Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Fatih Sultan Mehmet Dönemine Kadar Osmanlı - Bosna Krallığı İlişkileri
Erzurumlu Emrah
Karagöz - Hacivat
Ohrili Hüseyin Paşa
Osmanlı Saray ve Ordu Çadırları
Yunus Emre Karamanlıdır
Anadolu Beylikleri Antalya Hamitoğulları Beyliği
XVIII. Yüzyıl Başından Ortasına Kadar İlmî ve Sosyal Müesseseler
Moralı Enişte Hasan Paşa
Kim deli Sultan İbrahim mi

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

IV. Mehmet'in Cülûsu

Büyük valide sultan "Varayım sarıkçığım sardırıp çıkarayım" deyip içeriye girdi ve kanun gereğince Babüssaâde (Akağalar kapısı) önüne taht kuruldu. Yedi yaşındaki şehzade ikindi zamanı gelip tahta oturdu ve ileri gelenler tarafından kendisisine bî'at olundu ve korkmasın diye diğerlerinin bi'atinden vazgeçildi (18 Receb 1058 - 7 Ağustos 1648 Cumartesi) bir sûikasta uğramaması için küçük hükümdarın muhafazası büyük valide sultan ile Bostacıbaşı'ya havale edildi. Bundan sonra devlet erkânı Sultan İbrahim'in bulunduğu daireye gittiler. İbrahim, yeis ve teessürle bunlara bağırıp çağırdı, iyiliklerinden bahsetti ise de Kara Çelebizâde, Muslihuddin ve Bektaş Ağalar cevap verip kendisini susturdular; Kara Çelebizâde mukabelede pek ileri giderek işi hakarete kadar götürdü. Sefahatinden başka bir şey düşünmediğinden, Bosna ve Boğaz'daki hadiselerden bahsettiler; nihayet kendisini bir kârgir daireye koyup her tarafını örüp bir yemek sahanı sığacak kadar delik bıraktılar ve yanına iki cariye koydular. Bunlar yapılırken bağırıp çağıran eski hükümdarın en son sözü "Elhamdülillah, hele bir cemâatin başı oldum" cümlesi oldu; bu sözle kendisinden sonra gelecek olan pâdişâhların ceddi olacağını kasdetti.

İbrahim, hal'inden sonra adeta diri diri mezara girmiş gibi idi. Bunu, sonradan şeyhülislâm olan Bahaî Efendi şöyle anlatmaktadır:
—"Hemen hayyen defnolundu; zira bir gusulhâne ve bir abdesthâne ile bir ocağı havi iki küçük oda ile bacası gök yüzüne bakan bir ocak ve bir yemek sahanı sığacak kadar bir pencere yeri olup başka hiç bir taraf görünmezdi."

Bu vak'anın ertesi günü "pâdişâh boşanmış" diye haber çıktığından İstanbul'da dedikodu olmuş, bunun üzerine sadrâzam ve şeyhülislâm saraya gidip sahan girecek pencereden başka yerleri ve kapıyı duvarla ördürüp çıkılmak ihtimalini önlemişlerdir.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz