Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Yavuz Sultan Selim
I. Abdülhamit
XVII. Yüzyılda Osmanlı Donanması
XX. YÜZYILA DOĞRU OSMANLI İMPARATORLUĞU
Süleymaniye Camii Hakkında Bir Anektod
Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 1 (1872- 1929)
Kanuni Devrinde İstanbul'un Ticari Durumu
Tarihi Fıkralar 2
Hece Vezni
Osmanlı Gölge Oyunu Tekniği

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Kadılık - Kazaskerlik - Müftülük

Sayfadaki Başlıklar


Kadılık
Kazaskerlik
Müftülük

Kadılık

Osmanlı memleketlerindeki kaza (hâkimlik-savcılık) işleriyle meşgul olan kadı sınıfının derecesi kanunnameler ile tesbit edilmişti. Malûm olduğu üzere kadılar kısmet, miras, nikâh, nafaka ve ailevî meseleler vesair şer'î ve hukukî davalara bakarlar ve bu işlerden kanunla tayin edilmiş olan resim yani vergileri alırlardı; bunların da en büyük âmiri bu asırlarda bulundukları kıtalara göre Rumeli ve Anadolu kazaskerleriydi; kazaskerler, 150 akçeye kadar olan kadılıkları idare ederlerdi; bundan yukarısının arzı ve tayini vezir-i azama aitti. Kadılığın en yüksek derecesi 500 akçelik taht kadıları idi; Bursa, Edirne ve İstanbul gibi Osmanlı devletinin kendisine merkez yaptığı yerlerin kadılıkları bu cümledendir; bu tarihlerde Sahn-ı Seman müderrislerinden arzu edenler taht kadılığına tayin edilirlerdi; Taht kadılarından bir derece aşağı olarak 300 akçeden başlayan ve mevleviyyet denilen kadılıklar geliyordu; Sahn medreselerindeki hariç ve dahil müderrisleri isterlerse 300 akçelik kadılığa tayin olunurlardı; 150 akçelik kadılıklar sancak kadılıkları idi.

Şu kayıtlara göre kadılık, nahiye, kaza, sancak, eyâlet ve taht kadılıkları olmak üzere beş kısımdı; bir kadılığa birkaç kişi talip çıksa aralarında imtihan yapılırdı. Kadıların hizmet süreleri derecelerine göre başka başka olup bu müddeti bitirince azledilmiş sayılarak yerine sıra bekleyen kıdemlisi tayin edilirdi.

Bilûmum kadılar ve bilhassa bunların içinden kaza kadıları, kazalarındaki hükümet işleriyle de meşgul olurlardı; zahire tedariki, maden, yol vesair işlere tayin olunanların sevkleri, devşirme işleri, velhasıl hükümetçe verilen görevleri dolayısıyls idarî işleri de görürlerdi.


Kazaskerlik

Bu makam I. Sultan Murad zamanında kurulmuş ve ilk defa Çandarlı Kara Halil, Efendi (Paşa) tayin edilmişti; Osmanlı hudutlarının genişlemesi üzerine kazaskerlik Fatih Sultan Mehmed'in son senelerinde Rumeli ve Anadolu kazaskerliği olarak ikiye ayrılmıştır.

Kazaskerler bu tarihlerde ilmiye sınıfının yani müderris ve kadıların en büyük makamı idi; askerî sayılan bütün sınıfların hukukî ve şer'i işleri bunun tayin ettiği nâibler yani vekiller tarafından görülür ve bunlardan alınan resimler kendisine ait olurdu; vilâyet, sancak ve kaza kadıları bunların işlerine müdahale edemezlerdi.

Kazaskerler; divan-ı hümâyun azasından olup oraya gelen davaları hallederler ve haftanın belirli günlerinde kendi evlerinde de divan kurup kendilerine havale edilen hukukî ve şer'î işlere bakarlardı.


Müftülük

Osmanlıların ilk devirlerinde en yüksek ilmiye derecesi kazaskerlik idi; Fatih Sultan Mehmed zamanındaki kanunnâmeye göre şeyhülislâm diye isim verilen müftü ulemânın reisi yani müderrislerin arasında en yüksek derecede idi; hattâ müftü ile pâdişâh hocasının, vezirlerin de üstünde olmasından dolayı vezir-i âzamın onlara riayeten üst tarafına oturtması kanundu.

Müftüler, bulundukları mıntıkada dinî meseleler hakkında fetva vererek halkın sorularını cevaplandırırlardı; bunların XVI. asır başlarına kadar mevkileri hükümet teşkilâtında o kadar ehemmiyetli değildi; kazaskerlere nazaran cüz'i maaşları vardı.

II. Bayezid, meşhur medresesini (Bayezid'de şimdiki İnkılâp Müze ve Kütüphanesi) yaptığı zaman müftü olan Zenbilli Ali Cemalî Efendi'ye hürmeten medresesini müftü olanlara tahsis etmiştir; o tarihte müftülerin yevmiyesi 100 akçe iken bu medrese müderrisliği münasebetiyle müftülere 50 akçe daha verilmiştir; Kanunî Sultan Süleyman zamanında Ali Cemali Efendi'nin yevmiyesi 150'ye çıkarılmış ve Ebussuûd Efendi zamanına kadar bu miktar devam etmiştir.

Ebussuûd Efendi müftü iken meşhur tefsirini yazarak bir kısmını takdim etmiş ve o tarihe kadar Bayezid medresesi müderrisliği ile beraber 200 akçe olan müftülük maaşı 300 akçe zamm ile 500'e çıkarılmış ve tefsirini tamam edince yevmiyesi 600 akçe olmuştu. İşte bu tarihten İtibaren müftülük kazaskerliğin üstüne çıkmış ve Rumeli kazaskerliğinden sonra müftülük en yüksek ilmiye makamı olmuştur; müftüler XIX. asra kadar kabineye dahil olmayıp sonradan buraya alınmışlardır; müftülere şeyhülislâm da denilmiş olup bu tabir XVII. asır sonlarından itibaren yaygın hale gelmiştir.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz