Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Kemaleddin Kâmi Kamu
Topkapı Sarayı - İstanbul Sarayı
Kanuni Sultân Süleyman
Tarihimizde Nisan Ayı Olayları
XVI. Yüzyıl Ortalarından XVII. Yüzyıl Sonlarına Kadarki Şeyhülislâmlar
yavuz sultan selim
Erzurumlu Emrah
Osmanlı Milletler Topluluğu
Ebezâde Abdullah Efendi
Osmanlı armasının anlamı nedir?

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Kaside

Kaside sözcüğünün anlamı "kastetmek, yönelmek" olan Arapça "kasada" sözcüğüyle ilgilidir ve "belli bir amaçla yazılmış manzume" demektir. Türk edebiyatında din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla belirli kurallar içinde yazılan uzun şiirlere denir.

Bir söylentiye göre, ilk kasideyi, Arap şairlerinden Mühelhil (hicretten 5 yüzyıl önce) söylemiştir. Bu dönemde seferler, her yıl Kâbe'de toplanırlar ve kasidelerini okurlarmış. İçlerinden en güzeli Kâbe duvarına asılırmış. Bunlara muallaka denir. En ünlü 7 kasideye Muallakât-ı Seb'a ya da Seb'a-i Muallaka (Yedi Askı) denir.

Kaside, Arap edebiyatından, önce İran edebiyatına, bu yoldan da XIII. yüzyıldan sonra Türk edebiyatına geçmiştir.

Kaside, beyitlerle yazılan bir nazım biçimidir. Uyak düzeni, gazelin uyak düzeninin aynıdır. Yalnız ondan çok uzundur. Kasidenin İlk beytine matla' denir. Şair kaside içinde her hangi bir yerinde matla'ı yenileyebilir. Buna tecdîd-i matla adı verilir. Bu matla’lar birden çok olduğunda bunlar, sırasıyla matla'-i evvel (birinci matla), matla'-ı sânî (ikinci matla), matla-ı sâlis (üçüncü matla) adını alırlar. Böyle olan kasidelere zâtü'l-metâli' ya da zü'l-metâli' denir. Şair, kaside içinde tecdîd-i matla' yapmadan önce bunu bir beyitle bildirir.

Kasidenin son beytinin adı makta’dır. Şairin mahlasının bulunduğu beyte kasidede tâc-beyt adı verilir ve kasidenin sonlarına doğru bulunur. Kasidenin en güzel beytine de beytü'l-kasîd ya da beyt-i kasîd denir.

Kaside, en az 31, en çok 99 beyit olur. Beyit sayısı 31'den az olan kasideler de vardır.

Divan edebiyatında kasideleriyle tanınmış şair Nef'î'dir. özellikle kasidelerinin nesîb bölümünde çok geniş bir hayal dünyası yaratmıştır, övgüleri de çok abartmalıdır ve övdüğü kişiyi göklere çıkarır. Nef'î’nin kasidelerinde dikkati çeken bir özellik de fahriyelendir. İstediği kişiyi abartarak öven şair, bu övgünün bir o kadarını da kendisi için yapar.

Nedim de kasidelerinin özellikle nesîb ve girîz-gâh bölümlerinde başarı göstermiştir. Betimlemeleri somut ve gerçeğe yakındır. Kaside içinde gazel söylemediği zamanlarda bile, duygu ve düşüncelerini, ince hayallerle süsleyerek gazel söyler gibi çok zarif olarak anlatmayı başarmıştır.

Kaside 6 bölümden oluşur. Bunlar sırasıyla ve özellikleriyle şöyledir:

1. Nesîb ya da Tesbîb

Kasidenin girişi ve şiir yönünün en ağır basan bölümüdür. Genellikle 15-20 beyit kadar olur. Kasidede asıl amaç, bir büyüğü övmektir. Fakat, şair doğrudan doğruya övgüye başlamaz. Nesîb bölümünde bir betimlemeyle (tasvir) başlamak ister Nesîbin konusu çok çeşitli olur. Genellikle, bahar, kış, gece, savaş alanı, at, bir güzelin anlatılması, betimlenmesi gibi konulardır. Fakat, bu betimlemeler, gerçekten uzak, soyut bir doğa betimlemeleridir.

Kasideler, genellikle nesîbin konusuna göre adlandırılır. Kimi zaman da redifi, eğer redif yoksa uyağına göre ad verilir. Nesîb bölümünde anlatılan konulara göre kaside çeşitleri şöyledir:

a. Bahariye ya da Rebîiye

Nesîb bölümünde baharın anlatıldığı kasidelere denir. Baharın güzelliği, çiçekler türlü benzetmelerle çok soyut bir biçimde anlatılır.

b. Şitâiye

Nesîb bölümünde kışın anlatıldığı kasidelere denir, özellikle yalnız kardan söz edilirse berfiye adını alır.

ç. Temmûziye

Nesîb bölümünde yazdan ve sıcaktan söz edilen kasidelere denir.

ç. Ramazaniye

Ramazan dolayısıyla yazılan ve nesîbinde ramazanı türlü yönleriyle anlatan kasidelerdir.

d. İydiye

Bayramlarda sunulan kasidelere denir. Şair bayram dolayısıyla kasidesine bir başlangıç yapar ve sunduğu kişinin bayramını kutlar.

e. Nevrûziye

Nevruz dolayısıyla yazılan kasidelerdir.

f. Rahşiye

Nesib bölümünde atın anlatıldığı ve övüldüğü kasidelere denir.

g. Hammâmiye

Nesib bölümünde hamamın ve hamamdaki bir güzelin anlatıldığı kasidelere denir.

Bunlardan başka, kasidelerin nesîb bölümünde devlet büyüklerinin yaptırdıkları köşklerin anlatıldığı kasidelere dâriye, padişahın tahta çıkışı dolayısıyla yazılan kasidelere cülûsiye, padişahlarla öteki devlet büyüklerinin savaş ya da herhangi bir amaçla gittikleri yerlerden dönmeleri üzerine yazılan kasidelere kudûmiye ya da istikbâliye, bir kalenin, bir ülkenin fethi dolayısıyla o yerin fatihine sunulan kasidelere fethiye, savaşın sonunda imzalanan antlaşma ve sağlanan barış dolayısıyla yazılan kasidelere de sulhiye denir.

Kimi kasidelerin nesîb bölümünde şehir tasviri de yapılmıştır.

Kimi kasidelerin nesîb (bölümü, ahlaki ve felsefi bir konuya ayrılmış olabilir. Nef'î'nin IV. Murat için yazdığı bir kasidenin nesîb bölümü talihten ve felekten şikâyetlerle başlamakta¬dır.


2. Giriz-gâh ya da Girîz

Kasidelerin nesîb bölümünden medhiye bölümüne geçerken söylenen beyit ya da beyitlere denir. Bu beyit iki bölümü birleştiren bir basamak görevindedir. Girîz-gâh beyti gelişigüzel söylenmez. Yeri getirilerek, uygun nükteli bir sözle övgüye başlandığı belirtilir, özellikle Nedim, kasidelerinin girîz-gâh beyitlerinde nükteli, zekice buluşlarıyla üstün bir başarı sağlamıştır.

3. Medhiye

Kasidenin sunulduğu kişinin övüldüğü bölümdür. Övülen kimsenin kişisel yetenekleri hiç dikkate alınmadan, çok abartmalı olarak, kalıplaşmış ifadeler ve benzetmelerle yapılan bir övgüdür. Bu da, lûtfu, cömertliği, adaleti, kuvveti, haşmetiyle tanınmış tarihi ve efsanevi kahramanlarla karşılaştırılarak yapılır. Bu bölümün şiir yönü çok zayıftır. Dil, Öbür bölümlere oranla daha ağırdır.

4. Tegazzül

Tegazzül, "gazel söyleme, gazel tarzında şiir yazma" anlamına gelir. Kasidelerin içinde, genellikle medhiye bölümünden sonra, bir fırsatını düşürüp aynı ölçü ve uyakta bir gazel söylemektir. Şair, duruma uygun bir beyitle gazel söyleyeceğini önceden haber verir.

Kimi zaman, kaside tegazzülle de başlayabilir. Bu durumda kasidede nesîb bölümü bulunmaz. Gazelden sonra yine medhiyeye geçilir.

5. Fahriye

Fahriye, kaside içinde şairin kendini övdüğü bölümdür. Medhiye bölümünde olduğu gibi burada da şair, abartmalı olarak kendini İran’ın ünlü şairleriyle karşılaştırarak över. Şiirinin ve şairlik gücünün onlardan üstün olduğunu söyler. Böyle söylemekle de, kaside sunulan kişinin, sıradan bir şairce övülmediğini, şiirinin ve şairliğinin değeri yüksek bir şairce övüldüğünü anlatmak ister.

Kaside fahriyelerinde en çok başarı göstermiş şair, Nef’î'dir. Nef'î kendisiyle birlikte, şiiri ve şairliği de yüce ve saygıdeğer bir sanat olarak övmüştür.

Nef’î, kimi kasidelerine fahriye ile başlar. Böyle kasidelerinde nesib bölümü yoktur. Nef'î'nin kasideyi sunduğu kişiden önce, kendini övmesi; övülen kimsenin, böyle sözü değerli bir şairce övülmesinden dolayı gurur ve şeref duymasını, böyle övülmesiyle değerinin bir kat daha arttığını anlatmak içindir. Bu da övülen kişiye karşı başka bir yoldan yapılmış bir medhiye sayılır.

6. Dua

Kasidenin en son bölümüdür. Birkaç beyit olur. Şair, burada övdüğü kimsenin başarılı, uzun ömürlü ve talihinin iyi olması yolunda iyi dileklerde bulunarak dua eder. Dua bölümüne geçtiğini şair uygun bir sözle belirtir.

Genellikle iki eşit parçaya bölünebilen kalıplarla yazılan ve iç uyakları bulunan kasidelere musammat kaside denir.


DİLÇİN, Cem, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, 6. bs. Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2000.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz