Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
XVII. Yüzyılda Oymacılık
Benderli Ali Paşa
1444 Tarihine Kadar Osmanlı - Raguza Cumhuriyeti İlişkileri
Tezkireli - tezkiresiz tımarlar
Mirza Mustafa Efendi
Süleyman Nazîf
Topçu kışlası ve imalâthanesi
İtalya'daki Diğer Hükûmetler ve II. Murat Dönemine Kadar Osmanlılarla İlişkileri
Ak Mahmud Efendizâde Esseyyid Mehmed Zeynel Âbidin Efendi
XVII. Yüzyıldaki Tasavvuf Akımları

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

II. Abdülhamit nasıl yaşamıştı?

Kurban Bayramı depremini
II. Abdülhamit nasıl yaşamıştı?


Kurban Bayramı’nın birinci günü, başkent Ankara deprem korkusunu yaşadı. 5.7 büyüklüğündeki Bala merkezli deprem, bayramın gündemi oldu.


Tarihimize baktığımızda Kurban Bayramı’nın birinci gününe rastlayan bir başka deprem daha var. 1906 yılında yaşanan bu deprem, 18 Nisan San Francisco depremi gibi ülkeyi etkilemedi ama bayramın ilk gününe rast gelmesi dolayısıyla geniş yankı uyandırdı.


II. Abdülhamid’e Mabeyn Katibi (özel kalem) olan Semih Mümtaz Bey, bayramın ilk günü bayramlaşma sırasında yaşanan bu depremi bütün ayrıntıları ile anlatır.


Semih Mümtaz Bey, “Tarihimizde Hayal Olmuş Hakitatlar” isimli kitabında çok karlı, soğuk, rüzgarlı bir günde yaşanan depremi anlatırken, II. Abdülhamid’in hiç tanımadığımız başka yönlerini de görüyoruz.


DOLMABAHÇE'DE DEPREM ANI


Padişah Abdülhamid, bayramlaşmak maksadı ile oturduğu Yıldız Sarayı’ndan Dolmabahçe Sarayı’na geçer ve muayede salonunun yan tarafındaki odada bir süre oturur.


Protokoldeki isimler yerlerini alır, kadınlar da salonun üstündeki dairelerden kafesli balkona çıkar. Hünkar, “Musika”nın çalacağı programa bir göz atar ve salona çıkıp tahtına oturur.


Fuat Paşa ile bir süre konuştuktan sonra başını kaldırır ve orkestraya işaret vermesi ile bayramlaşma töreni de başlar. İlk olarak Sadrazam Halil Rıfat Paşa, geçip padişahın keçesini öper ve yerine geçer.


Ardından protokolde yer alanlar sırası ile padişahla bayramlaşır. Protokolün bayramlaşması devam ederken, birden Dolmabahçe Sarayı’nın dev avizeleri şangır şungur sallanmaya başlar.


II. ABDÜLHAMİD DEPREMDEN SONRA EZAN OKUTTU


Semih Mümtaz Bey, deprem anını şöyle anlatıyor:


“Sarsıntı ziyadeleşti. Avizelerden birçok parça parkelerin üzerine düşüyordu. Koca salonun camları çatlıyordu. Bir de çok kuvvetli olarak arka taraftaki camların kırılması sesleri duyuldu.


Hafif bir panik başlamak üzere idi. Hünkar ayağa kalktı. İki adım kadar yürüdü. Fakat derhal döndü. Bu arada Şura-yı Devlet Reisi Kürt Sait Paşa, Hünkara doğru koşmuştu. Onu derhal yerine yolladı. Ortalığa bir işarette bulundu, tahtına oturdu.


Ortalığı korkutan zelzele devam ediyordu. Muzika durmuştu. Kalabalığı dehşet istila etmişti. Bazıları kaçmak yolunu araştırıyordu. Hünkarın göremeyeceği taraflarda bulunanlar yer değiştiriyor, avizelerden uzaklaşıyorlardı.


Padişah, yanında duran Müşir Fuat Paşa ile yanına çağırdığı Başkatip paşasıyla konuşuyor bazı emirler veriyordu. Kargaşalıktan korktuğu için şerrin ehvenini tercih ediyordu.


Herkes de bekliyordu. Hünkarın telaş itiyadı (alışkanlığı) değildi. Fakat ne olur ne olmaz, herkes birbirine girmesin!!!


Başkatip Tahsin Paşa bir dakika sürmedi, Hünkar’dan aldığı emir üzerine geri döndü, koşmaya başladı. Bir iki dakika sonra da Mabeyn-i Hümayun müezzinleri ezan okumaya başladı. Padişah ezan okunurken ayakta idi.”


KORKUP CAMI KILIÇLA KIRAN PAŞA


Ezandan sonra II. Abdülhamid eliyle orkestraya işaret ediyor ve bayramlaşma kaldığı yerden devam ediyor. Ne var ki protokolde bululanlarda takat kalmamıştı. Daha önce kimseye hatırını sormadan tebrikleri kabul ederken, bu kez herkese hatırını sormaya başlar ve “geçmiş olsun” temennisinde bulunur.


Birara kızlar ağasını yanına çağırır, yukarı katta kadınların bulunduğu bölümde duruma ilişkin bilgi alır.


Bir süre sonra, cam şangırtılarının ne olduğu anlaşılır.


Semih Mümtaz Bey, sonrasını şöyle anlatıyor:


“Tıbbiye feriklerinden doktor Namık Paşa, telaşından kılıcı ile camları kırmış, bahçeye fırlamış. Arkasından doktor Fevzi Paşa da kendini dışarıya atmış. İki müsahip (harem ağaları) aynı şeyi yapmış ve buhlar korkudan bağırmışlar.


Hünkarın sık sık sorduğu bu imiş. Uzaktan kaçanları görmüş, kimler olduğunu öğrenmek istemiş. Öğrenince de kızmış, “Allah gazabından kaçmak aptallıktır. O nerede değildir ki nereye kaçılsın. Yakışıksız bir hareket” demiş.”


PADİŞAHIN GAZABINDAN KURTULDU


II. Abdülhamid, bunların cezalandırılmaları gerektiğini söyler ise de Fuat Paşa’nın araya girmesi ile bu yola gidilmez. Namık Paşa’nın Sakız depreminde çocukken enekazın altında kaldığı belirtilir ve onun etkisinin hâlâ sürdüğü hatırlatılır. Bunun üzerine Namık Paşa da öteki kaçanlar da Hünkar’ın gazabından kurtulur.


“Tarihimizde Hayal Olmuş Hakitatlar”de bu tatsız olayın devamı şöyle anlatılır:


“Muayede (bayramlaşma) bittikten sonra bu haberi aldığımız zaman herkes memnun olmuştu. Memnun olmuştu amma zelzelenin verdiği korku haftalarca cümleyi sersem etmişti. Fakat hamdolsun şehrin ötesinde berisinde hasar vukuat olmamıştı. Bu zelzele 1895 depremi gibi (1901) yıkıp yakmadı, hafif geçmişti.”



Ünal TANIK
tanik@haber7.com

Bu sayfayı düzenle

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz