Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
2. Silâhtar Mehmet Paşa
Askerlik Alanında Tanzimat
Çandarlı (Cendereli) Hanedanının Sona Erdirilmesi
XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlılardaki İmaretler
XVIII. Yüzyılda Çini Sanatı
Osmanlıda Tasavvuf ve Tarikatler
Osmanlı'nın 'tılsımlı' gömlekleri
Ahmed Reşîd Rey
HACI ILBEYI
Bir Yeni Osmanlı'nın gözüyle Yeni Osmanlılar

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Jan Hunyad Haçlı seferi ve Edirne-Segedin Anlaşması

Sayfadaki Başlıklar


Taarruz ve Morava Savaşı
İzladi Savaşı
Karamanoğlu'nun Haçlılarla İttifak Ederek Barışı Bozması
Edirne-Segedin Anlaşması

Macarlarla düşmanlık vardı; Mezid Bey kumandasındaki bir akıncı kuvveti 18 Mart 1442 (30 Zilkade 845)'de Transilvanya'ya girmiş ve alışılmış akınlardan ve Sent İmre mevkiinde bir başarı elde ettikten sonra Hermanştad kalesini kuşatmıştı. Bu sırada Jan Hunyad (Hunyadi Yanoş) kalenin imdadına koştu; muhasarayı kaldıran Mezid Bey, Hunyad'ı karşıladı; şiddetli savaşta Hunyad'ın arkadaşı Simon dö Gemeni 3000 kişi ile maktul düştü ve zafer Türklerde kalmak üzere iken Hermanştad'daki mahsur kuvvetin bir çıkış hareketiyle muharebeye katılmaları üzerine iki ateş arasında kalan akıncılar beraberlerinde olan esirleri bırakarak 20.000 maktul verdikten sonra mağlup oldular; kumandan Mezid Bey ile oğlu da maktul düştüler. Elde edilen Türk esirleri vahşice bir işkence ile zafer sofrasında yemek yenilirken katledildiler. Bunu müteakip Jan Hunyad Eflâk'a girdi ve Tuna'nın iki sahilinde olan yerleri tahrip ederek çekildi.

Jan Hunyad'ın bu başarısı Avrupa'da şöhretine sebep oldu. Bu mağlûbiyetin acısını çıkarmak üzere Osmanlı hükümeti aynı sene eylülünde ikinci bir kuvvet sevkine karar verdi ve Rumeli beylerbeyi Kula Şahin ve diğer adıyla Hadım Şehabeddin Paşa kumandasıyla Rumeli'den başka Anadolu'dan da altı sancak sipahi alınarak büyük bir ordu gönderildi, kuvvetine mağrur olarak ihtiyatsız hareket eden kumandan, tecrübeli akıncı beylerinin tavsiyelerine ehemmiyet vermediğinden dolayı Jan Hunyad tarafından Vazağ mevkiinde pek fena halde bozuldu. Değerli ve tecrübeli ümeradan on beş ulu bey harb meydanında kaldı. Kumandan Şehabeddin yani Kula Şahin Paşa kaçarak Tuna'yı geçti (846 H./1442 M.) ve derhal beylerbeyilikten azlolunarak Kasım Paşa Rumeli beylerbeyi oldu.

Bu iki galibiyet, Türkler aleyhine bir Haçlı seferinin teşkiline vesile oldu ve yapılacak seferin sevk ve idaresi Polonya ve Macaristan kralı Vladislas'a verildi.

Osmanlılar Hermanştad ve Vazağ bozgunlukları Jan Hunyadyad'ın Avrupa'da şöhretini iyice arttırmış ve bundan istifade edilerek Papa IV. Öjen'in teşvikiyle Türkler aleyhine derhal bir ittifak hasıl olmuştu; bu ittifaka Macarlardan başka Leh, Ulah (Eflâk) ve Sırplarla Alman İmparatorluğu dahilindeki milletler, Fransa ve Belçika gönülleriyle Anadolu'da Karamanoğlu İbrahim Bey de dahil olmuştu 22 Temmuz 1443'de Macaristan'ın merkezi olan Offen yani Budin'den hareket ile Semendire yakınında Tuna nehrinden karşıya yani Sırbistan'a geçen bu orduya bazı Bulgarlarla Bosnalılar ve Arnavutlar da katılıyorlardı. Sultan Murad'a dost görünmesine rağmen İmparator Yuannis de hem Papa'ya ve hem Macar kralına elçiler göndermek suretiyle onları Türkler aleyhine tahrik etmişti.


Taarruz ve Morava Savaşı

Müttefiklerin başında Polonya ve Macaristan kralı Ladislas ile iki büyük muharebenin galibi Jan Hunyad bulunuyorlardı. Macarlara iltica etmiş olan Sırp despotu Jorj Brankoviç ile Eflâk beyi Drakula ve Papa'nın vekili Kardinal Jülyen Cezzarini de bu orduda bulundular. Ordunun önünde 12.000 seçkin süvari ile Jan Hunyad ilerliyordu. Jan Hunyad Sırbistan'ı istilâ ve Kruşevac (Alacahisar), Şehirköy ve Niş'i tahrip edip yaktı. Macar kralı Ladislas iki gün ara ile Jan Hunyad'ı takip ediyordu. 1443 Ekim ayında Osmanlı topraklarına giren haçlılarla ilk muharebe 3 Kasım 1443'de Morava nehri kenarında ve Niş civarında oldu. Burada Osmanlı ordusu üç kol halinde muharebeye katıldı ve bunlar Rumeli beylerbeyi Kasım Paşa kumandasında bulunuyorlardı. Türk ordusu mağlûp oldu. 4000 esir 2000 maktul verildi; bu mağlûbiyetten evvel Haçlıların müttefiki olan Karamanoğlu'nun Haçlılarla beraber harekete geçmesi üzerine Sultan Murad Anadolu'ya geçerek Konya tarafına gitmiş ve mağlûp olan Karaman oğluyla acele bir anlaşma yaparak Edirne'ye oradan Sofya'ya hareket etmişti. Bu sırada Haçlı ordusu Morava muharebesini kazandığından Sultan Murad Balkanların güneyine çekildi. Haçlı kuvvetleri Bulgaristan bölgesine dahil olarak Sofya'yı aldılar. Haçlılarla beraber olan Bulgarlar onlara hem süvari kuvveti ve hem de yiyecek tedariki için yardım ettiler. Haçlılar, Balkanların güneyine inmek için ilerlediler. Fakat burada yani Balkan dağlarında Derbend denilen dar boğazları geçmek zorunda idiler; uğradıkları Karaboğazı geçidi Türkler tarafından tahkim edilmiş olduğu için tereddüde düştüler; Trayan geçidi diye bilinen olan Balkan geçidini geçmek lâzımdı; fakat burası kaya parçalarıyla kapatılmış ve kış münasebetiyle (1443 Aralık ayı) dağın yamacından sular akıtılarak yollar buz tutmuş olduğundan buradan da geçemediler ve Trayan (Suçi) boğazı önüne geldikleri zaman buranın tahkimatından dolayı duraksadılar ve yollarını değiştirmeye ve daha az müstahkem olan İzladi derbendi tarafına geçmeğe mecbur oldular.


İzladi Savaşı

Sultan Murad, İzladi derbendi önüne geldi ve düşmanla karşılaştı; toplamış olduğu harp meclisinde vaziyeti görüşüp kumandanların mütalaalarını sordu. Rumeli beylerbeyi Kasım Paşa taarruza geçilmesini, Turahan Bey geri çekilip fırsat zuhurunda taarruz edilmesini, Evrenuzoğlu İsa Bey de müdafaada kalınmasını söylediler ve neticede İsa Bey'in mütalaası kabul olundu.

Düşmanın taarruzuyla 24 Aralık'da yapılan muharebede Osmanlı ordusu mağlûp oldu; düşman derbendi geçerek Filibe ovasına indi ve Yalvaç kırlarında yapılan üçüncü bir muharebede de Osmanlı kuvvetleri mağlûp edildiler; fakat kışın şiddeti Haçlıları yıpratmış olduğundan geri döndüler; Türk kuvvetleri takibe başladılar. Hunyad'ın sahte geri dönüşüne aldanıp onu takip eden Türk kuvvetleri pusuya düşürüldü ve bir kısmı esir edildi; esir edilenlerin arasında Bolu sancak beyi ve pâdişâhın eniştesi olan sadr-ı âzam Halil Paşa'nın biraderi Çandarlızade Mahmud Bey de vardı. Bu başarısızlığa akıncı kumandanı olan Turahan Bey'in kayıtsızlığı sebep olduğundan Kasım Paşa'nın şikâyeti üzerine Turahan Bey, Tokat kalesine gönderilerek hapsedildi. Sultan Murad pek müteessir ve kızgın olarak Edirne'ye geldi.

Bu durum esnasında Karamanoğlu yine Osmanlı hududunu aşarak taarruza geçmiş ve müthiş tahribat yapmıştır. Sultan Murad, İbrahim Bey'in bu hareketinin yani bir din düşmanının taarruzunu def etmek için uğraşan bir İslâm hükümdarının mülküne bir islâm hükümdarının taarruzuyla tahribat ve katliam yapmasının Müslümanlıkla ne derecede telif edileceği hakkında dört mezhep ulemasından fetva istemiştir.


Karamanoğlu'nun Haçlılarla İttifak Ederek Barışı Bozması

Vasae mağlûbiyeti ve Türkler aleyhine olan haçlı ittifakını Edirne'de endişe ile takip etmekte ederek sulhu olan II. Murad, kendi aleyhine bozması vasıtasiyle macarlarla ittifak etmiş olan Karamanoğlu İbrahim Bey'in ânî saldırısına uğradı; Osmanlı hududunu geçen İbrahim Bey, Turgutoğlu Hasan Bey kumandasıyla sevk etmiş olduğu kuvvetlerle Bolvadin, Beypazarı, Ankara, Seyitgazi, Kütahya'ya kadar olan yerleri yağma, namusa taarruz ve çok katliam yaparak Akşehir ile Beyşehri'ni işgal eyledi. Bunun üzerine Sultan Murad, Amasya sancak beyi olan büyük oğlu Alâaddin Beyi Karamanoğlu üzerine gönderdiği gibi arkadan da kendisi Kapıkulu askeriyle o tarafa gitti ve Rumeli durumunu kumandanlara bıraktı. Karamanoğlu adeti üzere mukabele etmeyerek sarp yerlere çekildi; Konya, Karaman ve havalisi vurulduktan sonra İbrahim Bey sulh için müracaat etti. Osmanlılara âit olup işgal ettiği yerleri bırakarak pâdişâhın kızkardeşi olan zevcesinin rica ve aracılığı ile barış oldu ve Haçlıların taarruzları sebebiyle Sultan Murad, acele Edirne'ye döndü (847 H./1443 M.). Şehzade Alâüddin Karaman seferinden Amasya'ya döndükten az sonra vefat ettiğinden Sultan Murad'ın o tarihte Mehmed adındaki oğlundan başka oğlu kalmamıştı.

Haçlılarla Morava, İzladi, Yalvaç muharebeleri yapılmış ve Osmanlı ordusu mağlûp olmuş ve işte bu sırada Haçlıların müttefiki olan Karamanoğlu en müsait fırsatı elde ederek barışı bozup 1444 ilkbaharında tekrar hududu geçerek daha geniş ölçüde istilâ ve tahrip yapmış ve bu suretle Rumeli ve Anadolu'da Osmanlılar iki ateş arasında kalmışlardı.
Haçlılar, Yalvaç muharebesinden sonra Filibe ile Otlukköyü arasındaki Topluca (Kozludere) ovasında kışı geçirmek istedilerse de kış şiddetli ve zahire ve levazımatın noksanlığı sebebiyle bu kadarla iktifa ederek geri döndüler ve kar yüzünden bir çok ağırlıklarını bırakmaya mecbur, oldular. Haçlılar, yeni kuvvetlerle gelip tekrar taarruza geçeceklerdi; eğer yeni bir taarruz yapılırsa durum pek nazik olabilirdi. Aynı zamanda Anadolu'da da durum fena idi. Bundan dolayı Sultan Murad sulh yapmayı uygun buldu.

Bunun üzerine Jorj Brankoviç vasıtasıyla Macaristan kralına müracaat edip sulh istedi. Vladislas bu müracaatı kabul ederek Edirne'ye bir heyet gönderdi. Uzayıp giden mağlûbiyetlerden müteessir olan Sultan Murad saltanattan çekilmeğe karar vererek Manisa valisi olan Şehzade Mehmed'i Edirne'ye getirtmiş ise de hükümdar yapmamıştı; nitekim Cyriacus, 22 M.ayıs 1444'te Edirne'de elçilerle Sultan Murad'ın huzuruna çıktıkları zaman oğlu Mehmed'i divanda paşalarla beraber oturmuş olarak görmüştür. Sultan Murad Macarlarla Edirne'de anlaşmayı
imzaladıktan sonra üzere Karaman seferini yapmıştır.


Edirne-Segedin Anlaşması

Edirne'ye gelmiş olan Macar murahhaslarıyla 1444 Haziran'ın 12'sinde (25 Safer 848) 10 sene üzerine bir anlaşmaya varıldı. Bu anlaşma gereğince Sırplardan alınan yerler (Başlıca, Semendire, Kolombaç, Kruşevaç (Alacahisar) Topliçe tarafları, Leskofça ve Zelenigrad) yine Jorj Brankoviç'e bırakılarak Sırbistan'ın tekrar kurulması ve Despot'un Osmanlıların yanında bulunan iki oğlunun iadeleri kabul ediliyor ve Sırp despotu da Osmanlılara vergi vermeyi taahhüd ediyordu; bundan başka Eflâk, Osmanlılara vergi vermekle beraber Macarların nüfuzu altına bırakılmakta idi; Kolombaç (Güvercinlik) kalesinin verilmemesi için Osmanlı murahhasları ayak diredilerse de mümkün olmadı.

Sultan Murad, anlaşmaya sadık kalacağına dair Macar elçilerinin önünde yemin etti. Bu muahedenin Macaristan kralı Vladislas tarafından tasdiki için Macar murahhas heyeti ile beraber bir Osmanlı heyeti de Macaristan'a gidecekti. Anlaşma gereğince, despotun Osmanlılar tarafından hapsedilmiş oln iki oğlu da serbest bırakılacak ve muharebede esir düşen ve Despot'un muhafazasında bulunan padişahın eniştesi Çandarlızade Mahmud Çelebi de 70.000 duka fidye-i necat mukabilinde tahliye edilecekti. Bundan sonra gerek Türkler ve gerek Macarlar birbirlerinin topraklarına tecavüz etmeyerek dost yaşayacaklardı.

Edirne'ye gelen Macar murahhas heyeti ile beraber pâdişâhın tasdik ettiği anlaşmayı Vladislas'a vermek ve onun tasdik edeceği muahedeyi de alıp getirmek üzere Kapıcıbaşı Baltaoğlu Süleyman Bey riyasetinde bir Osmanlı heyeti Macaristan'a gönderildi. Osmanlı murahhas heyeti evvelâ Jan Hunyad'a müracaat ettilerse de o bunları Segedin'de bulunan millî meclise yolladı. Yüz atlı maiyyetiyle hareket eden heyet Segedin'e vardı. Diyet meclisinin toplanmasını emreden Macaristan kralı da ordusunun hazırlanmasını emrettikten sonra Temmuz sonlarında Segedin'e gelmişti. Bu sırada Macar siyasî mahfillerinde barış ve savaş isteyen iki grup vardı; muharebe isteyen tarafı Papa destekliyordu ve Papa'nın mümessili Kardinal Sezarini bunların başında bulunuyordu.
Venedik'te muharebeye iştirak edeceğini Macar ve Leh kralına bildirmiş, harbe başlandığı takdirde vaad ettiği gemilerini Çanakkale boğazına göndereceğini yazmıştı. Denizden bir donanmanın Çanakkale'ye geleceğini duyan savaş taraftarları kuvvetlendiler.

Vladislas, muharebeye devam için müttefiklerinin vaad eyledikleri kuvvetlerin gelmesini ilkbahara kadar beklemiş fakat bu kuvvetler gelmemişti; Papa ile Bizans imparatoru kendisini anlaşmayı onaylamaması için gayret sarf ediyorlardı; buna mukabil Edirne anlaşması ile memleketini kurtarmış olan Sırp despotu, muharebenin devamından bir fayda görmeyeceğini ve belki de zarar göreceğini düşünerek barış anlaşmasını istediği gibi, aynı zamanda Jan Hunyad da anlaşmanın geçici olarak kabulü için Vladislas'a ısrar ediyordu; nihayet kral bunların mütalaalarını kabul ederek 12 Temmuz 1444'te Segedin'de anlaşmayı imzalayarak Türk heyetine verdi. Barışı bozmayacağına mukaddes kitaplarına el basarak Osmanlı heyeti önünde yemin etti. Muahedenameler iki dilde yazılıp karşılıklı alınıp verildi.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz