Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Mahmudiye Kalyonuna Ait Kırım Harbi ile İlgili Efsaneler
''Fatih'in Topları''
Osmanlı Saray Teşkilâtı
taşkışla tarihi
Köse Bahir Mustafa Paşa
İsmet Paşa'ya da dinci dediler!
İmparatorlukta Tanzimat Hareketine Düşmanlık
Kuyucu Murat Paşa
Müstezad
Anlaşmalar - Antlaşmalar

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Kütahya Demirtaş Paşa Camii (Takvacılar Camisi)

Sayfadaki Başlıklar


Şimdiki durumu

Kavaflar çarşısı 'nda bulunan bu cami, mimari bakımdan dikkati çekmektedir. Cami'in güney yönünden yer karnı oluşu, çeşitli yerlerde ve iyi bir usta elinden çıkmadığı sanısını veren filayakları ve silindir kubbeler altında bir takım hücreler ve nihayet ortada bulunan oldukça önemli kubbesi dikkati çekmekte ve bitişiğinde küçük Bedesten binasının bulunması ve bu Bedesten binalarında Bizans devrini andıran bir takım yağlı boya resimler görülmesi ve bir kitabesinin ele geçmemesi, halk arasında bu camiin Bizanslılardan kalma bir kilise olup Demirtaş Paşa tarafından tadilen cami haline getirildiği kanısını uyandırmıştır. Fakat aradan bunca seneler geçtiği ve bu rivayeti' teyit eder tarihi bir vesika ele geçmediğine ve mevcut tarihi kaynaklardan bu cami ve medresenin Anadolu valisi ve Kütahya muhafızı Demirtaş Paşa tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

Demirtaş Paşa (782-1381) de Anadolu eyalet valisi olmuştur. (1381-1389) da Kütahya valisi Yıldırım Beyazid'in Kosova savaşı'na katılması Üzerine Murad-ı Hüdavendigar tarafından Anadolu valisi - O tarihte Anadolu Eyalet Merkezi Ankara idi. Demirtaş Paşa, Kütahya muhafızlığına gönderilmiştir, ve bilindiği gibi 1402'de Ankara Savaşı' nda Timur'a esir olmuş ve Kütahya Kal'asında hapsedilmiş ve sonra 1405 de ölmüştür. İşte paşanın (1389 - 1402) tarihleri arasında bu cami ve medreseyi yaptırmış olması kuvvetle muhtemeldir.

Daha sonra bu cami ve külliyesi Anadolu valisi Silâhtar Mehmet Paşa tarafından (1175-1764) de yeniden denilecek şekilde tamir ettirilmiştir. Halen mevcut kitabe şudur: (Maşaallah - Silâhtar Mehmet Paşanın Hayratı Tamiri sene 1175) Çeşme kitabesidir.

Bu tamirden sonra caminin adı Takvacılar olmuştur. 1178'de bu caminin bütün gümüş kandilleri ve kıymetli eşyaları çalındığından, şehrin bütün müezzin ve imamları sorguya çekilmiş fakat hırsızlar bir türlü bulunamamıştır. 1178 - 1770'te Silâhtar Mehmet Paşa tarafından cami ve minaresi tekrar ve yeniden tamir ve ihya edilmiş ve Hacı Osman bin Abdülhay -Gaybi Sunullah ahfadından- tarafından 12 dükkan vakfedilerek mütevelliliğine müderris Abdurrahman Muhittin Efendi tayin olunmuştur, (bak mahkeme kayıtları) aynı sene içinde mütevelli, Ebezade İbrahim Efendi olmuştur. Daha sonra Silahtar Mehmet Paşa Anadolu valisi olarak Kütahya'da bulunduğu sıralarda (1195 1196) caminin idamesi için vakıflarda bulunmuştur vakfiye özet olarak şöyledir: (Kaymakam ve Nakib-ül eşraf müftü zade seyit Abdullah efendi huzurunda bu tarihten onyedi yıl evvel yeniden tamir ve ihyasına muveffak olduğum Takvaciler camii demekle meşhur cami şerifin mihrap duvarı bitişiğinde 13 tam ve biri yarım hisse olaa dükkânları vakfettim, sağlığımda kendim, öldüğümde Abdurrahman Muhittin efendi nezaret edecektir.

Bu dükkanların gelirinden adı geçen ciminin ve mücesdieden yaptırdığım minarenin ihyası - ve 200 kandil için 100 okka zeytinyağı, imamların, müezzinlerin ve hademelerin ücretlerinin verilmesi, mütevelli Abdurrahnîan Muhittin efendi iyi idare edemediği anlaşıldığından azlile yerine müftü Abdurrahman efendinin mütevelli nasb ve tayin edildiği ve saire... Recep 1195-1781 (Bak mahkeme kiyıtlan defter 4)

Bundan sonra 1250 1834 de Kütahya muaccelat nazırı Salih Efendi tarafından tamir ettirilmiştir. 1252 - 1836 da Kütahys muhassılı Dilaver Paşa tarafından tamir ettirilmiştir. 1275 de müftü Ruşenzade Hacı Abdurrahman Efendi bu camiye bir dükkân vakfetmiştir (bak def 35)

1281-1864 de Cedid mahallesinden emekli yüzbaşı hacı Hüseyin e fendi bu cami için bir dükkân vakfetmiştir. (Bak mahkeme kaydı cief-der 39) Bu cami ve medresenin Darülhadis- ve çeşmelerinin hayırsever halk, ve Vakıflar Müdürlüğü tarafından tamir ettirildiği bilinmektedir.

Söylendiğine göre 1913 yılına kadar faal bulunan medrese bu tarihten sonra bakımsızlık yüzünden yıkılmış ve yerine şimdi gördüğümüz Sakahane yaptırılmıştır.


Şimdiki durumu

Arasta -Kavaflar- içinde bulunan giriş kapısının etrafı mermer sütunlarla çevrili ve yedi parça ile yarım kemerli olup l,79x 2,26 m ve çift kanadh demir kapıdan beş basamak çimento merdivenle dış aylıya girilir. Hemen sağda bir kurnalı çeşmesi vardır. Bunun yanından demir parmaklıklı kapıdan sakahane ye girilir. Ayrıca bu sakahanenin arastaya açılan esas kapısı ahşaptır. Buradan sekiz basamakla girilir. Doğu ve güney duvarında iki çeşme 20 sebil vardır. Kuzey ve batı, yönlerinde 13 kapalı ve 4 açık hela vardır bunların hepsinin suları daimi akar, bu kısmın ortası ve üstü açık olup beton zeminlidir helaların üstü kiremit örtülüdür, burdan çıkılmca (18x18) adım karesinde cenaze namazı kılınacak zemini parke döşeli bir avlu vardır. Vali Ertuğrul Süer tarafından koydurulan mermer musalla taşı buradadır. Bu avludan caminin kıble dış kapısına varılır bu kapının sağında Silahtar Mehmet Paşa Kitabesi vardır.

Caminin bu kuzey yönünü teşkil eden duvar boydan boya pencerelidir, yere yakın kısımda 8 büyük, bunların üstünde orta büyüklükte 14 ve bunların üstünde çatıya yakın yarım kavisli 7 pencere vardır.

1,64X2,34 m çift kanadlı ahşap ve camlı kapıdan son cemaat mahalline girilir, Ayakkabı çıkarılacak yerin solunda üç basamakla çıkılan imamlar odasına girilir, bu odadan camiye girilecek tek kanatlı bir kapı vardır. Bu odanın bitişiğinde tek kanadlı kapıdan girilen 4X5,5 m kare metruk bir oda vardır bu odanın tavanı ahşap olup ortada tek direk görülmektedir. Camiye bakan bir penceresi vardır.

Ayakkabı çıkarılacak mahalden üç basamakla sağdaki mahfile varılır. Bu mahfil (10X4,00) m ksre olup dışarı bakan iki ve camiye bakan iki penceresi ve ortada bir mihrabı olup tavsn dört direk üzerinde ve ahşaptır buradan 15 basamak tahta merdivenle üst mahfile çıkılır. (23,4 x9, 25)m icare olan bu kısmın ahşap çatısı lamba duvarlar üzerindedir mahfilin kuzey yönü boydan boya tamam/n pencerelidir bir basamakla inilen çıkıntılı müezzinler yeri ve bunun sağında solunda yine cemaat yerleri vardır tahta parmaklıkla kapalıdır sağda, minare kapısı vardır minare (70) basamaklı olup tek şerefeli ve külahı kurşun kaplıdır bu mahfilden 14 basamak merdivenle camiye inilir veya buraya çıkılır.

Cami kapısından girilince sağda (4,x8,70)m kare son cemaat mahfili vardır ahşap tavan dört direk üzerindedir dış mahfile bakan iki penceresi vardır ön kısmı parmaklıklıdır. Solda bir basamakla çıkılan (7x2,80) M kare olan mahfilin kapı tarafında müezzinler yeri vardır bu mahfilinde ön kısmı parmaklıkla çevrili olup dört direk üzerinedir dış odaya bakan bir penceresi vardır.

Caminin ortasında bulunan büyük kubbe, doğudan batıya bir büyük kavis ve kuzeyden güneye, sağl', sollu dört yarım ve küçük kavisleri bulunan fil ayağına benzeyen dört lamba üzerine oturtulmuş o-lup, bu kubbenin doğusunda bir, batısında bir penceresi vardır. Bu kubbenin iç çevresinde üç sûre yazılıdır. Bu yazı Tekirdağlı hattat Halil efendinin yazı hocası olan Oftadezade Hattat Hacı Haindi efendinin olduğunu duydum, imzasını göremedim.

Bu orta kubbenin sağında bir orta büyüklükte ve beş küçük kavis üzerine silindir bir kubbe ve bunun yine sağında birbirine paralel iki silindirli hücre bulunup bunlar ışığı çatıya açılan delikten alırlar. Minberin sağında keza iki kavis üzerine silindir bir kubbe ve bu kısmın hemen sağında ve bitişiğinde yine iki kavis üzerine bir kubbe oturtulmuştur. Bu kubbede batıya bakan bir pencere vardır.

Orta büyük kubbenin solunda da sağdaki kısma mütenazır, silindir kubbeli kısımlar vardır. Bu tarafta caminin doğuya açılan dış kapısı vardır. Bu kapıdan üç kavis üzerine oturtulmuş silindir bir kubbe altına girilir. Burası tepeye açılan iki delikten ışık alır.

Mihrabın her yönü çini kaplıdır. Solunda üç basamakla çıkılan vaiz kürsüsü vardır. Minber küçük tipde olup her iki yüzü de çini kaplıdır. Minberin üstünde Sakal-ı Şerif yeri vardır. Sakal-ı Şerif, Emekli öğretmen Hadi Dikmen tarafından hediye edilmiştir.

Cami en geniş yerinden ( 30 X 12, 75 ) metre kare olup girintili çıkıntılı büyüklü, küçüklü hücrelerden meydana gelmiş tipik bir yapıdır, eskiden kalma kandiller ve avizeler görülememiştir altı adet pirinç şamdan vardır, caminin halen iki imamı ve iki müezzini vardır.

(1,20 X 1,60) m boyutlu iki kanadlı doğuya açılan ahşap kapıdan çıkılır, buradan on basamak beton merdivenle ve tek kanatlı demir kapıdan Kuyumcular çarşısına çıkılır.

--------------------------

Kaynak: Hamza Güner / Kütahya Camileri / 1964

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz