Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Clinton’ın Osmanlı hayranlığı
Anadolu Beylikleri Eşrefoğulları Beyliği
Osmanli da devlet yönetimi
XVI. ve XVII. Yüzyıllarda Osmanlı Maliyesi
II. Abdülhamit Dönemi Fotoğraf Albümü
Yemen'e Giden Osmanlı Askerlerinden Biri..
Mülkî Teşkilât ve İdare Sistemi
Diplomatik İlişkileri
II. Murat
2. Gürcü Mehmet Paşa

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Hocazâde Muslihuddin Mustafa

Babasının zengin bir tüccar olmasından dolayı Muslihuddin Mustafa, Hocazâde diye şöhret bulmuştur; babası oğullarını ticarete sevk etmek istemişse de bunlardan Muslihuddin daha ziyade okumayı tercih etmiş ve babasının men etmek istemesine rağmen bu şiddetli arzusundan dönmemişti; hattâ babası kendisine para vermediği için okuduğu kitaplardan alacağı notları helvacı kâğıtlarına yazarak çok sıkıntı içinde okumasına devam etti ve bundan evvel bahsettiğimiz Hızır Bey'den icazet alıp kendisine muîd (müzakereci) oldu. Hızır Bey talebeleri arasında en çok onu sever ve kendisine sorulan bazı suallere verilecek cevap için akl-ı selime müracaat ediniz diye Hocazâdeye havale ederdi.

Hocazâde dersten mezun olduktan sonra ilk olarak Bursa’da Esediye medresesine müderris oldu ve altı sene orada müderrislik etti ve İstanbul kadısı bulunan hocası Hızır Bey'in Fatih Sultan Mehmed'e tavsiyesiyle kıymetli ilim adamlarını İstanbul'da toplamağa çalışan hükümdarın emriyle İstanbul'a geldi; Sultan Mehmed o sırada Edirne'ye hareket etmekte olduğundan vezir-i âzam Mahmud Paşa vasıtasiyle huzuruna kabul olunup iltifat gördü; kendisine pâdişâh tarafından sorulan suallere muvafık ve makul cevaplar verdiğinden ulemadan Mo11a Zeyrek'ten yüksek olduğu anlaşıldı; huzurdan çıktıktan sonra Sultan Mehmed, Hocazâde'ye on bin akçe göndererek kendisine hoca yaptığını bildirdi ve tekrar yanına davet etti.

Hocazâde bundan sonra resmî ilmiye mesleğine girip kazaskerliğe çıktı, fakat onun bu ikbalini çekemeyen bir zümrenin başında bulunan Karamanî Mehmed Paşa'nın tesiriyle Bursa'da Sultaniye medresesi müderrisliğine gönderilmek suretiyle kendisine karşı bir uzaklık gördü, İznik kadı ve müderrisi iken Hatipzâde ile mübahesede bulunmak üzere İstanbul’a davet edildi; Karamanî Mehmed Paşa'nın bundan maksadı Hocazâde'yi mağlup ettirmekti. Hızır Bey'in oğlu Sinan Paşa, kendisinin ders şeriki olan Hocazâde ile Hatipzâde'nin ilmî kudretlerini yakinen bildiği için Karamanî Mehmed Paşa'ya giderek Hatipzâde'nin galebesini ümit ediyorsanız bu mümkün değildir. Hocazâde onu ilzam eder demesi üzerine Hocazâde tekrar İznik 'e vazifesi başına yollandı.

II. Bayezid’in hükümdar olması üzerine günde yüz akçe ile Bursa'da Sultaniye müderrisliğine ve Bursa kadılığına tayin edilen Hocazâde'nin ilmî şöhreti İran ve Orta Asya’ya kadar yayıldı; hattâ Sultan Hüseyin Baykara (vefatı 912 H. 1556 M.) cülus tebriki için Bayezid'e gönderdiği elçi ile beraber Hocazâde'den ders okumak üzere Horasanlı bir âlimi de göndermişti.

Meşhur Ali Kuşçu daha İstanbul'a, gelmeden evvel Türkiye’den memleketine dönmüş olan meşhur alim Alâaddin Tusî ile görüştüğü sırada Tusî ona: “İstanbul'a gittiğinizde Hocazâde denilen Köseç ile hoş geçinin; kendisi ilimde fevkalâde müdekkik ve muhakkiktir” diye tavsiyede bulunmuştu; hattâ İstanbul'a geldiği zaman bir ilmî meselede Ali Kuşcu'nun hatasını tashih eden Hocazâde hakkında Fatih, Hocazâde'yi nasıl buldunuz diye Ali Kuşcu'ya sorması üzerine Ali Kuşçu: "Rûm’da ve Acem’de emsali yok” deyince pâdişâh "Arap’ta dahi eşi yoktur” demiştir.

Fatih Sultan Mehmed, İmam-ı Gazalî'nin (vefatı 505 H. İlli M.) kelâmdan Tehafüt ismindeki felsefe kitabını tetkik ile buna dair birer eser yazmalarını Hocazâde ile Alaüddin Tûsî'ye (vefatı 860 H. 1455 M. Semerkand) emretmişti. Bu eseri tetkik eden Hocazâde dört ayda ve Tûsî altı ayda mütalaalarını yazmışlardı. Pâdişâh bunlardan Hocazâde'ye, Tûsî'ye verdiği on bin akçenin iki mislini vermiş ve buna gücenen Alâaddin Tûsî günde yüz akçesi olan müderrisliğini terk ile memleketine dönmüştür.

Hocazâde'nin Tehafüt'ü, ulema arasında o kadar şöhret bulmuşdu ki meşhur âlim Celal-i Devvanî, talebesi olan Müeyyedzade Abdurrahman Efendi'nin Anadolu'dan getirdiği Hocazâde'nin Tehafüt'ünü okuyunca fevkalâde takdir ederek: "Böyle bir kitap yazmak benim dahi aklımdan geçiyordu; bunu görünce yazmağa lüzum kalmadı. Allah, bu kitabı telif edenden ve bu diyara getirenden razı alsun" demişti. Hocazâde'nin bu Tehafüt'ü, İmam Gazalî ve İbn-i Rüşd'ünkilerle beraber Mısır'da basılmıştır.

Son zamanlarında felç olan Hocazâde 893 H. 1488 M. de Bursa müftüsü iken vefat ederek Emir Sultan medreseleri karşısındaki caddenin gerisine defnedilmiştir. Bu kıymetli alimin kelâmdan Mevâkıf ile yine kelâmdan Tevali ve fıkıhtan Hidaye şerhi ve usul-i fıkıhtan Telvih, gramerden İzzî üzerine şerh ve haşiyeleri vardır.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz