Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Subaşı
Ocağın sefere gidişi ve silâhları
Tahsin Nâhid
Çandarlı Halil Hayreddin Paşa
Kapıkulu Süvarileri
XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlı-Portekiz İlişkileri
Menemen´i bırak
Bülbül Nasıl Yazıldı?
Türk Kumaş ve Kadifeleri
Tekbir ve kurbanlar kesilerek açılmıştı!

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Köprülü Fazıl Ahmet Paşa

Köprülü Mehmet Paşa'nın büyük oğludur. 1045 H. - 1635 M.'te Vezirköprü kasabasında doğmuş, 7 yaşında iken İstanbul'a getirilmiş burada medrese tahsilini takip ederek meşhur Kara Çelebizâde Abdülaziz Efendi'den mezun ve mülâzım olup sonra 16 yaşında hariç ve onu müteakip dahil müderrisi olup 22 yaşında iken sahn müderrisliğine geçmiştir (1067 H.-1657 M.); fakat Köprülü Mehmet Paşa ulema sınıfı arasındaki münasebetsiz hallerden dolayı sadareti zamanında oğlunu ilmiye sınıfından çıkarıp 1069 Zilhicce ve 1659 Ağustos vezirlikle Erzurum valiliğine göndermiştir.

Köprülü Fazıl Ahmet Paşa bundan sonra Şam valiliğine ve pek az sonra Halep'e tayin edilmiştir. Bu sırada son zamanlarını yaşamakta olan Köprülü Mehmet Paşa, kendisinden sonra oğlunun, sadareti için pâdişâhtan vaad almış ve oğlunu acele getirtip pâdişâhın Edirne'ye hareketine mebni İstanbul kaymakamı yaptırmıştır.

IV. Mehmet'le Edirne'ye gitmiş olan Köprülü, orada hasta yattığından Fazıl Ahmed Paşa, babasına vekâlet etmek üzere acele Edirne'ye davet edilip sadaret kaymakamı olmuş, babasının ölümü üzerine de 26 yaşında vezir-i âzam tayin edilmiştir (1072 Rebiulevvel 7 ve 1661 Ekim 31).

Fazıl Ahmet Paşa 3 sene Avusturya ile Macaristan'da ve 2.5 sene Venediklilerle Girit'te ve üst üste 3 sene de Lehistan'da savaştı, bu suretle 15 sene süren sadaretinin 9 senelik bir devri cephelerde muharebe ile geçti; hasta olarak pâdişâhla Edirne'ye giderken yolda ağırlaşarak 1087 senesi Şabanı'nın 26. salı gecesi (3 Kasım 1676) Ergene civarındaki Karabiber çiftliğinde istiskadan 43 yaşında vefat etti. Cenazesi İstanbul'a naklolunarak Divanyolu'nda babasının yanına defnedildi. Çağdaşı olan Silâhdar Tarihi müellifi Mehmet Halife, Fazıl Ahmet Paşa hakkında "...Pâşâ-yı mezbur âlim ve halim ve selim, fâzıl, kâmil, âdil uğru açık akl ü firasette ve fikr-i kiyasette ve sehâ ve keremde rahm ve şefekatte bî-nazîr, hüsn-i hulk sâhib-i âli- cenab, çelebi- meşreb ve zamane vezirlerinin ser-efrâzı ve misli bulunmaz gazi bir adam idi" demektedir. Gerçekten de tarih gözden geçirilecek olursa Silâhdarın mütaleasındaki isabet anlaşılır.

Köprülü Fazıl Ahmet Paşa, fikir ve mütalaaya kıymet verir, söz dinler, tecrübeli adamların fikirlerinden istifade eyler ve sonra uygulamaya geçerdi. Senelerce süren seferler sebebiyle yıpranmış ve içkiye ibtilâsı genç yaşında vefatına neden olmuştur. Hammer de bu zat hakkında şunları yazıyor: "Fazıl Ahmet Paşa vücutça uzun boylu, balık etinde beyaz renkli idi; evzâı hürmete şayan, mütevazı ve etvârı câzib olup babasının ne istibdadını ve ne de zulmünü göstermezdi; îtisâfın ve haksızlığın düşmanı, irtikâbın ve hasisliğin o derece fevkinde idi ki kendisine hediye vermek, işini gördürmemeye sebep olurdu" demektedir; yine Hammer, Köprülü Fazıl Ahmet Paşa'nın çabuk kavrayışlı sağlam muhakemeli, işlere kısa yoldan gitmesini bilen ve anlayan bir şahsiyet olduğunu beyan etmektedir.

Köprülü Fazıl Ahmet Paşa fıkıh ve kelâmda yüksek vukuf sahibi olup yazısı da güzeldi, sülüs ve nüsh yazısını meşhur hattat Derviş Ali'den yazmıştır; hocası kendisini ziyarete geldiği zaman onu şeyhülislâmı karşıladığı mevkiden karşılar, elini öper ve makamında yanına oturturmuş.

İstanbul'da Divanyolu'nda babasının medrese ve türbesinin yakınındaki kütüphaneyi Fazıl Ahmet Paşa yaptırmış ve mâlik olduğu nefis kitapları oraya vakfetmiştir, hattatları himaye ile onlara vazifeler tayin edip bunlara pek çok nefis eserler istinsah ettirmiştir.

Muharebelerde askerin gayretini arttırmak için esir getirene 40 ve kelle getirene 20 kuruş bahşiş verirdi; 40 ve 20 kuruş zamanına göre bir altının yarısı ve dörtte biri olduğundan kendi kesesinden bunları sarfederdi; hattâ bir gün kethüdası Şişman ibrahim Ağa -ki sonra vezir olmuştur- paşasının bu bol bahşişinden dolayı:
"-Bu ihsana sel gibi akçe gelse vefa etmez" demesi üzerine
Fazıl Ahmet Paşa:
"-Hazine ne gün içindir, hemen bizim akçemiz böyle günlere hare (yemek) ve infak (tüketme) olunmak içindir; dahi iktiza ederse ödünç alıp bezl ederiz" cevabını vermiştir.

Köprülü Fazıl Ahmet Paşa'nın evlâdı olmayıp Köprülü sülâlesi kardeşi şehid Fazıl Mustafa Paşa'dan yürümüştür. Kendisinin Uyvar ve Kamaniçe ve Kandiye'de namına birer camileri ve İzmir'de sonradan tamamlanan bir Kargîr hanı vardı. Çemberlitaş'taki Vezirhanı Han, Köprülü Mehmet Paşa'nın olup o handaki mescidi Fazıl Ahmet Paşa yaptırmıştır. Vefatından evvel kitaplarını vakfetmiştir. Hülâsatü'l-eser'de ayrıntılı terceme-i hali vardır. Müezzinzâde Şaban Efendi tarafından namına bir tefsir yazılmıştır.(Esmâü'l-müellifîn, c. 1, s. 417).

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz