Tebriz üzerine yürümüş ve mukavemet edemeyen Tebriz'i külliyetli mühimmat ve toplarıyla geri almaya muvaffak olmuş ve bu fetih dolayısıyla I. Mahmut'a Gazi unvanı verilmiştir (4 Cemaziyelâhır 1144 - 22 Kasım 1731). Hekimoğlu Ali Paşa, bu hizmetine karşılık olarak Topal Osman Paşa'nın sadaretten çekilmesi üzerine sadrâzam tâyin olunup yerine bir münasibini vekil bırakarak gelmesi için kendisine beyaz üzerine (resen) bir hatt-ı hümâyun gönderilmiştir (15 Ramazan 1144-13 Mart 1732). Ali Paşa aynı sene Zilkadesinin on beşinde (10 Mayıs 1732) İstanbul'a gelerek kendisine mühr-i hümâyun verilmiştir.

Hekimoğlu, 1148 Safer-1735 Temmuza kadar üç buçuk sene sadarette kaldı; Ruslara karşı hasım olup Fransa ile işbirliği taraftarı idi; bu münasibetle siyasî işlerde Kont Bonneval denilen Fransa mültecisini yani Humbaracıbaşı Ahmet Paşa'yı kullandı. Yine bunun sadareti zamanında humbaracı ocağı kuruldu.

Hekimoğlu Ali Paşa, Rusların vaziyetlerinden şüphelendiği için İran ile sulh yapmak istiyordu; bu sırada Nâdirşah'a esir düşmüş olan ordu kadısı Abdülkerim Efendi vasıtasiyle Nâdirşah tarafından, sadrazama bir mektup gelmiş ve İran hükümdarı bu mektubuyla sulh teklifinde bulunmuştu; Nâdirşah bu mektubunda Âl-i Osman ile yakınlığından da bahsediyordu. Hekimoğlu Ali Paşa bu mektuba yumuşak cevap vererek uyuşmak tarafına gitti; fakat mektup Nâdirşah'ın eline varmadan İran seraskeri tâyin olunan Köprülüzâde Abdullah Paşa'nın eline geçti; Abdullah Paşa, bu şekle muvafakat etmeyerek mektubu geri gönderdi. Bunun üzerine pâdişâh İran meselesini kendi huzuruyla görüşmek istediğinden sadrâzam, şeyhülislâm, kazaskerler ve devlet ricalini saraya davet etti ve görüşme esnasında Hekimoğlu'ndan sadaret mührü alınarak Midilli'de ikamete memur edildi ve yerine de Bağdat valisi İsmail Paşa tâyin olundu (23 Safer 1148 -14 Temmuz 1735).

İran'la sulhe aleyhtar olup Hekimoğlu'nun azline sebep olan İran seraskeri Abdullah Paşa bir iş beceremeyerek Arpaçayı muharebesinde mağlûp oldu ve maktul düştü.

Hekimoğlu Ali Paşa, az sonra Kandiye kalesi muhafazası şartıyla Girit valiliğine tâyin olunarak bir ecnebi gemisiyle acele gitmesi emrolundu ve aynı sene yani 1148 Zilkade -1736 Nisan'da Bosna valiliğine nakledildi. Ali Paşa bu valiliği esnasında üç sene arka arkaya, dört beş yerden Bosna'ya hücum eden büyük düşman kuvvetlerine karşı muvaffakiyetle mukabele ile mühim başarılar elde etti ve bu sayede Belgrat'ın da geri alınmasını temin eyledi.

Mısır'daki kölemen beyleri oraya gönderilen valilere rahat vermeyerek istedikleri gibi idareyi ellerine aldıkları için hazineye ait Mısır'ın irsaliyesini göndermedikleri gibi valileri hapis ve tahkir ediyorlardı; Avusturya ve Rusya seferlerinin bitmesi üzerine Bosna valisi Hekimoğlu Ali Paşa 1153 Rebiulevvel-1740 Haziranda Mısır valiliğine tâyin olundu. Hekimoğlu, burada Mısır'ı ikinci defa elde edercesine gayret göstererek bir sene içinde zorbalığı temizleyip Mısır'da tam mânasıyla Osmanlı hâkimiyetini tesis etti. Devam eden İran, Bosna ve Mısır'daki başarıları I. Mahmut'un takdirine neden olduğundan, kendisinin sadaretine mukaddime olmak üzere Anadolu taraflarına gelmesi emrolunarak yerine damadı Yahya Paşa Mısır valisi tayin edildi (1154 Rebiulâhır - 1741 Haziran).

Ali Paşa'ya, Anadolu tarafına geçtikten sonra 1154 Receb-1741 Eylül'de başta Adana valiliği ve aynı sene Ramazan (Kasım) da merkezi Kütahya olan Anadolu valiliği tevcih edilmiş ve dört buçuk ay sonra da, yani 1155 Safer - 1742 Nisan'da pâdişâhın gizlice göndermiş olduğu bir hatt-ı hümâyunla sadrâzam olmak üzere acele İstanbul'a gelmesi bildirilerek Hacı Şehla Ahmet Paşa'nın yerine ikinci defa sadrâzam olmuştur. Bu ikinci sadareti bir buçuk seneye yakın olan Ali Paşa'nın azli yine İran
meselesinden ileri gelmiştir.

Bu sırada Nâdirşah mühim bir kuvvetle gelerek Kerkük'ü zabt ve Dicle üzerine iki yerden köprü kurdurarak Musul, Diyarbakır ve Rakka taraflarına geçmek istediği haber alınmış ve buna karşı tedbir ittihazı lâzım gelmesiyle, Hekimoğlu Ali Paşa devlet ricaliyle görüşerek bizzat sefere çıkmaya ve münasip bir yerde kışlayarak ilkbaharda düşmanın vaziyetine göre hareket eylemeğe karar vermiştir. Sadrâzam, bu kararını Eyüp'te validesinin yalısında misafir bulunan I. Mahmut'a arz ile bizzat gitmeyince bu işin neticelenmeyeceğini söylemiştir.

Vezir-i âzamın bu sözü üzerine padişah, Nâdirşah'ın birkaç ay evvel o taraflara hücumu ihtimal dahilinde iken Diyarbakır seraskerine lâzım gelen yardımın yapılmayarak şimdi bizzat sadrâzamın gitmek istemesinden dolayı kızmış ise de derhal hissiyatını açığa vurmıyarak Ali Paşa'nın teklifine muvafakat eder görünüp bu hususta sarayda bir içtima yapılmasını irade etmiştir. 4 Şaban 1156 - 23 Eylül 1743 te sarayda pâdişâh huzuruyla yapılan toplantıda henüz görüşmeye başlanmadan evvel Darüssaade ağası vasıtasiyle Ali Paşa'dan mühr-i hümâyun alınarak sadaret yeniçeri ağası Seyyid Hasan Paşa'ya tevcih edildikten sonra İran meselesinin müzakeresine başlanmıştır. Sultan Mahmut bu müzakere esnasında:
"— Ali Paşa mühri hümâyunum ile İran tarafına gitmeği kendisine hasretmek için Diyarbekir seraskerine icab edeni yapmadığından dolayı bu fena netice hasıl olmuştur. Bunun için mühri hümâyunum kendisinden alınarak Hasan Paşa kuluma ihsan-ı hümâyunum olup bir aya kadar sefer levazımatını tedarik ile Üsküdar'a geçmesini ferman eyledim" demiştir.

Hekimoğlu'ndan sadaret mührü alınır alınmaz saray balıkhanesinden bir gemi ile Midilli adasına gönderilip ikamete memur edilmiştir. Ali Paşa'nın bizzat sefere gitmek istemesi kendisi için büyük bir külfet olup o, vaziyeti düzeltmek için bu zahmete katlanmayı üzerine almış ise de, her nedense pâdişâh bu hususta kuşkulanmıştır.

Ali Paşa, Midilli'de iki ay kadar kalarak 1156 Şevval-1643 Kasım'da Kandiye muhafızı ve Girit valiliğine tâyin olunmuş, ve esbak sadrâzamlardan Yeğen Mehmet Paşa'nın Aydın muhassallığına nakli üzerine ikinci defa Bosna valiliğine gönderilmiştir (1157 Ramazan - 1744 Ekim).

1158 H. - 1745 M. de İran seraskeri önceki sadrâzam Yeğen Mehmet Paşa'nın Nâdirşah'la yaptığı Revan muharebesinde vefatı ve vukua gelen bozgunluk üzerine durum ciddiyet kazandığından Bosna valisi Hekimoğlu Ali Paşa hemen Halep valiliğine tâyin olunarak acele Anadolu tarafına geçirilmiş ve aynı sene de yani 1158 Zilhicce - 1746 Ocak'ta Anadolu valiliği ile üçüncü defa Kars cephesi seraskerliği verilmiştir. Kendisine gönderilmiş olan fermanda ilkbaharda Kars ve Diyarbakır cephelerinden İran üzerine taarruz yapılacağı, kendisinin ehliyeti sebebiyle seraskerliğin uhdesine verildiği bildirilmiştir.

Ertesi sene İran'la sulh akdine mebni askerî harekâta lüzum, kalmadığından Yeğen Mehmet Paşa'nın serdarlıktaki muvaffakiyetsizliğine sebeb olan leventlerin tedibleri Hekimoğlu'na havale olunup, bu hususta Ali Paşa epey temizlik yaparak bir daha baş kaldırmalarını önlemek suretiyle ocaklarına incir dikmiştir. Ali Paşa bundan sonra ehemmiyetine binaen 14 Zilkade 1159 - 28 Kasım 1746 da üçüncü defa Bosna valisi olmuş ve kendisini taltif için Hersek sancağı da vilâyetine ilhak edilmiştir. Ali Paşa bu tâyini hoş karşılamayarak Anadolu eyâletinde kalmasını rica etmiş ise de sadrâzam Tiryaki Mehmet Paşa, Ali Paşa'nın ikinci sadaretine Anadolu valiliğinden gelmiş olduğunu düşünerek onu uzağa atmak istediğinden arzusuna müsaade olunmamış ve Bosna'nın ehemmiyetine mebni hemen o tarafa gitmesi bahsında hattı hümâyun yazıp tehdidi havi bir fermanla kat'i olarak emrolunmuştur.

Hekimoğlu Ali Paşa 1161 Seferi sonlarında (1748 Şubat) Bosna'dan alınarak soğukluk göstermek suretiyle Tırhala sancağına gönderilmiş ve az sonra kendisine liyakatiyle mütenasib bir eyâlet verileceği beyan olunarak Tırhala'dan hareketi emrolunmuş ve gelirken Bender kalesinin muhafazası şartiyle Özi valiliği tevcih edilip Kırım hanı ile iyi geçinmesi ve Leh ve Ruslarla olan antlaşma ahkâmına riayet edilmesi tavsiye olunmuştur (19 Cema-ziyelâhır - 16 Haziran 1748). Hekimoğlu Ali Paşa, Özi eyâletine tâyini üzerine hükümete gönderdiği arizede: "Birkaç seneden beri hasbeliktiza bir mansıbda aramış mukadder olmadığını", yani fasılasız olarak oradan oraya nakledilerek devamlı olarak bir müddet olsun bir yerde oturtulmadığını beyan ile halen Bendemde olan vezir (Giridli) Numan Paşa'nın yine Bendemde kalarak kendisinin Babadağı'nda oturmasına müsaade edilmesini istemiştir. Bu müracaat üzerine kendisine gönderilen fermanda "senin rahat ve refahın matlûb olduğu gibi inzimamı hüsnü sâyi ve mübaşeretinle umun devleti âliyyemin tesviye ve temşiyeti dahi memul olup Özi kalesinde bir kaç seneden beri vüzeradan bir kimse ikamet ettirilmemek hasebiyle senin gibi bir veziri nam-darın kale-i merkumede bir sayf meks ve ikameti ile tanzim ve imaretine dikkat etmesi lâzım" olduğu beyan edilerek ilkbaharda Özi kalesinde ikamet ile yazı orada geçirip kışın da Babadağı'nda oturmasına müsaade olunmuştur. Ali Paşa, Babadağı'nda kışlayıp orada zahirenin ve hayvanat yemlerinin azlığından ve havasının vahametinden dolayı tebdili hava için Silistre'ye nakl ile hayvanlarının çayırlanmasına müsaade istediğinden "tarafına olan teveccühi fuadı mekârim mutadı husrevane"iktizasınca ricasına müsaade olunmuştur. Ali Paşa, Özi eyâletinde eşkiyayı tedip ederek sükûn ve asayişi temin ettiğinden dolayı memnuniyeti havi bir fermanla taltif olunarak sene tevcihatında Özi eyâletinde bırakılmıştır.

Özi valilerinin mutlak surette Özi kalesinde oturmaları icab edip Ali Paşa ise Babadağı'nda ve Silistre'de oturduğundan, dolayı 1163 H. - 1750 M.'de Vidin muhafızlığına naklolunarak Niğbolu ve İlbasan sancakları dirlik olarak verilmiştir. Hekimoğlu Ali Paşa 1164 Cemaziyelevvel - 1751 Nisan'da Zaralı Mehmet Paşa'nın yerine asayişi bozuk olan Trabzon eyâletine naklolundu. Ali Paşa'nın karadan ve denizden gidip gitmemesi hakkında hükümetle arasında epey muhabere cereyen etti. Divan-ı hümâyun, maiyyeti kalabalık bir vezirin kara yoluyla yani Marmara'dan Anadolu tarafına geçerek gitmesinin muvafık olmadığını ve bu kalabalık maiyyetin uğrayacakları yerlerde ahaliye eziyet edip mallarını ucuz fiyatla alacaklarını düşünerek valinin Varna yoluyla gemilerle gitmesini emretmiş ise de Ali Paşa kalabalık olan maiyyeti ile ağırlığının çokluğu ve daha bazı mazeretler ve mütalealar serdiyle karadan gitmek üzere Gelibolu'ya inerek meselenin iç yüzünü hükümete bildirmiştir. Ali Paşa'nın ferman hilâfına bu yolda hareketi şaşkınlığa neden olup kendisinin mutlak surette deniz yoluyla hareketi emredildiğinden, bunun haricinde hareket etmesinin hakkında iyi olmayacağı bildirilmesi ve aynı zamanda zaten itiraz etmiş olduğu kalabalık maiyyetine ve ağırlığına kifayet edecek üç büyük gemi tahsis edilmesi üzerine bu suretle Trabzon'a hareket etmiştir.

Âyân ve derebeylerinin zorbalıkları ve valilere ehemmiyet vermemeleri ve birbirleriyle mücadeleleri yüzünden epey zamandan beri asayişi bozuk olan Trabzon ve bağlı olan yerler, Hekimoğlu'nun kuvvetli eli altında bir senede düzeldi; zorbalıktan halka musallat olanlara göz açtırmayarak temizlik yaptı; ele geçenleri aman vermeden tepeledi; ancak bir kolayını bulup kaçabilenler canlarını kurtardılar. Ali Paşa, bundan sonra Nefs-i Trabzon kazasıyla nahiye ve diğer kazalar halkını birbirlerine kefil yaparak nezre bağladı
ve keyfiyeti İstanbul'a bildirdi; kendisine gönderilen 1165 Şevval ortaları (1752 Ağustos sonları) tarihli fermanda :
"— Zuhura gelen sây ve ihtimamın nezdi hümâyunu mülükânemde makbul ve muteber olmaktan naşi herhalde mazharı duayı pâdişahanem olmuşsundur" denilerek hizmetinin takdir edilmiş olduğu kendisine yazılmıştır.

Ali Paşa, Trabzon'u iyice yoluna koyduktan sonra III. Osman'ın cülusunu müteakip 1168 Rebiulâhır başları ve 1155 Mart'ta dördüncü defa olarak Anadolu valiliğine tâyin olundu. Bu tâyin kendisinin sadarete getirilmesinin mukaddimesi idi. Nitekim otuz beş gün sonra da üçüncü defa olarak Köse Bahir Mustafa Paşa'nın yerine sadrâzam oldu.

Hekimoğlu'nun bu defaki sadareti üç buçuk ay kadar sürdü. Asabi ve dengesiz olan yeni hükümdarın maiyyetinden bazıları sadaret umuruna müdahale ediyorlardı, bu hal daha evvelki sadaretlerinde bağımsızlık üzere iş görmeye alışmış olan Ali Paşa'nın füturunu mucib olmuş ve bu hususta bazı sözler söylemesi bir kısım pâdişâh adamları tarafından —ki bunların başında Silâhdar Bıyıklı Ali Ağa vardı— III. Osman'a mübalâğalı surette söylenmesi üzerine 1168 Şaban - 1755 Mayısta sadaretten azlolunup öldürülmek üzere Kızkulesi'ne gönderilmiştir. Azlinin hakikî sebebi ise, III. Osman'ın öldürmek istediği veliaht Şehzade Mehmet'in bertaraf edilmesi teklifini redetmesi idi.

Ali Paşa, Darüssaade ağasının odasından alınarak sandalla götürülürken pâdişâhın kasırdan baktığını görüp yerle beraber temenna ile veda eylediğini görünce:
"— Ne garib adamdır, böyle vakitte bîperva istifini bozmayıp cesurane tekâpu eyler, ne korkmaz gayyur adamdır" demesi üzerine huzurunda bulunan musahibi:
"— Paşa kulunuz eski vezirdir; edeb-i vüzerayı ve kaide-i mülûki bilir" cevabiyle mukabele etmiştir.

Hekimoğlu Ali Paşa, Kızkulesi'ne gönderildiği sırada pâdişâhın validesinin rica ve müdahalesi üzerine öldürülmeyerek Kalebend olmak üzere Kıbrıs'ta Magosa kalesine gönderilmiştir.

Hekimoğlu Ali Paşa 1169 Muharrem —1755 Ekim tarihine kadar dört buçuk ay Magosa'da kalebend kalıp sonra sürgün yeri Rodos'a değiştirilerek adada oturmasına müsaade olunmuştur. III. Osman, Hekimoğlu'nun sadaretten azli ve nekbetinin Bıyıklı Ali Ağa'nın tertip ettiği iftira neticesinde yapıldığını öğrenerek sadrâzam yaptığı sabık silâhdarını katlini müteakib Hekimoğlu Ali Paşa 1170 Safer başlarında (1757 Kasım) üçüncü defa Mısır valiliğine tâyin edilmiştir.

Ali Paşa, Abdülcelilzâde Hüseyin Paşa'nın Adana'ya nakli üzerine 3 Safer 1171 — 17 Ekim 1757'de beşinci defa Anadolu valisi oldu ve aynı zamanda Aydın sancağı da kendisine verilerek o tarafların asayişinin temini emredildi. Ali Paşa, eyâlet merkezi olan Kütahya'ya geldikten az sonra yani 9 Zilhicce 1171 —13 Ağustos 1758'de mesane hastalığından yetmiş bir yaşında vefat etmiştir. Merhumun cesedi Kütahya'da Saray Camii yanına defnedilip yirmi altı gün sonra vasiyeti üzerine oradan çıkarılarak İstanbul'da namına mansup camii yanındaki türbesine defnedilmiştir.
Tercüme-i halinin baş tarafında söylendiği gibi askerî, idarî ve siyasî sahalarda muvaffak olmuş bir Osmanlı veziri idi; Hammer, Hekimoğlu'nun, ikinci sadaretinde birincisinden daha ciddî, durgun görünmekle beraber asıl vaktini Avrupalılarla siyasî temaslara çevirmeği ihmal etmemişti diyor. Ali Paşa'nın sadareti baştan sona kadar muvaffakiyetle geçmiştir. Muharebelerde düşmanı tuzağa düşürecek harb hilelerini çok iyi bilir, düşmanın çokluğundan telaş etmez ve soğukkanlılıkla tertibatını alırdı. Kalabalık bir maiyyete malik olmakla beraber, bunların halka en küçük bir haksızlık yapmasına müsaade ve müsamaha etmezdi; gezdiği vilâyeti erdeki idaresinden ve âdilâne hareketinden halk memnundu. Hükümetin inzibat ve asayişi temin edemediği en karışık yerlerde bile muvaffak olmuştur; bilhassa Mısır'da, Trabzon'daki icraatı ve leventlere karşı ciddî harekâtı fevkalâde dahilî başarılarındandır. Uyanık fikirli, zahiri ve batını mâmur olup icraatında şedid idi. Memuriyet hayatında irtikâp ve irtişa ile katiyyen lekelenmemiştir.

Şeyhu'l vüzera olduğundan, bütün vezirler kendisine hürmet gösterirlerdi. Son defa Anadolu valisi bulunurken valilerin eyâlet merkezi Kütahya olduğu halde sadrâzam bulunan Koca Ragıp Paşa kendisinin himayesinde yetişmiş olduğu için Hekimoğlu'nun bir müddet İzmir'de oturmasına müsamaha etmişti.

Tiryaki Mehmet Paşa'nın sadareti esnasında Hekimoğlu Ali Paşa epey tehlike atlatmış ve kendisini seven Sultan Mahmut'un îkazı üzerine katilden kurtulmuştur.

Fevkalâde cömertti; vezir-i âzamlıktan her defa azlinde ancak birkaç yüz kese gibi az bir parası zuhur ederdi; ehli tarik ve ulema sınıfından olanlara fazla ihsanda bulunurdu. Hattâ bazı seyisler, arabacılar, arablar başlarına ulema kavuğu giyip geldikleri zaman hallerince ikram görürler, halk ve maiyyeti bu hale şaşırırdı; hattâ ahbabından biri bu halini sorup niçin fark etmezsiniz dediği zaman :
"— Fark ederim ama fark etmem, ben cümlesine hüsn-i zan ederim, belki aradığım içinde bulunur" dermiş.

Hekimoğlu Ali Paşa haricî siyasette Fransa taraftarı olup aynı zamanda ıslahatçı idi. Kendisinin bazı naz ve tokgözlülüklerine karşı I. Mahmut müsamahalı davranarak isteklerini yapmış ve ona karşı kadirşinaslık göstermiştir. Devlet hizmetindeki müstaid ve liyakatlilerin elinden tutup yetiştirirdi; her üç defaki sadaretinde yararı dokunduklarından birisini vezirliğe terfi ettirdiği görülüyor.

Hekimoğlu Ali Paşa'nın Aksaray'dan Silivrikapı'ya giderken Altımermer'de Cerrah Paşa Camii teşkilâtını andıran güzel bir camii, sebil, kütüphane ve çeşmeleri ile türbesi ve Kabataş'ta da iskele karşısında merdivenli yeşil şeddin üstünde bir çeşmesi vardır. Bu çeşme kitabesinin her mısraı bir tarih olup Seyyid Vehbi'nindir. Bu Kabataş çeşmesi, XVIII. asrın güzel sanat eserlerindendir. Bu tesisleri birinci sadareti esnasında yaptırmıştır. Bunlardan başka 1168 H. - 1754 M. tarihli bir çeşmesi de Çemberlitaş'ta Atikali Paşa Camii'nin avlu duvarındadır. Üsküdar'da Bandırmalı Ttekkesi'ni Ali Paşa yaptırarak oraya cami vakfından vazife tâyin etmiştir. Kütüphanesinin kitapları şimdi Millet kütüphanesindedir. Hekimoğlu'nun "Âli" mahlâsiyle manzumeleri olup aşağıdaki manzumesi kendi halini tasvir eder.

Hekimoğlu'nun birinci sadareti zamanında Hollanda sefareti tercümanı Petros Baromian isminde bir zat Kâtib Çelebi'nin Cihannüma'sının Müteferrika tarafından neşredilmiş olmasından cesaret alarak 1146 H. - 1733 M. senesinde Jacques Robbs'un coğrafyaya dair La methode pour apprendre facilement la geographie adlı eserini Hekimoğlu Ali Paşa namına Türkçeye çevirerek Risale-i coğrafya veyahut Cihannüma ismine nazire olarak Fen nümây-ı câm-ı cem âyin ez fenn-i coğrafya adını vermiştir. Yine Ali Paşa namına Tabib Bursalı Ali Efendi'nin Kınakına'nın hassalarından bahseden Tuhfe-i âliyye ve Papâ-kogalu ismindeki nebatın hassasından bahseden eserleri vardır. Hekimoğlu'nun İran seraskerliği ve Tebriz'i ikinci defa alması dolayısıyla maiyyetindeki kâtiplerinden şair ve münşi Abdürrezzak Nevres'in Tebriziye isimli eseri Esat efendi kütüphanesinde 2252 numaradadır.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz