Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
II. Bayezid'in Şahsiyeti
Turahan Bey ve Ailesi
Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu-2
Osmanlı'nın hakkı Osmanlı'ya
Vefa Bozacısı Tarihçesi
Top atan topçular
XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlılardaki Camiler
Sultan İbrahim
Bursa Murat Hüdavendigar Camii
Yemişçi Hasan Paşa

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Kırım Hanlığı

Kırım Hanlığı Hakkında Kısa Bilgi

Kırım ve Altınordu Hanlığı

Kırım hanlığı Altınordu veya Deşt-i Kıpçak buyuk hanlığının Tokatimur şubesine mensuptur. Bu, Tokatimur şubesinden Kazan, Astrahan ve Kırım hanlıkları meydana çıkmıştır. Bunların içinde en önemlisi Kırım hanlığı olup aile arasındaki hanlık mücadeleleriyle yıpranmış ve sonra Osmanlı nüfuzu altına girmek suretiyle üç buçuk asır daha yaşamıştır.

Toktamış Han'ın Timur'a mağlûp olmasından sonra Altınordu hanlığı eski kuvvetini kaybederek dahilî mücadeleler yüzünden bir daha belini doğrultamamış, nihayet parçalanmış ve Kırım hanlığı bu parçalardan birini teşkil etmiştir; burada önce, hanlık etmek isteyen Taştimur veya Timurtaş Bey olup adına para bastırmıştır; bundan sonra oğlu Giyaseddin Kırım hanı olmuş fakat Altınordu hanlığı tarafından sıkıştırıldığından Litvanya'ya kaçmıştır. Bu aileden olan ve Timurtaş Bey'in torunu olması kuvvetli ihtimal dahilinde bulunan Hacı Giray Litvanya'da doğmuştur.

Bu sıralarda Altınordu hanlığı beylerinden olup bu hanlıkta atabey olan ve hattâ 1399’da Toktamış Han'ı merkezi olan Volga üzerindeki Saray şehrinden kaçıran Nogayların reisi Ediğe veya İdüge Bey kendi arzusuyla Altınordu hükümdarlığına Urus Hanlardan birtakım hükümdarlar seçmiş ve bir aralık bunun tahakkümünden bıkan bazı ümera kendisinden kurtulmak istemişlerdir; bunlar 811 H. 1408 M. senesinde Edüge'nin, Altınordu hükümdarı Pulad Han ile Moskova üzerine yaptığı seferi fırsat bilerek Uruslardan Timur Kutluğ Han'ın oğullarından Timur Han'ı hükümdar ilân etmişlerdir. İdüge, bunu haber alınca, Pulat Han ile birlikte Kırım'a çekilmiş ve Kırım'da bulunan Giyaseddin Han da yukarıda söylediğimiz gibi Litvanya'ya kaçmıştır.

Timur Han'dan sonra Altınordu hanlığında birbirini takiben Toktamış'ın oğullarından Celâleddin hükümdar olduysa da, kardeşi Kerim Berdi Han bunu öldürüp hanlığa geçti; Kerim Berdi'nin oğullarından Kadir Berdi (veya Cabbar Berdi) Han, Edüge ile yaptığı bir dövüşmede maktul olduysa da aynı zamanda Edüge de katlolunarak ordusu dağıldı.


Kırım’da Giray Ailesinin Hanlığı

İşte Altınordu hanlığındaki bu saltanat mücadeleleri sırasında Litvanya'da bulunan Hacı Giray oradan aldığı yardımcı kuvvetle 832 H. 1438 M. de Kırım'ı elde edip hanlığını ilân eyledi. Bu esnada Altınordu hükümdarlığında bulunan Timur Kutluğ'un oğullarından Uluğ Mehmed Han buna karşı ses çıkarmadı ve bu suretle Hacı Giray, Kırım’da yerleşti, adına para bastırdı. Hacı Giray, Altınordu hanlığı ile münasebetleri iyi olan Cenevizlilerin elinden Kefe’yi almak istedi ve Ceneviz kuvvetlerini bozdu ise de kaleyi alamadı (1438.)

Altınordu hanlarından sonu olan Seyyid Ahraed Han, Kırım'ı ilhak etmek istiyordu. Hacı Giray buna karşı dostları Litvanya ile Lehistan'a, güvenemediğinden Osmanlı devletine başvurdu; Osmanlılar 1454 de Kırım sahillerine ve Kefe'ye elli kadar kadırga gönderdiler. Hacı Giray altı bin kişilik bir kuvvetle Kefeyi karadan kuşattı; bunun üzerine Cenevizliler Hacı Giray ile anlaşarak ona bir miktar vergi vermeği kabul ettiler.

Hacı Giray'in bu hareketi Altınordu hükümdarını harekete şevketti ve Kırım'a hücum ederek Hacı Giray'ı yaralı olduğu halde kaçırdı. Hacı Giray yedi sene kadar Kırım haricinde kaldı. Nihayet taraftarlarından Tekne Mirza Altınordu kuvvetlerini Kırım'dan çıkarıp Hacı Giray'ı tekrar Kırım hanı ilân eyledi.

Hacı Giray bu ikinci Kırım hanlığında, Moskova grandükü Büyük İvan (1462-1505) ve Lehistan kiralı IV. Kazimir (1445-1501) ile dostluk ve ticaret muahedeleri akteyledi; bundan dolayı Hıristiyanların dostu olup Litvanya'da doğup büyüyen Hacı Giray'ı Papa Osmanlılar aleyhine tahrik etmek istemişti.

Mengli Giray’ın Hanlığı Hacı Giray 1466 da öldüğü zaman on iki oğlundan sekizi ve akrabaları birbirleriyle mücadeleye başladılar; Kırım hanlığını elde edenleri, yerlerini az sonra rakiplerine bırakıyorlardı. Bir aralık Hacı Giray'ın oğullarından Mengli Giray Han da bu arada üç ay kadar Kırım hanlığı vapabildi; fakat sonra kardeşlerinden Nurdevlet ile yaptığı muharebede mağlûp olarak Cenevizlilere ait Menküb kalesine kaçmıştı.

Kardeşlerinden bazılarını öldürüp bazılarını da Rusya ya kaçmağa mecbur eden Nurdevlet Han takriben iki buçuk sene kadar Kırım hanlığı yaptı. Bir taraftan Altınordu'dan diğer taraftan da biraderi Mengli Giray'dan çekinmekte idi; korktuğu başına geldi. 1469 senesinde Şirin beyleri'nden Mamak Bey oğlu Eminek Bey'ini ve diğer taraftarlarının yardımıyle Mengli Giray Han ikinci defa Kırını hanı oldu ve 1474 (879) senesine kadar kaldı. Bu sırada Altınordu hükümdarı Seyyid Ahmed Han'ın Kırım'a hücumu üzerine Mengli Giray yine Menküb kalesine kaçtı ve yerine Seyyid Ahmed Han tarafından Canıbey Giray vali tayin edildi ve pek az sonra yani 880 H. 1475 M. de Nurdevlet Han ikinci defa Kırım hanı oldu.


Kırım hanlığının Osmanlı Nüfuzu Altına Girmesi

Hem kardeşi Mengli Giray'a ve hem de Altınordu hükümdarına karşı durmak zorunda kalan Nurdevlet Han, Osmanlılara dostça münasebata girişmiş ve Fatih Sultan Mehmed'e çok mütevazı ve hürmetkar mektuplar gönderilmiştir. 882 H. 1477 tarihli olan bir nâmesinde Osmanlı hükümdarına karşı çok mütevazı ve hürmetkar bir lisan kullanmıştır; fakat 1476 da Boğdan üzerine yapılan seferde Osmanlılar tarafından davet edilmiş ise de Altınordu hanlığı tarafından tehdid edildiğinden ne kendisi gelebilmiş ve ne de yardımcı kuvvet göndermiştir.

Nurdevlet Han'ın bu hareketi aleyhtarlarına fırsat vermiş ve Mengli Giray adamları ve bilhassa Eminek Bey'in gayreti neticesi olarak İstanbul'da bulunan Mengli Giray, Kırım hanlığına tayin olunup kendisine tuğ ve sancak verilerek Kırım'a gönderilmiş (1477 sonu) ve işte bu suretle Kırım Hanlığı Osmanlı nüfuzu altına girmiştir.

Mengli Giray Han, bundan sonra Osmanlı himayesinde olarak 883 H. 1487 M. ile 921 H. 1515 M. arasında Kırım hanlığında bulunup daha sonra kendisine 1197 H. 1703 M. tarihine kadar oğul ve torunları halef olmuştur.


XVI.Yüzyıl Ortalarına Kadar Kırım Hanlığının Osmanlı Devleti ile İlişkileri

Osmanlı nüfuzu altında bulunan Kırım hanları iç işlerinde müstakil olup hutbelerde Osmanlı hükümdarından sonra hanların adları zikredilir ve namlarına para basılırdı. Kendilerinin divanları ve sair teşkilâtları vardı. Hanların merkezi Bahçesaray şehri idi. Hanların başkanlığındaki divana han görünüşü denilirdi. Hanın belirlenmesi mirzalara aid olup bu, on yedinci asra kadar sürmüş sonradan bunların tayin ve azilleri Osmanlı hükümetince yapılmıştır.

Kırım hanları Cengiz’in oğlu Cuci Han evladından olup Kiray veya Giray denilen bir aileden idiler. Kiray veyahut Giray, kuvvetli mahlûk ve dev manasına gelmektedir.

Daha Kırım hanlığının teşekkülünden evvel yarımadaya sahip olan Altınordu hanlığıyla Osmanlılar arasında dostça münasebet olup bu, Yıldırım Bayezid ile Toktamış ve II. Murad'la Uluğ Mehmed Han (1418-1437) arasında mektuplaşmak suretiyle devam etmiştir. Daha sonra Kırım’a sahib olan Taştimur ve ilk Kırım hanı Hacı Giray da gerek Altınordu’ya ve gerek diğer düşmanlarına karşı Osmanlılarla iyi münasebetler kurmuşlardı. Hatta Hacı Giray, Osmanlılarla anlaşarak Cenevizlilerin elindeki Kefe’yi almak istemiş, fakat muvaffak olamamıştı (1454). Lâkin Kırım hanının teşvikiyle yapılan bu teşebbüs, daha sonra Osmanlıların bu mühim ticaret şehrini almalarına sebep olmuştur.
Hacı Giray 1466’da öldü; oğulları arasındaki hanlık mücadelesi yaşça büyük olan Nurdevlet'in galebesiyle neticelendi. Fakat şirin kabilesine dayanmış olan kardeşi Mengli Giray bir müddet dayandı ise de nihayet Kefe'ye kaçmağa mecbur oldu ve Cenevizlilerin yardımıyla, biraderine galebe etti (1468).

Mengli Giray Kırım hanlığını istilâ etmek isteyen Altınorduya karşı Moskova grandukalığıyla ittifak ederken Altınordu da Kırım hanlığı aleyhine olarak Lehistan’la anlaşıyordu.

Kefe, esasen Kırım hanlarına ait olup onlar burasını bir vergi mukabilinde Cenevizlilere bırakmışlardı; bu ticaret iskelesinden alınan gümrük resminin bir kısmı Kırım hanına ait olduğundan orada hanın bir memuru bulunuyordu. Mengli Giray zamanında burada Eminek Bey adında bir memur vardı; Cenevizliler, bunun Osmanlılara taraftar olduğunu anladıklarından zorla kendisini azlettirmişlerdi.

Bunun üzerine Eminek Bey, isyan ederek Mengli Giray'ı Kefe'ye kaçırdığı gibi orayı da kuşattı ve aynı zamanda Osmanlı hükümdarını da Kefe'nin zaptına teşvik etti; bunun üzerine Gedik Ahmed Paşa Kefe üzerine gönderildi ve burası alınarak (1475) Cenevizliler tarafından hapsedilmiş olan Mengli Giray ikinci defa hanlığa getirilmiş ve Osmanlı hükümdarıyla müttefikan hareket edeceğine dair bir mukavele imzalamış ve eskisi gibi Kefe gümrük gelirinin bir kısmı cep harçlığı veya kaftan parası olarak kendisine bırakılmıştır.

Mengli Giray 1476’da Altınordu hükümdarı Seyyid Ahmed Han'ın başkenti olan Saray şehrine taarruz etti ise de muvaffak olamayıp yaralı olarak kaçtı ve Osmanlıların elindeki Kefe'den sonra bütün yarımada Altınordu kuvvetleri tarafından işgal olundu; Mengli Giray İstanbul’a geldi ; bu sırada meydana çıkan Nurdev1et Altınordu kuvvetlerini kovarak Kırım hanı oldu (882 H. 1477 M.).

Nurdevlet'in, diğer biraderi Haydar ile yaptığı hanlık mücadelesinden dolayı Kırım harap olduğundan bu hal üzerine Eminek Mirza tarafından İstanbul’a gönderilen bir heyet Nurdevlet'ten şikâyet ile Mengli Giray'ın hanlığa seçilip hanlığının tasdikiyle gönderilmesini rica ettiklerinden bu suretle Mengli Giray Kırım'a gönderilmiştir (883 H. 1478 M.).


Mengli Giray Han

Mengli Giray, II. Bayezid zamanında yani 889 H- 1484 M- de Boğdan üzerine yapılan seferde ilk defa elli bin kişilik bir kuvvetle bulunmuş ve bundan sonraki seferlerde de hizmete gelmesine müsaade istemiş ve bu suretle Osmanlı devletinin bütün Avrupa ve kısmen Asya seferlerinde Kırım hanlarının mühim kuvvetle bulunmaları veya kuvvet yollamaları kanun olmuş ve bu hususta bazı merasim yapılmıştır. Hanların her seferde orduda kuvvet bulundurmaları 1593'den itibaren devam etmiştir.

Mengli Giray Han'a Kefe, Gözlova ve Balıklova limanları gümrük hasılatından bir kısmı kaftan parası namıyla bırakılmış ve bu gelir Mengli Giray'dan sonraki hanlar zamanında da devam etmiştir. Yavuz Sultan Selim zamanında da devlet hazinesinden Kırım hanlarına günde bin akçe ve yakını olan mirza ve ağalarına da üç yüz akçe tahsis edilmiştir.

Yavuz Sultan Selim zamanında, Kırım hanı olanların oğul veya kardeşlerinden birini rehin olarak İstanbul'a yollamaları kanun oldu ve ilk defa Mengli Giray'ın oğlu Saadet Giray rehin olarak İstanbul'a gönderildi.

Osmanlı hükümeti Kırım hanlığına tayin edilenlere hanlık alâmeti olarak berat veya menşur ile kılıç ve bayrak (sancak) da verirdi. Tarihî işaretlere
göre Mengli Giray, Yavuz Sultan Selim'in kayın pederi idi.


Mehmed Giray

921 H. 1515 M.’de vefat eden Mengli Giray’ın yerine sekiz oğlundan en büyüğü olan Mehmed Giray ittifakla Kırım hanı oldu. Mehmed Giray, pederinin civar hükümetlerle yaptığı muharebelerde Kırım'da kalarak babasına vekâlet eder, yani kalgaylık yapardı. Bu bir nevi veliaht demekti. Mehmed Giray Kırım hanı olunca o da kendisine kalgay veya kağılga olarak kardeşi Bahadır Giray'ı tayin etmişti.

Mehmed Giray Astragan (Hacı Turhan)'ı zabt ile oralardaki Nogayları idaresi altına almış ise de Kırım'a dönmeden önce bir gece Nogay beylerinin hücumuna uğrayıp biraderi Kalgay Bahadır Giray ile beraber şehit edilmişlerdir (929 H. 1523 M.).


Gazi ve Saadet Giray lar

Mehmed Giray'ın ölümünü müteakip yerine oğlu Gazi Giray, Kırım hanı oldu ise de ekseriyet kendisinden memnun olmadıkları için yerine Mengli Giray'ın oğullarından Saadet Giray, Hanlığa gelmiş, buna karşıda Mehmed Giray'ın diğer oğlu İslâm Giray harekete geçip işi ele almış ve bununla başa çıkamayacağını anlayan Saadet Giray hanlıktan çekilerek İstanbul'a gelmiştir.


Sahib Giray Han

İslâm Giray, yaptığı işin iyi netice vermeyeceğini takdir ederek hanlıktan çekildiğini İstanbul'a bildirmiş olduğundan Mengli Giray'ın İstanbul'da bulunan oğullarından Sahib Giray, hanlığa tayin edilerek topçu, cebeci ve Kapıkulu askerlerinden bir kısmıyla yani bin beş yüz kişilik bir maiyyetle Kırım'a gönderilmiş ve makamına oturtulmuştur (939 H. 1532 M.).

Kanunî Sultan Süleyman'ın 945 H. 1538 M. tarihindeki Boğdan seferinde, Kırım kuvvetleriyle Kırım hanı Sahib Giray Han da bulunmuş ve Macaristan seferinde de oğlu Emin Giray kumandasıyla asker göndermiştir.

Sahib Giray kendisinin yakından ve uzaktan rakiplerini ortadan kaldırmağı âdet etmişti; bu meyanda İstanbul'da bulunup sevilen biraderinin oğlu Devlet Giray'ı da Ejderhan hanlığına tayin ile ele geçirmek istemiş ve nihayet aleyhtarlarının ve bu arada arasının açık olduğu Kefe beyi Kasım Paşa'nın tedbiriyle Çerkezistan seferinden avdette oğullarıyla beraber Taman geçidinde katledilmiştir (958 H. 1551 M.).


Devlet Giray

Devlet Giray İstanbul'da yetişmiş ve bir ara Saadet Giray zamanında kalgay olmuş, Saadet Giray çekilince o da İstanbul'a gelmiş ve Sahib Giray'ın katli üzerine Kırım Hanlığına tayin olunup gönderilmiştir.

Devlet Giray'ın hanlığı zamanında Rusların eline düşen Ejderhan geri alınmış (961 H. 1554 M.) ve bundan başka Moskova'ya akın yaparak Rusları vergiye bağlamıştır.

Devlet Giray, Zigetvar seferinde mirzalar kumandasında Tatar askeri göndermiştir. Bu kuvvetler Erdel beyi Sigismund Zapolya ile beraber bir sene evvel Avusturyalıların eline geçen bazı yerlerin geri alınmasında hizmet etmişlerdir.


XVI. Yüzyıl ortalarına kadar gelen Kırım Hanları

1. Hacı Giray 1420 - 1466

2. Nurdevlet 1466 - 1469 1474 - 1477

3. Mengli Giray 1468 - 1474 1475 -1477 1478 - 1515

4. Mehmed Giray 1515 - 1523

5. Gazi Giray 1523 - 1523

6. I. Saadet Giray 1523 - 1532

7. İslâm Giray 1532 - 1532

8. Sahip Giray 1532 - 1551

9. Devlet Giray 1551 - 1577

Kırım hanlığının Osmanlı nüfuzu altına girmesi Lehistan kırâllığının Karadenize inmek emellerini bertaraf ettiği gibi daha sonraki tarihlerde de Ruslara karşı aynı siyaset takip edilmiştir.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz