Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Veliyyüddin Efendi
Atatürk’ün annesinin, Latife Hanım’a tek vasiyeti
Divittar Mehmet Emin Paşa
Osmanlı Memlûkler üzerine neden savaş açtı?
On sekizinci Yüzyıl Başından Ortasına Kadar İdarî Vaziyet
Osmanlı Sanatı
Osmanlı Padişahları
Salyaneli ve Salyanesiz Eyaletler
Osmanlı Padişahları
Osmanlılarda İlim ve Ulema

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Kabakçı Mustafa İsyanı ve III. Selim'in Tahttan İndirilmesi

Kabakçı Mustafa, âsilerin programını münadilerle istanbul'un her tarafına yaydı:
"Ey ahali, meramımız Nizam-ı Cedit belâsını kaldırmaktır. Başka niyetimiz yoktur. Müslüman olanlar, kendilerini ocaklı bilenler bizimle beraber olsunlar."

Bu sözler üzerine Nizam-ı Cedit düşmanları Kabakçı'nın yanına koşuştular. Veliaht Şehzade Mustafa ve şeyhülislâm Topal Ataullah efendi de Kabakçı'ya akıl hocaları yolladılar. İsyanın neticesi sadaret kaymakamının hareketine bağlı idi. Köse Musa Paşa, pâdişâha sunduğu raporlarda isyan hareketini silik ve sönmeye mahkûm gibi gösterdi.

Musa Paşa bundan başka Nizam-ı Cedit askerlerinin kışlalarından çıkmamalarını emretti. Âsilere karşı koymağa hazırlanan Topçu ocağına da şu haberi gönderdi: "Karşı gelmesünler, bu iş cümle ittifakiyledir."

İlk önce Topçular, daha sona Cebeci ocağı âsilere katıldılar. Kabakçı yürüyüşünü Et meydanında durdurdu. Kabakçı tarafından davet edilen yeniçeri ihtiyarlarıyla ulemanın ileri gelenleri, başta şeyhülislâm Ataullah efendi olmak üzere, âsilerin programını tasvip ettiler. Artık Nizam-ı Cedit yok olmaya mahkûm edilmiş oluyordu.

III. Selim, durumdan haberdar edildiği vakit büyük acı duydu. İmparatorluğun maddî ve manevî kuvvetlerini kendisine karşı birleşmiş görüyordu. Devletin idaresini ellerine bırakmış olduğu sadaret kaymakamı ile şeyhülislâm, Kabakçı isyanını hazırlayan, hıyanet ve alçaklığın canlı sembolleri idi. Kime güvenmeli ve neye dayanmalı idi. III. Selim korkak değildi. Daha Nizam-ı Cedit hareketinin başında günün birinde tahtını ve başını bu uğurda kaybetmek ihtimallerini hesaba katmış bulunuyordu. Fakat maksada ulaştıramayacak manasız bir cesarete, derin bir tevekkülü tercih ediyordu. Âsilere karşı koymak için hiçbir kimseye güvenemezdi. Onların isteğini kabul etti ve Nizam-ı Cedidin kaldırıldığına dair bir hatt-ı hümâyun yazdı. Bu, âsilerin büyük bir zaferi demekti. Musa Paşa, Kabakçı'ya on bir kişinin isimlerini taşıyan bir liste göndermişti. Bu on bir kişi içinde İbrahim Kethüda, Bahriye nazırı Hacı İbrahim, rikâp kethüdası Hacı Mehmet, reisülküttap vekili Ahmet, Enderun ricalinden sırkâtibi Ahmet ve daha başkaları vardı. Hepsi Nizam-ı Cedit meselesinde pâdişâha yardım etmiş kimselerdi. Kabakçı âsilere:
"Bu on bir kişi memleketi harap edenlerdir. Ölü veya diri pâdişâhtan bunları istemeliyiz" dedi. Âsiler Kabakçı'yı tasvip ettiler. Şeyhülislâm ve kazaskerler kararı tasdik ederek pâdişâha bildirdiler.

Pâdişâh, sarayın tarihini iyi bilenlerdendi. Âsilerin istediklerini yapmazsa zorla saraya girip edepsizliklerini gerçekleştireceklerdi. Bu itibarla Etmeydanı meclisinin dileğini kabul etti. Asiler, listeye isimleri geçenleri türlü türlü işkencelerle paraladılar ve muradlarına erdiler. Fakat onları kuran devlet ricali bu kadarını kâfi görmüyorlardı. İstanbul kadısı âsilerin yanlarına gönderildi ve onlarla şu meselenin münakaşasına başladı:
"Bundan sonra bu pâdişâha emniyet olabilir mi?" Âsiler derhal şeyhülislâmı çağırdılar ve sordular.
"Sultan Selim'in saltanatta istiklâli yok. Hükümeti birtakım zalimlerin eline verdi. Kendisi zevk u sefa ile meşgul. Devlete getirdikleri de fukaraya ve reayaya zulüm yapıyorlar; böyle bir pâdişâhın hilâfeti sahih midir?"

Ataullah efendi, "değildir" cevabını verdi ve hal' fetvasını yazdı. Bu andan itibaren âsiler "Sultan Selim'i istemiyoruz, Sultan Mustafa efendimizi istiyoruz" diye bağrışmaya başladılar. Bir heyet hal' fetvasını pâdişâha götürdü. Sultan Selim derin bir acı ile "böyle âsi tebaanın pâdişâh ve halifesi olmaktan ise olmamak evlâdır" diyerek padişahlıktan çekildiğini bildirdi.

Feragattan önce kendisine, orduy-ı hümâyunu İstanbul'a çağırarak isyanı bastırması teklif edilmişti. Bu teklife verdiği cevap şu olmuştu:
"Olmaz, sonra Rus orduları Çatalca ya gelir." Böylece III. Selim, en büyük felâket anında dahi, devlet ve memleketi düşünerek hareket etti. Cesaret ve hamiyet onda, alçaklık, hainlik ve namertlik ulema ile asker ocaklarında kaldı.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz