Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Abdülmecid Efendinin Halife Seçilişi (18 Kasım)
'Atatürk'ün Kerkük'e yazdığı mektup'
Müsemmen
II. Mahmut ve Islahatları
XVII. Yüzyılın İlk Yarısındaki Eyâletler
2. Gürcü Mehmet Paşa
İşte Adaletli ve Dürüst Osmanlı Hakimiyeti!
Boğaz Yamaklarının İsyanı
Millî Mücadele'yi Vahdeddin mi başlattı?
KANUN-İ ESASİ

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Karlofça Antlaşması

Sayfadaki Başlıklar


Müttefiklerin Barış İstekleri
Barış İşini Görüşme Yeri
Dört Devletin Murahhasları
Avusturya İle Başlıca Anlaşma Şartları
Lehistan'la İmzalanan Antlaşma
Ruslarla Antlaşma
Karlofça Antlaşmasının Etkisi

Müttefiklerin Barış İstekleri

Taraflar anlaşmaya karar verdikten sonra müttefikler önce 24 Nisan 1698'de Viyana'da toplanıp aralarında barış şartlarını tesbit etmeye başladılar; İmparator Leopold, aldığı yerlere kanaat ederek mutlak surette barışa taraftar olmakla beraber Lehistan ile Rusya ellerinde olmayan yerlerden de bazı parçalar koparmak istiyorlardı; bundan dolayı imparatorun, herkesin mevcudu muhafaza etmesi suretiyle sulha muvafakat etmesinden memnun değillerdi; hattâ Çar Petro ile Lehistan kralı Ogüst aralarında mutabık kalmak için buluşup görüşmüşler, fakat birbirlerine îtimadsızlıklarından dolayı bir anlaşmaya varamamışlardı; Ruslar zaptettikleri Azak kalesinden başka Kerç kalesini ve Lehliler de senelerce hücum edip alamadıkları Kamaniçey'i istiyorlardı; Bosna'da pek o kadar başarılı bir iş göremeyen Venedik cumhuriyeti burada bazı hudut düzeltmesiyle elde ettikleri Mora ile kanaat ediyorlardı; işte müttefiklerin barış masasına oturdukları zaman arzu ve kararları bu şekilde idi; yalnız Lehistan harple alamadığı Kamaniçe'yi sulh masasında elde etmek için Papa'nın aracılığını istiyordu.


Barış İşini Görüşme Yeri

Osmanlılarla müttefikler arasında barış görüşmeleri yapılacak şehir hakkında ihtilâf çıktı; Viyana veya Yukarı Macaristan'da, Varad'ın kuzeyindeki Dobreçin kasabasının görüşme yeri olmasını ileri sürdülerse de Osmanlı hükümeti, Türk hududuna yakın bir mahallin seçilmesinde ısrar eylediğinden Belgrat'a yakın olarak Karlofça kasabası münasip görüldü.


Dört Devletin Murahhasları

Anlaşmaya karar verilip müzakere yeri belirlendikten sonra sadrâzam Amcazâde Hüseyin Paşa barışın sonuçsuz kalıp muharebenin tekrar başlaması ihtimaline karşı orduyu alarak Belgrat'a hareket etti ve Sofya'ya geldiği sırada Avusturya ve Venedik murahhasları tarafından sulhun esasına dair beyanname geldi ve kabul olunarak Osmanlı murahhası olarak Reisülküttab Rami Mehmet Efendi ve Divan-ı hümâyun tercümanı İskerletzâde: Aleksandr Mavrokordato tayin olunarak bir heyetle Karlofça'ya gönderildi.

Osmanlı murahhasları ile Avusturya, Lehistan, Venedik ve Rus murahhasları ve iki taraf arasını bulan İngiliz mümtaz elçisi Baron Vitorvendi ile İstanbul'daki İngiliz elçisi Baçet ve Felemenk elçisi Hemsberke Karlofça kasabasında toplanıp görüşmeye başlamışlardı (1110 H./1699 M).

Karlofça Antlaşması'na Avusturyalılar tarafından Kont Ötringen ile Şihink ve Venedikliler tarafından Şövalye Ruzzini ve Lehistan murahhası olarak Kont Malahovski tayin edilip ruslar da Prokop Boganoviç adında bir müşahid göndermişlerdi.

Karlofça'daki görüşmeler ve tartışmalar tam 4 ay devam ederek 36 celse sürmüş; sert, çetin müzakerelerle Kesilmeye pek yaklaştığı anlar olmuş ve nihayet sulh kararını imzalamaya izni olmayan Rusya hariç olarak 3 devletle 25'er sene müddetle ayrı ayrı antlaşma ve Rusya ile de 3 sene için mütareke imzalanmıştır (26 Ocak 1699/24 Receb 1110).

Osmanlı 1. murahhası Rami Mehmet Efendi'nin barışın akdi esnasındaki ehliyet ve uyanıklığı, iyi görüşü ve görüşülen meseleleri sür'atle kavrayarak vukuflu itirazları ve aynı zamanda yabancı murahhasları üzerindeki sempatisi sebebiyle karşı tarafı susturmak suretiyle antlaşmanın kesilmesine meydan vermeden barışın imzalanmasına muvaffak olmuştur.


Avusturya İle Başlıca Anlaşma Şartları

Avusturya ile imzalanan antlaşma 20 madde idi. Banat veya Temeşvar eyaleti bütün hatları ve sancaklarıyla (Tise, Tuna ve Moroş köşesi) beraber Osmanlılarda kalıp Erdel de dahil olmak üzere Macaristan'ın diğer yerleri Avusturya'ya terk edilip Tise ve Moroş nehirleri balık avı ve sair ihtiyaçlar ve nehir gemileriyle yapılacak nakliyat için her iki tarafça serbest bırakılıyordu. Hırvatistan taraflarında da her iki devlet ellerindeki yerleri muhafaza ediyorlardı. Bu taraftan da Sava nehri tabiî hudut olarak kabul edilmişti. Antlaşmanın 10. maddesi gereğince muharebe esnasında Macar, Erdelli ve Kurslu'dan Osmanlılarla beraber çalışanların bir huzursuzluk yapmamaları için bunların hudut üzerinden alınarak dahilde iskânları ve bunların Macaristan, Erdel ve Orta Macaristan da kalan ailelerinin kocalarının yanına gitmeleri kabul edilmiştir. Antlaşmanın diğer maddeleri ise hudut tesbitine, eski ahidnâ-melerin devam ve tatbikine, ticaret işlerine, elçiler ve nâme alınıp gönderilmesine dairdi. Antlaşmanın sonuncu maddesinde sulhun 25 sene devam edeceği ve bu müddetin devamında veya ortasında iki tarafça arzu edildiği takdirde uzatılabileceği ve bu sulh, müddeti içinde Kırım hanının da dostluk ve barış hususuna riayet etmesi kaydedilmektedir. Bu antlaşmanın imzalanmasıyla Erdel, Osmanlı devletinin nüfuzu altından çıkarak Avusturya'nın bir eyaleti oluyordu; Antlaşmanın imzalanması sırasında Avusturyalılar Tökeli'nin kendilerine tesliminde ısrar etmişlerse de Osmanlı hükümeti îcabederse harbi göze alacağını ve fakat Tökeli'yi teslim etmiyeceğini kat'i surette beyan etmiş olduğundan Avusturya murahhasları daha ileri gitmemişlerdi.


Lehistan'la İmzalanan Antlaşma

Lehistan'la da 11 madde üzerine 25 akdedilen maddelik bir antlaşma imzalanmış olup Osmanlı devleti, Bucaş antlaşması ile Lehlilerden aldığı yerleri yani Podolya eyaleti ve bu arada Kamaniçe ile Ukrayna'yı terk ederek buna mukabil Lehlilerin Boğdan'dan zaptettikleri kaleleri geri alıyordu. Osmanlı hükümeti tarafından Ukrayna Kazak hatmanlığı'na tayin edilip Boğdan'da oturmakta olan hatmanın vazifesine son veriliyordu; bundan başka antlaşmanın 4. maddesi gereğince Osmanlı hükümeti, Kırım hanının Lehistan'a taarruzunu önlemeği taahhüt ettiği gibi aynı zamanda Lehlilerin Kırım hanlarına her sene verdikleri vergi de kaldırılıyordu.

Deli Petro, Azak kalesini alarak Karadenize çıkmak istemişti; fakat Kerç boğazının Osmanlılar elinde bulunması ve bu sırada Osmanlılarla Avusturya arasında barışın kararlaştırılması onun emelini tahakkuk ettiremediğinden Karlofça'ya gönderdiği murahhas, barışa yanaşmayarak 3 sene üzerine bir mütareke imzalayıp memleketine dönmüştü; fakat Çar, yalnız başına emelini tahakkuk ettiremeyeceğini anladığından barışa karar verdi ve ertesi sene yani 1700 senesinde Çarın Azak denizi üzerinde yaptırdığı bir kalyon ile Rus murahhası İstanbul'a gelerek Kumkapı'da hazırlanan bir konağa misafir edilmiş ve 1112 Safer - 1700 Temmuz'da pâdişâhın Edirne'den İstanbul'a naklinden sonra Reisülküttab Rami Mehmet Efendi ile Rus murahhası Ukraynçov (Ukraintzavv) arasında görüşmelerden sonra 14 madde üzerine barış antlaşması imzalandı; bunlarla da antlaşma müddeti yirmi beş sene idi.


Ruslarla Antlaşma

Antlaşmanın 4. maddesi mucibince Azak kalesi ile etrafında ona tâbi kale ve hisarlar Ruslara terkedildiği gibi 7. madde gereğince Kuban taraflarından da Ruslara 10 saatlik bir yer bırakılmıştır. Antlaşmanın 2. maddesi gereğince Özi suyu üzerindeki Doğan (Togay), Gazi Kerman, Şahin Kerman, Nusret Kerman hisarları yıkılmak üzere o havali Osmanlılara iade olundu; yine bu antlaşmanın 13. maddesi gereğince Rusların daimî surette İstanbul'da kapı kethüdası ismiyle küçük elçi bulundurmaları ve bunun diğer devletlerin daimî elçileriyle aynı hakkı haiz olmaları kabul edilmekte idi. Anlaşmanın 8. maddesinin son fıkrası îcabınca Rusların muahede mucibince ilk daimî kapı kethüdası Tolstoy adında bir zattır. Müzakere esnasında, Rus murahhası Azak ile istanbul arasında Rus gemilerinin trafiğini teklif etti ise de Karadeniz'i Kendi iç denizi addeden Osmanlı hükümeti bu teklifi derhal ve şiddetle reddetti.


Karlofça Antlaşmasının Etkisi

Sultan Ahmet zamanında Avusturya ile imzalanan Zitvatoruk antlaşması Osmanlı pâdişahlarının imparatorun üstünde tuttukları mevkilerine imparatorları da çıkartmış ve bu suretle denklik esası üzere bir anlaşma yapılmıştır. Zitvatoruk antlaşması'nı îcabettiren ve 14 sene süren muharebede Kanunî Sultan Süleyman zamanında görülen serî muvaffakiyetler görülmemiş olmakla beraber netice yine Osmanlıların lehine olmuştu; fakat harbin uzun yıllar devamı idarî, malî, askerî, adlî ve iktisadî bir çok buhranlar doğurmak suretiyle devleti sarsmış ve bundan sonra meydana çıkan iç ve dış kargaşalar yüzünden devlet kendisini toparlayarak eski düzeni bulamamıştır; bununla beraber devletin esas temeli sağlam olduğundan karşısına çıkan çeşitli zorlukları yenmiş ve büyük fedakârlıklar mukabilinde Venediklilerden Girit'i, Lehlilerden Ukrayna ve Podolya'yı ve Avusturyalılardan da Uyvar'ı almış ve bu hareketleriyle eski devirlerdeki istilâ harekâtına benzer bir canlılık göstermişse de bu canlılık çok sürmeyerek en büyük ülkelerin elden çıkmasına sebep olmuştur. Yani Viyana önündeki bozgun, devletin asırlardan beri elde ettiği yerleri uzun mücadelelerden sonra 16 senede elden çıkarmış, Macaristan, Erdel, Podolya, Ukrayna, Mora gibi geniş bölgeler Bosna ve havalisinden mühim yerler düşmanların ellerine geçmiştir.

Bu, 1094 H./J683 M. de başlayan büyük muharebede Osmanlı muhafızlarının kendilerine bırakılan kaleleri her mahrumiyete katlanarak ve düşman içinde kalmalarına bakmayarak büyük bir fedakârlık ile müdafaa etmeleri düşmanların bile takdirini ve hayretini kazanmıştır; düşman bu gazî kale müdafilerine, en ümitsiz zamanlarında kaleyi teslim etmeyi teklif ettikleri zaman gerek kumandan ve gerek muhafızlar "Biz kalenin müdafaasıyla mükellefiz, vermeğe salâhiyetimiz yoktur" cevabıyla karşılık vermişlerdir.

Bu XVII. yüzyıl sonlarında Avrupa devletlerindeki harp usullerinin muharebe icablarına ve yeni tabiye ve silâhlara göre gelişmiş bir şekil alması ve Osmanlı harp sisteminin ise bir buçuk asır evvelki sistemi muhafaza etmesi ve kaynağının tükenmesi üzerine askere alınanların toplama bir alay nizamsız askerden teşekkül etmesi ve bu yetmiyormuş gibi ordu serdarlığının liyakatsiz ellere ve hattâ eşkiyalıktan gelme türedilere verilmesi pek acı ve telâfisi imkânsız neticeler doğurmuştur; bu kadar karanlık ve ümitsiz anlarda ve intizamı bozuk bir ordu denilen fakat cevherli ve vatanperver bir kalabalığın icabında sevk ve idare kudretini gösteren değerli kumandanlar elinde ne fedakârlıklar gösterecekleri de tarihin şahadet ettiği hadiselerdendir. Köprülüzâde Fazıl Mustafa Paşa'nın bu husustaki başarısı malûmdur.

Karlofça Antlaşması ile neticelenen ve dört cephede ve bilhassa Avusturya ve Venedik cephelerinde en kıymetli toprakların terkini gerektiren muharebe, Osmanlı ordusunun bundan böyle yeniden tertip ve düzenlenmesiyle yeni usullere göre harp etmesini îcabettiriyordu. Karlofça Antlaşması, Osmanlıların askerî kudretinin mühim surette zaafa uğradığını meydana koymuş ve asırlarca süren düşman üzerindeki Türk kudret ve kuvvetini silmiştir.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz