Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Savaşta ve yatağında ölen sipahiler
Yeniçerilerin diğer hizmetleri
Tokatlı Âşık Nuri
Naili Abdullah Paşa
Türk Bilim Adamları
Atatürk'ü ağlatan olay...
Top Arabacıları Ocağı
Deniz Siyaseti-6
Osmanlıda aile huzurunun kaynağı
Sarıkamış faciası... Ağaç dallarındaki iskeletler!

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

III. Selim'in Tahta Çıkışı, Karakteri ve Düşünceleri

I. Abdülhamid Özi kalesinin Rusların eline geçtiğini bildiren haberi okurken duyduğu derin acıdan ölünce, tahta III. Selim geçti (28 mart 1789).

Yeni padişah, III. Mustafa ile Gürcü güzeli Mihrişah Sultan'ın oğlu idi. Cihangirlik hülyaları ile terbiye edilmek istenmiş, fakat imparatorluğun içinde yüzdüğü olaylar onu realist yapmıştı. Aile eğitiminden kazancı, babasının enerjisi ile annesinin ince duyguları olmuştu. Babasının ölümünden sonra, I. Abdülhamid'in padişahlığı sırasında geçirmek zorunda kaldığı kafes hayatında edebiyat, müzik ve tarih, merakını çeken başlıca konular oldu. Edebiyat merakı onu bir divan yazmaya, müzik heyecanı, beğenilen besteler bağlamaya, tarih incelemeleri de dünyanın gidişini ve Osmanlı İmparatorluğu'nun içinde yuvarlanmakta olduğu uçurumu görmeye hazırladı. Bu itibarladır ki, III. Selim, tahta çıktığı vakit, olgun bir insan ve imparatorluğu için çalışmak istiyen bir padişahtı. Padişahlık programı, dimağında iki problem halinde gelişmiş bulunuyordu: İmparatorluğun varlığını korumak, imparatorluğun kurullarını yeni temellere dayandırarak yeni bir düzen yaratmak...

Mukadderatı kurullardan ziyade kişilere bağlanmış olan devlet rejimlerinde tahtta bir değişiklik her zaman çok önemli bir olaydır. Çünkü halkın her alandaki bütün ümitlerinin kaynağı hükümdarda toplanır. Osmanlı İmparatorluğu'nda da halk, saadetini ve sefaletini padişahın karakteri ve düşünceleriyle ilgili görmeye alışmıştı. III. Selim, daha padişah olmadan önce, halk arasında büyük şöhret kazanmıştı. Bu şöhret, daha ziyade efsaneleri andırır bilgiye dayanmakta idi. Güya Selim eşref saatte dünyaya gelmiş, altında doğduğu burç Hazret-i Ali'nin burcu imiş. Padişah olunca yıllardan beri imparatorluğun başına çökmekte olan felâketler serisi son bulacak, yeni bir fetihler devri başlıyacak, halk, Kanunî Sultan Süleyman devrinin adaletini görecekti. Devletin ileri gelenlerinden çoğu da Selim'in padişahlığını sabırsızlıkla bekliyordu. Bunlar, I. Abdülhamid'i ihtiyar, iradesiz buluyorlar ve Selim gibi genç, ateşli, "yeni düzen" için düşünceleri olan bir şehzadeye bütün ümitlerini bağlamakta tereddüt göstermiyorlardı. İşte bu sebeplerdir ki III. Selim'in tahta çıkışı, imparatorluğun bir başından öbür başına sevinçle karşılandı ve geleceğe ait büyük ümitler doğdu. Fakat Selim'in kendisinden beklenenleri gerçekleştirmesi çok güç şartlar içinde çalışarak hesapsız engelleri ortadan kaldırmasıyla mümkündü. Bu engellerin başında, Osmanlı topraklarını paylaşmak amacıyla Rusya ile Avusturya'nın Babıaliye karşı yapmakta oldukları harp geliyordu.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz