Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Osmanlı Tarihindeki Önemli Kişiler
Dertli
Fatih Sultan Mehmet Dönemine Kadar Osmanlı - Bosna Krallığı İlişkileri
Divan Şiiri Örnekleri
II. Murat Dönemine Kadar Venedik Cumhuriyeti - Osmanlı İlişkileri
Molla Abdülkerim
BALKAN SAVAŞLARI
Süleymaniye Camii Hakkında Bir Anektod
Fermanın Yapısı
Âşık Şenlik

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Kayıkçı Kul Mustafa

Sayfadaki Başlıklar


Hayatı
Şiirleri

Hayatı

XVII. yüzyıl halk şiirimizin asker ozanlarından biridir. Kayıkçı Kul Mustafa'nın doğum ölüm yıllarını bilemiyoruz. Yaşamı üzerine de açıklayıcı bilgilerden yoksunuz, ölümünün, Abaza Hasan Paşa'nın ayaklanmasını dile getiren destandan 1659'dan sonra olduğu sanılıyor. Böylece Kayıkçı Kul Mustafa'nın XVII. yüzyılın ilk yarısında yaşadığı ileri sürülüyor. Cezayir'den Bağdad'a dek çeşitli beldeler dolaşmış, savaşmış, savaşlara destanlar, yenilgilere, şehitlere ağıtlar düzmüş bir Yeniçeri ozanı.

Murat Reis'in ölümü (1609) dolayısıyla söylediği ağıttan, "Kayıkçı" sanını Cezayir'de bulunduğu sırada, görevinden dolayı aldığı sanılıyor. Padişah II. Osman'ın bir ayaklanma sonucu öldürülmesini anlatan şiiri, Şah I. Abbas'ın Bağdad'ı ele geçirişi, IV. Murat'ın 1630'da Bağdad'ı kuşatması üzerine söyledikleri Murat Reis'in ölümünden sonra IV. Murat'a "kul" olduğu, olayların içinde yaşadığını, yaşadığı olayların da şiirini söylediğini açıklıyor. Bunların içinde en ünlüsü Genç Osman Destanı’dır. Kayıkçı Kul Mustafa'nın Genç Osman Destanı kısa sürede bütün Anadolu'ya yayılmış, büyük ün kazanmıştır.

Şiirlerinde kimi söylemelerde zorlamalar görülüyorsa da, döneminde halk beğenilerini zorlamayan, yalınlığı, içtenliğime geniş etki bırakmış, halk şairlerini de bir ölçüde etki altına alabilmiştir.

Şiirleri

Gel e dilber gel Allah’ı seversen

Gel e dilber gel Allah’ı seversen
Gel ağlatma beni eller içinde
Ne acayip olur şu halk-ı âlem
Söyleşirler bizi diller içinde

Bunca zaman hasretinden gülmedim
Böyle zalim olacağın bilmedim
Çok yerleri gezdim amma görmedim
Bencileyin gedâ kullar içinde

Bedir olur doğar artık dulunmaz
Akar çeşmim yaşı bir dem silinmez
Umarım ki şunda asla bulunmaz
Sencileyin gönce güller içinde

Mustafa söyler sözünü saz ile
Süregür devranı şevkçe şâz ile
Kırmızılar giy de salın naz ile
Ko ben görüneyim çullar içinde


Kara gözlü dilber lebin lezzeti

Kara gözlü dilber lebin lezzeti
Sükker midir şerbet midir bal mıdır
Dökülmüştür ak gerdanın üstüne
Kâkül müdür sırma mıdır tel midir

Kudretinden eğnine hülle biçilmiş
Gerdanına siyah benler saçılmış
Hüsnünün bağında çiçek açılmış
Lâle midir sümbül müdür gül müdür

Gönlümdür aşk ile arayup süzen
Ağyar olur yârin ardınca gezen
Söyledikçe kara bagnmız ezen
Ağız mıdır dudak mıdır dil midir

Alçakları koyup yüksekte uçmak
Rakib-i nâşiye sırrını açmak
Yâdlara meyledip fakirden kaçmak
Âdet midir kanun mudur yol mudur

Mustafa der acep gördüğüm düşü
Dilbere meyletmek âşıkın işi
Yolunda harc olan gözümün yaşı
Derya mıdır ırmak mıdır göl müdür

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz