Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Rübâi
I. Abdülhamid
Tımarlı sipahiler
Tarihimizde Nisan Ayı Olayları
XVI. Yüzyıl Ortalarından XVII. Yüzyıl Sonuna Kadar Akıncılar
Şeyh Ramazan Paşa
Osmanlı’nın laikliği
Şuursuz gruptan Atatürk'e hakaret „VIDEO”
Osmanlı Kültür ve Medeniyetinde Sosyal Hayat
Hüseyin Siyret Özsever

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

III. Murat

Sultan III. Murat Han (Murat Han III)

Osmanlı sultanlarının on ikincisi ve İslam halifelerinin yetmiş yedincisi. Babası on birinci Osmanlı sultanı İkinci Selim Han, annesi Nur Banu Sultandır. 4 Temmuz 1546’da Manisa’nın Bozdağ Yaylağı’nda doğdu. 1558 tarihine kadar Saruhan’da (Manisa) kaldı. Babasının Saruhan Sancakbeyliğinden Karaman Beylerbeyliğine tayiniyle, Şehzade Murat’a da Alaşehir Sancakbeyliği verildi. 1526’da Manisa Sancakbeyliğine tayin edildi. 22 Aralık 1574 tarihinde tahta çıkıncaya kadar bu vazifede kaldı.

Osmanlı Devletinin zirvede olduğu bir devirde sultan olan III. Murat Han, dünya siyasetinde faal bir rol oynadı. Osmanlı hakimiyeti en geniş sahasına ulaştırıldı. Akdeniz’de denizci bir kavim olan Venedikliler ve kara Avrupa’sında Avusturya ile antlaşmalar yenilendi. Lehistan (Polonya) ile Osmanlı Devletinin kuzey siyasetini belirleyen antlaşma, 30 Temmuz 1577’de imzalandı. Rus Çarlığının yayılma siyasetine karşı, Lehistan ile Kırım Hanlığının münasebetleri tanzim edildi. Şii ideolojisinin temsilcisi İran Safevi Devletinin, Osmanlı ülkesindeki yıkıcı ve bölücü faaliyetlerine karşı 1578’den itibaren her türlü tedbire başvuruldu. Ahalisi Sünni olan Şirvan ve Dağıstanlıları, Safevi taarruzlarına karşı korumak ve hududu emniyet altına almak için 5 Nisan 1578’de başlatılan harekat, 21 Mart 1590 tarihinde imzalanan İstanbul Antlaşması ile tamamlandı. Antlaşmaya göre;

1. Tebriz şehri ile Azerbaycan’ın Tebriz mıntıkası, Karabağ, Gence, Kars, Tiflis, Şehrizur, Nihavend, Luristan tarafları Osmanlılara kalacaktı.

2. Şiiler, hazret-i Ebu Bekir, Ömer ve Osman (radıyallahü anhüm) ile hazret-i Aişe’ye iftira ve küfür etmeyeceklerdi. İran’daki Ehl-i sünnet Müslümanlara kötü muamele yapılması, Şah tarafından yasaklanacaktı.

Sultan III. Murat Han devrinde on iki yıl süren Şark seferleri sonunda, Kafkasya ve Azerbaycan Osmanlı Devletine bağlandı. Hazar Denizine hakim olan Osmanlı donanması, Safevilere karşı, Sünni Özbek Hanlarına topçu ve yeniçeri askeri yardımı götürdü.

Avrupa kıtasında Osmanlı Devletine tabi Erdel (Transilvanya) Beyi İstefan Batori, 1577’de Lehistan (Polonya) Kralı seçtirildi. Böylece Baltık’taki bu ülke de Osmanlı himayesine alınarak, yıllık haraca bağlandı. İşgal ve tecavüzlerden muhafaza altına alınıp, Rus yayılmasının önüne geçildi. Avusturya ile münasebetler hudut tecavüzleri sebebiyle, 1592’de bozuldu. Yıllık otuz bin duka altın haracın gönderilmemesi üzerine, Veziriazam Koca Sinan Paşa, Avusturya seferi için vazifelendirildi. 1592’de başlayan Avusturya harbi, 1606 yılına kadar devam etti.

Fas’taki Sadi Şerifleri, Osmanlı sultanından, İspanyollara karşı yardım istediler. Fas Şeriflerine yardım etmek için Cezayir Beylerbeyi Ramazan Paşa vazifelendirildi. Osmanlı kuvvetleriyle Fas Şerifleri, İspanyollarla Portekizlileri bölgeden attılar. Fas’tan Hıristiyanların atılması, başta Papalık olmak üzere Güney ve Batı Avrupa devletlerini harekete geçirdi. Osmanlı taraftarı Fas Şerifi Abdülmelik aleyhine tertiplenen Akdeniz Hıristiyanlığının son Haçlı seferine Papalık, Fransa, Portekiz ve İspanya katıldılar. 4 Ağustos 1578’de Tanca yakınlarındaki Vadi-yüs-Seyl'de (el-Kasr-ul-Kebir, Alkazar) yapılan muharebede, Haçlılar, büyük bir hezimete uğradı. Portekiz Kralı öldürülüp, ordusu imha edildi. Fas, Osmanlı hakimiyetini tanıyarak, Şerif Ahmed Mansur, emir tayin edildi. Sultan III. Murat Han devrinde Kuzey Afrika Osmanlı hakimiyetine girdiği gibi, Orta Afrika ülkesi olan Bornu da Osmanlı sultanına itaatini arz etti. Bu devirde bütün Kuzey Afrika’nın ve Bornu’nun tabiiyete girmesiyle, Osmanlı Devleti en geniş ve tabii sınırına kavuştu.

Sultan III. Murat Han devrinde, ordunun seferde olmasından istifade eden Dürziler Lübnan’da, Zeydiler Yemen’de, Hariciler Trablusgarp’ta, Şah İsmail Safevi taraftarı asiler Kığı’da isyan etmişlerse de, hepsi de itaate getirilmişlerdir.

Sultan III. Murat Han devrinde, Osmanlı ülkesinde pek çok ilim, kültür ve sanat eserleri inşa edilmiştir. Bu hususta ilk icraat, Kabe-i şerif duvarlarının mermerden yaptırılıp, Harem-i şerifin su yollarının temizletilmesi oldu. Medine’de bir medrese, mektep, zaviye ve büyük bir imaret yaptırıldı. Üçüncü Murat Han, bununla da kalmayarak, Harem-i şerifi tamir ettirip, kubbelerini kargir yaptırdı. Manisa’da, daha şehzadelik devrinde cami, medrese, imaret, tabhaneden meydana gelen Muradiye Külliyesini, İstanbul’da Toptaşı Tımarhanesini yaptırdı. İyi bir tahsil gördüğünden ilme meraklı olan III. Murat, alimleri çok severdi. Nakşibendi meşayihinden Hace Ahmed Sadık Kabili’den feyz alarak kemale geldi. Tasavvufa ait Fütuhat-ı Sıyam adlı kitabı yazdı. “Muradi” mahlasıyla tasavvufa ait kıymetli şiirleri vardır. Divanında, Türkçe gazellerinin yanında Arapça ve Farsça gazelleri de vardır. Türkçe divanını Şemseddin-i Sivasi açıklamıştır. Ayrıca Gelibolulu Ali, hoş görünmek maksadıyla, bazı gazellerini şerh etmiştir. Ocak 1595’te İstanbul’da vefat eden Sultan Üçüncü Murat Han, babası İkinci Selim Han'ın Ayasofya Camii yanındaki türbesine defnedildi.


Hazırlayan: Oğuzhan Tan

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz