Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Tuyuğ (Tuyuk)
Tezkireli - tezkiresiz tımarlar
Osmanlı Bakır Paraları
III. Mustafa ve Koca Ragıp Paşa
Tersaneye Gemi ve İş Yapan Yerler
Osmanlı Türk Masalları - İncili Yorgan
IV. Mustafa'nın Padişahlığı
Sultan Murat'ın Son Senelerindeki Hazine
Yıldırım Bayezid Dönemine Kadar Osmanlı - Sırp İlişkileri
XV Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Yeniçeri Ocağı

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Kütahya Ulu Cami - Cami-i Kebir

Sayfadaki Başlıklar


Şimdiki durumu

Kütahya'nın Selatin camilerinin en güzeli ve belki bu tipte bir eşi bulunmayan camilerin biricik tipi olan Cami-i Kebir, Ulu Cami 'in yapılış tarihi, dikkate değer gelişmeler göstermekte ve bir çok devlet başkanlarının ve büyük yöneticilerin yardımlarıyla bu günkü haline gelmiştir.

Germiyan beyi Süleyman şah'a (1368 - 1387) damat olan Şehzade Yıldırım Bayezid düğünden sonra Kütahya valisi olduğu zaman (1381-1389) bu camii yaptırmaya başlamıştır. Fakat araya seferler ve bir takım gaileler girdiği için bitirilememiş ve 1402 Ankara savaşı sonunda Yıldırım'ın acıklı akibeti yüzünden yarıda kalmıştır. Şehzade Musa Çelebi, babasının başlayıp da bitiremediği bu tarihi eseri bitirmiştir. (813 - 1410)

Fatih Sultan Mehmet zamanındaki vakfiyede caminin 813'te bidirildiği mütevellilerin evlâddan evlâda geçeceği yazılmaktadır. (bak. Kütahya şehri, s 107)

Rodos seferine çıkan Kanuni Sultan Süleyman 1 Temmuz-1522 de ordu ile birlikte Kütahya'ya gelmiş üç gün kalmıştır. (Bak. M- Os. Ta. Kanuni Sultan Süleyman'ın bu ziyaretinde bu güzel caminin tamir ettirilmesini Mimar Sinan'a emrettiği anlaşılmaktadır, (bak. Evliya Çelebi seyahatnamesi)

Daha sonra Irakeyn seferine çıkan Kanuni 1/Temmuz/1534 de ikinci defa Kütahya'ya gelmiş dört gün namazlarını bu camide kılmıştır. (bak. M. Os tarihi Kro)

Bundan sonra Kütahya valisi olan ikinci Selim (1558-1566) 27 eylül 1566'da cuma namazını kılmak üzere Cami-i Kebir 'e gelmiş ve hatibe hutbanın kendi adına okunmasını emretmişlerdir cuma namazından sonra İstanbul'a hareket etmiş ve padişah olmuşlardır.

1672'de Kütahya'yı ziyaret eden hemşehremiz Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bu caminin Kanuni Sultan Süleyman zamanınında yeniden tamir ettirildiğini Mimar Sinan yapısı olduğunu yazmakta ve caminin uzunluğunun 180 eninin 90 ayak olduğunu (ayak: 30,5 cm ) iki yan ve bir kıble kapısı bulunduğunu camiin içinde 57 çam direk olduğunu bildirmektedirler. Caminin iç yukarı kısmında iki yönlü mihraba kadar uzanan demir parmaklıklı sofa ile 64 penceresi bulunduğunu binanın kârgir ve üzerinin kurşun kaplı tek kubbesi olduğunu yazar (Bak. seyahatname cilt 9.

810/1410 tarihli vakfiye gereğince mütevelli torunlarından olan Avnullah Efendi 1107/1696 tarihinde azledilerek üzerinde yalnız Ulu caminin imam ve hatipliği bırakılmıştır 1113/1701 de Avnullah Efendinin ölümüyle yerine oğlu Sunullah Efendi atanmıştır, ve cami mütevelliliği Timurtaş Paşa Darülhadis müderrisi Kütahyalı Halil Efendi oğlu Şeyh Abdurahman Efendi 'ye verilmiştir. (1216 /1801) bak: mahkeme kaydı defter 6)

Daha sonra cami harap olduğundan Kütahya naibi Şehzade Mustafa Efendi delaleti ve hayırsever halkın yardımı ile esaslı bir şekilde tamir görmüştür. (bak. Kütahya şehri sayfa 107)

Caminin kıble kapısının üstünde yanyana yazılmış yedi mısrahk kitabe şudur:

(İşbu Kütahya camii beşyüz sene evvel bina
etmiş idi ki hansultan Bayezid.

Binikiyüz yirmi iki şalinde sultan Mustafa,
Kılmış Liveçhillah atâ tamirine nakd-i mezid.

Amaki olmuş idi sebeb i mukadder hal'ini Handan,
Te'yid i bunyana lüzum oldu o esnada bedid.

Emreyledi icabını ol mabet pak Han,
Abdülmecit Han kim anın asarı hayri ba'did.

Mermer sütun üzerine olup tak'ı kapı ile refi.
Virdi tenasüp vaz'ına hakkak bu tarzı cedid.

Hak bani'i zişanın eyyam-ı ömrü şevketin,
itsün ilâyevn ülkıyam taht-ı hilafette vedid.

Vali iken yazdı Celal tarihi cevher darını,
Kubbeli kıldı mabedi tecdid Abdülhamid,..1309-1893.

Kâtip İbrahim Hakkı.

Bu kitabeden camiin (1222-1807) de dördüncü Mustafa devrinde (1807 - 1808) ve Anadolu Valisi Çelebi Mustafa Paşa 'nın (1807) delâleti ve halkın yardımile tamirine başlanmış fakat padişahin hal'i ve o sırada valinin sadrazamlıkla ayrılması yüzünden tamir işinin durduğu anlaşılmaktadır. Kitabede ismi geçen Celâl Paşa (1892-1893 de Hüdavendigar valisidir.

Bu kitabeninin altında altı mısralık bir kitabe daha vardır.

(Zehi vâlâ Ulu cami ki sultan Yıldırım Han'ın,
Bula ruhu mesubatı baka-ül hayırdan te'sir.

Mürur'u vaktile muhtaç iken tamir ü termime,
Görüp tekmilini şimdi cemaat aldılar tekbir.

Duaya bir eser babında Rağip yazdı tarihin,
Hele oldu Ulu cami kemal-i hüsnile tamir... 1223-1808)

Bu kitabeden 1807 de başlayan tamirin 1808 de bitirildiği anlaşılmaktadır.

Daha sonra, salname kayıtlarına yaşlıların beyanlarına ve bizzat inşaatta bulunan tanıkların söylediklerine göre 1889 da Kütahya mutasarrıfı Veysel Paşa zamanında eski yapı, temellerine kadar yıktırılarak yeniden ve şimdiki gördüğümüz şekilde yaptırılmıştır. 1890'da mutasarrıf Şamlı Hamdi Paşa zamanında şehrimiz ileri gelenlerinden Karazade hacı Yusuf Ağa, Doğlarlı hacı Ahmet Efendi, mutemet Eskioğlu Mehmet efendi, Katip Kasım Efendi'den kurulu müteşebbis ve hayırsever bir heyet tarafından ve halkın yardımı ile yeniden yapılmasına başlanmış ve 1893 yılında bitirilmiştir.

Camide gördüğümüz bütün mermer sütun ve plâkalar Çavdarhisar (Ayzani) harabelerinin döküntülerinden getirilmiştir. Söylendiğine göre caminin mimarı ve ustası Kütahyalı Rumlardan İlya ile Yorgi 'dir. İçindeki yazılar hattat Halil Tekirdağlıoğlu 'nundur. 1893 de Kütahya mutasarrıfı olarak bulunan Ahmet Fuat Paşa caminin iç tezyinatınının tefsirinin ve aydınlatma araçlarının tamamlanmasında büyük emeği geçmiştir.

Cami bundan sonra muhtelif tarihlerde tekrar tekrar vakıflar tarafından tamir ettirilmiş ve kubbe kurşunları, saçak taşları değiştirilmiştir.

Yukarıda yazdığımız kitabelerin altında ve kapının üstünde şu kitabe görülmektedir.

(Yıldırım Han camiinin tamirine zammı ha,
Tarihi Ya eyyühennas üdhülu dar-ün naim..)

Ebcet hesabile 731 çıkar, bir (Ha) harfi ilâvesile 1331 olur. milat 1913 dür şu halde bu tarihte tamir edildiği anlaşılmaktadır. Cami kapılarında gördüğümüz saraçlı Perdeler 1309 rumi, 1307 hicri senesinde inşaatın bittiği sene saraç Abdullah tarafından hediye edilmiştir.

Minare kapısının üstünde şu kitabe vardır:

{Bu binayı göricek dedi Subuhiyi Tarih,
Cami-i Yıldırıma kıldı minare Mahmut. 961-1554)

Bu kitabeden minarenin Mahmut isminde hayırsever bir vatandaş tarafından (961 -1554) senesinde ikinci tamirden sonra yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Bu Mahmut, Hisar bey oğlu Mustafa Bey 'in oğludur, (bak mahkeme kaydi)


Şimdiki durumu

Camiin iki yan bir kıble kapısı vardır. Kuzey yön, boydan boya camekânlı olup dört mermer sütun üzerine beş kemerlidir. Sağdan beşinci kemer Vahit Paşa kütüphanesi yapıldığı zaman kapatılmış ve ayrıca iki pencere açılmıştır.

İki mermer sütun arasında bulunan demir parmaklıktan yapılma dış kapıdan girilince sağda dış cemaat yeri ve eski Vahit Paşa kütüphane odası vaardır. Solda (7 X 12) m kare olan mahfil iki kavis üzerine iki parçadan ibaret tavan alçı sıvalı ve badanalıdır. Buranın sade bir mihrabı vardır. Asıl cami kapısı mermer taşlarla özel bir tak içinde olup, takın üstünde yukarda yazdığımız kitabe görülmektedir. Buv üç kapı 1277 tarihinde tamir görmüştür (bak mahkeme defteri 36)

(1, 65 X 2,) boyutlu çift kanadlı demir kapıdan camiye girilir, sağdan 12 basamak ahşap merdivenle üst mahfile çıkılır. (25,5 X 4,5) M kare olan bu mahfilin tavanı sağda, solda iki küçük kubbe ortasında bir yarım kubbe ile kapalı, alçı sıvalı ve yağlı boyalıdır, camiye bakan cephe sekiz mermer sütun üzerine tamamen kafeslidir. Bu mahfil 4 büyük ve tavana yakın 5 yarım kavisli pencereden ışık alır. onbir basamak merdivenle aşağıya inilir. Üst mahfilin altı da iki kısım üzerine son cemaat mahfili olarak parmaklıklarla ayrılmıştır. Bu iki kısmın hemen ilerisinde yine parmaklıklarla ayrılmış iki kısım daha vardır.

Camiin doğu, batı, kıble kapılarının teşkil ettiği üçgen hattı ortasında, altı mermer sütun üzerine oturtulmuş 10 basamak merdivenle çıkılan altıgen biçiminde müezzinler yeri vardır, bunun altında camiye ayrıca revnak veren mermer bir şadırvan mevcut olup lezzetli ve soğuk suyu vardır.

İçten, içe (25,5 X 40) M kare olan cami kubbeleri, çevresi 4,3 metre olan» fil ayakları üzerine, çevresi 220 santim, yüksekliği yakinen beş metre olan birbirine mütenazıdır ve parelel altı mermer sütun üzerindedir. Bu sütunlara dayanan yekdiğerine paralel ve dikey yarım kavisler ve kemerler üstündedir. Ortada iki büyük kubbe, yanlarda dört küçük kubbe ile altı yarım kubbe görülmektedir. Dış cemaat mahallindeki kubbeler bu yekûna dahil değildir. Duvarların kalınlığı 1,5 metre olup tamamen kesme taş ve harç karışımı, dıştan kârğir lâmbalarla takviyelidir. (Söylendiğine göre camiyi inşa eden İlya ve Koca Yorgi ustalar, şu gördüğünüz sütunlar kaldırılırsa dahi bu kubbeler böylece mualâkta kalır demişler.)

Doğu duvarında ( 2, 75 XI 20 ) boyutlu birbirine paralel ve mütenazır altlı üstlü 20, batıda 20, güney duvarında 12 penceresi vardır. Tavana yakın yarım kubbelerde beşerden 30, büyük büyük kubbelerde yedişerden 14 pencere vardır. Mihrap mahfilinin kemerinde rumi 1309 da yazılmış Kütahyalı hattat Tekirdağlı Halil efendinin en güzel yazılarından bir ayet ve diğer kısımlarda hepisi birbirinden daha nefis yazılar ve son derece ahenkli nakışlar vardır. Caminin letafetine ve lahutiliğine yaraşır muhteşem bir mihrap ve aynı nefasette doğrama bir minber vardır sakalı şerefi bu minberin üstündeki ihtiram makanında muhafaza edilir, eskiden kalma iki kristal avize ve dört şamdan dikkati çekmektedir Doğu ve Batı kapılanda ikişer kanadlı ve kalastan yapılma olup dış kısımları mermer sütunlar üzerinde revaklıdır. Caminin dış kubbeleri tamamen kurşun kaplı olup 1961 - 1962 senelerinde yeniden tamir görmüştür. Cami gerek yapısı ve gerekse yazı ve nakışları bakımından genel görünüş ile hakikaten çok muhteşem ve gönül açıcıdır. Cami dışında kuzey duvarının doğu duvarile birleştiği köşeye bitişik minarenin kaidesi kesme taştan olup gövde tuğla ile harç karışımından yapılmadır 96 basamaklı olan minare tek şerefeli ve külahı kurşun kaplıdır. Caminin sakahanesi kuzeyindedir. Ayrıca yazılacak caminin halen iki imamı ve 4 müezzini vardır.

--------------------------

Kaynak: Hamza Güner / Kütahya Camileri / 1964

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz